Is GYO

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Engelli Dostu Projeler

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Geçmişten Bugüne “3. Boğaz Köprüsü”

Tarih: 27 Ağustos 2009 Kaynak: Hürriyet Derleyen: Derya Yazman
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, "Gündemi sarsacak" diye tanımladığı basın toplantısında, İstanbul'a yapılması düşünülen 3. Boğaz Köprüsü'nün güzergahını açıklaması bugünlerde en çok konuşulan konulardan biri. 3. Boğaz Köprüsü'nün "Tarabya-Beykoz" arasında yapılacağını belirten Tekin, yolun geçtiği bölgelerde rant sağlandığını ve güzergahdaki su havzaları ile ormanlık bölgelerin tahrip edileceğini söyledi. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın bu projeden haberi olmadığını ve Türkiye'yi ilgilendiren böyle bir sorunun kimsenin bilgisi olmadan bir gece yarısı İstanbul halkının önüne getirilmesini içlerine sindiremediklerini vurguladı.

Bunun üzerine Kadir Topbaş'ın, "Güzergahı, biz 6 ay önce biliyorduk" açıklaması Tekin'e gönderme niteliğindeydi. Başbakan ve Ulaştırma Bakanı ile helikopterle uçuş yaparak güzergahı belirlediklerini söyleyen Topbaş'ın bu açıklaması büyük tepkilere yol açtı.

Konu üzerine Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın "Çevre bozulacak diye kalkınmayalım mı?" ifadesi gündemde önemli başlıklar arasında yerini aldı.

Diğer bir yandan da konu ile ilgili meslek adamları 3. köprü meselesi ile ilgili endişelerini belirtti: Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kentleşme ve Planlama Komitesi üyesi Yıldız Uysal, 3 . köprü projesinin 17 Temmuz 2009'da askıya çıkan 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı'yla çeliştiğini ve projenin nüfusu da artıracağını vurgulayarak, İstanbul'da nüfusu 20 milyona yaklaştıracağını savundu.

Uysal, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü sonrası yolun geçtiği güzergâh üzerindeki nüfus artışıyla ilgili rakamları buna kanıt olarak gösterdi. Buna göre, 1988'de açılışı yapılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yolunun geçtiği Sultanbeyli'nin, 1985'te 3 bin 741 olan nüfusu, 1990'da yüzde 2 bin 99 oranında artarak 82 bin 298 oldu.

2005 tarihli raporun İstanbul'un içine düştüğü tehlikeyi net olarak gözler önüne serdiğini söyleyen Yıldız Uysal, "İstanbul'un kesin korunmaya ihtiyacı olan su havzaları ve orman bölgeleri, şehrin kuzeyinde yer alıyor. Kuzey bölgesine doğru genişlemenin kesinlikle engellenmesi gerekirken 3. köprü projesi bütün bunları tehdit ediyor," dedi.

Son zamanlarda gündemde sıkça yer alan 3. köprü meselesi, aslında ilk 1980'lerin sonunda Bedrettin Dalan'ın 3. Köprü Projesi'ni kamuoyuna sunmasıyla başladı. Daha sonraları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları'nın 3. Boğaz Köprüsü'ne "karşı" tavırları nedeniyle bu konu gündemdeki yerinden bir müddet de olsa düştü. Asıl olarak 1997 yılından bugüne dek gündemdeki yerini koruyan 3. Boğaz Köprüsü Projesi halen daha çözümlenmiş değil ve ne zaman çözümleneceği de ayrı bir tartışma konusu.

1997'den bugüne süreci özetleyen 3. Boğaz Köprüsü ile ilgili Hürriyet gazetesindeki haberlerden hazırladığımız alıntılar şu şekilde:

"190 Trilyonluk Altyapı Atağı" (2 Eylül 1997)
Öncelikli Projeler
3. Boğaz Köprüsü

Otoyollar: Otoyollarda, Türkiye'nin Kuzey ve Güney'deki ana arterlerindeki bölünmüş yolların tamamlanması ve Kapıkule-Habur arasındaki ağın bitirilmesi hedefleniyor. Gaziantep-Kilis, Diyarbakır-Siverek-Urfa otoyolları, Şanlıurfa-Gaziantep, Antalya-Alanya, Bursa-İstanbul, Bursa-Yalova, Bursa-Karacabey, İzmir-İstanbul, Ankara-Sivrihisar, İzmir-Salihli

