İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Harbiye Kongre Vadisi'nde yaptırılan İstanbul Kongre Merkezi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açıldı.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kültürde, sanatta sıçramayı yapamazsanız, medeniyet yarışında yoksunuz" dedi. Açılış töreninde konuşan Erdoğan, çatısı altında bulunulan bu eserin, yerin altında yedi kat, yerin üstünde de beş kat olmak üzere 120 bin metrekarelik bir alan olduğunu ve anlaşma süreleriyle birlikte ele alındığında 13 ay gibi bir zamanda bitirildiğini söyledi. "Türkiye, yeniden tarihe dönüyor, yeniden ayağa kalkıyor" diyen Erdoğan, "Çünkü benim ülkemde ne yazık ki 10 yılları aşan sürede başlayıp da bitirilemeyen eserler var. Artık bunlar geride kaldı" dedi.
ABD dışında üç yerde
Türkiye'nin IMF ve Dünya Bankası toplantısına hazır olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Amerika dışında üç yerde IMF ve Dünya Bankası toplantısı yapıldı bugüne kadar... Yıl 1955 bir kez daha Türkiye'de yapıldı. Sonra Singapur. Üçüncü kez de 6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul'da, bu salonda, bu kongre merkezinde yapılacak. Peki nasıl oldu bu?
Nasıl aldınız bunu? IMF ile birçok görüşmelerimiz var. Bunlar da devam ediyor. Bütün bu görüşmelerin arasında bir taraftan bu yarışın içinde şurayı yaptık. Ve hepsinden öte yerin dibinde adeta bir şehir kuruldu. Tarihte bunun benzerleri vardır ama bakın şimdi de bu adım atıldı."
"Habitat II ile başladı"
Belediye başkanlığı döneminde başlattığı Kongre Vadisi çalışması olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Lütfi Kırdar ile bunu başlattık. Ve ilk defa uluslararası boyutta çok büyük bir toplantılı Habitat II toplantısını orada yaptık. Bu toplantı ile Kongre Vadisi İstanbul'un gündemine düştü. O gün bugündür bu bizim rüyamızdı. Lütfi Kırdar çok kısa sürede o zaman bitirildi, hazırlandı. Ama biz onu yeterli görmedik. Dedik ki Kongre Vadisi ise Cemal Reşit Rey, Lütfi Kırdar, Cemil Topuzlu, yeni yapacağımız bu merkez ve Muhsin Ertuğrul" dedi. Muhsin Ertuğrul'un yıkımıyla alakalı açıklamalarını yaptığı zaman bazı çevrelerin adeta kıyamet kopardıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle dedi:
Sanatçıya ‘anlam'lı mesaj
"Biz daha güzelini, daha iyisini burada yapacağız. 600 kişilik bir salon olacak, sahne çok daha farklı olacak dediğimiz zaman buna inanmadılar. Olumsuz kampanyalar yaptılar. Peki bu olumsuz kampanyaları yapanlar, Muhsin Ertuğrul bitti acaba hangi yüzle gelip diyecekler ki ‘Nasıl olmuş?'.
Ne derlerse desinler biz yolumuza devam ediyoruz. Sanat camiasının temsilcilerine söylüyorum, bizi yanlış anlamaya devam etmeyin bırakın bu işleri. Yeter ki siz sanata ideolojileri değil, sanata fikrinizi, düşüncenizi katın da bu ülkeye bir şeyler kazandırın."
Lütfi Kırdar'la iç içe
Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi'nce Harbiye Kongre Vadisi'nde yaptırılan İstanbul Kongre Merkezi'nin açılışında yaptığı konuşmada, yeni yapılan kongre merkezi ile Lütfi Kırdar'ın bütünleştiğini ve tünel geçitleriyle birbirine bağlandığını, Muhsin Ertuğrul ile zaten yan yana olduğunu kaydetti. Erdoğan, "Şimdi Cemil Topuzlu ile de burayı bütünleştireceğiz.
Sadece açık hava tiyatrosu olarak görev yapmayacak. Onun üstünü de mobil açılıp kapanan bir çatıyla örteceğiz. Kışın da oradan istifade eder hale geleceğiz. Böylece bu bölgede yapılan etkinlikler uluslara-rası noktada bir şey olduğu zaman, ‘Acaba şu olur mu, olmaz mı' diye bizi düşündürtmeyecek. Bunların hepsi rahatlıkla bu bölgede yapılabilir" diye konuştu.
AKM'yi eleştirdi
Yatırımları yaptıkça bunların olduğunu, bu merkez yapılırken de dört kez ziyaret ederek inşaat durumunu gördüğünü anlatan Erdoğan, "İnşaat işi telefonla, talimatla olmuyor" dedi. Atatürk Kültür Merkezi'nin temelinin 1946 yılında atıldığını ve 1969 yılında açıldığını anımsatan Erdoğan "Farkı anlatmaya gerek var mıydı? Halep oradaysa arşın burada" diye konuştu.
Kongre merkezinde Dünya Bankası ve IMF toplantılarının gerçekleşeceğini de anımsatan Erdoğan, burada 850 tane baş başa görüşmenin yapılabileceği oda bulunduğunu, açık hava tiyatrosuyla merkez arasının yayalara açık hale getirildiğini ifade etti. Türkiye'deki yapılan kongrelerin yüzde 85'inin İstanbul'da gerçekleştiğini anlatan Erdoğan, "İstanbul, artık dünyada ve Avrupa'da farklı bir konuma yükseliyor. İstanbul, artık dünya kenti ve adını duyurmuş durumda" dedi.
IMF'ye baston benzetmesi
Soruları da yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Büyüme hedefleri ve piyasaların, IMF'den gelecek paraya bağlı olduğu açıklamaları ile ilgili bir soruya, "Biz büyüme hedeflerimizi IMF'den gelecek paraya göre hesaplamadık. Mevcut durumumuza göre hesaplanmıştır. Tüm orta vadeli program çalışmalarımızı da buna göre yaptık. Kendi ayaklarımızın üzerinde durma gayreti içerisindeyiz. Bastonla yürüme niyetinde değiliz. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz" yanıtını verdi.
