Dumankaya

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Villa A

Proje

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

8 House

Tarih: Temmuz 2010
Ana Sayfa


İşveren: Høpfner, Danimarka Yağ Şirketi, Frederikslund Mağazası
Toplam Alan: 62.000 m2
Toplam Konut Sayısı: 505 adet

Maliyet: 73 milyon Euro

Projenin BitişTarihi: 2009

Proje Künyesi



Sorumlu Ortak:
Bjarke Ingels

Proje Yöneticisi:
Ole Elkjær-Larsen
Proje Şefi: Thomas Christoffersen
Proje Yöneticisi:
Rune Hansen

Proje Ekibi:

Henrik Lund
Agustin Perez Torres
Annette Jensen
Carolien Schippers
Caroline Vogelius Wiener
Claus Tversted
David Duffus
Dennis Rasmussen
Finn Nørkjær
Hans Larsen
Jan Magasanik
Jakob Lange
Jakob Monefeldt
Jeppe Marling Kiib
Joost Van Nes
Kasia Brzusnian
Kasper Brøndum Larsen
Louise Hebøll
Maria Sole Bravo
Ole Nannberg
Pablo Labra
Pernille Uglvig Jessen
Peter Rieff
Peter Voigt Albertsen
Rasmus Kragh Bjerregaard
Richard Howis
Søren Lambertsen
Eduardo Perez
Ole Schrøder
Ondrej Tichy
Sara Sosio
Karsten Hammer Hansen
Christer Nesvik
Søren Peter Kristensen

Ortaklar:
Moe & Brodsgaard
KLAR

YorumlarYorum Sayısı: 20

Yazan: hero49Öyle iki tane süslü sözle uluslararası kabul görmüş bir projeyi yerden yere vurmak mimarlık değil, ezilmişlik duygusudur.Bu da böyle biline.

Yazan: hero49Merak ediyorum bu projeyi bu kadar berbat bulanların yaptığı projeler neler.Avrupa o kadar da uzak değil kendine güvenen varsa gitsin Avrupada mimarlık yapsın.Görelim.

Yazan: gizemarchKonut tasarımı, aslında metrekare olarak küçük birimler olsa da çok ciddi bir tasarım konusu, diğer bütün yapılar gibi. Yeni şeyler denerken alınan sorumluluklar çok fazla. Çok iyi ve dikkatlice tahlil edilmek zorunda. İnsan olmak nedir, neye ihtiyaçları vardır, gerçek saf, iç psikolojisi nelere ihtiyaç duyar... Mimarlık deneylerle doğruluğu kanıtlanabilen bir meslek değil malesef. Deneylerimiz uygulamalarımız, yapılarda başlayan hayatlarımız. Doğru sonuca ulaşmaya çalışırken, yanılmaların olması, insanların yaşantılarına mal olmakta. Toplu konut anlayışı, nüfus yoğunluğu fazlalıkları, insanları bir kitleye(bir çok ihtiyaca karşılık veren) hapsetmek, yanlışlıkları bir çok projeyle neredeyse kanıtlanmış durumda. Buna son incelediğim örneklerden biri olan Peter ve Alison SMithson'ın (ki ikinci dünya savaşından sonra yeni brütalizm akımının oluşmasına sebep olan mimarla...) tasarlamış olduğu Robin Hood Gardens'ı çok rahatlıkla örnek olarak verebilirim. Yanlışlar olacaktır, muhakkak, insan beyni, yanılabilir. Ama lütfen tekrarlamayalım ve daha iyi sonuçlar ulaşalım...

Yazan: RedRapsodyRica ederim. Ben doğru noktaya dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Bağlam ve konsept arasındaki ilişki de projenin gücünü belirliyor. Bizim tasarım yaklaşımlarımızda bu eksik kalıyor. Bağlam ile konsept arasındaki ilişki zayıf kalıyor çoğu durumda. Bu iki kavramı özenle kurgulamış projeler elle sayılabiliyor. Bunun nedenlerini de başka konularda irdeleriz belki. Bu proje için konuşursak bağlam ve konseptin ilişkisinin gücü projeyi başarılı kılıyor.

