BUGÜNE KADAR ULAŞAN EN GENİŞ İÇ MEKAN
ICOMOS Türkiye, yaptığı açıklamada, söz konusu yapıların ayırt edici özelliklerine vurgu yapıyor: "Cercle d'Orient ve Emek Sineması'nın üzerinde konumlandığı yapı adası, 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak 1960'lara uzanan aralıkta İstanbul'da uygulanmış en gelişkin inşaat tekniklerinin ve bir dizi mimari üslubun düzeyli örmeklerini de içeriyor."
Sadece Emek Sineması'nın İstanbul'da bugüne ulaşmış en geniş iç mekan olduğunu söyleyen konsey üyeleri, ekliyor: "Yapım teknolojisi açısından olduğu gibi, üslupsal olarak da aynen korunması gereken 1. derece eser niteliğindedir. Bu denli önemli bir tarihi mekan, yerinde ve özgün mimarisi ile korunmalıdır."
Konsey, kentsel dönüşüm kapsamında Emek Sineması'nın başka bir konuma, kota taşınarak korunacağını savunmanın, hem koruma ilkelerine aykırı olduğunu hem de teknik olarak imkansız olduğunu ifade ediyor.
Konsey, "Yıkıldıktan sonra benzer bezemeleri üzerinde barındıran bir başka mekan inşa edilmesi kuşkusuz mümkün; ancak, buna tarihsel çevreyi korumak değil, ‘tarihsel gibi gözüken' yeni bir bina yapmak denir. Koruma ve restorasyon disiplini yeni malzeme ve tekniklerle ‘sözde tarihsel' mekanlar inşa etme aldatmacasının bir diğer adı değildir" diyor.
ICOMOS Türkiye, "Tarihsel eser ve çevreleri önemseyen duyarlı hiçbir uzman ve yurttaş, bu aldatmacaya kanmayacaktır, kanmamalıdır" diye ekliyor.
ICOMOS KİMDİR?
Amacı, tarihi anıtlar ve sitlerin korunması, muhafaza edilmesi ve değerlendirilmesine yönelik teoriler, yöntemler, tekniklerle ilgili her türlü araştırmayı desteklemek ve yönlendirmek olan, uluslararası ve hükümetler dışı bir organizasyon olan ICOMOS (International Council on Monuments and Sites), 1965 yılında Varşova'da kuruldu.
Türkiye ICOMOS Ulusal Komitesi, amaçlarına uygun olarak uluslararası temaslar da yapmakta olup, 1999 yılında Yunanistan ICOMOS Ulusal Komitesi ile birlikte 1997 yılından beri yaptığı çalışmalar ve bilimsel toplantılar nedeniyle Abdi İpekçi Barış Ödülü'ne layık bulundu.
Yazan: Emine MerdimMimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin Emek Sineması'nın yıkılması ile ilgili açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verildi. [CENTER][CENTER]Yargı Emek Sinemasının yıkımını öngören projeye dur dedi.[/CENTER][/CENTER] Emek Sinemasının yıkımını öngören projeyi onaylayan kurul kararına açmış olduğumuz davada İstanbul 9. İdare Mahkemesi 12.05.2010 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Sinema kenti Beyoğlu’nda bir bir yok edilen sinemalar arasına katılmak istenen Emek Sineması Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Yenileme Kurulu’nun 17.09.2009 gün ve 954 sayılı ve 09.10.2009 gün ve 973 sayılı kararı ve eki avan projelerin iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulası istemli açtığımız davada T.C. İstanbul 9. İdare Mahkemesi, 2010/448 ESAS no.lu kararında “ Dava konusu işlem, uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurabileceğinden, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra bu konuda yeniden bir karar verilinceye kadar 2577 Sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütmenin durdurulmasına,12/05/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” demektedir.