Barajlar: Dicle-Kralkızı Barajı,

Organize Sanayi Bölgesi: Gaziantep, Maraş ve Kars'taki Organize Sanayi bölgeleri'nin bitirilmesi, Manisa'daki OSB'nin 3. kısmı, Sivas ve Siirt Küçük sanayi Siteleri

Telekomünikasyon: İnternet'te 500 bin abonelik yeni data ağının geliştirilmesi.

"Çanakkale ve İstanbul Köprüsüne Ortak İhale" (8 Temmuz 1998)
Yapımı için müşteri bulunmayan Çanakkale Boğaz Köprüsü, İstanbul 3. Boğaz Köprüsü inşaatı ile tek bir iş olarak ihale edilecek. Karayolları Genel Müdürlüğü, her iki köprünün ‘‘yap-işlet-devret'' modeliyle yapılması konusunda Yüksek Planlama Kurulu (YPK) oluruna başvurdu. YPK'dan olurun alınması halinde, her iki köprü yapımı tek bir ihale olarak, uluslararası ihaleye çıkarılacak. Buna göre bu yıl içinde yapımı uluslararası düzeyde ihaleye çıkarılacak olan her iki köprü için tek bir ihale yapılacak. 3. Boğaziçi Köprüsü için çevre yolları ile birlikte bir milyar dolarlık bir yatırımın söz konusu olabileceğini belirten yetkililer, Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün ise 450 milyon Dolar'a malolabileceğini kaydettiler.

"3. Köprü Olacak O Kadar!" (2 Aralık 1998)
Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu, Üçüncü Boğaz Köprüsü'nün Arnavutköy-Kandilli arasında yapılacağını, bu konuda sivil kuruluşların ya da Koruma Kurulu'nun eleştirilerinin göz önüne alınmayacağını söyledi.

Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu, ‘‘3. Boğaz Köprüsü projesi hazır. Geriye dönüş yok," dedi.

24 Kasım'da Anadolu Ajansı'nın bir haberine göre Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Boğaz Köprüsü için iki alternatif olduğunu, birinin Arnavutköy-Kandilli, diğerinin de ilk Boğaz Köprüsü'nün güneyi olabileceğini belirtmişti. Önceki gün, Yeni Şafak Gazetesi, 3. Köprü'nün planını ele geçirdiğini duyurarak, Arnavutköy-Kandilli arasında tasarlanan projeyle ilgili ayrıntılar verdi. Buna göre Arnavutköy sırtlarından geçecek olan bağlantı yolu Dereboyu Caddesi'nden Levent'e uzanacak, Zincirlikuyu Mezarlığı'nın altından 1.5 km'lik bir tünelle Kuştepe'ye, oradan da viyadükle Alibeyköy'e uzanacak. Kandilli'de de tarihi yalıların arkasına oturtulacak.

Bilmeden Konuşuyorlar
Görüşüne başvurduğumuz Bakan Topçu, köprünün yapımına karşı çıkan sivil kuruluşları sert bir dille eleştirdi:

‘‘Tarihi doku yok olacakmış. Proje kentin imar planına aykırıymış. Nereden biliyorlar Boğaz'ın katledileceğini? Bunlar şehirciliği, köprünün kente zarar vereceğini nereden biliyorlar? Bugüne kadar kaç esere imza atmışlar? Herkes ağzına geleni söylüyor. Bilmeden konuşuyorlar.''

Topçu, projenin Mimarlar Odası, Boğaziçi İmar Müdürlüğü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na danışılmadan hazırlandığı iddialarına da şu cevabı verdi: ‘‘İstanbul'a böylesine büyük bir proje yaparken bu kuruluşlara danışacağız diye bir şart yok. Bunların hepsi çığırtkanlıktan ibaret.''

