Dumankaya

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Emek Sinemasi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Seferihisar'da çifte bayram

Tarih: 30 Kasım 2009 Kaynak: Yeni Asır Yazan: Mustafa Karabulut
Belediye Başkanı Tunç Soyer, kentin yeniden yapılanması, yerel değerlerin öne çıkarılması için zaman geçirmeden çalışmalara başlayacaklarını bildirdi.

İzmir'in Seferihisar ilçesinin, özenle korunan kent dokusu, doğası, sessiz, sakin yaşamıyla Cittaslow Birliği'ne (Sakin şehir) kabul edilmesi, büyük heyecan uyandırdı. İlçenin Türkiye'nin ilk "Sakin şehir"i seçilmesinin büyük gurur verdiğini belirten Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, dün akşam saatlerinde İtalya'dan İzmir'e dönüşünde hemşerileri tarafından coşkuyla karşılandı. Soyer, sakin şehir kriterlerinin tam olarak yerleştirilmesi için çalışmalara zaman geçirmeden başlayacaklarını söyledi.

İtalya'dan döndü

İtalya'da toplanan Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi toplantısına bizzat katılan Belediye Başkanı Tunç Soyer, Seferihisar'ın başvurusunun kabul edilmesiyle ilçenin kaderinin değişeceğine inandığını bildirdi. İtalya'dan dönüşünden sonra ilçe halkıyla görüşmesinde, "İtalya'da hayatımın en büyük heyecan ve coşkusunu yaşadım. Burada da aynı sevincin paylaşılması bana gurur verdi. Bu sinerjiyle sakin şehir kriterlerinin en kısa sürede yerleştirilip sürdürüleceğine tüm kalbimle inanıyorum. Seferihisarlılar, tam anlamıyla iki bayramı bir arada yaşadı" dedi.

Sakin şehir projesiyle ilçenin yepyeni bir yüze kavuşacağını anlatan Başkan Soyer, "Beni en çok mutlu eden şey, ilçemizde yeni istihdam alanlarının yaratılmasıdır. Kent içinde ulaşım kolaylığı, modern yapılanmanın yanı sıra yerel değerlerin öne çıkarılacağı uygulamalar da ilçemizi çekim merkezi haline getirecek. Örneğin, gelecekte şehir içinde at veya el arabaları ile yük taşıması yapılacak. Ana cadde üzerindeki evlerin balkonları sardunya çiçekleri ile süslenecek. Cadde ve ilçe merkezinde bulunan esnaf levhaları standart hale getirilecek. İlçenin tarihi dokusu korunacak ve yöresel yemekler tanıtılacak. Eski fotoğrafları günümüze taşınarak ilçenin çeşitli yerlerinde sergilenecek. Cittaslow projesi çerçevesinde çok katlı binalara izin verilmeyecek. En önemlisi tarımdan turizme kadar istihdam sağlanacak. Tarımda meyve ve sebzelere hormon verilmesi yasaklanacak. Organik üretilmeyen meyve ve sebzelerin satışına izin verilmeyecek" diye konuştu.

Cittaslow nedir

1986 yılında Amerikan tarzı fast food zincirine karşı çıkılarak, İtalya'nın Barolo kentinde "Sakin Yiyecek Birliği" oluşturuldu. 1989'da Paris'te uluslararası boyut alan birliğin, bugün 100'den fazla ülke temsilcisinden oluşan 80 bin üyesi bulunuyor. "Sakin Şehir Hareketi"nin temeli, 1999'da İtalya'nın Chianti bölgesindeki Greve kentinde, 30 kadar yavaş yiyecek kentinin katılımıyla atıldı. İlk bildirgede, küreselleşmenin insanlar arasındaki iletişimi, kaynaşmayı ve değişimi kolaylaştırmasına karşılık farklılıkların törpülenerek, tek bir model insan oluşturmaya doğru gittiği ve sonunda sıradanlığın hakim olacağı bir düzenin yaratılacağı konusunda endişeler bulunduğu dile getirildi. Bu sonuçların engellenmesi, yerel değerlere sahip çıkılması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla "Sakin Şehirler" kavramı çerçevesinde bir ağ oluşturuldu. Sakin şehir olabilmek için çevre politikaları, altyapı, kentin dokusunun kalitesi, yerel üretim ve ürünlerin desteklenmesi, konukseverlik gibi kriterler gerekiyor.
YorumlarYorum Sayısı: 11

Yazan: bunebuYeni bir "çiçek çocukları" -ve yerleşim yerleri- modası çıkabilir ama sadece o kadar. Yine de bazı özlemleri diri tutmak yararlı olabilir. Böyle hareketler de olsun. Bulunsun bir kenarda. İçlerinden önemli şahsiyetler çıkabilir.