Yazan: Emine MerdimMulti Turkmall'un Emek Sineması ile ilgili açıklaması: [SIZE=3]EMEK SİNEMASI İLE HİÇBİR İLİŞKİMİZ YOKTUR[/SIZE] [SIZE=3]Multi Turkmall olarak Emek Sineması ve Emek Sineması’nın bulunduğu binayla hiçbir ilişkimiz olmadığını belirtmek isteriz.[/SIZE] [SIZE=3]Türkiye’de, “Forum” isimli alışveriş merkezlerini kapsayan geniş bir portföye sahip olan Multi Turkmall 2006 yılından bu yana sırasıyla Forum Bornova, Forum Mersin, Forum Çamlık, Forum Trabzon, Forum Aydın, Forum Ankara, Forum İstanbul ve Forum Kapadokya’yı hizmete açtı. Türkiye’nin çeşitli illerinde inşa ve geliştirme aşamasında bulunan projelerimiz arasında Emek Sineması ve Emek Sineması’nın binası bulunmamaktadır. [/SIZE] [SIZE=3]Turkmall şirketi ile hiçbir ilişkimiz olmadığı gibi Turkmall’un CEO’luğunu üstlenen Levent Eyüboğlu ile de 1 Nisan 2010 tarihi itibariyle Multi Turkmall’un hiçbir ilişkisi kalmamıştır.[/SIZE]
Yazan: Omer YilmazBaşlığa aldanıp da yapılandan vazgeçildiğini falan sanmayın. Neresinden tutsanız dökülen, boş bir yazı. Katıldığım tek nokta Emek Sineması'nın tiyatroya dönüştürülerek yaşamına devam etmesi önerisi. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz diyen bu köşe yazarı fareler, insan olmadığı için Emek Sineması'ndanlar diyecek kadar da cahilce laf edebiliyor. Eh bu çıkarımdan hareketle Paris, Londra ve New York metrolarında da insan olmadığı sonucuna varabiliriz. :) Sabah, Hıncal Uluç 22 Nisan 2010 [SIZE=5] Emek yıkılmıyor, kurtarılıyor!..[/SIZE] Uğur Mumcu'nun dediği aslında tam da bu.. Bilmeden fikir sahibi olmak.. Bilmeyince de, onun adı, "Fikir" değil, "Peşin fikir" oluyor.. Bir avuç yaygaracı ortaya çıkmış, "İstemezük" diye bağırıyor.. Neyi istemezlermiş.. Emek sinemasının yıkılmasını.. Yahu Emek sineması yıkılmıyor ki.. Ölmüş bitmiş, insanlar gitmez olmuş, bu yüzden kapanmış bir fare yuvası, bir leş, yeniden hayata döndürülüyor. Yeniden bir yaşam alanı, yeniden bir Beyoğlu Güzelliği oluyor.. Buna nasıl karşı çıkarsınız?.. İçlerinde her şeye karşı olan istemezükçüler var.. İçlerinde "Fırsat bu fırsat, iki satır reklamım olsun, adım, resmim, gazete ve TV'lerde geçsin" diyenler var.. İçlerinde çok başka art niyetlerini, Emek bahanesi ile gerçekleştirmek isteyenler var.. İçlerinde, ne olup bittiği hakkında zerre bilgisi olmadan saf saf "Emek'i yıkmayın" diye ortaya çıkanlar var. Ama bakın işte size söylüyorum.. İçlerinde son on yıldır, festival dışında Emek sinemasına giden tek kişi yok.. Çünkü Emek gidilecek halde değil. Sattığı bilet meydanda.. Bu satışla, ne o artık oturulmaz hale gelen koltuklarını değiştirebiliyor, ne de artık çağ dışı kalan film oynatma ve ses sistemlerini.. Emek'te en çok anısı olanlardan biriyim.. Ankara'da yaşadığım günlerde İstanbul'a geldiğimde ilk yaptığım iş, Beyoğlu'na çıkmak ve Emek'te film izlemek olurdu.. Hem de karaborsa bilet alırdık.. 