Salonda protesto
Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkmasından hemen sonra salonda bulunan bir grup tarafından slogan atılarak protesto gösterisi yapıldı. Güvenlik görevlilerince bu grup salon dışına çıkartılırken, davetliler de söz konusu grubu yuhaladı. Başbakan Erdoğan da, "Bu tür hazımsızları kaale almaya gerek yok. Şu salona girecek kadar özgür oldukları halde bunu hazmedemiyorlar. Bunu anlayış ve hoşgörüyle karşılıyoruz. Öğrenecekler. Türkiye'nin aydınlık yarınlara gidişini engelleyemeyecekler" dedi.
Gözler İstanbul'da olacak, 1500 gazeteci bekleniyor
IMF - Dünya Bankası yıllık toplantılarının, 1930'daki Büyük Buhran'dan sonra yaşanan en büyük ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde İstanbul'da gerçekleştirilmesi önem taşıyor. Bu yılki toplantıların merkezinde küresel kriz ve bu krizden çıkışın yolları yer alacak.
Bu nedenle de tüm dünyanın ilgi odağı İstanbul olacak. Yıllık toplantılar, bu yıl 6-7 Ekim tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen ve ‘Türkiye'nin en büyük kongre ve kültür merkezi' olduğu bildirilen açıklamada, 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen İstanbul'da, kentin kültürel geçmişini öne çıkaran projelerin yanı sıra geleceğe yönelik projelerin de gün saydığı ifade edildi. ‘İstanbul Kongre Merkezi'nde ilk olarak IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarının yapılacağı, toplantıya yapılan başvurulara göre, 5-6 bini yabancı olmak üzere toplamda 13 bin civarında kişinin katılmasının öngörüldüğü, toplantıları 400'ü yurtdışından 1500 basın mensubunun izlemesinin bekleniyor. 400 kişilik basın merkezi oluşturuldu.
Trafik yer altına alındı
19 bin metrekarelik alanda inşa edilen ‘İstanbul Kongre Merkezi', ulusal ve uluslararası platformda hizmet verecek. İstanbul Kongre Merkezi'ni trafikten arındırmak ve bütünlüğü sağlamak için bir tünel de yapıldığı belirtilen açıklamada, tünelin üzerinde çok amaçlı sergi alanlarının oluşturulduğu kaydedildi. Yer altına alınan trafiğin geçtiği tünelin toplam uzunluğunun 485 metre olduğu, bu alanda sadece acil durumlar için kullanılacak servis yolu bağlantısının yapılacağı ifade edildi.
Muhsin Ertuğrul yeniden
‘İstanbul Kongre Merkezi'nde modern şekilde yeniden inşa edilen Muhsin Ertuğrul Sahnesi ile Açık Hava Tiyatrosu'nun yanı sıra çok amaçlı salonlar da yer alıyor. Toplam beş kattan oluşan ve 600 seyirci kapasiteli Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nda, sanatçı odaları, fuaye, kafeterya ve kütüphane bulunuyor. Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nun aynen korunduğu, yeni bir sanat ve kültür merkezi anlayışıyla, ‘denize açılan meydan' konseptinin oluşturulduğu vurgulandı. Bu kapsamda Açık Hava Tiyatrosu önünde oluşturulacak meydan ile üst kattaki Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nu da içine alan meydan arasındaki yeşil bandın korunacağı ifade edildi.
Nobel ödüllü ekonomistler İstanbul'da
Yıllık toplantılar öncesinde 3-5 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek seminer ve panellere dünyaca ünlü ve Nobel Ödülü sahibi ekonomistler de konuşmacı olarak katılacak. Dünyaca ünlü yatırımcı ve milyarder George Soros'un 3 Ekim'de konuşma yapacağı seminerlerde küresel kriz tartışılacak. Üç gün sürecek olan seminerler için İstanbul'a şu ünlü ekonomistler geliyor:
Nouriel Roubini: Yaptığı öngörülerin tutması nedeniyle ‘kahin' diye anılıyor. ABD Merkez Bankası (FED) ve IMF'de çalışan Roubini, 2006'da ABD'deki mortgage krizini önceden görerek uyarılarda bulunmuştu. Roubini, halen New York Üniversitesi'nde öğretim üyesi.
Stanley Fischer: 1988-1990 döneminde Dünya Bankası'nda Başkan Yardımcılığı Başekonomist olarak görev yaptı. 1994-2001 döneminde ise IMF Birinci Başkan Yardımcısı olarak çalıştı. Fischer, 2005'ten beri de İsrail Merkez Bankası Başkanlığı'nı yürütüyor.
Joseph Stiglitz: ABD'li ekonomist 2001'de Nobel Ödülü'nü kazandı. Dünya Bankası'nda Başekonomisti olarak görev yaptı. ABD'nin eski Başkanlarından Bill Clinton'ın da ekonomi danışmanıydı. Stiglitz, Columbia Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.
Program 30 Eylül'deki raporla başlayacak
Program akışına göre, 30 Eylül'de IMF Finans Danışmanı, Para ve Sermaye Pazarları Bölümü Direktörü Jose Vinals tarafından ‘küresel finansal istikrar raporu' açıklanacak.
IMF Ekonomi Danışmanı ve Araştırma Bölümü Direktörü Olivier Blanchard 1 Ekim Perşembe günü ‘Dünya Ekonomik Görünümü' raporuna ilişkin basın toplantısı düzenleyecek. Söz konusu rapor, 1 gün önce ambargolu olmak kaydıyla basın mensuplarına dağıtılacak.
Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick ile IMF Yönetici Direktörü Dominique Strauss-Kahn 2 Ekim Cuma günü ayrı ayrı basın toplantısı yapacak.
3-5 Ekim arası seminerler programına ayrılırken, 3 Ekim'de Avrupa, Orta Asya ve Sahraaltı Afrika bölgelerine ilişkin ekonomik görünüm konuları ele alınacak.
Ayrıca resmi programda olmayan, G7'de yer alan ülkelerin finans ve maliye bakanlarının bir araya geleceği bir toplantı da 3 Ekim'de gerçekleştirilecek.
Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) ise 4 Ekim'de toplanacak.
Aynı gün öğleden sonra IMFC Başkanı Youssef Boutros Ghali ve Dominique Strauss-Kahn'ın katılımıyla bir basın toplantısı yapılacak.
5 Ekim'de de Kalkınma Komitesi (DC) Başkanı Agustin Carstens, Robert Zoellick ile Dominique Strauss-Kahn basın toplantısı gerçekleştirirken, 6 ve 7 Ekim'de Yıllık Toplantıların ana oturumları yapılacak.
IMF ve Dünya Bankası Yıllık Toplantıları 7 Ekim'de gerçekleştirilecek kapanış oturumu ile sona erecek. Ayrıntılı program önümüzdeki günlerde duyurulacak.
Maliyeti 330 milyon TL, yedi katı yer altında
Temeli 14 Şubat 2008 tarihinde atılan ve yedi katı yeraltında, beş katı yer üstünde inşa edilen kongre merkezi 330 milyon TL'ye mal oldu.
Son sistem teknolojinin kullanıldığı ve canlı yayın ile simultane çeviri odalarının da olduğu merkezde 3 bin 500 kişilik çok amaçlı salon dışında 500 metrekare ile 1300 metrekare arasında değişen farklı büyüklüklerde beş adet salon bulunuyor.
IMF toplantısı için 1000 adet 20 metrekare büyüklüğünde çalışma ofisi oluşturuldu.
İstanbul Kongre Merkezi'nde, 850 araç kapasiteli bir otopark kullanıma sunulacak. IMF ve Dünya Bankası'nın toplantısı için 10-15 bin kişi bekleniyor.
İstanbul'un 6-7 Ekim 2009'da ev sahipliği yapacağı Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nın 2009 Guvernörler Toplantısı'nın yapılacağı ‘Harbiye Kongre Vadisi'nin yetiştirilmesi için 3 bin işçi 24 saat aralıksız bir şekilde çalıştı.
İstanbul Kongre Merkezi aynı anda 850 görüşme yapabilecek odaları olan bir merkez olarak dikkat çekiyor.
8 bin 610 metrekare Muhsin Ertuğrul, 110 bin 950 metrekare de kongre merkezi inşaatı olmak üzere toplam kapalı inşaat alanı 127bin metrekareye kadar ulaşıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Kongre merkezinin, Hilton Oteli ile Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı arasındaki bir zeminde kotlar korunarak ve üzerine üst yapı yapılmadan yerin altına inşa edildiğini belirterek üstte sadece asansör kuleleri, merdivenler ve ışık kulesi bulunduğunu söyledi.
Oteller doldu taştı, 185 ülkeden gelen var
VİSİTUR'dan alınanan bilgiye göre, Kongre Vadisi civarındaki lüks otellerinde ekim ayının ilk haftası doluluk oranı yüzde 90'ı buldu.
Başta Dünya Bankası ve IMF üyesi 185 ülkenin resmi heyetleri olmak üzere uluslararası gözlemciler, özel sektör temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve basın mensuplarından oluşan katılımcılara 45 lüks otelde geceliği ortalama 250 avrodan 6 bin oda tutuldu.
Otellerin kriz nedeniyle yüzde 30-50 indirim uygulaması sonucunda, ortalama oda fiyatları 250 avroya kadar geriledi.
185 üye ülkenin aralarında maliye bakanları, merkez bankası başkanlarından oluşan resmi heyetleri için kongre merkezi civarındaki 4 ve 5 yıldızlı otellerde 3 bin 650 oda bu süre için ayrıldı.
Resmi heyetler için ayrılan odaların fiyatları 250-350 avro arasında değişirken, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve basın mensupları için yapılan rezervasyonların geceliği 20 avrodan başlayıp 5 bin avroya kadar çıkıyor. Böylece, IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla 9 günde 6 bini aşkın oda için ödenecek fatura 15-20 milyon avro olacak.
Başbakan Erdoğan, 1998 yılında kongre turizmi alanında dünyada 49. sırada olan İstanbul'un, 2008'te 15. sıraya yükseldiğini belirterek, "Bu yatırımla artık Türkiye ilk 10'a adaydır. İstanbul, dünyada kongreler denince ilk akla gelen 20 şehir arasında yer alıyor. Hedef önce ilk 10'a girmek, sonra ilk 5'e girmek" dedi. Erdoğan, "İstanbul geçmişte çok kötü yönetildi. Son yaşanan sel felaketinin bedelini birileri bizlere kesmeye çalışıyor. Orada yaşayanlar bizim tutumlarımızı bilir, kaçak yapılaşmaya karşı takındığımız tavrı bilirler" diye konuştu.