Yazan: hero49Bence Avrupa,Amerika ve diğer kapitalist ülkeler hiçbir zaman yavaşlayamazlar çünkü para kazanmak,insanları sömürmek için herzaman rakiplerinden daha hızlı olmalılar.Yani sizin anlayacağınız yapaylık, koşuşturma sona ermeyecek maalesef.

Yazan: AZMİ AÇIKDİLYavaş yemek;
1989 yılında dikkate alınmış yani bizim damak tadımızın var olduğu, yöresel yemeklerimizin kendini koruduğu zamanlar.
Önce fast food'a alıştırdılar, zamandan kazanalım diye !

Yavaş ev;
Pederşahi yaşantımızdan, ayrı yaşama başladık ancak o zaman ki yaşantımızın alışkanlığı olan büyük ev yaşantımızı devam ettirdik. Onlar bu tip ve farklı planlı evlere dönerken biz tokilerle tekdüze planlara sığdırılmağa başladık.

Yavaş şehirler;
Zaten şehir yaşantımız böyleydi. Bu türdü şehirlemizde herkesin birbirini tanıdığı bir yaşantı mevcuttu. Şehir içi, vasıtasız yaya en fazla bisikletli dolaşım ve ulaşım. Göç başlatıldı, sanayileşiyoruz diyen şehirlerde. Şehirler her türlü hızlandı. Düzensiz trafik, vasıta artışı, otopark gereksinimi, 1993 yılı araba hem de her türlü marka ithali. Konut ihtiyacı, yık yap sat, yetişemeyen imar planları yerine gecekondulaşma. Plansız, ruhsuz, birbirine benzeyen, tek düze kentler, aynı tip müteahhitler.

Yavaş seyahat, yavaş uçuş, yavaş arabalar;
Gülmek lazım. Teknoloji, milenyum çağı diyorlar ve yavaş seyreden herşey? Dizginlenmek, gem vurulmak istenen bir yaşantı, emekli olun diyorlar. Geçmiş olsun. Kurşun namludan, tren raydan, insanlık baştan çıkmış.
Bu da bir oyun olmasın hız da onları geçmek üzereyiz.

Yavaş tasarım;
Pratik zekanızı kullanmayın acele etmeyin o tasarımı tasarlamaktan bıkın, başka alternatif,farklı tasarım üretmeyin. Çok çalışmayın.Sonuç, eh olmuştur artık yeter dediğinizde yaptığınızla yetinin.

Yavaş moda;
Tekstilimiz bitti. Bir modelden elli renk. Her renkten elli model. Yakışanı bulmak, giyileni uydurmak, kolay.
Dünya markaları önce patent verirken, sonra rakipleri olduk.
Terzilere yazık diyorlar, ayakkabı, ayağınızın ölçüsüne göre ısmarlama yaptırın diyorlar. Hani terzi, hani ayakkabıcı. Üzülmeyin, bu işleri yapan fabrikalar kapanıyor, dönüyorlar, geliyorlar, yaşasın artık pençeli ayakkabı, yamalı marka giysiler, giyebileceğiz adını da önceden koydular. Nostalji. Türkçe'de böyle bir kelime yok.
Siz eskiye dönün, biz yine marka satalım, marka isteyen bize gelsin.

Yazı, biraz anlamsız gibi gelmiştir herhalde. Bana da öyle geldi. Kimse bize şöyle yapın böyle yapın demedi ki.

Yapsatçıları onlar mı yetiştirdi.
Aşçıları onlar mı gönderdi.
Bizleri, hızlı ve marka araba merakıyla mı büyüttüler.
Köyümüzden şehire gidemezken, "tatilde hakkımız" demeyi, yılda bu kadar günü tatil yapmayı, turisti, turizmi, tabiatımızı, cennet yörelerimizi cehenneme çevirirken onlar yanımızdamıydı.

