EPOS

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Maxxi Museum

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

3. köprünün adı Hamidiye olsun

Tarih: 4 Mayıs 2010 Kaynak: Yeni Şafak Yazan: Mahmut Sami Şimşek
İstanbul'a yapılacak üçüncü boğaz köprüsü, Sultan Abdülhamid'in boğaza yaptırmayı planladığı köprüleri hatırlattı. Hamidiye Köprüleri yapılabilseydi, Medine'den trene binen bir yolcu, Viyana'ya kadar inmeden gidebilecekti.

Bugün size Sultan 2. Abdülhamid'in boğazda yaptırmayı planladığı köprüleri anlatacağım. Sultan Abdülhamid'in yaptıracağı Hamidiye köprüleri iki taneydi. Biri Rumelihisarı-Anadoluhisarı arasında (1. Hamidiye Köprüsü) yani boğazın en dar yerinde diğeri de Sarayburnu-Üsküdar arasında (2. Hamidiye Köprüsü) olacaktı. 93 Harbi denilen 1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesinde boğazda bir köprü yaptırmak isteyen ve böylece Hicaz Demiryolunu Avrupa içlerine kadar bağlamayı tasarlayan Sultan Hamid, savaşın çıkmasıyla bu faaliyetini savaş sonrasına ertelemek zorunda kalmıştı. Nihayet 1900 yılının Kasım ayında Bağdat demiryolunun işletmesini de yürüten Almanlar bir proje hazırlayıp pâdişâha sundular. Bu iş için "Bosphorus Railroad Company" adlı şirketle de anlaşma yapılmıştı. Pers Kralı Darius'un Milâttan önce 500 yılında tam 800 bin askerini geçirdiği seyyar boğaz köprüsünden sonraki ilk ciddi girişim özelliğini taşıyordu bu.

1. Hamidiye Köprüsü

Boğazın en dar yeri olan şimdiki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün (700 m) bulunduğu yerde Sultan 2. Abdülhamid'in 1. Hamidiye Köprüsü olacaktı, eğer pâdişah tahttan indirilmeseydi. Rumelihisarı-Anadoluhisarı arasındaki 1. Hamidiye Köprüsü, o zamanki ismiyle Cisr-i Hamîdî, Bağdat demiryolu hattına bağlanacaktı. Dev bir kâide üzerinde yükselen 4 minâreli ve kubbeli 3 câmisi vardı köprünün. Bu 4 minâreli câmiler de Peygamber Efendimiz'in Medine'deki yeşil kubbeli türbesinin modeliyle aynıydı. Projeye göre arabalar, faytonlar Anadolu yakasında 4 minâreli dev bir câminin altından geçerek asma köprüde ilerliyor, az sonra boğazın tam ortasında tekrar 4 minâreli dev bir câminin altından geçiyor, yine asma köprü boyunca ilerleyerek nihâyet Avrupa yakasına geldiğinde yine 4 minâreli dev bir câminin altından geçerek bir kıtadan diğerine kara yoluyla (hava yoluyla da diyebiliriz ) geçmiş oluyordu. Câmilerin gölgesinde kıtalararası seyahat. Oldukça heybetli ve görkemli köprünün minâreleri ve kubbeleri Osmanlı pâdişâhı ve tüm Müslümanların halîfesi Sultan Abdülhamid Hân'ı simgelemesi, azametini ve kudretini de âlem-i cihana göstermesi maksadıyla tasarlanmıştı.

Boğaz toplarla kontrol altında olacaktı

Granitten yapılmış devâsâ kalınlıktaki köprü kâideleri üzerinde 4 minâreli kubbelerin yanı sıra toplar da yerleştirilecek, döner kuleler sâyesinde de boğazdan yabancı gemilerin geçişi kontrol altına alınacaktı. Ayrıca güvenlik için çok sayıda gözetleme kuleleri ve ne işe yarayacağı bir türlü anlaşılamayan çan kuleleri de vardı. Köprüdeki 3 câminin Kuzey Afrika üslûbu mîmarisinin yanısıra Selçuklu tarzı kubbe süslemeleri ve Osmanlı çini süslemeleriyle de halîfenin tüm İslâm dünyâsını temsîl ettiği vurgulanmıştı. Projenin maket resimlerinde azamet ve heybetini gördüğümüz bu Hamidiye Köprüsü'nün, gündüz ki ihtişâmının yanında gece manzarası da unutulmamış, deniz feneri gibi güçlü 15 adet fener yerleştirilmişti köprüye. Geceleri 15 fener ve binlerce lambayla aydınlatılan köprünün kapkaranlık boğaz üzerinde oluşturduğu 7 tepe İstanbul'u temsîl eden o görkemli ve büyüleyici manzarayı bir tasavvur edin hayâlinizde. Sanki câmilerle müzeyyen suriçi İstanbul'un görüntüsü, bu köprüyle İstanbul'un boğazına mücevher bir gerdanlık gibi asılmış, ışıl ışıl parlıyor.