Yeni Hükümete Kaldı
Güzergahın Arnavutköy-Kandilli olduğunu doğrulayan Topçu, yapılacak istimlaklarla ilgili bilgi vermedi:

‘‘Tüm Boğaz'ı SİT alanı ilan eden Kültür ve Tabiat Varlıklarını 3. No'lu Koruma Kurulu'nun onayını aldınız mı?'' sorusuna da şu cevabı verdi: ‘‘Her söylenene kulak asarsak bu ülkeye hiçbir eser kazandıramayız. O nedenle bunları duymuyoruz. Proje hayata geçecek. Kimseden onay almamız da gerekmiyor.''

İhale için onayı Yüksek Planlama Kurulu veriyor. Sonra ihale ilanı verilecek. İlk aşamada ön seçim yapılacak. Uygun firmalardan en erken 1999'un ilk çeyreğinde teklif alınacak.

"Yeter söz milletin"(Yalçın Bayer, 2 Şubat 1999)
3. Köprü Sanki Bir Sır Küpü
Arnavutköylüler, projesi bile bulunmayan 3. köprü "taslağı"nın İstanbullulara dayatılmasının tepkilerini sürdüyor. Her hafta sonu ‘köprüyü istemiyoruz' diye eylem yaparak, ‘‘Geçen hükümetin Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu hesap vermelidir. Gerekirse Sinop'ta eylem yapacağız,'' dediler.

Topçu, dünyanın hiçbir yerinde böyle büyük projelerin kent halkına, sivil toplum örgütlerine ve uzmanlara danışılmadan yapılamayacağından habersiz görünüyor.

Durum bugün de aynı "gizliliğini" sürdürüyor. Yeni Bayındırlık Bakanı Ali Ilıksoy'un bu konuda ne düşündüğü de bilinmiyor.

CHP İstanbul Milletvekili Ercan Karakaş, İstanbullular adına Başbakan Bülent Ecevit'e şu soruları yöneltiyor:

‘‘1- İstanbul Nazım İmar Planı'nda da yer almayan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası'na ve Boğaziçi Yasası'na aykırı olan 3. Boğaz Köprüsü Projesi konusunda hükümetin görüşü nedir? 2- Bu proje şu anda ne aşamadadır? 3- Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın ihale duyurusu yapmaya hazırlandığı doğru mudur? Hükümetiniz, 3. Boğaz Köprüsü'nün alternatifi olan raylı tüp geçişini nasıl değerlendirmektedir?''

"Boğaz'a Üçüncü Köprü ‘Şimdilik' Askıya Alındı" (16 Mayıs 1999)
Avrupa ile Asya'yı üçüncü kez birleştirecek 3. Boğaz Köprüsü projesinde frene basıldı.

Hazine Müsteşarlığı, bütçeye finansman yükü getireceği gerekçesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yeni köprü yapımına yönelik teklifine onay vermedi. Arnavutköy ile Vaniköy arasında yapımı programlanan 3. Boğaz Köprüsü için Hazine Müsteşarlığından olur alamayan Karayolları Genel Müdürlüğü de projeyi şimdilik kaydıyla ‘‘askıya'' aldı. Bu arada Çevre Bakanlığı ile Anıtlar Yüksek Kurulunun da yapımına sıcak bakmadığı 3. Boğaz Köprüsü ile ilgili hazırlıklarını durduran Karayolları Genel Müdürlüğü, yeni hükümet kuruluncaya kadar proje üzerinde yeni bir işlem yapmama kararı aldı.

"Tepki Sonuç Verdi, Boğaza Üçüncü Köprü Silbaştan" (7 Kasım 1999)
İstanbul Boğazı'na yapılacak üçüncü köprünün güzergahı konusunda kamuoyundan gelen tepkiler sonuç verdi. Karayolları Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'ın talimatıyla 3. köprünün güzergah ve koridorlarını yeniden gözden geçirecek.

Çevreci kuruluşlarla Karayolları Genel Müdürlüğü arasında ihtilafa sebep olan 3. Boğaziçi Köprüsü etütlerinin yeniden yapılması kararlaştırıldı.

Karayolları Genel Müdürü Dinçer Yiğit, Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'ın talimatı çerçevesinde 3. köprünün güzergah ve koridorların yeniden gözden geçirileceğini ve ön proje çalışmalarının bu kriterler doğrultusunda yapılacağını söyledi.

