Bugüne kadar 30 milyar lira tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını belirten TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, 'Ama yanlış yapmıyor muyuz? Çok yanlış da yapıyoruz. Bilimsel kriterler, şehircilik kriterleri manasında, mimari tarzda çok yanlışlarımız, eksiklerimiz var' diye konuştu.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar, bugüne kadar 30 milyar tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını ve tüm Türkiye'de ödedikleri hak ediş rakamının 20 milyar lira olduğunu belirterek, "Bu paranın yüzde 90'ını İstanbul'dan kazandık" dedi.
Bayraktar, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi'nin Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) Şehir ve Bölge Planlama bölümleri işbirliğiyle ‘Kriz ve İstanbul' etkinliğinin açılışında konuştu. İstanbul'u Türkiye ile beraber düşünmek gerektiğini vurgulayan Bayraktar, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Denizli gibi illeri kalkındırmadan İstanbul'u kurtarmanın mümkün olmadığını söyledi.
"İstanbul'u kurtaralım"
İstanbul'u geliştirmeden Türkiye'nin ekonomisini kurtarmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bayraktar, İzmir, Bursa, Bandırma ve Çorlu başta olmak üzere başka çekim merkezleri oluşturmak, sanayii İstanbul'un dışına çıkararak, kenti turizm, sağlık ve eğitim kenti olarak yapılandırmak ve İstanbul'un ulaşımını yer altına alarak ulaşım sorununu çözmek gerektiğini bildirdi. Kentte bugün 3 milyonun üzerinde konut bulunduğunu, bu konutların yüzde 70'inin yaşanamayacak durumda olduğunu belirten Bayraktar, şöyle dedi:
"Belki yüzde 80'e yakını ya temel ruhsatı, inşaat başlama ruhsatı ve iskân müsaadesinden yoksun ama daha vahimi mühendislik, mimarlık bilimine, şehir planlama kriterlerine uygun olmadan yapılaşmış yapılar. Bu yapılar İstanbul'un tarihi dokusunu, SİT alanlarını, yeşil alanlarını, dere yataklarını ciddi manada tahrip edip şehrin gelişmesini tıkadı ve bu alanlar şehrin ortasında kalmaya başladılar. Bunda eğitimli, kültürlü, diplomalı insanların daha çok sorumluluğu var. Bunu mutlaka engellememiz lazım. Türkiye'de gerçek manada kentsel dönüşüm sağlanmadan, insanlarımız salaş, kaçak yapılardan, depreme dayanıksız evlerden kurtulmadıkça gerçek kalkınmadan, refahtan söz edemeyiz. Bunu hep birlikte halletmemiz lazım."
"Sulukule çok kötüydü"
Yapılan eleştirilere de değinen Bayraktar, şunları kaydetti: "Eğer Şehir Plancıları Odası ciddi eleştiri yapıyorsa, Türkiye'nin genel pozisyonundan kaynaklanıyor bu. Sizi sağdan, soldan sıkıştırırlar nahoş ses çıkarırsınız. Bizim Sulukule'de yaptığımız kentsel dönüşüm çok tartışılabilir.
Ama inanın orası çok kötü bir yerdi. Altyapı yok, su yok, tuvalet yok. Orada neler yapıldığını burada söylemeyeyim, çok kötü şeyler yapılıyordu. Oradaki hak sahibi olan herkese yerinden yer verdik, kiracılara da Gaziosmanpaşa Taşoluk'tan ev verdik, peşinatsız, taşındıktan sonra ayda 180 ile 220 lira olmak üzere taksit ödeyerek, gitmediler. Kültürleri oraya müsait değil, çoğu 30-40 bin lira devir parası alarak bıraktılar gittiler ‘Biz Sulukule'de oturacağız' diye."
