Kıraç Belediyesi döneminde, Belediye Meclisi Üyeleri Seyit Aslan ve Hasan Algül tarafından verilen önergeyle, Kıraç Beylikdüzü mevkiinde hastane arazisi olarak ayrılan 130 dönüm büyüklüğündeki arsalar uygulama yapılarak TOKİ tarafından ihaleye çıkarıldı. Zamanın belediye meclisi ve il özel idaresince uygun görülerek kaynağı ayrılan 400 yatak kapasiteli devlet hastanesi arsasının yerinde şimdi yeller esiyor.
ARAZİ YAĞMASINA GÖZ YUMULDU
Bölgenin sürekli geliştiği ve sanayisini büyüdüğü dikkate alındığında daha büyük bir hastane ihtiyacı olmasına rağmen, arazinin satılması bölgede şaşkınlık yarattı. Büyükşehir Belediyesi'nin 1/100 binlik planlarında daha önce TOKİ'nin görüşünün alınarak 1/5000 lik planlarda sağlık tesisi olarak ayrılmasına rağmen, neden yeniden satışa çıkarıldığı soruları yanıt bekliyor. Kıraç Belediyesi'nin bağlandığı Esenyurt Belediyesi planlarında da sağlık tesisi olarak ayrılan yerin neden sağlık tesisi olmaktan çıkarıldığı henüz bilinmiyor. Esenyurt Belediyesi yönetimi hastane arazisinin TOKİ tarafından satışa çıkarılmasına göz yumarak arazinin yağmalanmasına davetiye çıkardı. Uygulamaları Esenyurt Belediyesi tarafından yapılan, mülkiyeti Milli Emlak'a ait olan hastane arazisinin kimlere satıldığı, buralardan kimlerin arsa aldığı ve yeni toplu konut alanları oluşturduğu yine merak edilen başka konuların başında geliyor.
Hastane yapımı için ayrılan arazinin TOKİ tarafından toplu konut arazisi olarak yağmaya açılmasına Kıraç halkı da tepkili.
YAĞMADAN VAZGEÇİLSİN
Daha önce alınmış kararın iptal edilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Eczacı Mehmet Öztaş, "Bu alanda bir yağma söz konusudur ve önemli olanda budur. Bu bir yağmadır ve engellenmelidir. Hastane arazisi olan yerde hep gökdelenler dikiyorlar, hastane arazisi korunmalı ve oraya devlet hastanesi yapılmalıdır. Bu yağmadan vazgeçilmelidir" şeklinde tepki gösterdi.
Sağlık sorunlarının bol olduğu bir yerde, hastane arazisinin satışa çıkarılmasının doğru olmadığını belirten Esnaf Tuncay Ecevit "Hastane arazisi üzerinde konut yapılmasını istemiyoruz. O arazi hastane arazisi olarak kalmalı ve oraya hastane yapılmalıdır" dedi.
Alanın belirlendiği gibi hastane olarak kalması gerektiğini söyleyen Esnaf Hüseyin "Ne desek boş. Kafalarına göre istediklerini yapıyorlar. Hastane en önemli ihtiyaçken hastane arazisini satışa çıkarıyorlar. Bunların zihniyeti bu işte. Bu bölgede ciddi hastane ihtiyacı var ama bunlar araziyi satıyorlar. Belediye Başkanı Kadıoğlu devlet hastanesine gitsin, bir sırada beklesin de görsün insanların neler çektiğini. O zaman ihtiyaç var mı yok mu anlarlar. Her yeri satıyorlar bari hastane arazisine dokunmasınlar" şeklinde konuştu.
HASTANE YAPILMALI
Arazinin satışı ile ilgili bilgisinin olmadığını daha önceden duymadığını söyleyen İşçi Rıza Altınok "Ama burada hastane ihtiyacı var. Tam teşekküllü bir hastane olmalı. Burası İstanbul merkezine uzak. İnsanlar bazı sağlık sorunları için ta İstanbul merkezine gitmek zorunda. Bu uygulama yanlış o araziye dokunmasınlar ve devlet hastanesi olarak kalsın.
Arazinin satılmasına karşı olduğunu vurgulayan İşçi Filiz Durak "Satmadıkları bir hastane arazisi kalmıştı orayı da satıyorlar. Burada yeteri kadar hastane yok. Madem o alan devlet hastanesi için belirlenmiş o zaman belediyenin görevi oraya bu hastaneyi yapmak olmalı. Ama bunlar halkın ihtiyacına yanıt vereceklerine oradan da para kazanmanın derdine düşmüşler" dedi.