İstanbul'un mevcut güzelliklerini ve yeşilini yok edeceği gerekçesiyle çevreci kurum ve kuruluşların güzergah seçimine karşı çıktığı İstanbul 3. boğaz geçişine yönelik ön proje çalışmaları için Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü görevlendirildi.

Karayolları Genel Müdürü Dinçer Yiğit, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, projenin çevre açısından sıkıntı oluşturmayacak şekilde ele alınacağını ve güzergah araştırması ile koridor kesitlerinin yeniden yapılacağını kaydetti. Yiğit'in verdiği bilgiye göre, koprü ve çevre yolları için belirlenecek olan yeni alan ve güzergahların seçimi, çevre ve doğa faktörleri gözönünde bulundurularak yapılacak.

1 Milyar Dolar
İstanbul'un sürekli artan şehiriçi trafik problemini uzun vadede çözmek amacı ile kurulması planlanan 3. boğaz geçişi projesinin yapımına yönelik fizibilite etüt çalışmalarına ise yer seçimi ve güzergah tespiti yapıldıktan sonra başlanacak. 2000 yılı ikinci yarısından itibaren fizibilite çalışmalarının yapılması hedeflenen köprünün, bugünkü fiyatlarla yaklaşık 1 milyar Dolar'a malolması bekleniyor. Söz konusu yatırım tutarının 600 milyon Dolar'lık bölümünün bogaziçi köprüsü inşaatına, geri kalan kısmının ise çevre ve diğer ilgili bağlantı yollarına harcanması planlanıyor.

Yetkililer, köprünün yapımının ilk etapda ‘‘yap-işlet-devret'' sistemine göre inşa edileceğini, bu sistemin gerçekleşememesi halinde diğer iki köprüde olduğu gibi projenin tamamen dış kredi kaynaklarının devreye alınması ile gerçekleştirilebileceğini ifade etti.

"Akarcalı'dan Çapraz Sorular" (Yalçın Bayer, 4 Haziran 2002)
ANAP İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı üç yıl aradan sonra yeniden oldu-bittiye getirilmek istenen 3. Boğaz Köprüsü ile yıllardır her bakanın hayali olan tüp geçit projeleriyle ilgili olarak ilgili iki bakana "zor sorular" yöneltti.

Bayındırlık'a
Beylerbeyi-Arnavutköy arasında yapılacağını söylediğiniz 3. köprü hakkında İstanbul milletvekillerine bilgi vermeyi düşünür müsünüz? İstanbul ile ilgili büyük bir yatırımı Antalya'da asfalt müteahhitleri toplantısında açıklamak yerine İstanbul'da İstanbullulara açıklamak daha demokratik ve zarif olmaz mıydı? Sizce 3. köprünün esas muhatabı müteahhitler midir, yoksa İstanbullular mıdır? Köprünün maliyeti kaç milyon Dolar'dır? Çevre ve erişim yolları ve istimlak maliyeti nedir? Yeni bir borç yüküne girmemiz normal ve makul mudur? Yeni bir köprü yapımı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan gerekli izin alınmış mıdır? Ayrıca Boğaz Kanunu'na yeni bir köprü yapımına uygun mudur?

Peki, Ulaştırma Bakanı Vural, İstanbul Boğazına tüp geçit projesinin gerçekleşmesiyle 3. köprüye ihtiyaç olmayacağını biz İstanbul milletvekillerine bizzat söylemiş olduğuna göre neden 3. köprü de ısrar ediyorsunuz? Köprü ihtiyacının olup olmadığı için size mi, Ulaştırma Bakanı'na inanalım mı? Yoksa siz tüp geçit projesinin gerçekleşeceğine inanmadığınız için mi 3. köprüde ısrarlısınız?

Ulaştırma'ya (Oktay Vural)

İstanbul'a yapılacak tüp geçit projesiyle birlikte Boğaz'da mevcut köprülerdeki trafik rahatlaması ne kadar olacaktır? İstanbul milletvekillerine verdiğiniz brifingte "tüp geçit yapımı Boğaz'da 3. köprü yapımı ihtiyacını ortadan kaldıracaktır" demenizden üç hafta önce Bayındırlık Bakanı Akcan Boğaz'a 3. köprü yapılacağını açıklamasını nasıl karşılıyorsunuz? Bayındırlık Bakanı'nın bu konuda bakanlığınıza başvurusu olmuş mudur?