2.
Hamidiye Köprüsü (Sarayburnu-Üsküdar)
17 Mart 1900 yılında, henüz 1. Hamîdiye Köprüsü yapılmadan pâdişâhın huzûruna bir köprü projesi daha geldi. Sultan 2. Abdülhamid Hân'ın, Fransız inşaat mühendisi F. Arnodin'e çizdirdiği projede Hamidiye boğaz köprülerinin, Eiffel Kulesi'nin yapıldığı çelik teknolojisi ile yapılması tasarlanmıştı. Sarayburnu-Üsküdar arası oldukça açık olduğu için, buraya aktarma bir köprü planlanmıştı. Köprü, 5 ayak üzerine kurulacak, orta ayağı da 32 m derinlikteki deniz tabanına oturtulacaktı. Denizden yüksekliği 50 m olan köprünün üstünden yayalar, faytonlar geçerken, altından da teleferik şeklinde asma tren geçiyordu. Planlanan bu 2. Hamidiye Köprüsü'nün uzunluğu 1700 m denizden yüksekliği de 50 m olacaktı. Yâni şimdiki Boğaziçi Köprüsü'nün yüksekliği ile hemen hemen aynı. Zîrâ şu an Boğaziçi Köprüsü'nün en yüksek kısmı olan tam ortasının denizden yüksekliği 64 m sâir kısımları 50 m civârında. Fakat Abdülhamid Hân'ın Üsküdar-Sarayburnu arasındaki 2. Hamidiye Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü'nden 700 m. daha uzun. Yâni şu anki Boğaziçi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü uç uca birleştirirsek ortaya Abdülhamid Hân'ın yaptırmayı tasarladığı 2. Hamidiye Köprüsü çıkıyor.

Teleferikli Köprü

Projeye göre 2. Hamidiye Köprüsü'nün altında biri gidiş, diğeri geliş olmak üzere 2 teleferik bulunuyordu. Köprüdeki tren yolu, Sarayburnu ayağında Sirkeci tren yoluna bağlanacaktı. "Compagnie İnternationale du Chemin de Fer du Bosphore" şirketi'nin Pâdişah 2. Abdülhamid'e sunduğu projede, bir çevre yolu haritası ve 2 köprü resmi vardı. Yukarıda anlattığım her iki köprünün de bu şirketin projesi olması kuvvetle muhtemel. Köprülerden 1. si o kadar detaylı çizilmiş ki altından geçen yelkenli dahi resmedilmişti. Çamlıca Yayınevi'nin çıkardığı Yedi Kıta tarih dergisinin yaptığı araştırmada, Sadrazam Rıfat Paşa imzâlı belgede Cisr-i Hamîdî ( Hamidiye Köprüsü ) bütün teferruâtıyla anlatılıyor. Köprünün mimarı olarak da İtalyan Mîmar Mandrokal'ın ismi geçiyor. Köprüden yayaların, faytonların, arabaların ve dahi trenlerin geçmesi için ayrı ayrı yollar düşünülmüş, her türlü vâsıtayla karşı kıtaya geçme imkânı sağlanmıştı. Medîne'den trene binen bir şahıs, bu köprü sâyesinde Viyana'ya hattâ Pâ ris'e, Berlin'e kadar hiç inmeden gidebilecekti.

İlk O'nun fikriydi

Şimdilerde tüp geçit tam da Sultan Abdülmecid'in yaptırmak istediği Üsküdar-Sarayburnu arasında yapılıyor. 3. köprü tartışmaları ise hâlâ devam ediyor. Bu arada eğer yapılırsa 3. köprüye her kesimden çeşitli isim teklifleri gelmişti. Bu isimleri şimdi tek tek burada yâd etmek yerine âcizâne kendi teklifimi sunup müsâdelerinizle çekileyim huzurdan: İstanbul fâtihinin ismi 2. köprüye verildi. İstanbul'un 2. fâtihinin ismi de 3. köprüye verilsin. Ne de olsa boğaza köprü yapma fikri ilk Sultan 2. Abdülhamid'e âitti. Hattâ projelerini hazırlatmış, ismini dahi koymuştu: Hamidiye Köprüsü.
YorumlarYorum Sayısı: 40