Yazan: Aslı Özbaymimarlar odası merkez yönetimi, bu konuyla ilgili son gelişmeler/yazışmalar üzerine kendi web sitesinde aşağıdaki metni yayınladı. forum metinlerinde eksik kalmaması için aşağıya ekliyorum.
diğer yandan, eleştirileri, "....odamızı yıpratmaya yönelik saldırılar...." olarak değerlendiren ve bunları oda karşıtlığı (?) söyleminin motifleri sayan metnin otoriter uslubu, traji-komik bir durum oluşturuyor. oda yarışmalar açısından uzun zamandır katkıda bulunmak yerine zarar veriyor. kongre vadisi yarışması bunun zirvelerinden biriydi. ama arkası kesilmedi: hatalı jüri atamaları, yarışma sistemi konusunda idarelere doğru-dürüst destek verilmemesi (yetersiz raportörler vb), sonuçları açısından skandal niteliğindeki yarışmalara (burdur otogarı, ünye kıyı düzenlemesi...) müdahale etmek biryana, bunların "saman altına" ittirilmesi gibi büyük gafları açıklayabilen olmadı. keşke bu işler, sempozyum düzenlemekle çözülebilseydi...
oda karşıtları demagojisini bir yana bırakıp, yarışmalar konusunda gereken duyarlılığı göstermeyenler, eleştirilere katlanmak zorunda kalırlar. kaldı ki oda "eleştirilemez" bir kurum (?) hiç değildir. yönetim sorumluluğunu üstlenenleri özenli, duyarlı ve tahammüllü olmaya davet etmek hakkımızdır sanırım.
![[image]](http://www.mimarlarodasi.org.tr/img/1p.gif)
UIA 2005 İSTANBUL KONGRESİ VADİ TASARIM YARIŞMASI SÜRECİ ÜZERİNE AÇIKLAMA
![[image]](http://www.mimarlarodasi.org.tr/img/B_TAMOrtacizgi.gif)
09.02.2008
Fatih Erduman tarafından 21 Ocak 2008 tarihinde yapılan “Mimarlar Kazandı Oda Kaybetti” başlıklı açıklama üzerine, Mimarlar Odası sürece ilişkin yeniden bir bilgilendirme yapmayı gerekli görmektedir.
Mimarlar Odası, Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) adına Temmuz 2005’de İstanbul’da Dünya Mimarlık Kongresi’ne evsahipliği yapmış, bu kongre hem Türkiye hem de uluslararası mimarlık kamuoyunda büyük bir beğeni kazanmış, özellikle de UIA yöneticileri tarafından şimdiye kadar yapılan kongrelerin en başarılısı olduğu değerlendirmeleri yapılmıştır.
Mimarlar Odası Kongre hazırlık sürecinde Organizasyon Komitesi’nin önerisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yarışma giderlerini karşılayacağı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin uygulama giderlerini üstleneceği yönündeki açıklamaları doğrultusunda İstanbul 2005 Kongresi Vadi Tasarım Yarışması düzenlemiştir.
Bu yarışma sonucunda Fatih Erduman’ın önerisi birinciliği kazanmış ve Oda yöneticilerimizin de katıldığı, kendisini kutladığı bir törenle ödülünü almıştır. Kültür ve Turizm Bakanı tarafından, yarışma giderlerinin ve ödüllerin ödeneceği bizzat taahhüt edilmesine rağmen, daha sonraki süreçte defalarca yapılan girişimler sonuç vermemiş, Mimarlar Odası yarışma giderlerini kendi bütçesinden karşılamış ve ödülleri ödemiştir.
Seçilen projenin uygulama sorumluluğunu üstlenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi, birinci seçilen proje müellifi ile görüşmüş ve uygulama projesi için teklif istemiştir. Proje sahibi tarafından verilen teklifin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin neredeyse uygulama için ayırdığı bütçe kadar olması üzerine, Belediye yetkilileri bu şartlarda projeyi uygulayamayacaklarını bildirmiş, süreç bu noktada kesintiye uğramıştır.
Daha sonra yaşanan süreçte, Fatih Erduman’ın hukuk yoluna başvurması ve sonrasındaki karar süreçleri yaşanmış, dava sonuçlanmıştır. Gelinen bu noktada davayla ilgili yorum yapmayı doğru bulmuyoruz. Ancak davanın sonuçlanması üzerine bir kez daha gündeme gelen konuyla ilgili yapılan yorumlara ilişkin bir açıklama yapılmasını gerekli görüyoruz.
Mimarlar Odası’nın, Kongre bütçesi içinde yer almayan Vadi Tasarım Yarışması ve uygulamasının finansmanını üstlenemeyeceği çok açık bir şekilde belirtilmesine rağmen, Odamızı süreçten sorumlu tutan, Odamızı yıpratmaya yönelik yazı ve yorumlar değişik platformlarda yayınlanmaktadır. Oda yönetimlerinin eleştirisi, Oda’nın eleştirisine dönüşmekte ve zaman zaman kabul edilemez noktalara evrilmektedir. Yapılan açıklamaların, dile getirilen yorumların bu yarışma sürecinin değerlendirilmesinin ötesinde Oda’yı yıpratmaya yönelik bir amaç taşıdığı; bu konunun da benzer durumlarda olduğu gibi, Oda’ya ve yöneticilerine yapılan haksız saldırıların, Oda karşıtlığı söylemin bir motifi olduğu görülmektedir.
Mimarlar Odası 54 yıllık birikimiyle, kurumlaşmasıyla meslek ortamının düzenlenmesinden sorumludur. Mimarlık yarışmaları mesleğimizin önemli bir ayrıcalığıdır ve Odamız bu alandaki çok yönlü sorunların giderilmesi, yarışma kültürünün zedelenmemesi için büyük çaba göstermektedir. İzmir’de düzenlediğimiz Yarışmalar Sempozyumu’nda yapılan değerlendirmeler, sempozyumun ürettiği sonuçlar Odamızın ve hepimizin önünde bir görev olarak durmaktadır.
