Is GYO

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
3. Kopru

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Almanya'nın kültür başkenti sanayiden kültüre terfi etmiş

Tarih: 21 Haziran 2010 Kaynak: Zaman Yazan: Musa İğrek
Gittik, gördük, gezdik... Ağır sanayi şehrinden 2010 Avrupa Kültür Başkentliğine uzanan Almanya'nın Ruhr bölgesi kimliğini değiştiriyor.

53 şehri içine alan Ruhr'un her kentinde irili ufaklı etkinlikler düzenleniyor. Konserler, sergiler ve daha pek çok etkinlik yıl sonuna kadar devam edecek. Hemen belirtelim Ruhr'da işler İstanbul'a nazaran daha planlı ilerliyor.

Siren çalmaya başladı. Anneler bir hışımla çocuklarını sokaktan kapıyor. Çamaşırlar içeriye alınıyor. Maden ocağının bacalarının salınmasına az kaldı. Az sonra kapaklar açılıyor. Kül bulutu mavi gökyüzünü griye çevirip tüm şehri siyaha boyuyor. Yıllarca sürdü bu siren esleri. Şimdilerde artık yok. Ruhr bölgesi bu kimliğinden sıyrılıp Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi. İstanbul, Pecs ile bu kardeşliği paylaşan Ruhr bölgesi toplam elli üç şehirden oluşuyor. Bölgenin en öne çıkan kenti ise Essen. Kömür kokulu beyaz gecelerin hâkim olduğu bu şehirde olan bitenlere bir an durup bakmak, Avrupa Kültür Başkenti olan bir bölgede nelerin olup bittiğine dair pek çok ipuçları verecektir.

Sanayinin hakim olduğu zamanların ardından pek çok fabrika, atölye, maden ocağı gibi mekânlar bir bir sanat alanlarına dönüştürülmüş. 4 bin 435 kilometrekare olan Ruhr bölgesinde 170 değişik ulustan 5 milyon 300 bin kişi yaşıyor. Bölgede yoğun bir Türk nüfusu var. Duisburg, Gelsenkirchen, Bochum, Oberhausen, Bottrop ve Dortmund bölgenin belli başlı kentleri. Duisburg'da Avrupa Kültür Başkenti olan bir şehir coşkusunu görmeniz pek mümkün değil. Essen'de ise durum daha farklı.

Elli üç şehre yayılmış bir etkinlikler silsilesi pek çok kimseyi içine çekme arzusunda. Halkın büyük bir kısmı kültür ve sanat işlerine alışkın. Yoğun göçmen nüfusunun da bu halkaya dâhil edilmesi çalışılıyor. 2010 ekibi, Ruhr bölgesinin üzerindeki sanayi gibi hantal kimliği değiştirme çabasında.

70 milyon Euro bütçe

Ruhr 2010, bir limitet şirket olarak kurulmuş. Şirketin ortakları ise Initiativekreis Ruhrgebiet, Regionalverband Ruhrgebiet, Kuzey Ren Vestfalya eyaleti ve Essen Belediyesi. Ekibin başında Fritz Pleitgen ve Oliver Schyett var. Ekibin diğer dört ismi Aslı Sevindim, Prof. Dieter Gorny, Prof. Karl Heinz Petzinka, Steven Sloane. Her biri çalışmalarını farklı bir tema üzerine sürdürüyor. "Dönüşüm üzerinden kültür, kültür üzerinden dönüşüm" gibi üst temanın altında şu başlıklar var: 'Kültürlerin Kenti', 'Yaratıcılığın Kenti', 'Olanakların Kenti' ve 'Sanatların Kenti'. Hemen hatırlatalım ilk kez bir bölge Avrupa Kültür Başkenti ilan ediliyor. Ruhr bölgesi bir kültür metropolü olmayı aklına koymuşken bunun için neler gerekiyorsa yapmaya çalışıyor. İrili ufaklı elli üç şehri peşine takmış bölge Avrupa Kültür Başkenti olmanın fırsatını iyi değerlendirmenin telaşında. Bunun için yaklaşık 70 milyon Euro bütçe ayrılmış.

Eğitimli sanatseverlerin dünyasında çok bir şey değiştiği söylenemez. Sadece ajandalarında daha fazla bir program yoğunluğu oldu denilebilir. Halkın arasına karışınca ise nelerin olup bittiğini merak eden insanlarla karşılaşıyorsunuz. Ruhr ekibi tüm şehirlere bu enerjiyi yaymaya çalışıyor. Her şehirde bir kültür başkenti görevlisi var. Etkinliğe gönüllü olarak çalışmak isteyen yaklaşık bin beş yüz kişi başvurmuş. Essen'de mütevazı bir binayı mekân tutan Ruhr 2010 ekibi daha çok kadınlardan oluşuyor.

Ruhr ekibinin sanat direktörlerinden Aslı Sevindim de tatlı bir telaşın içinde. İnsanları ve şehirleri birbirine bağlayanın kültür olduğu düşüncesinden hareketle yola koyulduklarını söylüyor. Türk kökenli olan Sevindim, böyle kilit bir görevde yer aldığı için mutlu. Kültür başkenti olmanın ummadıkları pek çok şeyi harekete geçirdiğini söyleyen Sevindim, "Ruhr bölgesini İstanbul ile kıyaslamak doğru değil. İstanbul büyük bir metropol. Avrupa Kültür Başkenti denilince şehrin yaratıcı gücünü göstermesi, konularının neler olduğu, içinde barındırdığı zenginliği göstermesi beklenir. İstanbul'da hiçbir şey yapmasanız da her şey var. Bunu unutmamak lazım. Kültür başkenti sadece sanat festivali değil. Bir yaşam felsefesini tanıtıyoruz." diyor.

