
1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı, Şehir Planlama Müdürlüğü'nce, 28 uzmandan oluşan Plan Yapım Ekibi tarafından 14 Temmuz 2008 tarihinde tamamlanan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı revizyon çalışmaları, 13 Şubat 2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde oy çokluğu ile onaylandı. Bu süreç sonunda hazırlanan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, 15 Haziran 2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Kadir Topbaş tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.
İlk olarak 22 Ağustos 2006 tarihinde onaylanan ve Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı meslek odaları tarafından hakkında iptal davaları açılan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, 21 Mart 2008 tarihinde yargı kararı ile iptal edilmişti.
16 Ağustos 2009'da sona eren askı süresinde gelen itirazlara 16 Ekim 2009 tarihine kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir cevap verilmemesi halinde plana, 16 Aralık 2009 tarihine kadar dava açılabilecek.
Yaklaşık 850 sayfadan oluşan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Plan Raporu 9 bölümden oluşuyor:
1. Açıklamalar
2. Bölgesel Araştırma Bulguları,
3. İstanbul İl Bütünü Araştırma Bulguları,
4. SWOT Analizi,
5. Sentez,
6. Planlama Yaklaşımı,
7. Plan Kararları ve Gerekçeleri,
8. Plan Uygulama Hükümleri,
9. Plan Uygulama Araçları ve Eylem Programı.
İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi'nin de önemli katkıları ile derinlemesine analiz edilen İstanbul'un, bu plan ile kontrollü büyümesinin sağlanması amaçlanıyor. Ancak uzun çalışmalar ve emekler ile hazırlanan planın yine tartışmalara sebep olan gelişmelerin önüne geçemediğini söylemek mümkün. Zira Plan Kararları'nda, "Tek merkezlilik devam ettiği sürece, arttırılacak köprü geçişlerinin İstanbul'a hiçbir katkısı olmayacaktır," denilmiş olsa da 3. köprüye onay verilmiş durumda.
Planda 3. köprünün yer almamasının yanında diğer göze çarpan noktalar, Silivri Havaalanı, Ataşehir'de yapılması planlanan İstanbul Finans Merkezi, Haydarpaşa Limanı'nın kaldırılması ile Kadıköy-Üsküdar aksında uygulanması planlanan Dönüşüm projesi... İlgi çekici bir başka tespit de planda, toplam 37 il büyüklüğündeki tek büyük çekim noktası olan İstanbul'un Türkiye içindeki çekim gücünün "Karadelik Etkisi" olarak tanımlanması.
İmar Planları İstanbul bütününde parçacıl yapıldığı gibi, ilçe kademelerde de parçacıl yapılıyor. Plansız alanlarda tasarlanmış hatta uygulaması da yapılmış "konutlar", ya da "siteler" de deniebilir, daha sonra yapılan planlarda "konut alanı" ya da bu planda olduğu gibi "Gelişimi ve Yoğunluğu Denetim Altında Tutulacak Alanlar" statüsüne alınıyor. Yani bu durumda plan, mevcutta olan gelişime göre yapılıyor, sadece isim konuluyor. Özellikle İstanbul'da kuzey-güney aksındaki gelişmeyi durdurmak hedeflenirken, bu tür konut alanları, ya orman alanlarının tam ortasında ya da havza alanlarında yerini alıyor ve kuzeyde gittikçe büyüyen kahverengi lekeler meydana geliyor...
Konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım kararlarını belirleyen planın ana kararlarını inceledik:
Analojik Model: Planda İstanbul'un nüfus dağılımının Finlandiya ve İsveç ülkelerinin toplam nüfusuna eşdeğer düzeyde olduğu belirtiliyor.
Sınırlar
İstanbul Metropoliten Alanı'nın etki ve işlevsellik sınırlarının İl sınırlarını aşması nedeniyle bazı kararlar İl sınırı dışındaki alanlar da göz önünde bulundurularak ve bu alanları etkileyecek şekilde verilmiştir. İstanbul'un ekonomik ve sosyal ilişkileri Marmara, Batı Karadeniz, Kuzey Ege ve Batı İç Anadolu ile bütünleştiği için başta sanayi ve liman olmak üzere bazı kararlar İl sınırlarının dışını da kapsamaktadır. Ancak, İl sınırı dışında plan yapma yetkisi olmadığı için 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın İl sınırları dışındaki kararları plan paftasında gösterilmeyip, sadece plan raporunda ele alınmıştır.
Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Koruma Alanları
Orman Alanları
"1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda orman alanlarının korunması amacıyla geliştirilen kararlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Kadastral çalışmalarının tamamlanması,
- Muhafaza ormanı statüsünün kazandırılması,
- Ormana yönelik gelişme baskısının engellenmesi,
- Orman içi rekreasyon alanlarının düzenlenmesi,
- Orman alanlarında gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin en az düzeye indirilmesi ve
- Orman vasfını kaybettiği için orman dışına çıkarılan alanları için çevresel sürdürülebilirlik ve alanların niteliğine göre uygun plan kararlarının geliştirilmesi."
Orman Alanları
"Plan'da gösterilen orman alanlarına ait sınırlar şematik olup, yasal bağlayıcılık oluşturmaz. Orman alanlarına ilişkin kesin sınırlar Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan alınacak görüş çerçevesinde alt ölçekli planlarda netleştirilecektir. Orman kadastrosu netleşmeyen ve bu nedenle bu Plan kapsamında gösterilemeyen alanlar, orman kadastrosuna alınması durumunda ilgili yasa çerçevesinde değerlendirilecektir."
Ağaçlandırılarak Ormanla Ekolojik Olarak Bütünleştirilecek Alanlar
"Ağaçlandırılarak ormanla ekolojik olarak bütünleştirilecek alanlar içinde özel mülkiyete konu olan yerlerde, kamulaştırma yapılıncaya kadar sadece günübirlik rekreasyon, kamping, seracılık, fidanlık faaliyetleri yapılabilir."
Tabiat Parkları
"Milli Parklar Kanunu'na tabi bu alanlarda yapılacak proje ve uygulamalarda ilgili kurumların olumlu görüşü alınacaktır. Endemik bitki türleri ve doğal yapısı korunacak tabiat parklarında, yalnız sökülebilir yapı elemanlarından oluşmak koşuluyla ilgili kurumların uygun göreceği noktalarda halkın yeme içme ve temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik üniteler yapılabilir. Ancak, bitki örtüsünü veya doğal yapıya zarar verecek hiçbir düzenleme yapılamaz."
Arboretum
"Orman Kanunu hükümlerine tabi arboretum alanında bilimsel faaliyetlerin sürdürülmesi esastır."
Tarım ve Mera Alanları
Tarımsal Niteliği Korunacak Alanlar
"Tarımsal niteliği korunacak alanlarda öncelikle ekolojik tarım yapılması; ekolojik üretime uygun olmayan geleneksel tarımın yapıldığı alanlarda ise ürün çeşitliliğinin arttırılmasına yönelik ilgili kurumlar tarafından detaylı çalışmaların yapılması ve uygun yerlerde tarım turizminin (agro-turizm) geliştirilmesi teşvik edilecektir."
"Arazi toplulaştırma çalışmalarının öncelikle yapılması öngörülecek alanlar, ilgili kurumlar tarafından yapılacak tarımsal amaçlı planlama çalışmalarında belirlenecektir. Bu çalışmalarda, ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği ile ekolojik, ekonomik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni tarım parsellerin oluşturulması esastır. Tarımsal niteliği korunacak alanlarda tarımsal verimliliğin arttırılması için ilgili kurum ve kuruluşların işbirliğiyle tarla içi geliştirme hizmetlerine ağırlık verilmesi esastır."
"Bu Plan'da gösterilen tarım alanlarına ait sınırlar şematik olup, kesin sınırlar İl Tarım Müdürlüğü'nün görüşü doğrultusunda alt ölçekli planlarda belirlenecektir."
Ekolojik Tarım Alanları
"Ekolojik tarım alanlarında Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik hükümleri geçerlidir. Ekolojik tarım yapılması öngörülen ve Plan'da sembol olarak gösterilen ekolojik tarım alanlarının sınırları ve tarımsal faaliyetler ilgili kurumlar tarafından hazırlanacak olan tarımsal arazi kullanım planı ile belirlenecektir. Bu alanlarda başlatılacak olan ekolojik tarım faaliyetleri ile birlikte ekolojik turizm faaliyetleri de geliştirilebilecektir."
Mera Alanları
"Mera Kanunu kapsamında bulunan alanlardır. Kırsal alandaki meraların korunması esastır. Mevcut kent dokusu içersinde kalan mera alanlarında tahsis amacı değişikliğine ilişkin ilgili kurumun olumlu görüşü ile yeşil alan ve günübirlik rekreasyon alanı gibi rekreatif kullanımlar da yer alabilir."
Doğal ve Kırsal Karakteri Korunacak Alanlar
"Bu alanlarda; tarımsal faaliyetler ile yapılaşma koşulları alt ölçekli planlarda belirlenecek bağ ve çiftlik evleri, hobi bahçeleri gibi kırsal nitelikli yapılaşmalar yer alacaktır. 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği işlem görmüş alanlardaki saklı haklar alt ölçekli planlarda değerlendirilecektir."
Yapı Yasağı ya da Sınırlama Getirilen Diğer Alanlar
Su Toplama Havza Alanları
"İstanbul'un içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılandığı içme suyu havzalarından İl sınırları içerisindeki alanlardır. Bu alanlarla ilgili aşağıda belirtilen hükümlerin dışındaki hususlarda, içme suyu havzalarının korunması ve kontrolüne ilişkin mevzuat hükümleri geçerlidir."