TMMOB Mimarlar Odası
Yazan: Aslı Özbayoda merkezinin, hem de uia 2005 kongre alanını düzenlemek için açtığı yarışma sonucu gelişen olaylar serisi, hem oda, hem de yarışmalar düzeni açısından ibretlik bir "müsibet" oldu. o sırada uluslararası bir kongreye hazırlanmakta olunduğu için, bu meseleyi el birliğiyle unuttuk ve "yen içinde" bıraktık. halbuki yarışmanın başlangıcı çok umut vericiydi, seçilen proje çok provokatif ve iddialıydı, jüri seçiminin arkasında dimdik duruyordu, dönemin yönetimiyle çatışmayı göze almıştı vs. ama sonrasının, çiçeği burnunda mimar fatih erduman için ne büyük bir hayal kırıklığı olduğunu tahmin etmek zor değil. fatih'i, sadece iyi bir mimar olmanın ötesinde inançlı ve mücadeleci kişiliği nedeniyle kutluyorum. bu süreçte yanında kimler vardı bilmiyorum ama korkarım yapayalnız kaldı. gerçekten üzgünüm. bu dava sonucunu birçok açıdan okuyabiliriz: yarışmalar meselesiyle odamızın nasıl ilişkilendiği, yarışma vesilesiyle kendini göstermeyi başarmış genç bir yeteneğin bizzat meslek örgütü tarafından ne denli örselenebileceği, meslek örgütünde bu konunun hesabının hiç sorulamdığı bir düzenin sürüp gidebiliyor olması, odanın hukuk savaşçısı olarak resmedilmek istendiği bir ortamda ne denli şeffaflıktan uzak olabildiği ve böylesine vahim bir konuyla karşılaşan gencecik bir meslekdaşımızı nasıl kendi kaderine terkedebildiğimiz.... sonuç için, fatih için çok mutlu oldum. ama bu o'nun kişisel başarısı. genç mimarların hepsinden mangal yürekli birer kahraman olmalarını beklemeye kimsenin hakkı yok! hepimizin benzeri bir düzeltmeyi yapmak üzere fatih kadar inançlı ve ısrarlı bir çaba göstermemiz gerekiyor. çöplüğümüzü temizlememiz gerek.
Yazan: Murat ArtuTam O sırada, Yetkilerini cehalet ve adaletsizlik içinde kullanan oda yöneticilerinin sorumsuz olduklarına dair örneklerini yazarken, 1. Kongre vadisi yarışması... 2. SMG.............örneklenirken Haberiniz geldi. Çok sevindim !!! Mimarlık için Mimarlar grubu ( Seçimi kazanacak ya...!) Sn. Mimar Fatih Erduman'a yanında vereceği bir tebrik ve teşekkür belgesi ile tazminatını ödemelidir. Mimarlık adına verdiği mücadeleden övgü ile bahsedilmelidir. Daha sonra meslekdaşımıza ve odamıza verdiği zarardan ötürü, Sn. Ekinci'ye tazminat davası açılmalı ve manevi tazminatın eklendiği miktar kendisinden tahsil edilmelidir. Ben gazetecilerin hatalarını, edepsizliklerini ödemek için aidat ve komisyon ödemiyorum. Diyeceksinizki ama gazeteciliği yanında mimar. Değil........, (bence, mimarlık okulu mezunu.) Yoksa; Mimar adam yarışmalara, yarışmacılara bunu yaparmı ? Yapsa, mimarlar odası onu Onur Kuruluna vermezmi ?
Yazan: ayasofyaSonra da diyoruz ki neden yarışma açılmıyor, Oda neden yarışma açılmasına önayak olmuyor. Baksanıza ödülü vermemek için temyizlere gidilmiş, çabalar sarfedilmiş. Cevap hakkı doğdu yaşasın. Şimdi Oda Yönetimi hemen bize açıklama yapacak. Bizi bilgilendirlecek. Öyl olmadı aslında böyle oldu diyecek. Şu kararı aldık, o yüzden aidatlardan 40.000 YTL ve temyize gittiğimiz için şu kadar faizi ve cezayı verdik diyecekler. Bunun için yaklaşık şu kadar üyemizin aidatını faize ve mahkeme ve avukat masraflarına vedik diyecekler, aidatlarını vermeyenlere yaptığımız icra işlemleriyle bunu da hallettik diyecekler. Yaşasın cevap hakkı doğdu.
Yazan: luminaHamaset'in çöktüğünün resmidir :) Ama sırça köşkten görünmüyor anlaşılan bu resim...
Yazan: Zeynep GüneyErduman; yaklaşık altı ay önce lehine sonuçlanan davanın kararını ve Mimarlar Odası'nın bu süreç içerisindeki tutumunu şu sözlerle yorumluyor...
Haberin devamı için: Mimar(lar) Kazandı, Oda Kaybetti
Yazan: Gülin ŞenolFatih Erduman tazminat verilmemesi üzerine Mimarlar Odası'na dava açtı:
Kongre Vadisi Yarışmasında Son Durum
Yazan: Arkitera Forum14 Ocak 2004 günü Arkitera Forum'da UIA 2005 Istanbul Kongresi Vadi Tasarım Yarışması jüri üyelerinin imzaları ile yayınlanan metinde şahsımı hedef alan aşağıdaki paragraf bulunmaktadır.
"Bu arada, Kongre’nin ihale edildiği Konsorsiyum temsilcisinin de yarışma sonuçlarını eleştiren bir başka açıklaması da bir biçimde kamuoyuna yansıtılmıştır. Kongre Vadisi Tasarım Yarışması’nın yalnızca, stand ve gösteri alanları düzenlenmesi ve bunları Kongrenin “ticari sahibi” olan firma tarafından pazarlanmaya hazır halde teslim edilmesi gibi bir amacı olmadığını her halde aklı başında her kes algılayabilmiştir. Bu son açıklamadaki tümüyle ticari endişeden kaynaklanan ve mimarlık kültürü ile ilgisi bulunmayan eleştirlerin değerlendirilmesi bu yazımızın konusu dışındadır."
Bununla ilgili olarak:
1. Bendeniz Kongrenin ihale edildiği Konsorsiyum temsilcisi değil, Mimarlar Odası MYK tarafından atanan Kongre Organizasyon Komitesinin bir üyesiyim.
2. İşverenim Mimarlar Odasıdır, anılan ISEVV Konsorsiyumu değil.