Yazan: Onur EroğuzSayın Eroğuz , yazınızın pekçok bölümüne katılsam da 'konsept' tanımlamanızı yetersiz buldum.Konsept kelimesinden önce 'mimari projede' ilk düşünmemiz gereken 'bağlam' konusu bence. Bu proje için ise 'bağlam' konsept konusunda daha güçlü kalıyor. Daha doğrusu konsepti projenin bağlamı oluşturuyor. Bağlamcı olmayan bir yaklaşımda ( nerede,ne yöne, ne yükseklikte yapılırsa yapılsın aynı şeyi ifade eden yapılar) 'konsept' kavramının ön plana çıkması ihtiyacı vardır... Sayın RedRapshody, Öncelikle belirtmeliyim ki bu proje özelinde değil güncel mimarlık anlayışı üzerine bu yorumu yapmıştım. Yukarıda alıntıladığım cümlenize katılıyorum. Bir önceki iletimde; "Artık projeler adına konsept denilen ve gerçek anlamını pek az kimsenin bildiği soyut düşünceler üzerine tasarlanıyor" derken, tam olarak "konsept" ve "kontekst" arasındaki anlam kaymasını ifade etmeye çalışmıştım. Şimdi tekrar okuyunca, kısa yazmak isterken belirsiz kalmış olduğunu farkettim, teşekkür ederim. Saygılarımla, Onur Eroğuz, mimar

Yazan: RedRapsodySayın Eroğuz , yazınızın pekçok bölümüne katılsam da 'konsept' tanımlamanızı yetersiz buldum.Konsept kelimesinden önce 'mimari projede' ilk düşünmemiz gereken 'bağlam' konusu bence. Bu proje için ise 'bağlam' konsept konusunda daha güçlü kalıyor. Daha doğrusu konsepti projenin bağlamı oluşturuyor. Bağlamcı olmayan bir yaklaşımda ( nerede,ne yöne, ne yükseklikte yapılırsa yapılsın aynı şeyi ifade eden yapılar) 'konsept' kavramının ön plana çıkması ihtiyacı vardır. Çünkü o da olmazsa projenin içi boş kalma ihtimali yüksektir. Mutaka akılda kalıcı bir 'imge' , bir form olmalıdır. İşlevsel olması gerekmez. Bu mimarlığı da hiç sevmedim, sevmeyeceğim. Fakat bu projede bir konsept kurma çabasından önce bağlamcı bir yaklaşım var. Ve güçlü bir bağlam sonunda ortaya çıkan tarasım 'konseptsiz kalmaz' mutlaka kedisini ifade edebileceği güçlü bir hikaye çıkar içerisinden. Fakat bazı şeyler gibi 'detaylı bakan gözler' görür farkını. Ama zamala yapıyı inceleyen herkes içerisindeki bağlamı fark eder, kaliteli yaklaşımı fark eder. Söylediğiniz son söze katılıyorum. Ekolojik veya sürdürülebilir tasarım yaklaşımları 'salt işlev üzerine' gelişemez. Mutlaka iç dinamiklerini 'form' arayışına doğru sürükler. İnce çizgi şurada: 'bizim(yaşadığımız toplumun) estetik algımız' ne yönde gelişecek? Silindir apartmanları estetik bulan bir toplum ile bu projedeki formu estetik bulan toplum birbirinden ayrılacak, tercihleri o yönde olacak, mimarlıkları da o yönde gelişecek.Konseptleri de ona göre belirlenecek.

