İstanbul'da yaşayan biri olarak sizleri İstanbul'u keşfe çağırıyorum bugün. Hep biz İstanbul'dan İzmir'e, Çeşme'ye veya Bodrum, Marmaris'e gelecek değiliz. Siz de iş gereği veya gezme amaçlı İstanbul'a geliyorsunuzdur mutlaka.Hem biliyorsunuz İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti. Pek çok sergi, etkinlik, konser var İstanbul'da. Ama ben sizi Osmanlı'nın son 400 yılına damgasını vuran iki saraya götürmek istiyorum.
Biri geleneğin diğeri modernitenin simgesi. Rehberim de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın, kurumsal iletişim ve tanıtım dergisi İstanbul 2010'un bahar sayısı. Zaten derginin bu sayısının başlığı da "Keşif".
Önce Topkapı Sarayı'ndan başlayalım. Eminim gitmişsinizdir. Ama gitmeyenler, hatta gitmiş olanlara şu günlerde uğramalarını öneririm. Dergiyi okuyarak gezmek ise ayrı bir keyif veriyor.
Tasarım merkezi
Dergideki bilgiler, Prof. Önder Küçükerman'ın "Bir İmparatorluk İki Saray" kitabından alınmış. Küçükerman, Topkapı Sarayı'nı "Dev bir tasarım merkezi" olarak görüyor ve her padişahın ayrı bir kurumsal kimlik yarattığını söylüyor.
Bunu gerçekleştirenler de Kapalıçarşı esnafı, çok özel zanaatkarlar. Mesela padişaha bir giysi gerektiğinde sarayın tasarım ustaları olan "Ehl-i Hiref" hemen bu giysiyi tasarlar, sonra prototipi onaylanır, daha sonra da Bursa tezgahı devreye girermiş. Çünkü Bursa da Topkapı Sarayı için ipekli üreten bir şehirmiş. Küçükerman, böylece bir akım, bir moda doğduğunu söylüyor ve bunun ekonomiyi canlandırdığını da ekliyor. Kısacası Topkapı Sarayı bir ürün kataloğu. Çünkü içindeki her şey yalnızca bir tane yapılmış. Birbirinin eşi olan iki şey yok.
Kimlik kataloğu
Dolmabahçe'de ise her şeyden çok fazla sayıda var. 50 bin objesi ve yüzlerce odası bulunan Dolmabahçe Sarayı'na her şey Batı'dan geliyor. Küçükerman'a göre, Dolmabahçe, 1850'lerin Sanayi Devrimi'nin Türkiye'ye getirilmesi için kurulan bir kimlik kataloğu. Mesela burada sedir yok, çünkü değişim mobilyayı gerektiriyor. Ama merdiven var, üstelik camlı. Öbür tarafta masa yok ama burada alası var. Topkapı Sarayı'nda ısıtma sistemi yok, burada kalorifer sistemi var. Yani kısaca Dolmabahçe, bir teknoloji hikayesi.
Dergide yer alan yazıda daha önce bilmediğiniz ya da dikkat etmediğiniz pek çok detay ve objeyle ilgili bilgiler yer alıyor. İki bilgi daha verip aradan çekiliyorum. Dolmabahçe Sarayı'ndaki saatlerin hepsi çok değerli. Özellikleri ise, Avrupa Sanayi ile Ehl-i Hiref ustalığının el ürünleri arasındakini yarışını simgelemesi. Topkapı Sarayı'nda göreceğiniz mühür, cilt, mücevher ve kutu ustalığını da yabana atmamak lazım. Sarayın tüm bu sanatlara destek verdiğini de.
Dünya içinde dünya
Dergide ayrıca yabancıların İstanbul hakkındaki gözlemleri, İstanbul'un Avrupa Kültür Başkentliği sürecinin resmi açılışında İstanbul'u keşfe gelmiş özel isimlerle yapılan röportajlar da var. Mesela Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi Başkanı Luc Van den Brande röportajında, "Kendinizi olduğunuz gibi göstermeniz gerektiğini düşünüyorum. Yapay olan hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Çok sayıda pırlantanız var. Gerçekten kim olduğunuzu gösterin ve yapay olmasına izin vermeyin. İstanbul öyle bir şehir ki, dünya içinde dünya" diyor.