Aynı partinin iki Bakanı İstanbul için hayati derecede önemli ve birbiriyle son derece bağlantılı iki proje için hangi işbirliği ve koordinasyon içindedirler? Bu işbirliği nedir; ne zaman, hangi tarihlerde, hangi uzmanlar arasında hangi toplantılar olmuştur?

"İstanbul'da Üçüncü Köprünün Yeri Sır Gibi Saklanıyor" (13 Kasım 2005)

Arsa spekülatörlerinin rant sağlamasını engellemek amacıyla yapılması plananan 3. Boğaz Köprüsü'nün olası güzergahı sır gibi saklanıyor. Yeni köprünün kuzeyinde olacağı belirtilirken üç güzergah ön plana çıkıyor.

3. Köprünün nereden geçeceği konusunda "mevcut iki köprünün arasına değil, 2. köprünün (Fatih Sultan Mehmet) kuzeyinde olacağı" konusunda mutabakat oluştuğu yönünde bilgi verilirken, güzargahlar konusunda gerek Bayındırlık ve İskan Bakanlığı gerekse Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerinin, köprüden bazı kesimlerin rant sağlamasını önlemek amacıyla, tabir yerindeyse ağızlarını "bıçak açmıyor". 3. Boğaz Köprüsü'nün olası güzergahı, arsa spekülatörlerinin kar sağlamasını engellemek amacıyla açıklanmazken, güzergahlar konusunda değerlendirmeler sürüyor.

3. Köprü, İstanbul Trafiğini de Rahatlatacak
Yetkililer, İstanbul'un artan trafik yoğunluğunu önlemek amacıyla projeksiyon yapıldığını ve bu kapsamda çalışmalara devam edildiğini hatırlatırken, bu çerçevede 3. Boğaz Köprüsü'nün yapılmasının, İstanbul trafiği sorununu rahatlatmada alternatiflerden biri olarak görüldüğünü ifade ettiler. Bu kapsamda çeşitli etüdler yapıldığını ve güzergah çalışmaları gerçekleştirildiğini anlatan yetkililer, ancak istimlak verilecekse devletin bunu gizlemek isteyeceğine dikkati çektiler.

Köprünün yapılacağı güzergahın açıklanmasının imar maliyetlerini artıracağına işaret eden yetkililer, şu görüşleri dile getirdiler: "Bunu önlemek için, o bölgelerde imar planlarında rezerv noktaları konmaya başlanır. "Şu bölgeden köprü geçecek, buradan verilecek ruhsatlar geçici olsun" denilir, hem vatandaş mağdur olmasın hem de devlet zarar uğramasın diye. Arsa spekülatörleri arsa alıyorlar ve geçici olarak arsalar değerleneceği ve rant sağlayacağı için değer artışı meydana geliyor. Güzergahların gizli tutulması gerekiyor. Bunun için kamuoyuna bilgi verilmiyor, neyin nereden geçeceği belirlense de belirlenmese de kimseye duyurulmuyor."

Üç Güzergah Tartışılıyor
Bu arada İstanbul'da 3. Boğaz Köprüsü geçişi için henüz kesinleşen bir güzergah bulunmazken, ilk haliyle 6 alternatif güzergah, "Nakkaştepe-Ortaköy, Vaniköy-Arnavutköy, Çubuklu-Yeniköy, Beykoz-Kireçburnu, Yuşatepesi-Rumelikavağı ve Garipçe-Poyrazköy" hatlarından oluşuyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 3. köprünün "boğazın kuzeyinde" yer alacağını açıklamasından sonra, 6 seçenekten 3'ü elenmiş oluyor. Bir başka deyişle, daha önce açıklanan Nakkaştepe-Ortaköy, Vaniköy-Arnavutköy, Garipçe-Poyrazköy hatları güncelliğini yitiriyor. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kuzeyinden geçen Çubuklu-Yeniköy, Beykoz-Kireçburnu, Yuşatepesi-Rumelikavağı hatları üzerinde yürütülen fizibilite çalışmaları ise devam ediyor. Çalışmalar sırasında, trafik sorununun çözümünün yanı sıra maliyet, çevre, tarihi doku gibi unsurlar da dikkate alınıyor.