1 liralık bilete 5 lira verip salona girebildik mi, bayram yapardık. Öylesi.. TV'nin çıkışıyla sinemalar kapılarına kilit vuracak hale geldiler.. Çoğu kapandı. Yaşayabilenler de bakımsızlıktan hurdaya döndü. Dünya, TV'lere karşı cep sinemalarını keşfetti.. Büyük salon yerine, yan yana minik sekiz on salon.. Adeta TV'lerde kanal seçer gibi film seçme şansı.. Bu salonlar devasa bir kulise yerleştirildiler. İçinde kafeler olan.. Yeni keşif sinema kompleksleri buluşma yerine dönüşünce, etrafında fast food restoranlar oluştu. Böylece sinema komplekslerinin cazibesi hele de gençler için fena halde artınca, alışveriş merkezleri uyandılar.. Merkezin bir bölümünü sinema ve fast foodculara ayırdılar mı, insanların oraya koşuşacaklarını gördüler.. Gelen nasılsa vitrinlere de takılır, bir dükkâna girer, bir şeyler alırdı.. Denemeler parlak sonuçlar verdi. En iyi sinemalara sahip olan alışveriş merkezleri en öne geçtiler.. Sinema kompleksleri, bir yandan sinemayı kurtarırken, öte yandan alışveriş merkezlerinin de gözdesi oldular. Bu gelişme, tek tük kalan eski tip devasa sinemaları iyice öldürdü. Beyoğlu'na bakın.. Tarihi İpek sineması depo olarak kullanılıyor. Tarihi Yeni Melek bir gösteri salonuna dönüştürülmek istendi. Olmadı. Tarihi Rüya sineması yok.. Tarihi Sinepop yok.. Tarihi Melek çoktan bitti.. Daha bir çoğu, bitti, bitiyor.. Niye bittiler?.. Çünkü müşteri bitti.. Günün en ileri gösterim ve seslendirme teknikleriyle on çeşit film oynatan ve etraflarındaki kafe, restoran ve her çeşit dükkandan oluşan cazibe merkezlerinin, buluşma ve dolaşma yerlerinin içinde yer alan sinema kompleksleri, tek büyük sinema çağının sonunu getirdi. Bazı tarihi salonlar, tiyatroya dönüşerek ayakta kalmayı başardılar.. İngiltere dönüşü yazmıştım. Tarihi Picadilly sineması, Londra'da bugün tiyatro olarak yaşamını sürdürüyor. Emek sinema olarak tükenirken bu hoş salonu "Tiyatro yaparak kurtaralım" önerisini ortaya atmıştım, hem köşemde, hem Yaşamdan Dakikalar'da.. Sinema olarak kurtarmaya çalışmanın abesle iştigal olduğunu söyleyerek. Kös dinlediler. Emek bomboştu. Emek'e kimse gitmiyordu. Emek çöküyordu, kimsenin umurunda değildi. Tıpkı, öteki tarihi sinemalar yok olurken "Gık" demedikleri gibi.. Ne zamanki "Ölmüş" Emek'i kurtarmak için harekete geçildi. Kıyamet o zaman koptu.. Hep öyle oluyor zaten. Leş orda dururken, aldıran yok. "Bu leşi bir yaşam alanına, bir güzelliğe döndürelim" dendi mi, "İstemezük" kıyameti.. Tinercilerin, esrarkeşlerin meskeni, yatacak yeri olmayan fahişelerin işyeri, bir açık hava tuvaletiyken kimsenin ilgilenmediği Kız Kulesi'ni, dünya turizmine açmak için bir proje yapıldığında da kıyamet kopmamış mıydı?.. Hatırlayın.. Ne var ki engel olamadılar. Kız Kulesi temizlendi ve İstanbul'un süsü, gururu bir yaşam alanına döndü.. Ben en son 2 yıl önce gittim Emek'e.. Müdür Hikmet Bey'i, dostlarını kapıda karşılayan, Emek'in en emektarı Hikmet Bey'i çok severdim. Onunla iki çift laf için, açıkçası onun hatrı için giderdim Emek'e.. 10 kişi falan vardı içerde.. 10 dakika arada, ayaklarımın arasındaki kıpırtıyı merak edip baktığımda fareyi görünce, bir daha gitmedim.. Fare insandan korkar. Buna rağmen bir sinema salonunda dolaşıyorsa, bu oranın insansızlaştığını, fare yuvasına dönüştüğünü gösterir. Tarlabaşı Caddesi açılırken bir kaç bina yıkıldığında Beyoğlu'nu nasıl dev farelerin bastığını hatırladım. Emek de öyle olmuştu. Emek bitmişti.. Ya Rüya'nın, Melek'in, İpek'in ve ötekilerin akıbetine uğrayacak, o leş halinde ölüme terk edilecek, ya depo, hangar olarak sürünecek, ya da.. Şimdi işin o "Ya da" kısmını size yarın anlatacağım.. İçinizde zerre bilgi sahibi olmadan, "İstemezükçüler"e kapılan ve onların yanında yer alanlar varsa, yarını beklesinler.. Size Emek'in mimari, yasal tarihini özetleyeceğim.. Sonra da nasıl kurtarılacağını.. Kararınızı ondan sonra verirsiniz..