3. Organizasyon Komitesi tarafından kongrenin organizasyon hizmetleri yüklenicisini belirlemek için açılan İhale Komitesinin başkanı olarak, işveren adına görev yaptım.
4. Halen Organizasyon Komitesinde "İdari ve Mali Yönetici" olarak görevimi sürdürüyorum. Bu görev gerek Kongrenin tüm organizasyon hizmetlerinin, gerek bütçesi ve diğer mali konuların koordinasyonu, sorumluluğu, denetlenmesi anlamına gelmektedir.
5. Açılmış olan Vadi Tasarım Yarışması için seçilen jürinin işvereni Kongre Organizasyon Komitesidir. Yarışma süresi boyunca ve ardından jüri ile topluca veya başkanı ve bazı üyeleri ile defalarca toplantılar, çalışmalar yapılmış, "brief"ler verilmiştir.
Şimdi hayret içinde görüyorum ki jüri, masanın karşısında oturan ve uzun süre kendileri ile dialog halinde olan bir kişinin kim olduğunun ve görevinin dahi farkında değildir.
6. Bu nedenle, " Kongre Vadisi Tasarım Yarışması’nın yalnızca, stand ve gösteri alanları düzenlenmesi ve bunları Kongrenin “ticari sahibi” olan firma tarafından pazarlanmaya hazır halde teslim edilmesi gibi bir amacı olmadığını her halde aklı başında her kes algılayabilmiştir." sözlerini edenlerin, bunu bir açıklama olarak yazıp imzalayanların akıllarının başlarında olup olmadığını belirleme kararını kamu oyuna bırakıyorum.
7. Daha önce, özel bir hizmet içi yazışma olmasına rağmen casusluk rolü üstlenip yazdığım bir metni Arkitera'ya ulaştıran kişi ve büyük bir sorumsuzluk örneği vererek, kişi haklarımı çiğneyerek, üstelik ismimi gizli tutarak beni itham altında bırakırcasına bu metni yayınlayan Arkitera hakkındaki tavrımı ve atabileceğim adımları şimdilik bir kenara bırakarak şunu belirtmek istiyorum:
Söz konusu ve jürinin çalışma tarzını eleştirdiğim metnin 2. maddesindeki ifadelerim şöyle:
"Juri, değerlendirmesinde Şartname kurallarına uymamıştır. Şartnamede “Etkinliklikler – Temel İşlevler” bölümünde sıralamalar yapıldıktan sonra,
“Bu etkinlikler için ayrılacak alanların sayısı, büyüklüğü, mekansal biçim ve kimlikleri koşullar göz önüne alınarak yarışmacı tarafından önerilecektir,” şeklinde hüküm yer almaktadır. Şimdi sormak istiyorum: Seçilen eser bu ihtiyacı karşılıyor mu? Mekan düzenlemesi, alanların sayısı, büyüklüğü, nerede? Sonuç olarak elde edilen bir Vadi yerleşim planı değil, olsa olsa bir “enstelasyon”dur. Ben Vadi Tasarımı peşinde olduğumuzu sanıyordum. Yarışmayı Organizasyon Komitesi işveren olarak bu amaçla açtı. Şu anda ise elimizde böyle bir sonuç yok."
Jürimizin son açıklamasından sonra boşuna nefes tükettiğimi nihayet anladım. İşverenlerinin bile kim olduğunu bilmeyen ve yarışmanın hangi amaçla açıldığını idrak edemeyen bir jürinin, kendi yarışmalarını şartnamesini ayrıntılarıyla bilmelerini beklemek saflıkmış meğerse.
8. UIA 2005 Istanbul Kongresinin Organizasyon Komitesi ve Bilim Komitesi tümüyle işlerinin başındadır, konularına hakimdir, her türlü koordinasyon en üst düzeyde yürütülmektedir. Kongre gerek tümüyle Türkiye'ye, gerek Türk mimarlarına yaraşan bir nitelikte gerçekleştirilecektir. Bundan herkes emin olsun.
Benim gibi, jürinin ifadesiyle "...mimarlık kültürü ile ilgisi bulunmayan..." bir görevlinin (Dev bir uluslararası organizasyonun hangi mesleklerden görevlilere ihtiyaç duyacağını bilen bilir,) en şaşırdığı konu, Türkiye'deki mimarlar camiası mensupları arasında sadece olumsuz eleştiri yapmayı bilen, kendi meslek grubunun çabalarına destek vermek yerine engel yaratmakta hüner sahibi olan, çok gereksiz, yersiz ve zamansız bir tartışmayı sürdürüp kendi camiasının yararlanmasına yol açan kişilerin varlığı ve bazı kimselerin de bunları ciddiye almasıdır.
Saygılarımla,
Şefik Onat
UIA 2005 Kongresi
Organizasyon Komitesi Üyesi,
İdari ve Mali Yönetici
Yazan: Murat ArtuTemmuz 2005 tarihinde İstanbul' da düzenlenecek olan UIA Kongresi ile ilgili açılmış bulunan Kongre Vadisi yarışmasının ödüllerinin yarışmacılara ödenmediğini ve dahası Mimarlar Odası Başkanı Sn. Oktay Ekinci’nin kendisini jürinin üstünde gören bir anlayışla, birinciliği kazanmış proje üzerine karalamalar içeren yorumlar getirdiğini esefle okumuş bulunuyorum.
Mimari proje yarışmaları, Mimarlar Odası’nın nice çalışanının emekleri ile 50 senelik bir mücadele sonucu içinde bulunduğunuz modele anca getirilmiştir. Yapılan bu davranış Mimarlar Odasının 50 yıllık emeğini, geleneğini ve yarışma düzenini çöpe atmaktır.