Havza İçi Yapı Yasaklı Alanlar
"Su toplama havzalarının yapı yasağı bulunan mutlak koruma ve kısa mesafeli koruma kuşağı olarak tanımlanan alanlar ile içme suyu havzalarını besleyen derelerin ve içme suyu kaynaklarının (memba) mutlak koruma kuşaklarını kapsamaktadır. Havza içi yapı yasaklı alanlarda yer alacak kullanımlar içme suyu havzalarının korunması ve kontrolüne ilişkin mevzuat dikkate alınarak alt ölçekli planlarda belirlenecektir."
"Tarihi ve doğal değerleri bakımından korunması gerekli olan, ancak mevcut yerleşim dokusu tamamen veya kısmen su toplama havzasının kısa mesafeli koruma kuşağı ve/veya dere mutlak koruma kuşağında kaldığı için İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nde kamulaştırılması öngörülen köylerin durumu İSKİ görüşü dikkate alınarak alt ölçekli planda belirlenecektir."
Havza İçi Rehabilite Edilecek Alanlar
"İçme suyu havzalarının "havza içi yapı yasaklı alanlar" dışındaki yapılaşmış alanları kapsamaktadır. Havza içi rehabilite edilecek alanlardaki nüfus, yoğunluk, kullanımlar ve yapılaşma koşulları içme suyu havzalarının korunması ve kontrolüne ilişkin mevzuat göz önünde bulundurularak alt ölçekli planlarda belirlenecektir."
Yeraltı Suyu Rezerv Alanları
"Yeraltı suyu rezerv alanlarında, alanın su toplama kabiliyetine ve su geçirimine (inflitrasyonuna) zarar verilmemesi esastır. Üzerinde yerleşik alanların bulunduğu yeraltı suyu rezerv alanlarında detaylı analizlerin yapılarak, su döngüsüne zarar veren kullanımların belirlenmesi ve sağlıklaştırma/yıkma/yenileme gibi kararların bu doğrultuda üretilmesi esastır."
Jeolojik Açıdan Yerleşime Sakıncalı Alanlar
"Jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alanların sınırları ve kullanım kararları ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine göre alt ölçekli planlarda netleştirilecektir. Zorunlu yapılaşma ve mevcut yapılar için ilgililerince zemin iyileştirme ya da temellerin güçlendirilmesi zorunludur. Jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alanlarda 8.3. Doğal Afetler Açısından Riskli Alanlara Yönelik Hükümler geçerlidir."
Sit ve Koruma Alanları
"Koruma mevzuatı doğrultusunda Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca tescil ve ilan edilmiş kentsel, doğal, arkeolojik, tarihi, karma sit ve koruma alanları için alınmış bölge koruma kurul kararları ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nca alınmış/alınacak ilke kararlarına uyulacaktır."
Boğaziçi Alanı
"Boğaziçi Kanunu hükümleri geçerlidir."
Kıyı Rehabilite Alanları
"Madencilik, taş ocağı gibi insan müdahaleleri sonucunda tahribat gören ve bütüncül bir planlama yaklaşımı ile ele alınacak alanlardır. Bu alanlar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri dikkate alınarak, öncelikle doğal değerleri geri kazandırılarak rehabilite edilecek alanlar olup; alan içerisinde doğaya duyarlı rekreasyon ve turizm faaliyetleri, turizm faaliyetlerine yönelik konaklama birimleri ve alan içerisinde belirlenecek uygun yerlerde film platoları gibi kullanımlar yer alabilir."
Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alanlar
"Çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahip alanlarda 'yapılacak her türlü faaliyetin bu özel dokuya zarar vermeyecek düzeyde gerçekleştirilmesi' ilkesi geçerlidir."
"Üzerinde yapılaşmanın olmadığı 'çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahip alanlar'ın doğal karakterinin korunması ve 'korunan alan yönetimi' yaklaşımının uygulanması esastır."
"Plan'da sembolle gösterilen bu alanların sınırlarının, ilgili kurumların bir araya gelmesi ile yapılacak detaylı analizler sonucunda belirlenmesi esastır."
Çevresel Sürdürülebilirlik Açısından Kritik Öneme Sahip Alanlar
"Bu Plan ile doğal karakteri dışında fonksiyon verilen çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıyan yapılaşmış alanlar için alt ölçekli plan çalışmalarında; ilgili kurumların görüşü, alanın sahip olduğu özellikler ve yapılacak analiz sonuçlarına göre alınması gerekli önlemler (sağlıklaştırma, yoğunluk azaltma, tasfiye, mutlak surette koruma altına alma gibi) belirlenmesi esastır."
Doğal Karakteri Korunacak Alanlar
Göl ve Göletler
"İçme, kullanma ve tarımda sulama amaçlı kullanılan ve kullanılması düşünülen göl, gölet ve benzeri kaynaklarda gerçekleştirilecek faaliyetlere ilişkin ilgili kanun ve yönetmelik hükümleri geçerlidir."
Plaj ve Kumsallar
"Plaj ve kumsallarda, kullanıcıların günübirlik yararlanabileceği kalıcı olmayan, sökülüp-takılabilir hafif malzemelerden yapılmış birimler (plaj kabini, büfe, tuvalet vb.) yer alabilir. Bu alanlarda Kıyı Kanunu hükümleri geçerlidir."
Kentsel ve Kırsal Yerleşim Alanları
1/100000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda konut alanları, meskun, gelişme, kırsal ve gelişimi ve yoğunluğu kontrol altında tutulacak alanlar olarak dörde ayrılmış. Plan bütününde teknik anlamda mevcut ve gelişme terimlerinin kullanıldığı tek konu konut alanları.
Meskun Alanlar
İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda meskun alanlarla ilgili geliştirilen planlama yaklaşımında, "İstanbul'un Mekansal Gelişimini Çevresel, Ekonomik ve Toplumsal Sürdürülebilirlik Doğrultusunda Kentsel İşlevsel Bütünleşmeyi Sağlayacak Şekilde Kurgulamak" başlığı altında," Yerleşmelerin Yaşam Destek Sistemlerine ve Hassas Ekosistemlere Duyarlı Gelişmesini Sağlamak", "Afetlere Karşı Duyarlı Kentsel Gelişmeyi Sağlamak" ve "Yerleşmelerin Tarihsel-Kültürel Değerlere Duyarlı Gelişmesini Sağlamak" stratejileri ile "Yaşam Kalitesini Yükseltmek" başlığı altında "Yerleşim Alanlarında Mekansal Kaliteyi Yükseltmek" ve "Çevre Kirliliğini Önlemek" stratejileri tanımlanmıştır.
Planda ayrıca kentleşme baskısının kontrol altına alınması için, alt ölçekli planlarda arazi kullanım kararlarının uygun verilmesi gerektiğinden söz ediliyor. Meskun konut alanlarında, İstanbul için büyük tehdit içeren afet riskine karşı da plan, startejik olarak bölgesel yoğunluğun düşürülmesini öngörüyor. Plansız ve sağlıksız yapılaşmış alanlar için, alt ölçekli planlarda sağlıklaştırma ve yenileme kararlarının verilmesine dikkat çekiliyor.

Kentsel ve Kırsal Yerleşim Alanları
Plan'da "Yerleşmelerin Tarihsel-Kültürel Değerlere Duyarlı Gelişmesini Sağlamak" şeklinde tanımlanan startejiyi hayata geçirmek üzere de "İstanbul'un sahip olduğu tarihi ve kültürel dokusu, evrensel kimliği, peyzajı, kentin simgeleri ve siluetini korumaya yönelik çalışmaların yapılması", "Tarihi Yarımada ve Boğaziçi üzerindeki kentsel gelişme baskısının, kentin doğu ve batı yönünde kademeli-doğrusal gelişmesi sağlanarak engellenmesi" ve " İstanbul'un geleneksel kent dokusunun; sanayi, imalat, depolama gibi tarihi dokuyla uyumlu olmayan tahrip edici fonksiyonlardan arındırılması" politikaları tanımlanmıştır.
Meskun alanlarla ilgili bir diğer karar da Silivri-Büyükçekmece aksında mevcut haliyle dağınık biçimde yerleşmiş olan ikinci konut alanlarının birinci konut alanlarına dönüşmesidir. Yeni plana göre bu bölge, eski karakterini kaybedecek ve birincil derecede bir merkez olacak. Bu bölgede bu nitelikte bir karar alınması da ayrı bir tartışma konusu...
Gelişme Konut Alanları
Planda, su toplama havzaları, orman ve tarım alanlarını tehdit edebilecek yerleşim alanlarından kaçınmak için "Gelişme Konut Alanları" önerilmiş. Gelişme konut alanları, plan yapım sürecinde yapılan analiz ve sentezler sonucunda, doğal eşikler de dikkate alınarak meskun konut alanları dışında yerleşilebilecek alanlar olarak belirlenmiştir. Ayrıca daha önce yapılan ve onaylanan alt ölçekli planlardaki gelişme konut alanları da korunmuştur.
"Gelişme alanları, Avrupa Yakası'nda Silivri-Büyükçekmece Gölü aksında D-100 (E5) ve TEM Otoyolları arasında kalan bölgede, Silivri'nin batısında Değirmenköy ve Çanta'da, Hadımköy'de ve Küçükçekmece Gölü'nün kuzeyinde Kayabaşı ve Ispartakule bölgelerinde, Anadolu Yakası'nda ise Maltepe, Orhanlı, Şile ve Ağva'da gelişme alanları önerilmiştir. Plan'da 11.260 ha'ı Avrupa Yakası, 385 ha'ı Anadolu Yakası olmak üzere yaklaşık 11.645 ha. gelişme alanı önerilmiştir."

Avrupa Yakasında Önerilen Gelişme Alanları

Anadolu Yakasında Önerilen Gelişme Alanları
Gelişme konut alanları İstanbul içinde havza alanlarına yakın alanlarda olması açısından büyük risk taşıyor. Özellikle hızla büyümeye başlayan ve önümüzdeki senelerde önemli bir çekim merkezi olabilecek Arnavutköy ilçesi; planda havza içi rehabilite edilecek alan lejandına ayrılmış.