Yazan: Omer YilmazGenelde yazılarını kendime yakın bulmam ama geçen Radikal'de bu yazıyı okuduğumda daha yakın gelmişti. Radikal, Nur Çintay 17 Nisan 2010 Emek vs AVM sinemaları Bundan bir süre önce bir gazete ekinden son gittiğim konser, en sevdiğim semt, lokanta, market, yiyecek, içecek gibisinden şeyler sordular. Karar veremediğim için çoğuna iki-üç adres yazdım. Onlar da yerleri sınırlı olduğu için çoğu ikinci-üçüncüyü atıp, birincileri tutmuşlar doğal olarak. Sorulardan biri de en sevdiğim sinema salonuydu ve çıkan gazete sayfasında, karşısında ‘Emek’ yazılıydı. Önce beş yılı geçmesine rağmen hayatımda galiba ilk defa siyah saçlı halimin basılı olduğu fotoğrafa baktım, sonra da karşısında yazana: “En sevdiğiniz sinema salonu? Emek (Beyoğlu)” Sahi hakiki ve yegâne cevabım bu muydu? Açıkçası hayır. Orijinali daha uzundu: Emek, Kanyon Cinebonus, Nautilus Cinebonus... Şimdi bu nasıl bir toplam? Karaktersiz miyim, şizofren miyim, çoklu kişilik bozukluğundan mı mustaribim? Güzelim Emek’in yanına iki de AVM sineması kattığım için emperyalizmin uşağı mıyım? En hafifinden, zevksizliğim yüzünden mi ayıplanmalıyım? Emek Sineması’nı samimi olarak çok severdim. Alkazar’ı belki ondan daha bile çok... Huşu içinde, nasıl Aya İrini’ye gittiğimde hâlâ bir tuhaf oluyorsa bedenim o efsunlu ihtişam-dan, benzer duygular içinde, büyük zevkle, atmosfere de, onlarca filme de kapılmışlığımız vardır ikisinde de. Ama son senelerde doğrusu o konforlu, pofuduk vip koltuklu, yatak-döşek, salon-salamanje, üstelik de tepe teknolojili sinema salonlarının da tavlayıcılığını yok sayamayız. Şartlara göre, onları ilk göz ağrılarımıza tercih ettiğimizi itiraf edebiliriz hatta. Yani Emek yüce de, AVM sinemaları illa öcü değil benim için. Ama Emek’in bir AVM sinemasına dönüştürülmesi operasyonu gene de çok kötü, dahası anlaşılmaz geliyor. Bir kere şunu aklım almıyor: Markiz fiyaskosundan, Nişantaşı’ndaki City’s zavallılığından hiç mi feyz alınmaz? Nişantaşı’nın da Beyoğlu’nun da bünyesinin alışveriş merkezini kabul etmediğini görmek için sadece sıradan vatandaş mı olmak gerek? Yoksa sonra batması değil de önce çıkması mı mühim, yani esas büyük rakamlar zaten inşaat aşamasında mı dönüp dolaşıp paylaşılıyor? Çok belli ki Cercle d’Orient binası hatır hutur kaşındırmakta avuçları. Onun girişindeki Emek de böylece payına düşeni alacak, yeni/son/üst Emek olarak tavanı ve duvarlarıyla, dört katlı olması muhtemel binanın en üst katına, 10 sinema salonundan mürekkep kompleksin içine ‘taşınacak’, ama hakiki Emek’in ruhuna da fatiha okunmuş olacak. Ertuğrul Günay’ın ‘kirli ve yağlı koltuklar’ sözü çileden çıkardı bazılarını, doğrusu ben de kirli, yağlı, lekeli, aşınmış, ayrıca da ergonomi nedir bilmeyen, bacak boyunu 30 santim varsayan koltuk bile denemeyecek yüksüklerde film seyretmeye bayılmıyorum. Kimse bayılmaz. Ama bu proje de biraz tarihsizleştirmeye, kültürsüzleştirmeye, hem şahsi hem şehrî kültür-sanat hafızamıza hunharca girişmeye girmiyor mu?