Sn. Ekinci tabidir ki bir gazeteci olarak herhangi bir yarışma sonucu üzerine herhangi bir beyan da bulunmakta (Mimarlar Odası’ndan cevabını almak kaydıyla ) serbesttir. Ancak, atlanılan nokta Sn. Ekinci' nin bir gazeteci olmakla birlikte Mimarlar Odası Başkanı sıfatını da taşıdığıdır. Mimarlar Odası Başkanı mimar olsun veya olmasın kendi açmış olduğu, jürisini kendisinin oluşturduğu bir yarışmanın sonuçları ile ilgili bu tür yorumlara giremez. Girenleri hukuka davet eder.
Böyle bir olayı ilk defa gördüm.
Aynı davranış biçimlerinin Nevşehir' de yapılan SMM yönetmeliği ile ilgili Olağanüstü Genel Kurulda da esefle izlemiş idik. Bir tek tüzük maddesinin Genel Kurulca değişiklik yapılarak kabul edilmesi söz konusu olduğunda Sn. Ekinci; "Öyleyse, Genel Kurulu iptal ediyorum" buyurdular. Mimarlar odasınca 150.000.000.000 TL ödenerek yapılan genel kurul iptal ediliyordu. Delegeler kabul etti....... ???
Böyle bir olayı da ilk defa gördüm.
Bütün bunlardan sonra ortaya çıkan SMM yönetmeliği ise hukuka aykırı maddelerle dolu olarak çıktı ve maalesef sonuçları Mimarlar Odası’na büyük zararlar verecektir.
Mimarlık mesleğini uygulayan insanlar olarak, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulunun kendisini ;
a) Jürinin
b) Genel Kurulun
c) Hukukun
üzerinde görmesinin olumsuz sonuçlarını; Eğer bu eylemleri yapanlar yaşayacak olsaydı, bu yazıyı kaleme almama gerek kalmazdı. Onları kendileri ile başbaşa bırakırdım.
Mimarlardan bir tek ricam var. Kendilerine iki dakika ayırıp, nasıl bir yönetimce
temsil edildiklerini düşünmeleri.
Dünya Tarihi, bu tip yönetim anlayışları ve bunların hazin sonuçları ile dolu.
Zararı hep başkaları çekti.........
Saygılarımla,
Murat Artu
Türk Serbest Mimarlar Derneği
Başkanı
Yazan: Omer YilmazBir saat kadar önce Fatih ERDUMAN tarafından Arkitera ve Mimarlar Odası şubelerine dağıtılan metin aşağıda.
KONGRE VADİSİ MİMARİ TASARIM YARIŞMASI ARDINDAN…
30 Aralık 2004
Kongre Vadisi Mimari Tasarım Yarışması’nda 1. ödülü alan projenin müellifi olarak yarışma sonrası yaşanan süreç ile ilgili deneyimlerimi mimarlık kamuoyuyla paylaşmak gerektiği kanısındayım. Bu paylaşımı, kuruluşunun 50. yılında “mimarlığa saygı yürüyüşleri” düzenleyen Mimarlar Odası’nın, bizzat baş aktör olduğu bir süreçte, temel amaçlarının ve toplumsal taleplerininin tersine attığı adımları göstermesi açısından önemli buluyorum.
Yarışma Şartnamesinde de belirtildiği gibi yarışmanın sonuçlanmasından sonra atılması gereken ilk adım Mimarlar Odası’nın projeyi uygulayıp uygulamama konusundaki kararını vermesidir. Aradan 4 ay geçmiş olmasına rağmen Mimarlar Odası halen yazılı olarak bana bu konudaki kararını bildirmedi. Kongre Organizasyon Komitesi üyeleri ile bugüne kadar yapmış olduğum toplantılarda gösterilen yaklaşım ise projenin uygulanacağı yönündeydi. Büyükşehir Belediyesi ile yapılacak bir protokole bağlı olarak, uygulama projeleri ve mesleki kontrollük hizmetleri için belediyenin benimle bir sözleşme yapmasını sağlayacaklarını belirttiler. Fakat aradan geçen uzun zamana rağmen gerek Mimarlar Odası ve gerekse de Organizasyon Komitesi halen bu konuda somut bir gelişme sağlayamadı. Halbuki bu sürecin çok daha önceden, hatta yarışma sonuçlanmadan önce planlanmış ve sonuçlandırılmış olması gerekiyordu. Hal böyle olunca, sözleşme görüşmelerinde bulunmak ve bir çalışma programı oluşturmak üzere karşımda muhatap olarak değerlendirilebilecek bir işveren hiçbir zaman olmadı. Dolayısıyla, yaklaşık iki ay önce hazırlayıp Mimarlar Odası ve Organizasyon Komitesi’ne göndermiş olduğum sözleşme taslağı, uygulamaya yönelik öneriler ve teklif raporu ile ilgili olarak da bugüne kadar herhangi bir cevap alabilmiş değilim.
Ancak, Sn. Oktay Ekinci’nin Oda Birimlerine gönderdiği UIA 2005 hazırlıkları ile ilgili, 14 Aralık tarihli Genel Bilgilendirme Raporunun, Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından tartışılmak üzere üyelere gönderilmesi sonucu ben de son gelişmelerden haberdar oldum. Elime geçen bu metinde gerek Kongre Vadisi Proje Yarışmasına, gerek yarışma sonucunda seçilen projeye yönelik olumsuz değerlendirmelere rastlamak benim açımdan şaşırtıcı oldu. Zira Sn. Ekinci’nin metninde neredeyse bütün yarışma süreci, Kongre hazırlıkları kapsamında elde edildiği belirtilen olumlu gelişmelerin kazanımlara dönüşmesi önündeki engeller arasında gösteriliyordu. Mimarlar Odası başkanının bir mimari proje yarışmasına ve üstelik başkanı olduğu kurumun düzenlemiş olduğu proje yarışmasına karşı göstermiş olduğu tutumun ve müellife olan yaklaşımının oda örgütünce ve mimarlık kamuoyunca tartışılması gerektiğine inanıyorum.