Evet hep yanımızdaydılar. Bizlerin, saf temiz yürekli Anadolu Çocuklarının omuzlarındaydı kolları hep dost gibi !
60 yılında "Anadol'a binmeyin keçiler yola çıkıyor" dediler. 70 yılında "demokrasi, özgürlük isteyin " anarşi, 80 yılında "azınlıklar hakkınızı arayın" terör, 90 yılında dışa açılım, "dünya refah seviyesine ulaşmak için köşe dönün", "2000 yılı milenyum çağına ayak uydurun. Az çalışın çok kazanmanın yollarına bakın, usulü usülsüzlüğü, yolu yolsuzluğu bırakın, bakın zaman su gibi akıp gidiyor".

Şimdi "yavaşlayın, yavaşlayın, bir zaman sonra durun".
Bunu bize söylemiyorlar ki.

Alınganlık işte.

Yazan: Zeynep Güney[image]


Treehugger'da Lloyd Alter, Arkitera.com'da yavaş şehirler (slow cities) haberiyle gündeme gelen, yavaş yaşam prensibinin 7 örneğini derlemiş.

Habere ulaşmak için: Hayatımızı Değiştirebilecek 7 Yavaş Akım

Yazan: Omer YilmazBu derleme Facebook'da bir de grubun kurulmasına neden olmuş: YAVAŞ ŞEHİRLER-SLOW CİTY | Facebook Satırı satırına alınan grup açıklama yazısında ne derleyinin adından ne de orjinal kaynaktan bahsedilmemiş ne yazık ki.

Yazan: Omer Yilmaz ' Avrupa görmemiş mimarlar' başlığında bunları sıkça tartışmıştık. Avrupa'nın neresini gördüğünüzle , neresine baktığınızla ilgili sorun. Avrupa düşüsel anlamda gidip geri geliyor bazı yollardan, biz ise o yola yeni çıkıyoruz. Orada tartışılan "neresini"n görüldüğü değildi. Görmek gerektiği idi. Hala bir hazımsızlık var belli ki bu konuda. (Buna cevap verecekseniz lütfen tüm yorumları ilgili konuya taşıyalım.) Başka bir şey yazmak için bu konuya girince sizin mesajınızı gördüm ve cevaplamadan edemedim. Gelelim asıl yazmak istediğime: Bu konu o kadar ilgi çekmiş ki internette onlarca sitede referansı oluşmuş: yavaş şehirler - Google'da Ara Bugün de Yeni Şafak Gazetesi'nde konuya değinene bir yazı çıkmış:

Yazan: RedRapsodyBenim yaşadığım yerlerde ise bize 'Avrupa' satanlar nedense bu yaklaşımları görmezden geliyorlar. Kenti ve trafiği hızlandırıp, sakin yaşamı yok ettiklerinde bunu medenileşme kriteri sayabiliyorlar. ' Avrupa görmemiş mimarlar' başlığında bunları sıkça tartışmıştık. Avrupa'nın neresini gördüğünüzle , neresine baktığınızla ilgili sorun. Avrupa düşüsel anlamda gidip geri geliyor bazı yollardan, biz ise o yola yeni çıkıyoruz. Düşünsel bir süreçyaşamak kaçınılmaz, fakat tecrübelerden ve geçmişten ders almanın hiçbir sakıncası yok. Aslında sürdürülebilir,sakin, kaliteli, nitelikli mekanlar sunan 'kentleşme' bizim kültürümüzde ve altyapımızda var. Bunu seçmek ve istemek tek gereken. Komplekslerden ve özgüvensizlikten arınmış şekilde.

Yazan: AZMİ AÇIKDİLPark et.
Devam et.
Yavaş hareket et.

Bu keşmekeşin içerisinde özlemden öteye gidemez herhalde.

İnsanın, yaşanılacak mekan araması ne kadar tuhaf.
Oysa dünyayı yapan, yöneten, büyüten, kendisi.

Yazan: damdaki_kediboyle olmali iste.YASANMALI sehirlerde..

Yazan: RedRapsodyNe hazin bizim kentlerimiz de giderek hızlanıyor.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.