Yazan: ybdhttp://bianet.org/bianet/toplum/121319-emeki-yikacak-sirketin-yetkilisi-yuhalandi İKSV'de düzenlenen toplantıda MİM Yapı'dan Kesgün sinemanın yıkımını engellemek isteyen eylemcilerce protesto edildi. Yönetmen Özcan Alper "Emek'i yıktırmayacağız" dedi. 17 ve 18 Nisan'da eylemler var. Şişhane'deki İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) binasında bir araya gelerek Emek sinemasının yerinde korunmasını desteklemek amacıyla düzenlenen toplantıda, projeyi üstlenen şirketin genel müdürü ile eylemciler arasında sert tartışmalar yaşandı. MİM Yapı Mimarlık Limited Şirketinin genel müdürü Fatih Kesgün'ün "bir yapılar topluluğunu ele alan bir koruma projesi ürettik. Hiçbir kültür varlığı yıkılmayacak" sözlerine Mimarlar Odası'ndan Mücella Yapıcı "Bu yıkımı öngören bir projedir" diyerek tepki gösterdi. Kesgün, Emek sinemasının yerine bir alışveriş merkezi yapılacağı yönünde basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Projeyi projeksiyonla sunan Kesgün'ün sözleri sık sık yuhalamalar ve alkışlarla kesildi. Şirket yetkilisinin "Sinema sektörüyle görüştüğümüzde bize 'Emek'in tek başına varlığını sürdürebilmesi olanağı yok' dediler" sözlerine üzerine yönetmen Özcan Alper şu tepkiyi verdi: "Hangi sektör temsilcileri? Bütün sinema sektörü şu anda burada ve biz onaylamıyoruz. Siz de Kültür bakanı da yalan söylüyorsunuz ve bunu her platformda dile getireceğiz. Bizim adımızı kullanmanızı istemiyoruz. Sizi teşhir etmeyi uygun buluyoruz. Siz Emek'i yıkıyorsunuz. Ama biz Emek'i yıktırmayacağız." Moderatörlüğünü Nuri Çolakoğlu'nun yaptığı toplantının katılımcıları, projenin bugünkü halini yoğun ısrarlara karşın göstermeyen Kesgün'ü kamuoyunu yanıltmakla suçladılar. "Emek nasıl havaya uçar anlatın. Bizi dekora mahkûm ediyorsunuz" diye tepki göstererek Emek'in nasıl bir binanın en üst katına taşınacağını soranlara ise Kesgün yedi aydır proje üzerinde çalıştıklarını, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin destek verdiğini söyleyerek cevap verdi. "Emek sineması halkın malı" Yapıcı'ysa "Bu kaosun içinde her gün bir kültür varlığı yok ediliyor. Kamuoyunu yanıltmak bir idare kültürü haline geldi. Kararlar şeffaf olmadığı ve söz hakkımız olmadığı için müdahale de edemiyoruz" dedi. Emek sinemasının "kamu malı olduğuna" dikkat çeken Yapıcı, "Sosyal Güvenlik Kurumu'nun malıdır. Şahsi bir mal değildir. Yani bu binalar bizim vergilerimizle korunuyor. Emek sineması halkın malıdır" dedi. İKSV yöneticisi Güngün Taner, işin takipçisi olacaklarını belirtirken, İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, da sinemacıları Emek'e sahip çıkmaya çağırdı. "Emek sineması kaçak kata dönüştürülüyor" diyen Avrupa Kültür Başkenti Projesi mimar Korhan Gümüş de kamu malının bir şirkete verilmesinin kültür varlıklarının korunmasında kurumsal bir boşluktan kaynaklandığına açıklık getirdi. Avukat Can Atalay da avan proje ile ilgili yeterince açıklama yapılmamasını eleştirerek, "Hala açıklanmıyor. Yıkımın arifesinde bile gösterilmiyor" diye ekledi. Mimar Deniz İnceoğlu "Bu proje evrensel bilimsel kurallara uygun değildir. Koruma yalnızca fiziki korumadan çok o dokunun korunması anlamına gelmektedir" dedi. İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi eylem hazırlığında Film Festivali'nin açılış töreninde durumu protesto eden ve İKSV yetkilileri tarafından salondan çıkarılan İstanbul Kültür Sanat Varyetesi eylemcileri konuyu yeni protestolarla gündemde tutacak. 17 Nisan'daki festivalin kapanış gecesinde ve pazar günü saat 17.00'de Taksim tramvay durağında bir eylem düzenleyecek olan Varyete, İKSV'yi de "sessiz kalmakla" eleştiriyor. Toplantıya katılan isimler arasında Atilla Dorsay, Yeşim Ustaoğlu, Özcan Alper da bulunuyor..(BT/EÜ)
Yazan: Selin Oktan[ATTACH=CONFIG]20467[/ATTACH] Olacak olan...