10 bin Türkçe, 10 bin İngilizce olarak toplam 20 bin basılan "İstanbul 2010" dergisini, tüm müzeler, Atatürk ve Sabiha Gökçen havaalanları terminalleri, TCDD İstanbul Hareket merkezlerinde bulabilirsiniz. Daha fazla bilgi, www.istanbul2010.org'da.
Yazan: Dilek Öztürk[ATTACH=CONFIG]19658[/ATTACH] İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin resmi açılış töreni yapıldı. Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen törende birçok etkinlik düzenlendi. Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz...
Yazan: MrTTelevizyondan gördüğüm kadarıyla gereğinden fazla gösterişli bir açılış gibi geldi. Biraz görgüsüzlüğe kaçılmadı umarım :(
Yazan: luminaFarklı bir estetik haz ya da hayranlık duyuran, herhangi bir özellik arz eden performanslarla başlamadı bu iş. Çırağan Sarayı'nda parayı bastıranın düğün eğlencesinden biraz halliceydi. Yine de bekleyip görelim diyelim. Umut dünyası.
Yazan: AZMİ AÇIKDİL2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul Kutlamalarına başlandı. 7 tepede 7 konserle! Kültürümüzün yerini alan pop müzik konserler ile, Tarkan, MFÖ, Kıraç falan.
Köprüde, alışılagelen havai fişek gösteri ile, bol bol konuşma ve sözde üst düzey davetliler ile, kendilerinin yani organize edenlerin dedikleri şekilde görkemli açılmış.
Bu haberler bir müddet daha gündemi işgal! eder.
Bekleyip görelim.
Yazan: Zeynep Güney2010 Avrupa Kültür Başkentleri İstanbul, Pécs ve Ruhr'un ortak projesi olarak hayata geçen "Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog" (The Temporary City - A Dialogue between the European Capitals of Culture 2010) projesi, düzenlenen uluslararası atölye çalışmaları ile üç kentin öğrencilerini biraraya getiriyor.
İdil Erkol'un yazdığı haberin devamına ulaşmak için: Geçici Kentler - 2010 Avrupa Kültür Başkentleri Arasında Diyalog
Yazan: Zeynep Güneyİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu'nun dört üyesi ortak bir basın duyurusu yayınlayarak İstanbul 2010 Yürütme Kurulu Üyeliği'nden istifa ettiklerini açıkladılar. Basın duyurusunun altında Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. İskender Pala, Nuri M. Çolakoğlu ve Gürhan Ertür'ün imzaları yer alıyor.
Habere ulaşmak için: İstanbul 2010'daki İstifalar Kesinleşti
Yazan: Burcu KarabasHabere ulaşmak için tıklayın.
Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'ndan başkan Nuri Çolakoğlu ve birkaç ismin istifa ettiğine dair basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, Çolakoğlu açıkladı. Haberlere ulaşmak için tıklayın:
2010 Avrupa Kriz Başkenti
İstanbul 2010 başkanı istifanın eşiğine geldi
Yazan: Burcu KarabasKüreselleşme sürecinin etkisiyle yeniden yapılanan İstanbul'u kültürel etkinliklerin sergilendiği bir sahneden çok kamusal bir kaynak olarak ele alan kurum, kapsamlı özelleştirmelerin ve geri dönüşü olmayan büyük ölçekli yenileme projelerinin kentte köklü yapısal değişikliklere neden olacağını savanİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı; bu faktörlerin bir sonucu olarak kamusal karakterini kaybetme riskiyle ve yeniden yapılanma sürecinin getirdiği sosyo-ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan kentin kamu bağlamında yeniden kazanılması için sivil girişimlerde bulunulması gerektiği inancını taşıyor. Ajansın bünyesinde bulunan Kentsel Uygulamalar Direktörlüğü, bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.
Restorasyon projeleri ve tasarım etkinlikleriyle ilgili haberimize ulaşmak için tıklayın.
Yazan: Burcu Karabasİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kentsel Uygulamalar Yönetmenliği, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yere sahip olan Eminönü, Kapalıçarşı ve Tarihi Hanlar Bölgesi’ni “Made in / Guide for Kapalıçarşı” adlı bir projeyle ele alıyor.
Bölgenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan proje kapsamında gerçekleştirilen ilk uluslararası katılımlı atölye çalışmasının sonuçları, yapılan bir sunumla sergilendi.
Habere ulaşmak için tıklayın.
Bütün yorumları forumda okuyun!