BU NASIL GÖZÜ DÖNMÜŞLÜKTÜR
Seyit Aslan Eski Kıraç Belediyesi Meclis Üyesi: 2008 yılında İl Özel İdaresi'yle yaptığımız görüşmede, bölge belediyelerine 400 yatak kapasiteli bir yer talebinde bulunduklarını belirttiklerini, ancak cevap alamadıklarını söylemişlerdi. Bunun üzerine bizim görev yaptığımız Kıraç Belediyesi sınırları içinde müsait yerlerin olduğunu ifade ederek gerekli yazışmayı yeniden yapmalarını talep etmiştik. Ben arkadaşım Hasan Algül ile birlikte Kıraç Belediye Meclisi'ne bir önerge vererek durumu anlattık ve yapılan araştırma sonucunda Milli Emlak'a ait 130 dönümlük yerin hastane arazisi olarak ayrılması kararını aldırdık. İl Özel İdaresi'ne bu karar bildirildi ve ilçe ve Büyükşehir belediyelerince onaylandı, kesinleşti. Aradan iki yıl geçti şimdi yerin TOKİ tarafından el konularak satıldığı haberini aldık. Böyle akla ziyan bir karar olamaz, yakında milyonların yaşayacağı böyle bir yerde devlet hastanesine olan ihtiyacı anlamamak mümkün değil. Bu gözü dönmüşlüktür, bu her şeyi para olarak görmektir, rant düzenidir. Biz Kıraç halkı ve bölge halkıyla beraber kararın iptal edilmesi ve buranın hastane arsası olarak kalmasını talep edeceğiz ve mücadele edeceğiz.
Erkan Sarıoğlu EMEP İlçe Başkanı: Kıraç Beldesi'nin Esenyurt Belediyesi'ne bağlanması ile birlikte hastane arazisinin TOKİ tarafından satışa çıkarılması anlaşılır bir uygulama değildir. Esenyurt'da bir devlet hastanesi bulunmakta ve kapasitesinin yetersiz olduğu herkesin malumudur. İlçemizin nüfusu 500 bin civarındadır bölgeyi düşündüğümüzde çok daha fazla insanın yararlanacağı bir hastaneden bahsediyoruz. Bölgenin bir sanayi havzası olduğu ve on binlerce işçinin çalıştığı ve sık sık iş kazalarının yaşandığı da göz önünde bulundurulduğunda tam kapasiteli bir devlet hastanesine olan ihtiyaç ortadadır.
Böyle yakıcı bir ihtiyacın olduğu yerde hastane için ayrılmış bir alanın parsellenip satılması AKP belediyeciliğinin ve rant anlayışının geldiği son noktadır. Parti olarak bu girişimin karşısındayız ve engellenmesi için çaba sarf edeceğiz.
Yazan: psyhkeBu arada ben TOKİ ve Projeleri konusundaki mesaja cevap olarak yazmıştım ancak ayrı bir konu açılmış her nasıl olduysa. :) Not: Gerektiği takdirde konu silinebilir.
Yazan: psyhkeÜzerinden biraz zaman geçmiş ancak İzmit'te bahsi geçen 3 yeni üstgeçidin yapımı bitti. Birkaç aydır da kulanımda. En kısa zamanda fotoğraflarını çekip eklemeye çalışacağım. Köprülerin konumlarını neye göre tayin ettiklerini bilmiyorum ancak; olmamış bence. Hele ortadaki büyük köprü (Mimar Sinan Köprüsü olarak geçiyor adı) Mimar Sinan'ın eseri olan Yeni Cuma Camii'ni ezip geçmiş. Sanırım bunun özrü olarak koymuşlar bu ismi!.. Köprüler duraklarla alakasız yerlerle ilişkilendirilmiş, köprüden geçerken (Kocaeli Fuarı'nın önündeki) 20 dakikada bir geçen otobüsünüz geçip gidiyor ve yakalamanız imkansız gibi. Önce uzun bir yürüyüşle merdivene ulaşacaksın, oradan merdivenleri koşarak inmeye çalışacaksın, en sonunda da otobüs durağına koşmak zorundasın çünkü indiğin yerden durağa kadar demirlerle yolu ayırmışlar. Halkevi'ndeki durakta da tel örgü var ancak vatandaş kestirmeden teli kesmiş aradan geçip gidiyor. :) (Konumuzla biraz alakasız oldu ama yeri gelmişken söylemek istedim.)