Yazan: Derya YazmanİKSV'de düzenlenen "Emek Sineması'nı Yaşatalım" toplantısına katılan yeni proje müellifi Mimar Fatih Kesgün, sinemacılar, yönetmenler başta olmak üzere halkın çok fazla tepkisi ile karşı karşıya kaldı. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Yazan: kilmimarBeyoğlu Belediye Başkanı çeşitli tarihlerde iki defa bizim büroya gelmişti; ikisi de sanatçılar ile ilgili derneklerin sorunları ile ilgiliydi. Oradaki tavırlarından da, kendisinin sadece "iş"e odaklı olduğu çok rahat anlaşılıyordu. Yani "iş" olsun bitirilsin, kimse de muhalefet etmesin, herkes çalışsın, birşeyler üretsin, sadece "iş" olsun mantığı. Yapılan "iş" doğru mu yanlış mı, yararlı mı zararlı mı gibi kaygıları sahip olmayan biri kendisi. (karlı mı zararlı mı kaygısı dışında tabii) Bu bakış açısı ile gerçekleştirdiği 1-2 tane olumlu proje de yok değil, örneğin Turkcell ile reklam panolarının uzun süreli kiralanması karşılığında anlaştığı, sokak aydınlatmaları projesi gibi. Gerçekten de, hem 10 yıldır çalıştığım sokakta, hem de 1 yıl oturduğum sokakta suç oranı ciddi şekilde azaldı. Ama bu tarz tekil örnekler, ne yazık ki kendisinin de - temsil ettiği zihniyet gibi - "çek fişi, bitir işi" tarzında bir belediye başkanı olduğu gerçeğini değiştirmiyor ve değiştirmeyecek de...
Yazan: Simla Sunay OzdemirBeyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'ın ne AKM'den haberi var ne de Emek Sineması yenileme projesinin son halinden. Ya da kaçmaya çalışıyor. Dilerim AKM'deki kamuoyu Emek için de oluşur. Ve : Ahmet Misbah Demircan: Ben şundan mutluyum. Demokrasi dediğimiz şey bu. Tartışma olacak. Mirgün Cabas: Demokrasi dediğimiz şey, tartışmanın ötesinde neticeye de etki etmesidir. Biz umalım ki bu eleştiriler yerini bulsun. Belki plan üzerinde tadilat yapılsın, belki şu kubbe kalksın ortadan, belki sinema salonunun yeri değiştirilsin. diyaloğunda geçen "demokrasi" Mirgün Cabas'ın dediği gibi neticeye etki eder. Bu arada Mirgün Cabas güzel sorular sormuş. Aşağıdaki alıntıladığım bölüm bir harika: MC: Siz belediye başkanı olarak, İstanbul'un en güzel semtinin sorumlusu olarak o koltukta oturuyorsunuz. Burası bir mücevher, bir pırlanta ve sizin bürokratik olarak o öyle geldi buraya havale ettik, onun sorumlusu budur demenin ötesinde estetik olarak da bir kanaat açıklamanız gerekir. Neticede sizin yönettiğiniz beldenin içindeki en önemli binalardan birinden bahsediyoruz. Dolayısıyla sizin karar alma sürecinde imzanız olmasa da şifahi olarak yer almanız gerekir. AMD: Bizim devletimizin kurulları ve kuralları vardır. MC: Elbette var. Demokrasi diyorsunuz, ama bu demokrasinin içinde belediye başkanının sözü geçmiyorsa bu demokrasi değildir zaten. AMD: Siz bir toplantı daha yapın, diğer insanları da çağırın onlar da fikrini belirtsin.
Yazan: TwincamEmek sineması ile ilgili bir şey aklıma takıldı... Tamam yıkılmaması için web siteleri açalım, imza kampanayası başlatalım. Belediyenin saçmalamalarına karşı eylem yapalım da, acaba Dolby ses sistemli rahat koltukları olan ses yankısı yapmayan koltuğunun yanında içecek koyma yeri dahi :) olan, kol dayama yerini kaldırıp sevgilimize ya da eşimize sarılarak film izlediğimiz rahat sinemalarımızı bırakıp kim kapanmadan önceki zamanlarda Emek Sinemasına gitti acaba. Film festivallerinde hatırlamakla olur mu bu işler. Tamam sinemayı yaşatalım ama sonuçta bir ticari işletmedir. Para kazanması gerekmektedir.
Bütün yorumları forumda okuyun!