Konut gelişme alanlarının yer seçiminde, önerilen çekim merkezleri göz önünde bulundurulmuş. Plan'da açılan gelişme konut alanları kontrolsüz büyümeyi engellemeye, gelişim yönünü kuzey-güney aksından doğu-batı aksına yönlendirmeye yönelik bir karar alınmış.
Kırsal Yerleşme Alanları
"Kırsal Yerleşme Alanları ise, orman köyü statüsündeki yerleşmeler ile 5216 sayılı yasa gereği mahalle statüsüne alınmış eski köy yerleşme alanlarını kapsamaktadır."
"İstanbul'un kuzeyinde yer alan kırsal yerleşim alanlarındaki doğal ve kültürel varlıkların zenginliği ve çeşitliliği ekolojik turizm ve tarım turizmi ile rekreasyon faaliyetlerinin geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel arz etmektedir. Bu kapsamda Plan'da, ekolojik turizm ve günübirlik rekreasyon faaliyetleri öngörülmüştür."
Planda "Gelişimi ve Yoğunluğu Denetim Altında Tutulacak Alanlar", su toplama havzaları dışında kalan, gelişmesi durumunda çevresindeki doğal değerler üzerinde risk oluşturacak alanlar gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alanlar olarak tanımlanmıştır.
"Avrupa Yakası'nda; Kemerburgaz, Bahçeköy, Kısırkaya, Kilyos, Gümüşdere, Demirciköy, Rumelifeneri, Uskumruköy, Zekeriyaköy ve Büyükçavuşlu'da, Anadolu Yakası'nda ise Şile Merkez ve Alacalı Köyü çevresi, Riva, Ömerli ve Alemdağ'da gelişimi ve yoğunluğu denetim altında tutulacak alan kararı yer almaktadır."
Ticaret ve Hizmet Merkezleri
"Özellikle kentin MİA bölgesinde mevcut durumda bile yetersiz kalan altyapı, bu bölgelerdeki yoğunluk artışıyla daha da yetersiz bir duruma gelmektedir. Diğer yandan, merkez bölgeler ulaşım hizmetlerinde artan bir tıkanma sürecine girmiş olup, bu durum ‘yığılmadan kaynaklanan boğulma' görünümüne bürünmüştür. Sonuçta, söz konusu bölgelerde devam eden yeni yatırımlarla gelen yoğunluk artışları, mevcut merkezin de çalışabilirliğini engellemeye doğru ilerlemektedir."
"Bu nedenle, yeni gelişme modelinin yoğunluk dağılımları; aşırı noktasal yüklenmeler getirmeyen ve özellikle çok merkezli, çok odaklı ve değişken yoğunluklar öngören bir yapıda ortaya konulmalıdır."
"Mevcut MİA sisteminin kademeli ve hiyerarşik bir yapıda yeniden düzenlenmesi ve özellikle Ana Yerleşim Kütlesi'nin nispeten büyük olduğu batı yönünde daha çok alt-merkezler oluşturularak doğu-batı doğrultusunda uzatılması halinde; yoğunluk dağılımlarına gidilmesi, sisteme bir rahatlama getirebilecektir."
Öneri Merkezler Kademelenmesi
"İstanbul genelinde işgücü, konut ve çalışma alanlarının dengesiz dağılımı makro ölçekte yapısal sorunlara neden olmaktadır. Ticaret ve hizmet alanlarının Avrupa Yakası'nda ve tek merkezli bir mekansal organizasyon içinde yoğunlaşması, İstanbul'un üst ölçekli planlama sürecinin karşı karşıya kaldığı en temel açmazdır. Merkezi faaliyetler Anadolu Yakası'nda yeterince gelişmemiş olup, Kadıköy ise alt merkez niteliğinin üstüne çıkacak mekansal altyapıya sahip değildir."
"Anadolu ve Avrupa Yakaları arasında belirtilen bu farklılaşma, karayolu ağırlıklı geçişlerde tıkanmaya ve yeni köprü taleplerinin ise sıkça gündeme gelmesine neden olmaktadır. İstanbul'un tek merkezli işleyişinin çok merkezliliğe taşınmadığı ve Anadolu Yakası'nda çekim merkezi niteliği taşıyacak güçlü alt merkezler gelişmediği müddetçe, bu sorunun sürekli olarak gündemde kalması ve planlama çalışmalarını olumsuz yönde etkilemesi söz konusudur. Tek merkezliliğin devam ettiği sürece, arttırılacak köprü geçişlerinin İstanbul'a hiçbir katkısı olmayacaktır. Aksine, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü inşası sonrasında hem Anadolu Yakası hem de Avrupa Yakası'nda TEM Otoyolu boyunca kontrolsüz bir şekilde oluşan ve İstanbul'un doğal yapısında telafi edilmesi zor zararlara neden olan yapılaşma ve yerleşimlerin denen olduğu zararlar tekrarlanacaktır."
"Kentin doğrusal ve alt bölgeler halinde oluşacak makroformunu destekleyecek nitelikte; Anadolu Yakası'nda Kartal ve Kurtköy'de oluşmaya başlamış merkezlerin geliştirilmesinin yanı sıra, Avrupa Yakası'nda Silivri'de çekim merkezi ile birlikte yeni oluşumlar önerilmiş ve ana ulaşım akslarıyla desteklenmiştir."
"Silivri kent merkezinin etrafında birinci derece merkezin geliştirilmesi uygun görülmüştür. Üst düzey merkez niteliğinde olacak bu merkezin, kentsel yapılanma içinde üniversite, teknoloji geliştirme bölgesi, fuar, kültür ve kongre merkezlerinin yanı sıra turizm alanlarıyla desteklenmesi ve bilgi ekonomilerinin yoğunlaşma alanının çekirdeğini oluşturması hedeflenmektedir. Ulusal ve uluslararası bağlantıların sağlanmasına yönelik üçüncü havalimanı için rezerv alanın da DLH'nın görüşü doğrultusunda bu bölgede (Gazitepe) yer seçmesi uygun görülmüştür. Ayrıca bölge bütününde günübirlik deniz ulaşımı sisteminin geliştirilmesi ve diğer ulaşım sistemleriyle entegrasyonu, hedeflenen bölgesel gelişimin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır."
"Kentin batı ucunda önerilen çekim merkezi, geleceğin bilgi ekonomisinin altyapısını oluşturma rolünün yanı sıra, bu alanlarda önerilecek yeni kentsel gelişmenin gerektireceği bütün kentsel fonksiyonları da barındırmaktadır. Bu alanlar, bölgede yaşaması öngörülen yaklaşık 1.500.000 kişinin, İstanbul merkezi dokusu ile güçlü ve sürekli bir bağlantı kurmasını gerektirmeyecek ölçüde kendine yeterli şekilde olacak şekilde planlanmıştır. Bu fonksiyonlar, kentin sıçrayarak gelişmesi görevini üstlenecektir."
"Silivri bölgesinde önerilen yapısal dönüşümde gerekli olan alt ve üst yapı için gereken alanların temininde doğal eşiklerden fedakarlık yapılıp yapılamayacağı konusu önem arz etmektedir. Sürdürülebilirlik ilkesi gereği İstanbul kenti için havza ve orman alanlarından fedakarlık yapılması mümkün sayılmazken, batıdaki yeni gelişme alanlarında mutlak korunması gerekli tarım topraklarının sınırlı kullanılması söz konusu olmuştur. Bu süreçte, TEM Otoyolu eşik kabul edilerek, gelişme kararları TEM Otoyolu'nun güneyinde, yeraltı su rezervleri ve depremsellik kriterleri de dikkate alınarak belirlenmiştir."
"Kentin Anadolu Yakası'nda Kartal'ın birinci derece merkez olmak üzere planlanması ise etkin bir ulaşım altyapısının oluşturulmasının yanı sıra; yığılma avantajlarını kullanarak birbirileri ile ekonomi ve sinerji oluşturacak işlevlerin konumlanmalarına ve karayolu-denizyolu-demiryolu ulaşım sistemleri arasında entegrasyona dayandırılmaktadır. Önerilen bu sistemde yer alacak ana işlevler ise Kartal 1.Derece Merkezi (üst düzey hizmetler), Sabiha Gökçen Havalimanı, Pendik Yenişehir ve Kurtköy'de önerilen teknoloji geliştirme bölgeleri, Pendik Limanı ve lojistik bölge, Orhanlı Lojistik Merkez ve etrafında gelişen konut alanları ve onlara hizmet veren donatılar ile ticaret alanlarıdır."
"Kendi kendine yetmesi ve yaşam kalitesinin yüksek olması hedeflenen bu bölgelerin gelişmesinde sürdürebilirlik ilkesi doğrultusunda doğal eşikler (orman, havza alanları, mutlak korunması gereken tarım toprakları, yeraltı suyu rezerv alanları gibi) göz önünde bulundurulmuştur. Yukarıda açıklanan yaklaşım doğrultusunda, Çevre Düzeni Planı'nda merkezler yapısı ve kademelenmesi aşağıdaki gibi belirlenmiştir."
"İstanbul'da MİA ve merkezlerin mekansal organizasyonunun; etkin işleyecek bir kentsel sistem oluşturmak üzere işlevlerine, büyüklüklerine ve etki alanlarına bağlı bir kademelenme çerçevesinde yapılması, merkezlerin birbirlerine güçlü akslarla bağlanarak bütünleştirilmesi ve tamamlayıcılık ilkesi içinde etkin olarak birlikte çalışmalarının sağlanması öngörülmüştür."
"Doğu-batı doğrultusunda Silivri ve Kartal merkezleri doğrusal gelişimi destekleyecek; Anadolu Yakası'nda Kartal ve Ataşehir-Kozyatağı bölgelerinde birinci derece merkezlerin önerilmesiyle, iki yaka arasındaki nüfus ve ekonomi dengesizliği azaltılabilecektir."