Yazan: Emine MerdimErdoğan Bayraktar'dan itiraflar: Bugüne kadar 30 milyar lira tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını belirten TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, 'Ama yanlış yapmıyor muyuz? Çok yanlış da yapıyoruz. Bilimsel kriterler, şehircilik kriterleri manasında, mimari tarzda çok yanlışlarımız, eksiklerimiz var' diye konuştu. Haberin devamı: TOKİ Başkanı: 400 bin konuta ulaştık ama mimari yanlışlıklarımız da oldu
Yazan: mina_lavinCem Yılmaz'ın sözü çok manidar gerçekten. Diyor ya " İnsan yiyecek bunu " diye. Burada insan oturacak ama nasıl? Ev aldım diye tvlerde dan dan verilen ağlayan insan portreleri Toki'nin muhteşem başarısı diye halka pompalanırken halk ne yapsın? Kiralar uçmuş, kredi borcu, kredi kartı extreleri vs.. Bunlarla boğuşurken borçlanalım ama iki oda bir salon evimize derken. Kime neyi,nasıl anlatacaksınız?
Yazan: ninlilToki işlerinden sadece Mimarlar şikayetçi değil, İnşaat Mühendisleri Odası da Valiliğe resmen şikayetçi olmuş... Toki yapıları gerçekten; ne mimari kurallara ne inşaat yapma kurallarına ne de şehircilik kurallarına uygun oluyor. Kurallara uymadan yapılanların sonuçları 1999 yılında görüldü. Aynı hatalar tekrarlanmasa keşke! Bir de insanların ev sahibi olma istekleri sömürülüyor! Üstelik. İnşaat Mühendisleri Odası Yönetimi, TOKİ’nin Bursa genelinde inşa ettiği binlerce konutta çok sulu ve kalitesiz beton kullanıldığı, beton numunelerinin yalnızca üretici firmalar tarafından alındığı ve laboratuar incelemesinin sağlıklı yapılamadığı ve en önemlisi, kamu adına denetim mekanizmasının çalıştırılamadığı iddiasıyla, Bursa Valiliği’ne resmi bir yazıyla başvurdu. Endişelerin, deprem ve diğer doğal afetlerle pekiştirildiği şikayet dilekçesi, Bursa Valiliği tarafından işleme konularak Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’ne havale edildi. Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü de Vali Şahabettin Harput’un bilgisi dahilinde, B.09.04 İLM.4.16.00.12/ 4132 sayılı ve 23 Eylül 2008 tarihli bir yazıyla durumu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne bildirdi. ANAYASA’YI ÇİĞNİYORLAR Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın şikayet başvurusunun ardından nasıl bir adım atacağı merakla beklenirken, İMO Bursa Şube Başkanı Necati Şahin, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ni Anayasa’ya aykırı faaliyette bulunmakla suçladı. TOKİ’nin 3194 Sayılı İmar Kanunu’nu, Büyükşehir ve Belediyeler Kanunu ve Yapı Denetim Kanunu başta olmak üzere birçok yasayı çiğneyerek suç işlediğini savunan Necati Şahin, “Her şeyden önemlisi ise TOKİ yönetimi, kendisini yerel yönetim iradesinin üstünde tutuyor. Ne plan tanıyor, ne hukuk. Orantısız ve kontrolsüz güç kullanıyor. Bursa’da olduğu gibi şehirlerin anayasasını çiğniyor” dedi. TOKİ yüzünden inşaat sektörünün büyük bir yara aldığını ve günümüz ekonomi politikalarına aykırı olarak sektörün devletleştirildiğini ileri süren Şahin, şunları kaydetti:“Bu tablo bize eski demir perde ülkelerini anımsatıyor. Üstelik belediyeleri de yapsatçı müteahhit haline getirdiler. Memleketin deresine tepesine yamacına nereye istiyorlarsa konut yapıyorlar ve bunu belediyelere sattırıyorlar. Kooperatifçiliği bitirdiler. Şehirlerin planları, doğası hiç umurlarında bile değil. Üstelik ucuz konut da imal etmiyorlar. TOKİ’ye sunulan imkanlar özel sektöre tanınsın konut fiyatları daha da düşer.” SORUMLU MÜHENDİS YOK TOKİ’nin konut üretiminde, asli görevinden uzaklaşarak ağırlıklı olarak lüks daire imalatı yaptığını iddia eden Necati Şahin, “Bizi endişelendiren en önemli konu ise, TOKİ konutlarının denetimden uzak kalması. Ne kullanılan betonun ne de demirin istenilen kalitede olduğuna inanmıyoruz. Çünkü bu konutları kamu adına denetleyen bir mühendis yok. Ortada adresi belli bir teknik sorumlu yok. Bu milletin gözünü boyuyorlar ve maalesef insanımıza sürü muamelesi yapıyorlar. TOKİ konut değil, mezar satıyor, vatandaş tedbirini alsın, hakkını arasın” şeklinde konuştu. Haberin Kaynağı: meydangazetesi Konu ile ilgili Eski İnşaat Mühendisleri Odası Başkanının Yazısı [FONT=Times New Roman][/FONT]
Yazan: luminaİTÜ'de Hüseyin Kahvecioğlu'nun verdiği bir ders kapsamında davet edildiğimde yaptığım bir sunum vardı. O sunumda kullandığım bazı resimler, madalyonun arka yüzüne ait fikir veriyor. Resimler çok net değiller, kendi çektiğim kareler de değiller; daha iyilerini arcem<007'den bekliyoruz.