"Aç fare fırın deler"
Kentsel dönüşümlerin üniversiteler, akademisyenler, mimar, mühendis şehir plancıları odalarıyla tartışarak yapılması gerektiğini, imar planlarının halkın katılımıyla yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar şöyle devam etti: "Ama o duruma gelemedik biz henüz. O duruma gelebilmemiz için bilimsellik, kültür, eğitim bakımından görmemiz gereken merhaleler, maddi bakımdan ulaşmamız gereken yer var. Derler ya ‘aç fare fırın deler'. O bakımdan bizim İstanbul'a göçü engellememiz lazım. Türkiye ekonomisine katkı ağlamak için İstanbul'a 40 bin turist getirmemiz lazım. Çanakkale'den Ege sahillerine geçiş için imkân sağlamamız lazım. Altınova'da şehir kurmamız lazım. Karasu'da mutlaka bir liman kenti kurmamız lazım. Düzce'deki sanayiyi artırmamız lazım. Bandırma'yı İstanbul'un yükünü alacak tarzda çok daha geliştirmemiz lazım. Biz bu işe kafa yoruyoruz ama herkesin kafa yorması lazım. İzmir'i, Bursa'yı geliştirmeden İstanbul'u kurtaramayız. İstanbul'u kurtarmadan Türkiye'nin ekonomisini geliştiremeyiz."
"Ben de dertliyim"
Erdoğan Bayraktar, bugüne kadar 30 milyar lira tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını belirterek, "Bugüne kadar ödediğimiz hak ediş rakamı tüm Türkiye'de 20 katrilyon, bugünkü rakamla 20 milyar TL. Bu paranın yüzde 90'ını İstanbul'dan kazandık" dedi.
Hazine'den pay almadıklarını, aldıkları arsaları geliştirdiklerini anlatan Bayraktar şöyle dedi:
"Bunlardan kazandığımız paralarla bugün ulaştığımız 400 bin konut rakamının 300 bini sosyal konuttur. 100 bin konutu, taksitleri 250 liranın altında olan konutlardır. Evine taşındıktan sonra 100 lira ile 250 lira arasında adeta aidat öder gibi ev sahibi olmaya çalışan insanlarımızındır. Ama çok iş yaptık, çok eleştiri aldık, eleştiri de almamız lazım. Yaptığımız işin bilimsel olması lazım." Bayraktar, İstanbul'da Küçükçekmece, Kayabaşı, Gaziosmanpaşa, Tuzla, Maltepe, Kadıköy, Fatih ve Bağcılar'ın da aralarında bulunduğu birçok yerde kentsel dönüşüm çalışması yaptıklarını dile getirerek, "Burada ben de dertliyim. Kentsel dönüşüm çalışması yaptığınız zaman, haklı haksız birçok kurum üzerimize çullanıyor, ‘yapmayın' diyor. Tamam gecekonduda yaşayan insan diyelim ki masumdur, peki gecekondu yapamayan, Hakkâri'nin bir köyünde çok daha mağdur olan bir vatandaşımızın ülkenin her zerresinde hakkı olan vatandaşımızın daha çok hakkı yok mu?" diye konuştu.
"15 şehir inşa ettik"
TOKİ'nin kentsel dönüşüm ve insanların ev sahibi olması için çok çalıştığını ve 400 bin konuta ulaştıklarını anlatan Bayraktar, bunun nüfusu 100 binden fazla 15 şehir demek olduğunu vurguladı. Bayraktar, TOKİ'nin sadece konut yapmadığını, modern hayatın gerektirdiği yaşam birimleri gerçekleştirdiğine işaret ederek, "Ama yanlış yapmıyor muyuz? Çok yanlış yapıyoruz. Bilimsel kriterler, şehircilik kriterleri manasında, mimari tarzda çok yanlışlarımız, eksiklerimiz var" dedi.