Merkezi İş Alanı ve Bütünleşme Bölgesi
Merkezi İş Alanı ve Bütünleşme Bölgesi - MİA
"Büyükdere aksı boyunca Maslak'a kadar uzanan mevcut MİA ile MİA'nın batı yönünde, Topkapı-Maltepe-Bayrampaşa'yı kapsayan alana doğru gelişebileceği alanlar ve Atunizade MİA ve Bütünleşme Bölgesi olarak tanımlanmıştır."
"Merkezi İş Alanı (MİA) ve Bütünleşme Bölgesi; Merkezi İş Alanı'ndaki fiziksel yapılaşmanın mekana kademeli bir şekilde dağılmasını, işlevsel bütünlüğün ve fonksiyonel erişebilirliğin optimizasyonunu sağlayan, merkezi iş alanı ile bütüncül olarak ele alınması gereken ticaret ve hizmet ağırlıklı alan bütünü olarak tanımlanmıştır."
"Geleneksel Merkez olarak tanımlanan Tarihi Yarımada ve Beyoğlu ile Ticaret, Turizm, Kültür ve Konut Alanı olarak tanımlanan Üsküdar-Kadıköy geleneksel merkezleri de MİA ve Bütünleşme bölgesi içinde yer almaktadır."
"Finans, sigorta, gayrimenkul yatırımı ve danışmanlığı, muhasebe, hukuk danışmanlığı, reklamcılık, mühendislik, mimarlık gibi hizmetlerde İstanbul'un bölgesel (Ortadoğu, Doğu Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Doğu Akdeniz) merkez işlevine ulaşması hedeflenmektedir."
"'Plansız/planlı' bir 'prestij' merkezi olarak gelişen mevcut MİA'nın (Büyükdere- Maslak aksı) plansız ve/veya plan bütünlüğüne aykırı gelişmelere terk edilmesi yerine yönlendirilmesi, gelişiminin kontrol edilebilmesi amacıyla rehabilite edilmesi gerekmektedir."
Geleneksel Merkez - MG
"Tarihi Yarımada, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı ve Kongre Vadisi'nin bir kısmını kapsayan bölgenin geleneksel merkez niteliği korunmaktadır."
"Bu bölgenin ana kamusal yapıları barındırması, erişilebilir olması, hizmet sektörünün ve ofis kullanımlarının yoğun olması ve kentin ekonomik çekiciliğinde oynadığı "lokomotif" rolün önemi göz önüne alınarak; bölgenin tarihselliğinden gelen kimliği, silueti ve tarihi-kültürel dokusuyla uyumlu olmak, konut işlevini tehdit etmemek, işlevsel çeşitlilik ilkesine uymak şartı ile mevcut kültür, turizm, perakende ticaret, büro faaliyetleri, kültür endüstrileri, yabancı kurum ve kuruluşlarıyla kentin prestij alanı olma fonksiyonu daha nitelikli hale gelerek devam edecektir. Bu alanda, yukarıda belirtilen koşullara uyan üst düzey hizmet faaliyetlerinin de yer alması benimsenmektedir."
"Tarihi Yarımada'da bulunan üretim alanlarının; öncelikle eğitim, kültür endüstrileri ve hizmet sektörü için potansiyel yatırım alanı olarak ele alınması hedeflenmektedir."
Ticaret, Turizm, Kültür ve Konut Alanı - MTK
"Kadıköy ve Üsküdar geleneksel merkezleri ile Kadıköy-Harem-Haydarpaşa koridorunu kapsamaktadır. Ticaret, Turizm, Kültür ve Konut Alanı olarak tanımlanan Kadıköy ve Üsküdar geleneksel merkezleri ile Kadıköy-Harem-Haydarpaşa koridoru; bölgenin doğal, kültürel, tarihi kimliği, bölgenin silueti ve mevcut kentsel dokunun niteliği göz önünde bulundurularak geliştirilecektir. Bu bağlamda; konut işlevini tehdit etmemek, işlevsel çeşitlilik ilkesine uymak, mevcut dokuyla uyumlu olmak şartı ile bu alanda üst düzey hizmet faaliyetlerinin de yer alması hedeflenmektedir. Geleneksel merkezde olduğu gibi alanda turizm olanakları ve kültür endüstrilerinin geliştirilmesi desteklenecektir."
Birinci Derece Merkezler - M1
"Avrupa Yakası'nda mevcutta ticaret hizmet kullanımlarının yoğunlaştığı Bakırköy'ün yanı sıra, Yenibosna Basın Aksı ve Silivri Birinci Derece Merkez olarak belirlenmiştir. Etki alanı Avrupa Yakası'nın büyük bölümüne ulaşan Bakırköy merkezinin bu potansiyelini gelecekte de devam ettirmesi; Silivri merkezinin ise kentin batı bölgesine hizmet edecek yeni bir merkez olarak geliştirilmesi planlanmıştır."
"Anadolu Yakası'nda, MİA'nın yükünü azaltan, iki yaka arasındaki gerek işgücü gerekse ulaşım dengesini sağlayan, ticaret, turizm, konut, kültür, yönetim ve rekreasyon alan ve kullanımlarının yer alacağı güçlü bir merkeze ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda Kartal ile Kozyatağı-Ataşehir birinci derece merkezler olarak tanımlanmıştır."
İkinci Derece Merkezler - M2
"İkinci derece merkezler olarak, Avrupa Yakası'nda iki göl arasında Esenyurt-Haramidere çevresi ile sanayiden hizmete dönüşümü öngörülen Gaziosmanpaşa, Anadolu Yakası'nda ise merkeze dönüşme eğilimi olan Pendik-Şeyhli sanayi alanının güney bölümü önerilmiştir."
"Bu merkezlerin, çok merkezli kentsel gelişmeyi desteklemelerinin yanı sıra etki alanlarındaki yerleşmelerin ticaret-hizmet ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte ihtisaslaşmış ticaret, hizmet fonksiyonlarını barındıran merkezler olarak hizmet vermesi öngörülmüştür."
Alt Merkezler - MD
"Avrupa Yakası'nda Avcılar, Selimpaşa ve Çanta; Anadolu Yakası'nda ise Ümraniye, Maltepe ve Tuzla-Orhanlı'nın alt merkezler olarak gelişmesi öngörülmüştür."
"Yapılan analiz ve sentez çalışmaları sonucunda Ümraniye'nin daha üst kademe merkez olma eğilimi gösterdiği tespit edilmiş olsa da kuzeye gelişimin kontrol altında tutulması amacıyla alt kademe merkez olması kararı verilmiştir."
Sanayi Alanları
Çevre Düzeni Planı, sanayi alanları için kent genelinde yapısal dönüşüm sağlanması gerektiğinden bahsediyor. Yani alınan bu stratejik kararla, mevcut sanayi alanları sıhhileştirilecek ve yeni sanayi alanları açılacak... Konut alanlarında uyguladıkları strateji gibi, kentin gelişme yönünün kuzey-güney aksı değil de, artık doğu batı aksı olarak önerildiği için, sanayi alanları da bu aksta konumlandırılmış. Bu aks üzerinde oluşturulan yeni merkezlerle ve ikincil konuttan birincil konuta dönüştürülen konut alanlarıyla (Özellikle Silivri- Kemerburgaz Bölgesi) ve yeni sanayi alanlarıyla bu bölgelere verilmeye çalışılan kimlik de gerçekten birincil derecede merkez...

Planın Sanayi Alanları Yaklaşımı
Planda teknik anlamda, sanayi alanları, mevcut ve öneri olarak ayrılmamış. Silivri'de morla boyalı olarak gösterilen sanayi alanları, burda daha önce de sanayi alanı olup olmadığı konusunda bizi yanıltıyor.
Plana göre, İstanbul, sanayi sektörünün yeniden yapılanarak güçlenmesi açısından büyük önem taşımakta. Bu amaç doğrultusunda da İstanbul'da sanayi alanları için aşağıdaki gibi bir mekansal organizasyon modeli çıkarılmış.
Avrupa Yakası'nda Silivri-Değirmenköy, Silivri-Kavaklı, Kıraç-Hoşdere ve Hadımköy; Anadolu Yakası'nda ise Pendik-Şeyhli ve Tuzla OSB kuzeyinde yer alan sanayiler için mevcut sınırları içerisinde sağlıklaştırılması kararı alınmış ve Plan'da sanayi alanı olarak gösterilmiştir. Bu alanlardaki sanayiler, sağlıklı bir yapıya kavuşturulacak ve bölgelerinde dağınık durumda bulunan yerleşik alanlar içindeki sanayiler ile yeniden organizasyonu yapılacaktır.

Mevcut Sınırları İçinde Sağlıklaştırılacak Sanayi Alanları
Bu alanlardan Hadımköy, Kıraç-Hoşdere ve Tuzla'daki sanayi alanları içme suyu havza alanlarına yakın konumda olmaları nedeniyle dezavantajlı konumda bulunduğu için gerekli önlemler alınmalıdır.
Diğer taraftan, Plan'da gösterilmemekle birlikte meskun alanlar içinde dağınık halde bulunan mevcut sanayi birimleri, plan bütünlüğü çerçevesinde ilgili kurumların olumlu görüşünün alınması ve çevreye zarar vermemesi koşulları ile alt ölçekli planlarda değerlendirilecektir.
Teknoloji Geliştirme Alanları
1/100000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda teknoloji geliştirme alanları ile ilgili geliştirilen planlama yaklaşımında, İstanbul'un Küresel Düzeyde Güçlenmesini Sağlamak başlığı altında " Bilgi ve Teknolojiye Dayalı, Yüksek Ekonomik Rekabet Gücüne Sahip Sürdürülebilir Ekonomiyi Sağlamak" şeklinde tanımlanmıştır. Bu strateji altında ise "Planın vizyonu ve ilkeleri doğrultusunda, bilgi teknolojilerinin ve Ar-Ge faaliyetlerinin
gerçekleştirileceği bölgelerin "ekonomi-ekoloji dengesi" gözetilerek oluşturulması" ve "Yeni teknoloji ve fikirleri kullanan iş alanlarının geliştirilebilmesi için kentin bilgi kapasitesinin arttırılması" politikaları tanımlanmıştır.