Yazan: arcem<007Bu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler. Bende zaten o odadan çektim:) Elimize makinalarımızı alıp İzmiti fotoğraflamaya çalışacağız yakın zamanda.Eğer bizden önce birileri paylaşmamış olursa,biz ekleriz mutlaka.Hele ki şu anda başlıyan üst geçit projelerini görseniz durumun bundan daha vahim olduğunu farkedersiniz.Ne yazık ki İzmit şu an geri dönüşü olmayan bir tecavüz hali içerisinde. Yalnız her ne kadar dert yansak da bu durumda üniversitenin de payı var.Belediyeyle daha iyi ilişkiler kurabilmek mesela!Üretilen projeleri onlarla paylaşmak mesela!Rant yaratabilen nitelikli bir projeye kolay kolay kimse hayır diyemez bence. Ama bizim tavrımız nedense hep "aman canım biz belediyeye gitsek sanki bizi dinlerler mi,kendi bildiklerini okurlar" hayıflanması üzerine!Elbette belediyenin üniversiteden talep etmesidir doğru olan,ancak madem onlar gelmiyo biz neden gitmiyoruz?Böyle böyle projelerimiz var bu kentin 3 tarafı su,dünyada böyle coğrafyaya sahip sayılı kent var,gelin beraber bu kenti kurtaralım demiyoruz?Neden sadece kentin içine ediyorlar diye kendi kendimize dedikodu yapıyoruz? Eğer onlarla konuşur ve dikkate alınmazsak,işte ozaman hayıflanma,isyan etme hakkımız olabilir diye düşünüyorum. Önemli bir tespitte bulunmak istiyorum.Bildiğim ve duyduğum kadarıyla son dönem belediyeleri içinde en borçlu belediye Kocaeli Büyükşehir Belediyesiymiş.Takip ettiğim kadarıyla da ortada inanılmaz bir çalışma var.Gerçekten inanılmaz paralar dökülüyor ve Belediye gerçekten çok çalışıyor.Buna rağmen yer yüzünde bu kadar para harcayıp bir kenti böylesine harap edebilecek bir başka güç var mıdır bilemiyorum.Burada sorun "yapma biçiminde".En basit örneği ise daha öncede bahsettiğim gibi; -8 şeritli yol yaptık. (ee karşıya geçemiyoruz kardeşim?) -120 METRE uzunluğunda üst geçit yaptık (ee adı üstünde geçit,kısa olsa da karşıya daha çabuk geçsek?) -14 km uzunluğunda yürüyüş yolu yaptık ( ee az daha uzatta İstanbula yürüyerek gidelim bari!) Yani zihniyet büyüklükler üzerinden çalışıyor.Çünkü seçmeninden,bir işi ne kadar büyük ne kadar çok yaptıysa o kadar çok oy alacağını zannediyor.Ne yazık ki seçmende yıllardır bunu böyle anladığı için,nitelik değil nicelikle kandırıldığı için alışmış. Ben yinede bunun sorumlusunun bizler olduğunu düşünüyorum.Yıllardır ürettiğimiz bahanelerin aksine; Kötü müşteri yoktur kötü Mimar vardır demek istiyorum.
Yazan: architect9Şehir katliamı denebilecek bir manzara...Şehir silueti mustarip.
Yazan: ayasofyaBu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler.
Yazan: luminaBu, tepenin görünen yüzü; bir de öteki yüzü var ki...
Bütün yorumları forumda okuyun!