"Hükümete vuruyorlar sille bize de geliyor"
Siyasi kuruluşların hükümete vurmak için kendilerine yüklendiğini savunan Erdoğan Bayraktar, "Onların sillesi bize de geliyor" dedi. Bayraktar, meslek odaları, üniversiteler ve akademisyenlerden destek beklediklerini ifade ederek, şöyle konuştu: "Ülkemizin kalkınmaya gelişmeye ihtiyacı var, gelir seviyemizi 30 bin dolara çıkarmak mecburiyetimiz var. İstanbul'un ulaşımını halletmek mecburiyetimiz var. İstanbul'da deprem olursa Türkiye 200 milyar dolar yükün altına girecek. Bu depremselliği ortadan kaldırmamız lazım. Nasıl kaldıracağız bunu? Biz burada deprem dönüşümü için Kayabaşı'nda 65 bin konut yapıyoruz. Bunun 25 binini özel sektör yapacak, 40 binini TOKİ yapacak. Biz diyoruz ki, deprem riski olan İstanbul'da, 1999 depreminde 70 bin ev ağır hasarlı veya hasarlı, bunların 17 bininde hâlâ oturuluyor. 17 bin tanesine yazı yazdık, 'Biz size Kayabaşı'ndan peşinatsız, taşındıktan sonra ödemek, oturduğunuz hasarlı evi de peşinattan düşmek suretiyle ev vereceğiz' dedik. Çok ciddi bir tepki bulamadık buradan. Yasal destek lazım. İstiyoruz ki deprem riski altında olan evlerde insanlarımız oturmasın." İstanbul'da kentsel dönüşüm yapmak, kaçak, depreme dayanıksız yapılardan kurtarmak için herkesin kendini aşan bir gayretle bir şeyler yapması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, "Burada birileri mağdur olacak. Mağdur olmadan olmaz" dedi.
Yazan: psyhkeBu arada ben TOKİ ve Projeleri konusundaki mesaja cevap olarak yazmıştım ancak ayrı bir konu açılmış her nasıl olduysa. :) Not: Gerektiği takdirde konu silinebilir.
Yazan: psyhkeÜzerinden biraz zaman geçmiş ancak İzmit'te bahsi geçen 3 yeni üstgeçidin yapımı bitti. Birkaç aydır da kulanımda. En kısa zamanda fotoğraflarını çekip eklemeye çalışacağım. Köprülerin konumlarını neye göre tayin ettiklerini bilmiyorum ancak; olmamış bence. Hele ortadaki büyük köprü (Mimar Sinan Köprüsü olarak geçiyor adı) Mimar Sinan'ın eseri olan Yeni Cuma Camii'ni ezip geçmiş. Sanırım bunun özrü olarak koymuşlar bu ismi!.. Köprüler duraklarla alakasız yerlerle ilişkilendirilmiş, köprüden geçerken (Kocaeli Fuarı'nın önündeki) 20 dakikada bir geçen otobüsünüz geçip gidiyor ve yakalamanız imkansız gibi. Önce uzun bir yürüyüşle merdivene ulaşacaksın, oradan merdivenleri koşarak inmeye çalışacaksın, en sonunda da otobüs durağına koşmak zorundasın çünkü indiğin yerden durağa kadar demirlerle yolu ayırmışlar. Halkevi'ndeki durakta da tel örgü var ancak vatandaş kestirmeden teli kesmiş aradan geçip gidiyor. :) (Konumuzla biraz alakasız oldu ama yeri gelmişken söylemek istedim.)
Yazan: Emine MerdimErdoğan Bayraktar'dan itiraflar: Bugüne kadar 30 milyar lira tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını belirten TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, 'Ama yanlış yapmıyor muyuz? Çok yanlış da yapıyoruz. Bilimsel kriterler, şehircilik kriterleri manasında, mimari tarzda çok yanlışlarımız, eksiklerimiz var' diye konuştu. Haberin devamı: TOKİ Başkanı: 400 bin konuta ulaştık ama mimari yanlışlıklarımız da oldu
Yazan: mina_lavinCem Yılmaz'ın sözü çok manidar gerçekten. Diyor ya " İnsan yiyecek bunu " diye. Burada insan oturacak ama nasıl? Ev aldım diye tvlerde dan dan verilen ağlayan insan portreleri Toki'nin muhteşem başarısı diye halka pompalanırken halk ne yapsın? Kiralar uçmuş, kredi borcu, kredi kartı extreleri vs.. Bunlarla boğuşurken borçlanalım ama iki oda bir salon evimize derken. Kime neyi,nasıl anlatacaksınız?