Yazan: Onur Eroğuz...Dicle Kenarında ki uçuruma yerleşen o zaman ki halk, düşman korkusundan korunma için böyle bir yerleşimi tercih etmişlerdir, tarih de bunların çok örnekleri var. Ancak burada kimden korunma içgüdüsü ile böyle bir yerleşim yapılmış... Haklısınız ama önceki iletimde değinmeye çalıştığı da tam olarak buydu. Sanırım ifade etmekte yetersiz kaldım. Tam olarak şunu söylemek istemiştim; bugün, mimarlık premodern ve modern dönemlerde olduğu gibi işlev ve ihtiyaç odaklı bir düşünce alanı değil. En temel ihtiyaçlar olan gün ışığı ve temiz hava sirkülasyonu projeler üretilirken tabii ki gözardı edilmiyor ama ne bunlar, ne de işleve yönelik diğer kararlar projelerin ana kararlarını oluşturmuyor. Artık projeler adına konsept denilen ve gerçek anlamını pek az kimsenin bildiği soyut düşünceler üzerine tasarlanıyor. Bu nedenle işlevsel, ekonomik, üretilebilir yapılar değil "en iyi anlatılmış" yapılar, "derdini en iyi ifade eden" yapılar hem pratikte, hem de yarışmalar seviyesinde daha değerli görülüyorlar. Mimarlık mesleğinin bu şekilde evrilmesi sürecinin çok kısa olması belki de bizi bu kadar tekinsiz hissettiriyor, zira ben sadece 9 yıl önce mezun olmuş olmama rağmen bu projeyi bitirme projesi olarak sunsam muhtemelen 8 yıl önce mezun olmuş olurdum. Proje üzerinden bu dönüşümü tartışmak daha verimli derken bunu kastetmiştim. Mimarlık artık bu yönde ilerliyor gibi görünüyor, tekrar bir geri dönüş mümkün mü bilinmez ama bu dönüşümün mimarlığın kendi dinamikleriyle değil doğrudan ekonomiyle ilişkili olarak gerçekleştiği açık. Aşağı yukarı aynı yaşamı sunan aynı büyüklük ve fiyattaki iki konuttan birini satmak için ona bir farklılık yüklemek gerekiyor. Önce konutların iç mekan malzemelerindeki tercihlerle başlayan bu trend daha sonra site hayatı, havuz, güvenlik, tenis kortu göstergeleriyle devam etti. Bulunduğumuz noktada ise bambaşka bir hayat ve alışılmadık geometrilerin satış potansiyellerini kullanarak dönüşüm sürüyor. Tüm bunlar yapılırken bazı projeler işlevsel ve teknik olarak da başarılıyken bazı projeler bu alanlarda çuvallamasına rağmen satıyor. Pek de istikrarlı doğruları olan bir mecra değil şu sıralar yaşamakta olduğumuz. Bana öyle geliyor ki her türlü farklılaşma çabası deneyiminden sonra edinebileceğimiz en farklı konutlar yine düzgün tasarlanmış, konfor şartlarını sağlayan, ekonomik konutlar olarak belirecek ve bir farkla tekrar başa döneceğiz. Sürdürülebilirlik... Geleceğin konutlarının konfor şartları ve ekonomi ile ilgili kıstaslarının doğrudan sürdürülebilir enerji kullanımıyla değerlendirileceğini sanıyorum ve bu sistemlerin kendi geometrik kurgularını da üreteceğini düşünüyorum. Saygılarımla, Onur Eroğuz, mimar

Yazan: Faruk Özgökçe8 house'da belki de emsal değerini aştığı için o katlardan vazgeçildi. projenin ilk halinde düz gelirken belediyeden geçmediği için o katlardan vazgeçmiştir Bjarke Ingels.:d Toprakdan gelip toprağa giden döngüde insanoğlu toprağa özlem çekmeli ki vuslatın değerini anlasın...!

Yazan: RedRapsodyEn yeşil yerler mezarlıklarımız değil mi:). Betonların içerisinde yaşayıp , yeşillerin içerisinde ölmek. Bu betonlaşmanın hesabı sorulmalı. İnsanlar neye para verdiklerini sorgulamalı. Düşünüyorum, 8 de vaz geçilen katlardan bizim müteahitimiz vazgeçermiydi?

Yazan: RedRapsody......

Bütün yorumları forumda okuyun!
8 House
Proje Arşivi
Dönem içinde yayınlanan projelerin listesi aşağıdadır. Ayrıntılarına ulaşmak istediğiniz proje başlığını listeden seçiniz.