Küçük etkinlikler çok da etkili oluyor. Yakınılan ise kamuoyuna tanıtımın çok daha fazla olması gerektiği. Herkesin hemfikir olduğu konu ise Kültür Başkenti etkisinin 2010'dan sonra ortaya çıkacağı. Nelerin değiştiği farklı zaman dilimlerinde kendini gösterecek. Aslı Sevindim de bu konuda çeşitli araştırmalar yaptıklarını söylüyor. Son dönemlerde yapılan araştırmalarla devasa kömür ocağı Zollverein'ı ziyaret eden kişi sayısının ikiye katlandığı söyleniyor. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti ajansındaki ilk zamanlarda yaşanan istifaları hatırlatınca Sevindim kendi ekiplerinde 'sıfır' istifa olduğunu belirtiyor. Avrupa Kültür Başkenti ilan edilen bir kentin hâlâ Avrupa Birliği'ne alınmaması komikliğini paylaşınca o da aynı tepkiyi veriyor.

Ruhr 2010'un İstanbul ve Pecs ile bazı ortak projeleri var. Çeşitli alışverişlerde bulunuyorlar. Peki ya 2010'un sonunda etkinlikler bitince neler olacak? İstanbul'da da cevabı çok net olmayan bu soru için Sevindim raporlama, değerlendirme gibi çalışmalardan sonra herkesin kendi işine döneceği cevabını veriyor. Bakalım Ruhr Avrupa Kültür Başkentliği payesinden sonra kültürel bir kimliğe kavuşacak mı? Bunu zaman gösterecek, tıpkı İstanbul'da merak edildiği gibi.
YorumlarYorum Sayısı: 30

Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19658[/ATTACH] İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreni yapıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende birçok etkinlik düzenlendi. Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz...

Yazan: MrTTelevizyondan gördüğüm kadarıyla gereğinden fazla gösterişli bir açılış gibi geldi. Biraz görgüsüzlüğe kaçılmadı umarım :(

Yazan: luminaFarklı bir estetik haz ya da hayranlık duyuran, herhangi bir özellik arz eden performanslarla başlamadı bu iş. Çırağan Sarayı'nda parayı bastıranın düğün eğlencesinden biraz halliceydi. Yine de bekleyip görelim diyelim. Umut dünyası.

Yazan: AZMİ AÇIKDİL2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul Kutlamalarına başlandı. 7 tepede 7 konserle! Kültürümüzün yerini alan pop müzik konserler ile, Tarkan, MFÖ, Kıraç falan.
Köprüde, alışılagelen havai fişek gösteri ile, bol bol konuşma ve sözde üst düzey davetliler ile, kendilerinin yani organize edenlerin dedikleri şekilde görkemli açılmış.
Bu haberler bir müddet daha gündemi işgal! eder.
Bekleyip görelim.

Yazan: Zeynep Güney2010 Avrupa Kültür Başkentleri İstanbul, Pécs ve Ruhr'un ortak projesi olarak hayata geçen "Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog" (The Temporary City - A Dialogue between the European Capitals of Culture 2010) projesi, düzenlenen uluslararası atölye çalışmaları ile üç kentin öğrencilerini biraraya getiriyor.

İdil Erkol'un yazdığı haberin devamına ulaşmak için: Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog

Yazan: Zeynep Güneyİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu'nun dört üyesi ortak bir basın duyurusu yayınlayarak İstanbul 2010 Yürütme Kurulu Üyeliği'nden istifa ettiklerini açıkladılar. Basın duyurusunun altında Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. İskender Pala, Nuri M. Çolakoğlu ve Gürhan Ertür'ün imzaları yer alıyor.

Habere ulaşmak için: İstanbul 2010'daki İstifalar Kesinleşti

Yazan: Burcu KarabasHabere ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'ndan başkan Nuri Çolakoğlu ve birkaç ismin istifa ettiğine dair basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, Çolakoğlu açıkladı. Haberlere ulaşmak için tıklayın:

2010 Avrupa Kriz Başkenti

İstanbul 2010 başkanı istifanın eşiğine geldi

Yazan: Burcu KarabasKüreselleşme sürecinin etkisiyle yeniden yapılanan İstanbul'u kültürel etkinliklerin sergilendiği bir sahneden çok kamusal bir kaynak olarak ele alan kurum, kapsamlı özelleştirmelerin ve geri dönüşü olmayan büyük ölçekli yenileme projelerinin kentte köklü yapısal değişikliklere neden olacağını savanİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı; bu faktörlerin bir sonucu olarak kamusal karakterini kaybetme riskiyle ve yeniden yapılanma sürecinin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan kentin kamu bağlamında yeniden kazanılması için sivil girişimlerde bulunulması gerektiği inancını taşıyor. Ajansın bünyesinde bulunan Kentsel Uygulamalar Direktörlüğü, bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.

Restorasyon projeleri ve tasarım etkinlikleriyle ilgili haberimize ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Yönetmenliği, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yere sahip olan Eminönü, Kapalıçarşı ve Tarihi Hanlar Bölgesi’ni “Made in / Guide for Kapalıçarşı” adlı bir projeyle ele alıyor.

Bölgenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan proje kapsamında gerçekleştirilen ilk uluslararası katılımlı atölye çalışmasının sonuçları, yapılan bir sunumla sergilendi.

Habere ulaşmak için tıklayın.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.