Yazan: ninlilToki işlerinden sadece Mimarlar şikayetçi değil, İnşaat Mühendisleri Odası da Valiliğe resmen şikayetçi olmuş... Toki yapıları gerçekten; ne mimari kurallara ne inşaat yapma kurallarına ne de şehircilik kurallarına uygun oluyor. Kurallara uymadan yapılanların sonuçları 1999 yılında görüldü. Aynı hatalar tekrarlanmasa keşke! Bir de insanların ev sahibi olma istekleri sömürülüyor! Üstelik. İnşaat Mühendisleri Odası Yönetimi, TOKİ’nin Bursa genelinde inşa ettiği binlerce konutta çok sulu ve kalitesiz beton kullanıldığı, beton numunelerinin yalnızca üretici firmalar tarafından alındığı ve laboratuar incelemesinin sağlıklı yapılamadığı ve en önemlisi, kamu adına denetim mekanizmasının çalıştırılamadığı iddiasıyla, Bursa Valiliği’ne resmi bir yazıyla başvurdu. Endişelerin, deprem ve diğer doğal afetlerle pekiştirildiği şikayet dilekçesi, Bursa Valiliği tarafından işleme konularak Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’ne havale edildi. Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü de Vali Şahabettin Harput’un bilgisi dahilinde, B.09.04 İLM.4.16.00.12/ 4132 sayılı ve 23 Eylül 2008 tarihli bir yazıyla durumu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne bildirdi. ANAYASA’YI ÇİĞNİYORLAR Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın şikayet başvurusunun ardından nasıl bir adım atacağı merakla beklenirken, İMO Bursa Şube Başkanı Necati Şahin, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ni Anayasa’ya aykırı faaliyette bulunmakla suçladı. TOKİ’nin 3194 Sayılı İmar Kanunu’nu, Büyükşehir ve Belediyeler Kanunu ve Yapı Denetim Kanunu başta olmak üzere birçok yasayı çiğneyerek suç işlediğini savunan Necati Şahin, “Her şeyden önemlisi ise TOKİ yönetimi, kendisini yerel yönetim iradesinin üstünde tutuyor. Ne plan tanıyor, ne hukuk. Orantısız ve kontrolsüz güç kullanıyor. Bursa’da olduğu gibi şehirlerin anayasasını çiğniyor” dedi. TOKİ yüzünden inşaat sektörünün büyük bir yara aldığını ve günümüz ekonomi politikalarına aykırı olarak sektörün devletleştirildiğini ileri süren Şahin, şunları kaydetti:“Bu tablo bize eski demir perde ülkelerini anımsatıyor. Üstelik belediyeleri de yapsatçı müteahhit haline getirdiler. Memleketin deresine tepesine yamacına nereye istiyorlarsa konut yapıyorlar ve bunu belediyelere sattırıyorlar. Kooperatifçiliği bitirdiler. Şehirlerin planları, doğası hiç umurlarında bile değil. Üstelik ucuz konut da imal etmiyorlar. TOKİ’ye sunulan imkanlar özel sektöre tanınsın konut fiyatları daha da düşer.” SORUMLU MÜHENDİS YOK TOKİ’nin konut üretiminde, asli görevinden uzaklaşarak ağırlıklı olarak lüks daire imalatı yaptığını iddia eden Necati Şahin, “Bizi endişelendiren en önemli konu ise, TOKİ konutlarının denetimden uzak kalması. Ne kullanılan betonun ne de demirin istenilen kalitede olduğuna inanmıyoruz. Çünkü bu konutları kamu adına denetleyen bir mühendis yok. Ortada adresi belli bir teknik sorumlu yok. Bu milletin gözünü boyuyorlar ve maalesef insanımıza sürü muamelesi yapıyorlar. TOKİ konut değil, mezar satıyor, vatandaş tedbirini alsın, hakkını arasın” şeklinde konuştu. Haberin Kaynağı: meydangazetesi Konu ile ilgili Eski İnşaat Mühendisleri Odası Başkanının Yazısı [FONT=Times New Roman][/FONT]
Yazan: luminaİTÜ'de Hüseyin Kahvecioğlu'nun verdiği bir ders kapsamında davet edildiğimde yaptığım bir sunum vardı. O sunumda kullandığım bazı resimler, madalyonun arka yüzüne ait fikir veriyor. Resimler çok net değiller, kendi çektiğim kareler de değiller; daha iyilerini arcem<007'den bekliyoruz.