Yazan: crystalplanet[COLOR=#666666][FONT=Arial]Yüksek lisans dersi kapsamında adliye binalarının mevcut kimliği üzerine bir araştırma yapıyorum.Bu başlıktaki görseller ve tartışmalar fazlasıyla yardımcı oldu.Söz konusu ideolojik fikirlerin, eklemlenmelerin karsısında medyadan bağımsız mimarların ne düşündüğünü ölçebilmek için 3 adet sorum mevcut.Bir kaç cümleyle cevap alabilirsem memnun olurum.[B][B]Teşekkürler şimdiden.[/B][/B][/FONT][/COLOR] [/COLOR] [COLOR=#e36c09] [B][B][B][B][B][FONT=Arial][COLOR=#e36c09] [/B][/B][/B][/B][/B]--Sizce “kimlikli proje arayışında” tarihsel dönemlerde var olan bir kimlik anlayışına yakın olma tavrı, günümüzde “adalet sarayları uslubu” denilen bir oluşumu var etti mi?[B][B][B][B] Bunu erk-ideoloji- kimlik bağlamında tartışır mısınız?[/B][/B][/B][/B] --Adalet sarayları yarışmalarında proje raporlarında genelde rastlanılan “anıtsal” yapı yapma amacı ,sizce adli kimlik ve mimarlık kavramları içerisinde ne derece yer tutar?[B][B][B][B][B]Adalet sarayı-anıtsallık ilişkisini değerlendirir misiniz? [/B][/B][/B][/B][/B] [B][B][B][B][B][/COLOR]--Sizce adalet sarayları gibi kamu yapılarının yarışmaya açılmasında nasıl bir düzenleme olmalıdır? Davetli yarışmalar hakkında düşünceleriniz nelerdir?[COLOR=#e36c09] Jüri üyeleri nasıl seçilmelidir? Kullanıcılar olarak hakim ve savcıların projeye katılımı ne derece sağlanmalıdır?[/B][/B][/B][/B][/B] [/FONT][/COLOR]

Yazan: Aslı Özbaydeğerli forum üyeleri, burada böyle yazılar yazmak "racona" uyuyor mu bilmiyorum :U ama konuyla ilgilenen iyi kaynaklar olduğunuzu bildiğim için bi gayret yazıyorum: umarım izliyorsunuzdur, 7 haftadan buyana NTV'de "yaşasın mimari" adıyla bir dizi yayınlanıyor. bu diziyi istanbul serbest mimarlar derneği adına hazırlayan ekipteyim. bilmeyenler için detaylı açılım ve eski bölümler Fragments of Living in Architecture | Folia sitesinden bulunabilir. bu hafta ve gelecek hafta, tam da bu forumda işlediğiniz konuları "mimar olmayanlara" anlatabilmek amaçlı zorlu bir uğraşımız var. birçoklarının bayıldığı bu yapıları neden sevmediğimizi / yanlış bulduğumuzu anlatmaya çalışacağız. bunu yaparken de en "frapan" örneklerden resimler kullanmak istiyoruz. (malum, her yere çekime gitmek imkansız. bütçe meseleleri) eğer elinizde, bize bu konuda yardımı olacak (1 mgb ve üzerinde çözünürlüklü) görseller var ise ve bana yollarsanız, çok sevinirim. adresim [EMAIL="asliozbay@gmail.com"]asliozbay@gmail.com[/EMAIL] ilginiz için şimdiden teşekkür ederim. selamlar

Yazan: RKSIyyyy. Bu yaratıklardan bizde de var birtane. Bunlarda en iyi malzemeler 5.sınıf işçilikle uygulanır. Koridorlarının 1,00m genişliğinde olan bölümleri vardır bunların. Detay problemleri ile doludur bunlar. Özellikle 21.yy Türkiye'sinde hızla çoğalan bu türün Osmanlı, Selçuklu vb. mimariler olduğunu sanan vatandaşlar 'Kimliğimize sahip çıkılıyor' tadındadır. Dahası deniz kenarındaki parsellerine de bu türün türevlerini inşa ettirmek çabasına girişirler. Planı beğenirler, cepheyi Adliyeden esinlenelim derler. Osmanlı sanarlar, Selçuklu sanarlar. Anlatamazsın bunlara 1920 sonrası modern Türk Mimarlığını. Anlatamazsın Maruf Önal'ı ... Bunlar var ya neler yapar daha. Bunlar adamı %47 lere bile taşırlar... Allah bize bu işleri kabul etmeyebilecek, etmek zorunda kalmayacak kadar para versin yeter.