"Bu doğrultuda, Anadolu ve Avrupa Yakalarında çekim merkezleri ve ana ulaşım akslarıyla desteklenmiş yeni oluşumlar önerilmiştir. Söz konusu oluşumlar aynı zamanda kentin doğrusal ve alt bölgeler halinde oluşacak makroformunu destekleyecek nitelikte olup, kent merkezinin yükünün azaltılmasında da rol üstleneceklerdir. Önerilen bu alanlar ile küresel pazarda rekabet gücü yüksek Ar-Ge faaliyetlerini
desteklemek ve geliştirmek, bunların üniversitelerle ilişkisini güçlendirmek, kaliteli iş gücünü çekecek firmaların aynı mekanda yerleşmelerini sağlayarak yığılma ve kümelenme avantajlarından yararlanmak amaçlanmaktadır."
"Yukarıda açıklanan yaklaşım doğrultusunda Plan’da, eğitim bilişim ve teknoloji geliştirme alanları (EBT), ileri teknoloji alanları (İTA) ve tarımsal üretim teknolojilerini geliştirme parkı (TTP) gibi bilgi ekonomilerinin gerektirdiği yapılanmalar planlanmıştır."

Önerilen Teknoloji Geliştirme Alanları
Plan'da; Silivri (3 adet), Küçükçekmece (1 adet), Şişli (1 adet), Pendik (2 adet) ve Tuzla (1 adet) ilçelerinde toplam 2.450 ha büyüklüğünde 8 adet teknoloji geliştirme alanı önerilmiştir.
Turizm Alanları
Plan'da, İstanbul'un turizm potansiyelinin ve mevcut kapasitesinin değerlendirilebilmesi ve geliştirilmesine yönelik mekansal kararlar; kültür odaklı turizm, doğa odaklı turizm, günübirlik rekreasyon, ekolojik turizm ve sosyal etkinlik adası başlıkları ile mevcuttur.
Turizme Yönelik Kararlar
Kültür Odaklı Turizm Alanı
Tarihi Yarımada, Haliç, Beyoğlu, Kadıköy, Üsküdar bölgesi için kültür odaklı turizm alanı kararı verilmiştir. İstanbul'un önemli bir kimliği olan Haliç bölgesinin tarihi kültürel dokusu, peyzajı ve silüetinin korunması ve "Haliç Kültür Aksı" olarak ön plana çıkartılması söz konusudur. Ayrıca, şimdileri gündemde olan "2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti" olma yolunda önem kazanan ve değerlendirilmesi ön görülen "kültür endüstrileri"nin de İstanbul'un sektörel yapısında yerini almasına yönelik planda hedefler konuldu. Plan'da kültür endüstrileri başlığı altında; film sektörü, festivaller, moda/tekstil tasarımı ve yazılım sektörleri ele alınmıştır. Buna göre plan, İstanbul'da kendiliğinden oluşan bir "kültür üçgenine" sahip olduğunu ve bu kültür üçgeninin, kentin çekirdeğindeki Eminönü, Beyoğlu, Beşiktaş, Şişli ve Kadıköy ilçelerini kapsayan geniş bir alanı ifade ettiğini söylemektedir.
İstanbul'da Kültür Üçgeni
Doğa Odaklı Turizm Alanı
Marmara Denizi kıyılarında, Büyükçekmece, Gürpınar, Silivri, Selimpaşa, Kumburgaz ve Mimarsinan'da; Karadeniz kıyılarında ise Kilyos, Şile, Ağva ve Riva'da deniz potansiyelinden yararlanmak üzere doğa odaklı turizm alanları önerildi.
Günübirlik Rekreasyon Alanı
Plan'da; Avrupa Yakası'nda Rumelifeneri, Kısırkaya, Kilyos, Zekeriyaköy, Karaburun,
Yalıköy, Çatalca ve Alibeyköy'de; Anadolu Yakası'nda ise Riva, Şile, Ağva'da
günübirlik rekreasyon alanları önerildi.
Ekolojik Turizm Alanı
"Terkos ve Kasatura Arasındaki Ormanlık Alan ve Kıyı Şeridi, Ağıl Dere ve Ağaçlı Kumulları, Gümüşdere (Kilyos) Kumulları, İstanbul Boğazı'nın Kuzey Kısımları, Büyükçekmece Gölü, Küçükçekmece Gölü, Hadımköy ve Kemerburgaz Arasındaki Mera ve Fundalıklar, Ömerli Havzası, Sahilköy ve Şile Arasında Kalan Kumullar ve Ormanlar" ekolojik turizm alanları olarak belirlendi. Fakat, Küçükçekmece gölü yakınında yer alan sanayi alanları ile Hadımköy'de oluşturulacak yeni lojistik bölge, önerilen ekolojik turizm alanlarını tehdit etmektedir.
"Sosyal Etkinlik Adası" tanımında, Marmara Denizi'nde, yapılacak bilimsel araştırmalar (deniz ekosistemi, dip akıntıları vb.) sonucunda ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda günübirlik turizm, rekreasyon, eğlence, festival, toplantı gibi etkinliklere yönelik yapay adalar yapılabilmesi ifade edilmektedir.
Bunların yanı sıra planda, İstanbul'da kongre turizmi, kültür ve sanat festivalleri, kruvazyer turizmi, inanç turizmi, spor turizmi ve sağlık turizmi gibi çeşitli turizm faaliyetlerinin önem kazandığı söz konusudur.
Büyük ve Açık Alan Kullanışları
Üniversite Alanları
"Türkiye'nin eğitim başkenti İstanbul'un sahip olduğu bu avantajının uluslar arası arenaya taşınabilmesi için sektöre hem nitelik hem de nicelik açısından önemli yatırımlar yapılması gerekmektedir."
Sağlık Parkları
"İstanbul, sahip olduğu sağlık tesisleriyle son yıllarda sağlık turizmi açısından önemini arttırmaktadır. Sağlık turizmini desteklemek amacıyla Plan'da, sağlık parkı önerileri yer almaktadır."
Öneri Büyük Açık Alan Kullanımları
Kentsel ve Bölgesel Donatı Alanları
"Plan'da gösterilen donatı alanları kent bütününe hizmet edecek donatı alanları olup, aşağıda belirtilenlerin dışındaki kentsel ve bölgesel donatı alanlarının türlerinin alt ölçekli plan aşamalarında belirlenmesi öngörülmüştür."
Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanları
"Kentin bütününe hizmet eden, halkın eğlenme ve dinlenme gereksinimlerini karşılamaya yönelik aktif ve pasif yeşil alanlar ile spor alanlarıdır."
Habitat Parkı
"Koruma ve kullanma dengesinin bilimsel olarak sürdürülebilir bir biçimde sağlandığı, çevre koruma ve doğal yaşamın zenginleştirilmesi ile bilimsel konulara araştırma ve gözlem ortamı sağlayan, endemik bitki türlerini içinde barındıran alandır. Habitat Parkı, endemik bitki türleri ve biyolojik çeşitliliğin yoğun olduğu Ömerli Su Toplama Havzası'nda önerilmiş olup; bölgenin sahip olduğu jeolojik ve jeomorfolojik çeşitliliğinin, zengin su kaynaklarının, endemik türleri de içeren biyolojik çeşitliliğin koruma-kullanma dengesi içinde varlığını devam ettirmesi öngörülmektedir."
Ulusal ve Uluslararası Spor Alanları
"Ulusal ve uluslararası ölçekte hizmet verecek, çeşitli spor dallarına ait kapalı ve açık alanların ve spor eğitim merkezlerinin yer alması öngörülen alanlardır. Plan'da Küçükçekmece'deki Olimpiyat Parkı ile Tuzla-Akfırat'taki Formula-Otomobil ve Diğer Motorlu Araçlar Spor ve Yarışma Alanı ulusal ve uluslararası spor alanı olarak gösterilmiştir."
Fuar ve Festival Alanları
"İstanbul turizminin önemli bir alt sektörü de fuarcılık ve bilimsel etkinlikler (kongre turizmi) olarak öne çıkmaktadır. Bu etkinlikler, İstanbul'un küresel ve bölgesel düzeyde tanınırlığını arttırmasına, İstanbul'a iş ve akademik çevrelerden ziyaretçilerin artmasına katkı yapabilecek faaliyetlerdir. Fuarcılık, gerek sanayi ürünlerine yeni ihracat pazarları sağlaması gerekse turizmin gelişmesi bakımından İstanbul ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır."
Askeri Alanlar ve Askeri Güvenlik Bölgeleri
"'Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu' hükümlerine tabi alanlar, 'askeri alanlar ve askeri güvenlik bölgeleri' olarak gösterilmiştir."
Ulaşım
ÇDP'nın ulaştırma alanındaki vizyonu; "Kişi hak ve gönencinden ödün verilmeden, can güvenliğinin yüzde yüz sağlandığı, çağdaş teknolojiye ve uluslararası hukuk ve kurallara uyumlu, çevrenin en üst düzeyde korunduğu bir ortamda, kentler arası ulaşımı en çok 1,5 saat, kent içi ulaşımı ise en çok 30 dakikada (yük taşımacılığında ise iki katı sürelerde) sağlamak"olarak ifade edilmektedir. Bu vizyona yönelik geliştirilen stratejilerden biri olan Ana Strateji 7'ye göre "Ulaşım Kararlarını Plan Kararları ile Uyumlu Olarak Geliştirmek" başlığı da şimdileri yapılması istenen 3. Boğaz Köprüsü gibi ulaşım yatırımlarına engel teşkil etmektedir.