Yazan: arcem<007Bu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler. Bende zaten o odadan çektim:) Elimize makinalarımızı alıp İzmiti fotoğraflamaya çalışacağız yakın zamanda.Eğer bizden önce birileri paylaşmamış olursa,biz ekleriz mutlaka.Hele ki şu anda başlıyan üst geçit projelerini görseniz durumun bundan daha vahim olduğunu farkedersiniz.Ne yazık ki İzmit şu an geri dönüşü olmayan bir tecavüz hali içerisinde. Yalnız her ne kadar dert yansak da bu durumda üniversitenin de payı var.Belediyeyle daha iyi ilişkiler kurabilmek mesela!Üretilen projeleri onlarla paylaşmak mesela!Rant yaratabilen nitelikli bir projeye kolay kolay kimse hayır diyemez bence. Ama bizim tavrımız nedense hep "aman canım biz belediyeye gitsek sanki bizi dinlerler mi,kendi bildiklerini okurlar" hayıflanması üzerine!Elbette belediyenin üniversiteden talep etmesidir doğru olan,ancak madem onlar gelmiyo biz neden gitmiyoruz?Böyle böyle projelerimiz var bu kentin 3 tarafı su,dünyada böyle coğrafyaya sahip sayılı kent var,gelin beraber bu kenti kurtaralım demiyoruz?Neden sadece kentin içine ediyorlar diye kendi kendimize dedikodu yapıyoruz? Eğer onlarla konuşur ve dikkate alınmazsak,işte ozaman hayıflanma,isyan etme hakkımız olabilir diye düşünüyorum. Önemli bir tespitte bulunmak istiyorum.Bildiğim ve duyduğum kadarıyla son dönem belediyeleri içinde en borçlu belediye Kocaeli Büyükşehir Belediyesiymiş.Takip ettiğim kadarıyla da ortada inanılmaz bir çalışma var.Gerçekten inanılmaz paralar dökülüyor ve Belediye gerçekten çok çalışıyor.Buna rağmen yer yüzünde bu kadar para harcayıp bir kenti böylesine harap edebilecek bir başka güç var mıdır bilemiyorum.Burada sorun "yapma biçiminde".En basit örneği ise daha öncede bahsettiğim gibi; -8 şeritli yol yaptık. (ee karşıya geçemiyoruz kardeşim?) -120 METRE uzunluğunda üst geçit yaptık (ee adı üstünde geçit,kısa olsa da karşıya daha çabuk geçsek?) -14 km uzunluğunda yürüyüş yolu yaptık ( ee az daha uzatta İstanbula yürüyerek gidelim bari!) Yani zihniyet büyüklükler üzerinden çalışıyor.Çünkü seçmeninden,bir işi ne kadar büyük ne kadar çok yaptıysa o kadar çok oy alacağını zannediyor.Ne yazık ki seçmende yıllardır bunu böyle anladığı için,nitelik değil nicelikle kandırıldığı için alışmış. Ben yinede bunun sorumlusunun bizler olduğunu düşünüyorum.Yıllardır ürettiğimiz bahanelerin aksine; Kötü müşteri yoktur kötü Mimar vardır demek istiyorum.
Yazan: architect9Şehir katliamı denebilecek bir manzara...Şehir silueti mustarip.
Yazan: ayasofyaBu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler.
Yazan: luminaBu, tepenin görünen yüzü; bir de öteki yüzü var ki...
Bütün yorumları forumda okuyun!