Yazan: Faruk ÖzgökçeBen kullanıcıların bu tür yapılarda olmaktan çok hoşnut olduğunu (birkaç kişiye sormuştum) biliyorum. Konya'dakine benzer bir bina da memleketim olan Sinop-Boyabat ta yapıldığından insanların bu modeller karşısında kendilerini adaletin hakimiyetinde ve geçmişin gölgesinde hissettiklerini biliyorum. Yani yalancı bir simülasyonda , -mış gibilerle kendilerini kandırmaktan başka birşey değil. İşin kötüsü kandırıldığının farkında değil.

Yazan: 312şerrefArkadaşlar kanımca, bizler mimarlar odasını ya da kendimizi bu konularda acımasızca eleştirsek de acaba birazda çuvaldızı bu binaların esas kullanıcılarına batırsak; ülkenin de mesleğe karşı bakış açısını birazcık olsun değiştirebiliriz diye düşünüyorum. Demek istediğim acaba bu ülkenin adalet saraylarının esas kullanıcıları olan savcılar, hakimler, memurlar, avukatlar, katipler... vs hiç mi bu binaların tasarımları hakkında eleştirel fikir sahibi değildir, hiç mi herhangi bir dünya görüşleri, yorumları yoktur. Bu binalara gelip giderken hiç mi estetik kaygıları gözetmemektedirler. Hiç mi ortaya bir eleştiri getirmemekte, bir tavır ortaya koymamaktadırlar. En basiti forumda birçok mimarlığa meraklı, çeşitli meslek gruplarından birçok insan yapılan yorumları takip etmekte ve kendi yorumlarını burada özgürce dile getirebilmekte. Acaba yukarıda bahsettiğim bu binaların esas kullanıcalarından kimse bu forumda var mıdır ve burada bizim kendimizce ortaya koyduğumuz iradeye bir katkı yapacak mıdır gerçekten merakla bekliyorum... Bol çalışmalar herkese... :U

Yazan: Omer YilmazEreğli Adliyesi (Konya) Önünüden araçla geçerken gördüm 3-4 gün önce, fotoğraf bana ait değil, Google Imaj araması ile ulaştım, şurada: Panoramio - Photo of Ereğli Adalet Sarayı Anadolu'nun bu köşesinde de yeni Adliye modellerimizden görmek mümkünmüş. Demek ki bu virüs de okullardaki gibi her yere yayılmış artık. [image]

Yazan: I L I A SGerçekten bu konuda bir dur diyebilmek lazım. Mimarlar Odasının bu konuda çalışmaları var mıdır yok mudur bilemiyorum. işin aslı şimdi araştıracağım. Ayrıca kamu yapılarının mimari proje yarışması sonucu ile yapılacağına dair bir kanun olduğunu biliyordum ben yoksa yanılıyor muyum? Bu kanunun demek ki açık yerleri mevcut. Allahtan belediye binaları kurtuluyor diyeceğim ancak bu güne kadar yarışma sonucunda uygulanmış belediye binasın her hangi bir görselline de rastlamadım. Bu dönem bizim için gerçekten kara bir dönem diyebiliriz. Herşeyin yüzeysel inşa edildi ancak cumhuriyet kültürümüzün zayıflatıldığı bir dönem içerisinde olduğumuzu bilerek seçime doğru gittiğimiz bu dönemde umarım ki türk toplumu geleceğini belirlerken doğruyu bulur. Değilse düşünmek bile istemiyorum.

Yazan: AZMİ AÇIKDİLAdalet dağıtan bir kuruluşun binaları da adilane olmuş.
Projeler müsavi.

Ancak, sevimsiz bir mimari, o binalar da işi olmanın sevimsizliği gibi.
Nereden bakarsanız bakın;
İsmiyle,cismiyle, müsellem.

Yazan: Burcu KarabasBuyrunuz...

[image]


Habere ulaşmak için tıklayın:

Kırşehir'e Adalet Sarayı yapılıyor

Yazan: ontAntalya'daki osmanlı özentisi açılalı 1 ayı geçti.

Eski bina ile karşılaştırırsak eskisini tam Adliye sarayı denecek cinsten sert bir yapıya sahip idi.
Eski brütal bina: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P4270086.jpg
Yeni Osmanlı özentisi: http://i35.photobucket.com/albums/d158/ont1991/P9200029.jpg

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.