Karayolu Ulaşım Sistemi
"Plan'da, TEM Otoyolu Otoyol-Ekspres Yol, D-100 Karayolu 1.Derece Yol, bağlantı yolları ise 2.Derece Yol olarak gösterilmiştir."
Boğaz geçişleriyle ilgili olarak, 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı revizyonu çalışmaları kapsamında da öngörülen olası Çanakkale Boğazı ve yapılması planlanan İzmit Körfezi geçiş projelerinin gelecekte ihtiyaçlar doğrultusunda raylı sisteme dönüştürülebilecek şekilde öncelikle projelendirilmesinin esas alınması vurgulanmaktadır. Şimdileri çok konuşulan 3. Boğaz Köprüsü ise plan kapsamında yer almamakla beraber raporun "Ulaşım SWOT (GZFT) Analizi"nde geçen "Tehditler" başlığı altında "tepeden inme merkezi projeler" şeklinde adı geçmektedir. Ayrıca planda gösterilen "çevresel sürdürülebilirliği sağlanacak alanlar" (ÇS) üzerinden 3. Boğaz Köprüsü'nün geçmesi konuşulmaktadır.
1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın da "İstanbul genelinde demiryolu ağırlıklı toplu taşıma sisteminin kurulması ve doğu-batı yönündeki doğrusal gelişmeye paralel olarak raylı ulaşım sistemlerinin planlanması" yaklaşımı yer almaktadır. Kentin kuzey - güney doğrultusunda ise besleme hatlarının (otobüs, minibüs) planlanması söz konusu. Bu yaklaşımlar doğrultusunda kentin şu an mevcuttaki "metrobüs" ulaşım modelinin tanımı planda yer almamaktadır.
Kentin karayolu ulaşımdaki önemli iki odağı olan Esenler ve Harem Otogarlarından, Harem otogarı kaldırılarak kentin otogar ihtiyacı TEM Otoyolu üzerinde kentin doğu ve batı akslarında yeni önerilecek "cep otogarları" ile karşılanması beklenmektedir.
Karayolu Ulaşım Sistemi ve Önerilen Otogarlar
Demiryolu Ulaşım Sistemi
"Plan'da, mevcut hatlar demiryolu, Büyükşehir Belediyesi'nin işletme yetkisinde bulunan hatlar ise raylı toplu taşıma güzergahı olarak gösterilmiştir."
Kentin mevcuttaki raylı sistem hatlarına ek olarak şu an da yapım aşamasında olan diğer hatların yanısıra plan'da öngörülen hatlar şu şekilde;
Kazlıçeşme - Bağcılar - İkitelli
Ataköy - Havaalanı - Sefaköy - İkitelli - Başakşehir
Sefaköy - Beylikdüzü - Silivri - Kuzey Marmara Limanları (Tekirdağ, Yeniçiftlik, Gümüşyaka)
Beylikdüzü - Ispartakule- İkitelli
Ambarlı - Ispartakule
Beşiktaş - Kağıthane - Kazlıçeşme
Üsküdar - Ümraniye - Kozyatağı
Kartal - Kurtköy - Tuzla - Gebze hatlarıdır.
Mevcut ve Öneri Raylı Sistemler
Denizyolu Ulaşım Sistemi
Plan'da şu an kent içi ulaşımının sadece %3'lük kısmını kapsayan deniz ulaşımına ağırlık verilmesi hedeflenmektedir. Buna yönelik mevcut limanlar olan İstanbul, Zeyport, Haydarpaşa, Salıpazarı, Karaköy, Sirkeci ve Ambarlı limanlarına ek olarak farklı işlevlerde yeni limanlar önerilmiştir. Haydarpaşa, Salıpazarı, Zeytinburnu limanlarına ek olarak Kartal'a yeni yapılacak limanın "Kruvazyer limanlar" olması düşünülmektedir. Taşımacılığa yönelik limanlar ise mevcuttaki Ambarlı Limanı ile Silivri - Gümüşkaya ve Pendik tarafında yeni yapılacak limanlar olarak öngörülmektedir.
Havayolu Ulaşım Sistemi
"Plan'da kentin mevcut havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı'nın güneydoğusunda ve kuzeydoğusunda öngörülen yeni pist alanlarıyla havalimanının kapasitesi arttırılmıştır."
Ayrıca kentin mevcut havaalanları olan Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı'na ek olarak Silivri-Gazitepe'de havalimanı önerilmiştir.
Yazan: Omer YilmazŞPO İstanbul Çevre Düzeni ile ilgili eleştirilerini yargıya taşıdı. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nce yerel seçimler öncesinde, 13 Şubat 2009 tarihinde kabul edilen, Belediye Başkanı’nca 15 Haziran 2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı hakkında yargıya başvurarak, Plan’ın yöntem ve kararlarını yargı denetimine açtık. Kuşkusuz ki bu aşamadan sonraki gelişmeler yargıyı ilgilendirmektedir, ancak kamuoyunca bilinmesini isteriz ki, Plan’ın yargıya taşınmasından önce görüşlerimizin dikkate alınması için Odamızca çeşitli yollar denenmiştir. Ancak bu çabalarımıza İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden herhangi bir cevap alınamamıştır. Bu kapsamda, planlama alanında uzman meslek insanları, akademisyenler, ilgili meslek odalarının temsilcileri ve şehir plancılarının katımıyla 21 Mart 2009 tarihinde yapılan paneli, sonraki aylarda tüm şehir plancılarına açık olarak yapılan danışma toplantıları ve forumlar izlemiştir. Bu mesleki toplantılarda, “İstanbul’un Anayasası” dediğimiz Çevre Düzeni Planı’na yönelik uzmanların ve diğer meslek insanlarının görüşlerine başvurulmuştur. İstanbul’un planlı gelişmesi, uzmanlık alanımıza girmesi nedeniyle Odamızı ve üyelerimizi yakından ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ve İstanbul için plan üreten tüm kurumların planlama çabalarını Odamız ilgiyle takip etmektedir. Ancak, bu çabaların sonucu olarak elde edilen Plan’ın öncelikle doğal eşikleri ele alması, İstanbul’daki imar kararlarını ve diğer gelişmeleri buna uygun olarak disiplin altına alması, böylece kamu yararını üstün tutması beklenmektedir. Plan’ın bu konudaki yetersizlikleri Belediye’ye iletilmiş olup, yasal süreler içinde olumlu ya da olumsuz cevap alınamaması üzerine 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı dava konusu edilmiştir. İnternet sitemiz TMMOB Şehir Plancıları Odası - İstanbul Şubesi üzerinden tam metnine ulaşabileceğiniz dava dilekçemiz ile yargıya taşıdığımız tartışmaların konu başlıkları özetle şunlardır: 1) Çevre Düzeni Planı’nın, İstanbul’da planlama çalışmalarının başlıca sorunu olan imar planı değişikliklerinde olduğu gibi yapı ve nüfus yoğunluğunu arttıracak nitelikte kararlar geliştirdiği ve alt ölçekteki planlarla imar uygulamalarını bu yönde teşvik ettiği görülmüştür. 2) Dava konusu planda öngörülmekte olan on altı milyon nüfus Odamızca gerçekçi bulunmamış; plan kararlarında nüfusun nasıl on altı milyonla sınırlı tutulacağına dair düzenlemeleri içeren makro politikalara rastlanmamıştır. 3) Ülkemiz ekonomisi için önemi tartışılmaz olan sanayi alanlarının İstanbul kentinin dışında yapılandırılmasına ve İstanbul’da küresel hizmetler sektörünün geliştirilmesine yönelik Plan kararlarının ekonomik ve toplumsal boyutları bu ölçekteki bir plan için yeterli ölçüde irdelenmemiş, plan kararları ve plan açıklama raporlarında yer almamıştır. 4) Olası bir büyük depreme karşı alınacak tedbirler Plan’da tanımlanmamış, bu nedenle İstanbul’un afet riskine açık yapısı Plan tarafından da sürdürülmüştür. 5) Plan ile belirlenen gelişme konut alanlarında dengeli bir dağılım sağlanamamış, bu alanlar belirlenirken özellikle son yıllarda TOKİ ve KİPTAŞ’ın geliştirdiği konut projeleri esas alınmıştır. Oysa bu projelerin büyük bir kısmı kamu yararına ve şehircilik ilkelerine aykırılık savıyla yargılanmaktadır. 6) Plan kararları Silivri ve Çatalcadaki mutlak tarım alanlarını tehdit etmektedir. Silivri-Büyükçekmece bölgesinde önerilen yoğun kentsel gelişmeler, tarım alanları, orman alanları ve içme suyu havzalarının korunması bakımından telafisi güç zararlara yol açacaktır. Özellikle Hadımköy’de önerilen sanayi alanları, Büyükçekmece Gölü ve Sazlıdere Barajı’nın birkaç yıl içinde elden çıkarılmasına neden olabilecek bir Plan kararıdır. 7) Plan içme suyu havzalarının korunmasına yeterli hassasiyeti göstermemiş olup, mevcut sanayi tesislerinin buralardan taşınmasını talep ederken konut alanları hakkında aynı kararlılığı göstermemiştir. 8) Küçükçekmece Göl Havzasının yoğun yapılaşmadan korunmasına ve Sazlıdere Barajı su toplama havzasını olumsuz etkileyen yapılaşmalara yönelik tedbirler Plan kararlarına dönüştürülememiştir. 9) Planla İstanbul kentinin neredeyse bütün gelişme yükünün Silivri bölgesine kaydırıldığı görülmektedir. Ancak bu yaklaşım yerinde bir planlama yaklaşımı değildir. Söz konusu bölgenin tarımsal niteliği ve yer altı su varlıkları gibi ekolojik değerlerinin korunması bu yolla imkansız hale getirilmiş olacaktır. Eylül ayında yaşanan sel felaketi de Plan kararlarının gözden geçirilmesini gerektirmektedir. 10) İstanbul’un üçüncü bir havaalanına ihtiyacının olup olmadığı konusunda ayrıntılı ve tatminkar teknik çalışmalar bulunmadığı ve ayrıca Çorlu Havaalanının gelecekte bu ihtiyacı karşılayabilecek konum ve özellikte olduğu bilindiği halde, Plan’ın tarım alanları üzerinde üçüncü bir havaalanını karar altına almasında şehircilik ilkeleri bakımından isabet bulunmamıştır. 11) Plan Orman 2/B alanlarındaki kaçak yapılaşmaların yasallaştırılmasına yönelik kararlar içermektedir. Bu durum Anayasa’ya, Orman Yasası’na ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır. 12) İstanbul Büyükşehir Belediye sınırları içinde bulunan kırsal alanlar ve yerleşmelere Plan’ın koruyucu yaklaşmadığı, buralardaki ekonomik ve toplumsal yapının geliştirilmesine yönelik gerekli tedbirleri almadığı da tespitlerimiz arasındadır. Söz konusu kırsal alanlar ve yerleşimler lüks konut yapılaşmasına açılarak, bu alanların kent için yeni sorun bölgeleri haline gelmesinin önü açılmıştır. Bu kapsamda, özellikle Şile, Ağva ve Riva bölgesinde öngörülen “gelişme” kararları kaygı verici yoğunlukların oluşmasına yol açabilecek düzeydedir. 13) Plan ile koruma altına alınması gereken içme suyu havzaları ve orman alanlarında çeşitli sosyal tesisler ve diğer donatı alanlarının plan kararı haline getirilmesi de, ileride kontrol altına alınması güç olabilecek gelişmeleri cesaretlendirmiştir. Bu kapsamda özellikle üniversite alanlarının da bu donatı alanlarının içinde yapılabilecek olması, mevcut bazı örnekler dikkate alındığında, kaygı vericidir. Ayrıca kentin bütününe yönelik olduğu ifade edilen bu donatı alanlarının kentin hangi üst ölçekli ihtiyacına yönelik düzenlendikleri de belirtilmemiştir. 14) Plan’da Haydarpaşa, Galata Limanı, Kartal ve Zeytinburnu’nda “kruvaziyer liman” kararlarının verilmesi hem kıyı kullanımının Anayasa’da belirlenen amaçlar ile sınırlandırılm
Yazan: Aslı Tüfekçiİstanbul Planları Sil Baştan
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)'ne bağlı meslek odaları, İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın iptali istemiyle Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu. Haberin devamı için tıklayınız.