Sn. Ekinci’nin Kongre organizasyon sürecinde yaşanılan düzensizliği ve eşgüdüm eksikliğini adeta belgeleyen metninde, sadece kişisel –ve oldukça tartışmalı- mülahazalarından yola çıkarak projeyi tartışmaya açmasını, organizasyonun içinde bulunduğu kaotik durumda bir zemin değiştirme çabası olarak görüyorum. Metinde geçen ve tırnak içine alındığı halde hangi kaynaktan alıntılandığı belli olmayan: “vadide gerçekleşecek sergiler ve sunumlar için tasarlanması gereken açık alan düzenlemesi (yerleşim planı) paftası”nın birinci ödül alan proje tarafından teslim edilmediği yönündeki ibare, bu zemin değiştirme gayretlerinin en açık örneği gibi görünüyor. Her koşulda, hem birinci ödül alan projenin hem de yarışma sürecinin meşruluk zeminini bulandırmayı hedefleyen bu ibarenin Yarışma Şartnamesinden alınmadığı kesindir. Söz konusu alıntının neye dayandırıldığı belli olmasa da, Sn. Oktay Ekinci’nin bu konuda yararlandığı kaynağın, şartnameyi ve bu yarışmanın niteliğini değerlendiremeyecek bir kaynak olduğu açıktır.
Bir an için bu savın doğru olduğunu kabullensek bile, yarışman sonuçlarının açıklanmasından bugüne kadar geçen 4 ay süreye rağmen Sn. Ekinci’nin niçin hala yarışma paftalarına takılıp kaldığı elbette zihinlerde soru işareti yaratmış olmalı. Proje müellifiyle profesyonelce bir işveren ilişkisi kurmaktan ısrarla kaçınan Mimarlar Odasının, uygulama projelerinin hazırlanma sürecini başlatamadığını açık olarak beyan etmesi faydalı olacaktır. Organizasyon Komitesi’nin bazı üyelerinin sözleşme yapmaksızın ısrarla benden talep etmiş olduğu açık alan düzenlemelerini gösterecek bir “leke çalışması” var ki, bu 1/1000 ölçekli “leke çalışması” ile fuar ve stand alanlarının tüm dünyaya tanıtılmasını ve pazarlanmasını bekliyorlardı. Ben bu noktada yarışmada elde ettikleri öneriyle pazarlayabilecekleri bir vizyonun zaten oluştuğunu hatırlattım. Dahası, belirlenmiş olan vizyon doğrultusunda çeşitli mekansal taleplere zemin oluşturacak bir düzenlemenin böylesi bir leke çalışması ile oluşturulamayacağını, projenin selameti açısından belli aşamaların takip edildiği profesyonel bir sürecin işlemesi gerektiğini belirttim. Mimarlık hizmetinin profesyonelce sürdürülmesi sadece karşılığında bir bedel alınmasını değil, aynı zamanda işveren tarafında kimlerin neye yetkili olduğunun belirlenmesini, karşılıklı sorumlulukların tarif edilmesini, danışmanların atanmasını, proje kontrol ve onay mekanizmalarının belirlenmiş olmasını, ama herşeyden önce de, işverenin ne istediğini biliyor olmasını gerektirir.
Sn. Oktay Ekinci’nin değerlendirme metninden de anladığımız üzere, artık hepimiz şunu açık olarak biliyoruz ki Kongre Vadisi’nin ne yarışması için, ne yarışma sonrası seçilecek projenin uygulama, mesleki kontrollük ve danışmanlık hizmetleri için, ne de projenin gerçekleşmesi için şimdiye kadar herhangi bir bütçe ayrılmıştı. Ancak giderleri karşılayacak bir bütçe olmadığı halde, Kongre Vadisi’ndeki açık alan etkinliklerinden elde edilecek gelirin kime ait olduğu meğer ki hep belliymiş! Sn. Ekinci, ISEVV’in pazaryeri etkinlikleri çerçevesinde ortaya çıkan giderleri yapılan sözleşmeye dayanarak karşılamadığını belirtiyor; fakat aynı yazının birkaç paragraf ilerisinde de bu yerlerin pazarlanmasından sağlanacak gelirin ISEVV’e ait olacağını ifade ediyor. Oldukça çelişkili bir durum; hele hele etkilikler kapsamında ortaya çıkan giderlerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi bir kamu kurumu tarafından karşılanması talep edilirken... Kongre organizasyonu ile ilgili kamuoyuna acil olarak yapılması gereken en önemli bilgilendirme ve paylaşım, herhalde ISEVV ile yapılan sözleşmenin içeriği ve Kongre bütçesinin tüm ayrıntıları (güncel olarak Kongre ertesine kadar) olmalıdır.
Bu kısa bilgilendirme yazısında, yarışma sonrasındaki süreçte müellif olarak çeşitli platformlarda karşılaştığım tavırların ayrıntılarına girerek zihinleri bulandırmaktansa içinde bulunulan durumun temel çerçevesini sizlerle paylaşmayı doğru buldum. UIA 2005 arefesinde daha yapacağımız çok şey var. Mimarın sözleşme hakkından ve mesleki saygınlığımızdan asla taviz vermeden uygulama sürecine geçmeye hep hazır beklediğimi ve bundan sonra da hazır olduğumu mimarlık kamuoyu önünde açıkça beyan ediyorum. Dünya Mimarlık Kongresi’ni düzenlemeye hazır olmak, otel rezervasyonları ile kongre mekanlarına dair hazırlıkları çok önceden tamamlamış olmayı değil, mimarlık kültürünü tüm açılımları ve etik değerleri ile birlikte samimiyetle içine sindirebilmiş olmayı gerektirir.
Fatih ERDUMAN
Y.Mimar
Bütün yorumları forumda okuyun!