Yazan: Dilek ÖztürkArkitera Mimarlık Merkezi olarak, İstanbul kent makroformunun yıllar içinde, alınan kararlar ve gerçekleştirilen projelere göre nasıl değiştiğini, hem kent genelinde hem de belirlediğimiz stratejik bölgelerde inceleyerek, bu kararların sonuçlarını ortaya koymaya çalıştık. Bu çalışmayı, 3. Köprü tartışmaları ve yeni onaylanan İstanbul Çevre Düzeni Planı kararlarının gündemde olduğu bu süreç kapsamında ele aldık. Haberin devamını buradan bulabilrsiniz...
Yazan: Emine MerdimLondra Belediyesi, Londra'yı "dünya üzerindeki en iyi büyük kent" yapmak için kolları sıvadı ve bir plan hazırladı. Plan 12 Ekim'de Belediye Başkanı Boris Johnson tarafından açıklandı. Plan taslağında 2031 yılına kadarki yapılması gerekenleri sıralanıyor. Taslakta, konut, açık alan düzenlemeleri, ulaşım, küresel ısınma ve karbon salımının azaltılması gibi başlıklar altında kent ele alınıyor. Londra'nın planı nasılmış diyenler için 284 sayfalık plan taslağı ekte. Plan aralarında Türkçe olmak üzere toplam 10 dilde, ayrıca Braille alfabesinde düzenlenmiş. Planın sitesi: The London Plan
Yazan: Burcu Oztaskin![[image]](http://www.arkitera.com/UserFiles/File/download/forum/Istanbul_CevreDuzeniPlani/yuzbin_plan.jpg)
Yazan: Dilek Öztürkİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı, Şehir Planlama Müdürlüğü'nce, revize edilip, 15 Haziran 2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından onaylanarak yürürlüğe giren 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'nın ana kararları İlk defa Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından incelendi. Haber, 850 sayfalık plan raporundan derlenerek hazırlanmıştır. Haberi buradan okuyabilirsiniz...
Yazan: Omer Yilmazİstanbul planı tartışması alevlendi Kentin geleceğini belirleyen 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı eleştirilerin hedefi oluyor. Birçok meslek odası plandaki kararlara karşı çıkarken, en çok Silivri'ye havaalanı yapılmasına itiraz geliyor. Şu anda askıda olan plana kişi ve kurumların itiraz ve dava açma hakkı bulunuyor. İstanbul planı tartışması alevlendi Geçen hafta ayrıntılarını verdiğimiz 1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, tartışmaları da beraberinde getirdi. İstanbul için hayati bir önem taşıyan ve kentin anayasası olarak nitelendirilen plan gelecekte kentin nasıl bir kimliğe bürüneceğini belirlemesi bakımından önem taşıyor. Yıllardan beri üzerinde çalışılan ve nerdeyse yap-boz'a dönen planın ilgili meslek odalarından yeterli görüş alınmadan ve aceleyle çıkarıldığı yönünde eleştiriler artıyor. Yıllardan beri aldığı yoğun göç ve beraberinde gelen çarpık yapılaşmayla büyük bir deformasyona uğrayan kentin plansızlığının bu planla giderilemeyeceği, aksine planın bazı noktalarda ciddi sorunlar doğuracağı öne sürülüyor. Bu planın hazırlanma aşamasında Elektrik Mühendisleri, Harita ve Kadastro Mühendisleri, Jeofizik Mühendisleri, Maden Mühendisleri, şehir plancıları Odası ve Mimarlar Odası gibi pek çok meslek odasının yer almadığı iddia edilirken, Silivri'de üçüncü bir havalimanı yapılmasının yaratabileceği tahribat endişeleri artırıyor. 25 kilometre ileride Avrupa standartlarında Çorlu Havalimanı'nın varken, birinci derecede korunması gereken tarım alanı olan Silivri'de havalimanı yapılmasının bölgeyi tahrip edeceği düşünülüyor. TMMOB'ye bağlı meslek odaları planın onaylanmasının ardından yayınladıkları ortak bildiride, planın yanıltıcı bir katılımcılık ve şeffaflık maskesiyle onaylandığını savundular. Daha önce iptal edilen plandaki sakıncalı planlama yaklaşımının yeni onaylanan plana da aynen yansıdığı vurgulanırken, yeni planın da aynen iptal edilen plan gibi, teknik olarak yeterli olmayan, kente insan öncelikli değil, rant ve pazarlama öncelikli bakan bir yaklaşımın ürünü olduğu belirtildi. Ayrıca kentin gelişmesini daha da olumsuz yönlere çekecek plan kararlarının yeni planda da yer aldığı dile getirildi. İptal edilen eski planın olumsuzluklarını ve sakıncalarını daha da artırdığı öne sürülen yeni planla ilgili odaların endişe duydukları bazı başlıklar şöyle: Ataşehir'in batısı ticarete döndü Merkezi hükümet tarafından bir üst plana dayanmaksızın gündeme getirilen Kartal, Zeyport, Haydarpaşa gibi birçok kentsel dönüşüm projesi iptal edilen planda yer aldığı gibi yeni planda da yer alıyor. Yeni plan, buna ilaveler de getiriyor. İlginç bir örnek, iptal edilen planda konut alanı olan Ataşehir'in batı yakasının, yeni planda ‘1. Derece Ticaret ve Hizmet Merkezi'ne dönüştürülmesidir. İptal edilen 1/100 000 ölçekli planda konut alanı olan Ataşehir'in Batı yakası, plan kararları hiçe sayılarak, 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planlarla MİA (Merkezi İş Alanı) olarak planlandı. Onaylanan yeni 1/100.000 İstanbul Çevre Düzeni Planı'nda da, bu karara aynen uyularak, bu alan, konuttan ‘1. Derece Ticaret ve Hizmet Merkezi'ne dönüştürüldü. Kent ve insan odaklı olmayıp İstanbul'un pazarlanması ve küresel şirketlere rant alanı sunulması anlayışı temelinde gündeme getirilen bu gibi projeler İstanbul'un tarihsel ve doğal değerlerine zarar verecek. Korunacak alanlar yapılaşmaya açılıyor İptal edilen planda, ‘Doğal yapı eşik sentezi' paftasında ‘mutlak korunacak alan' olarak gösterilen alanlar yapılaşmaya açıldı. Bu alanların hemen hepsi, yeni planda fonksiyonlarında değişiklik olmakla birlikte, yapılaşmaya açık alanlar olarak planlandı. Araştırma sonucu varılan sentezin plan kararlarına esas olmak üzere kullanılması planlamanın olmazsa olmaz koşullarından biridir ve bunu bu derece açıkça çiğneyerek korunması zorunlu doğal değerleri yok etmek, İstanbul için geri dönülmesi olanaksız kayıplar yaratacaktır. Bu arada, eski plana altlık olarak hazırlanan ‘Doğal yapı eşik sentezi-1' paftasında da değişiklik yapıldığı; ‘Doğal eşik sentezi" başlıklı yeni bir sentez paftası düzenlendiği; eski sentez paftasında , ‘mutlak korunacak alan' olarak gösterilmiş olan bazı alanların, yeni sentez paftasında ‘mutlak korunacak alan' statüsünden çıkarılarak, bir alt değerdeki ‘öncelikli korunacak alan' olarak gösterilmiş olduğu; batı sınırında Değirmenköy ve Çanta'daki gelişme konut alanlarının da bu çerçevede statüsü değiştirilmiş alan üzerinde yer aldıkları görülüyor. Orman alanları tehdit altında Kentin yaşam kaynaklarının, ormanlarının, içme suyu havzalarının korunması, bunun için kentin kuzeye doğru gelişimini engellenmesinden söz eden plan raporlarının aksine, iptal edilen eski planda olduğu gibi, yeni planda da kuzeye gelişime yol açacak plan kararları yer alıyor. Yeni planda iptal edilen plandakilere yeni sakıncalı plan kararları da ilave edilmiş. Bu çerçevede, Ümraniye'de, hem de 2-B arazisi üzerine ticaret ve hizmet alt merkezi kararı getirildiği görülüyor. Bu alan, 2-B alanı olmanın ötesinde, Elmalı içme suyu havzası ve orman alanına komşudur. Bu karar, yaratacağı çekim alanı ile kuzeye doğru gelişimi teşvik ederek, içme suyu havzası ve orman alanlarında yeni yapılaşmalara ve dolayısıyla ciddi tahribata neden olacaktır. Kuzeye kentsel donatı alanı Yeni plandaki bir başka sakıncalı karar örneği de, Batı yakasında, kentin kuzeyinde, iki baraj havzası arasında, ‘Tarımsal karakteri korunacak alan' üzerinde yer alan ‘Kentsel ve bölgesel donatı alanı'dır. Planın 2008 Aralık ayında meclise giren şeklinde, bu alan üniversite alanı olarak gösterilmişti. Onaylanan planda ise ‘Kentsel ve bölgesel donatı alanı' olarak gösterildi. Bölge, direk üniversite alanı olarak gösterilmesi yerine, neredeyse istenen her fonksiyonu ifade eden bir lejant kullanılması yeğlenmiş. Hâlbuki bu alanın etrafında herhangi bir yerleşme bulunmazken, aksine korunacak alanlarla çevrilidir. Bu alana bu tür bir donatı alanı gelmesine ihtiyaç olmadığı gibi, mutlak korunması gereken bir alanda bir çekim merkezi yaratmak doğal değerlerde tahribata neden olacaktır. 3. havaalanı tarım alanlarını yok edecek Yeni planda, Batı Yakası'nda, Silivri'de, E-5 kuzeyinde,'tarımsal niteliği korunacak alan' üzerinde İstanbul için üçüncü bir havalimanı kararı getirildi. Bu kararın planlama süreci sonunda oluşmuş bir karar olmadığı açıktır. İptal edilen planda böyle bir karar söz konusu olmadığı gibi, devam edilen plan çalışmaları sürecinin hiçbir aşamasında da böyle bir ihtiyacın söz konusu olmadığı biliniyor. Fakat Ulaştırma Bakanlığı üçüncü bir havalimanı yapılacağını açıkladı. Yani, yine planlama bütününden uzak biçimde merkezi hükümet tarafından gündeme getirilen ve yerel yönetim tarafından da hemen plana işlenen bir yatırım kararı söz konusu. Plandaki bu ihtiyaç dışı yeni havalimanı korunması gerekli alanları cazibe merkezleri haline getirecek bir konumdadır ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nın Kurtköy ve çevresinde yarattığı gelişmelerin ve doğal ve tarım alanlarındaki tahribatın bu alanlarda da yaratılmasına neden olacaktır. Küçükçekmece su havzasından çıkıyor Yeni planda Küçükçekmece içme suyu havzası olmaktan çıkarıldı. 1 ve 2. derece arkeolojik sit alanı olan gölün batı yakasının tamamı da üniversite alanı olarak gösterildi. Kazılar sonucunda İstanbul için son derece önemli ve çarpıcı verilere ulaşılan bu alanın yapılanmaya açılmasının hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Küçükçekmece, plan raporlarında da vurgulandığı gibi İstanbul'un ekolojik ve biyolojik önem taşıyan doğal yaşam mekanları arasında yer alıyor. Ayrıca, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri aynı zamanda planlama bölgesinin en önemli su toplama havzalarının ve su yüzeylerinin başında geliyor. Bu çerçevede, Küçükçekmece havzası ve yakın civarı için alınan kararlar son derece sakıncalı, tarihi, kültürel ve doğal değerler üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara neden olacaktır. Plan askıda bekliyor, herkes itiraz edebilir Bu önemli planın uzun bir geçmişi bulunuyor. Plan ilk olarak 22.08.2006 tarihinde onaylandı. Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı meslek odaları tarafından 1/1000.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı hakkında iptal davaları açıldı. Böylece plan, 21.03.2008 tarihinde yargı kararı ile iptal edildi. Bu sürecin ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1/100.000 ölçekli plan üzerinde yeniden çalışmaya başladı. Ardından Şehir Planlama Müdürlüğü'nün, 14.07.2008 tarihli yazısı ile 1/100.000 İstanbul İl Çevre Düzeni Planı revizyon çalışmaları tamamlandı ve plan onay için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'ne gönderildi. Bu süreç sonunda hazırlanan 1/100 000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, 13.02.2009 tarihinde oy çokluğu ile onaylandı. Plan son olarak, 15.06.2009 tarihinde Büyükşehir Belediye Başkan Kadir Topbaş tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Plan şu anda askıda bulunuyor. Kişi ve kuruluşlar yanlış buldukları konularda plana itiraz edebiliyor. 16 Ağustos'a kadar askıda kalacak plana ilişkin yapılan itirazları belediyenin 2 ay içinde, 16 Ekim'e kadar olumlu ya da olumsuz olarak dikkate alması gerekiyor. Eğer bu süreye kadar cevap gelmemesi durumundaysa 2 ay içinde yani 16 Aralık tarihine kadar dava açılabiliyor. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Erhan Demirdizen: ‘Planı inceliyoruz, gerekirse dava açacağız' Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Erhan Demirdizen, 1/100.000 Ölçekli İstanbul çevre Planı hazırlanırken, görüşlerini bildirdiklerini belirterek,"Fakat plan onaylanırken bize hiçbir şekilde görüşleriniz dikkate alındı ya da alınmadı gibi bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle hangi görüşlerimiz dikkate alınmadı bilmiyoruz" dedi. Demirdizen, planın son halini askıda gördüklerini vurgulayarak, "Biz bu plan hazırlanırken birinci muhatap olmalıydık fakat olamadık. Şu anda planı ayrıntılarıyla inceliyoruz. Ayrıca İstanbul'daki tüm şehir plancılarının katılacağı bir istişare toplantısı düzenleyeceğiz ve bir eylem planı hazırlayacağız" diye konuştu. Planla ilgili incelemelerin ardından gerekirse itirazlarda bulunacaklarını açıklayan Erhan Demirdizen, itirazların dikkate alınmaması durumunda da dava açacaklarını söyledi. Demirdizen, planla ilgili olarak en fazla Silivri'ye yapılması planlanan üçüncü havaalanının kendilerini rahatsız ettiğinin altını çizerek, şunları söyledi: "Daha önce iptal edilen planda Silivri'ye havaalanı yapılmasıyla ilgili bir karar yok. Bu planda birden karşımıza üçüncü havaalanı çıktı. Fakat havaalanı yapılmak istenen bölge hem tarım arazisi hem de su havzalarından oluşuyor. Bu karar bölgenin bu özelliğinin tamamen yok olmasına neden olur. Zaten Çorlu'da bir havalimanı var." ‘Üçüncü köprüye dava açarız' Erhan Demirdizen, son günlerde tartışılan boğaza üçüncü köprü yapılmasıyla ilgili olarak da şöyle konuştu: "Eğer boğaza üçüncü bir köprü yapılacaksa bunun mutlaka planda yer alması gerekiyor. Bu saatten sonra plana bu derecede büyük bir eklenti yapılması planı geçersiz kılar. Çünkü üçüncü köprü gibi büyük ölçekli, kentin kuzeyinde orman alanları ve su havzalarını etkileyecek bir projenin eklenmesi planın bütünlüğünü bozar. Önceden hiçbir teknik çalışma yapılmadan köprüyle ilgili karar plana eklenmemeli. Bu en baştan planlanmalıydı. Bu karar kentin tüm dengesini bozar ve kuzeye doğru gelişmeyi tetikler. Orman alanları ve su havzaları yok olur. Üçüncü köprü ulaşım açısından ikna edici bir çözüm değil, siyasi bir karardır. Eğer üçüncü köprü plana eklenirse mutlaka dava açacağız."
Yazan: Burcu KarabasTMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin onayladığı İstanbul İl Çevre Düzeni Planı hakkında basında yer alan "Şehir Plancıları Odası'nın görüşleri alınarak düzenlendiği" şeklindeki haberleri yalanladı. Habere ulaşmak için tıklayın:
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi: Çevre Düzeni Planı'na Henüz Onay Vermedik
Yazan: kentlimutmelen (muhtemelen)
Yazan: kentliKonuyla ilgili NTVMSNBC'de Fatih Alça'nın imzasını taşıyan bir haber yayınlandı: Eleştirilen 'İstanbul Anayasası'nı Siz de İnceleyin Planla ilgili çeşitli görüşlerin derlendiği haberde yeni planın yüksek çözünürlükteki imajı da yer alıyor. Yeni planı incelemek için tıklayın. hatalı. doğrusu ise: iptal edilen planın yüksek çözünürlükteki imajı yer alıyor. Eski planı incelememek için tıklamayanız :) düzeltelim lütfen. yayınlamadan önce plancı editörlerinize göstermiş olmanızı dilerdim. ama mutmelen farkına varmayacaklardı. peki 1-acaba bu, varsa eğer yazıda anlatılan şeffaflık boyutunun eksikliği ve demoklesin kılıcının acı bir sonucu mu? 2-acaba bu, varsa eğer karşıt bilinçliliğin (bilinçli katılmama boyutunun) acı bir sonucu mu? 3-yoksa..................................................................... acı bir sonucu mu? (bu boşluğu doldurmak için ilk iki maddeyi ele almalısınız.)
Bütün yorumları forumda okuyun!