"10 Yıla Damgasını Vuracak Projeler" (2 Aralık 2006)
Önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracak "II. Tüpgeçit, İstanbul 3. Boğaz Köprüsü, Çanakkale Köprüsü ve İzmit Körfez Geçişi" projeleri konusunda, yeni yılda somut gelişmeler yaşanması bekleniyor.

Bayındırlık ve İskan ile Ulaştırma bakanlıklarının programında yer alan projeler için yaklaşık 8 milyar Dolar tutarında yatırım yapılması planlanırken, projelerin "yap-işlet-devret" ya da "yap-işlet" modeli ile hayata geçirilmeleri öngörülüyor.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul Boğazı'na inşa edilmesi planlanan 3. köprü ile ön hazırlıkları tamamlayan Karayolları Genel Müdürlüğü, yeni yıla girilmesiyle birlikte bu projesiyle ilgili uluslararası firmalarla görüşmeler yapacak.

Yapımında, bütçe dışında "yap-işlet-devret" ve "yap-işlet" modellerinin gündeme geldiği yeni köprü ile ilgili olarak önümüzdeki yıl içinde uluslararası düzeyde proje ihaleleri açılacak. Bağlantı ve otoyollarla birlikte yaklaşık 1,5 milyar Dolar'a mal olması planlanan yeni köprünün yapımı için çok sayıda yabancı şirketin şimdiden Karayolları Genel Müdürlüğü ile ön görüşme yaptığı ve bu firmaların ihale sürecinin başlamasını bekledikleri öğrenildi.

"Cimbom'a Riva Piyangosu" (18 Temmuz 2007)
G.Saray'ın Riva arazisine talihkuşu kondu. 3. Boğaz Köprüsü Projesi Riva'nın fiyatını üçe katladı.

Seyrantepe projesi için bugün resmi başvurular yapılacak. TOKİ'ye başvuracak olan şirketler, stadın yapımı için hazırladıkları projeleri sunacak. TOKİ, verilen projeleri teknik olarak inceledikten sonra ilk üçe giren şirketlerle mülakat yapacak ve 2-3 haftalık bir süre içerisinde proje sahibini bulacak.

Sarı kırmızılılar projenin hangi şirket tarafından alınacağını merakla beklerken Riva arazisine resmen talihkuşu kondu. Kentsel Tasarım Projesi kapsamında okul, hastane gibi projelerin yer aldığı Riva için gelen yeni bir haber sarı kırmızılıları çok sevindirdi. Üçüncü Boğaz Köprüsü projesinin, Riva'yı da kapsaması arazinin değerini daha şimdiden arttırdı. Sarı kırmızılılar Riva ile ilgili tüm projelerin bitmesini bekleyecek. Yöneticiler Riva'nın değerinin en az üçe katlanacağını ve kulübe büyük bir gelir kaynağı olacağını söylüyor.

"3. Köprünün Güzergahı Belli" (10 Şubat 2008)
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Boğazı'na yapılacak 3. köprünün güzergahının belirlendiğini ancak spekülatörlere fırsat vermemek için açıklamak istemediğini söyledi. Yıldırım, "Üçüncü köprü ve onun güzergahı, mevcut köprülerin daha kuzeyinde olacak, o kesin" dedi.

Buna benzer başka altyapı projeleri de var. 3. Boğaz Köprüsü ve Çanakkale Geçişi, Ankara-İzmir, Eskişehir-Bursa, Denizli-Antalya, Ankara-Adana otoyolları var sırada. Demiryollarında önemli projeler var. Amacımız, Türkiye'nin rekabet gücünü artıracak, insanımızın yaşam kalitesini yükseltecek bu büyük projeleri daha fazla zaman kaybetmeden gerçekleştirmek."

"İstanbul Boğazı'na yapılacak 3. köprünün güzergahı belli oldu mu?" sorusu üzerine, güzergah alternatiflerinin hepsinin değerlendirildiğini, çevresel etki değerlendirmelerinin de yapıldığını ifade eden Yıldırım, "Alternatiflerden birine karar verildi. Ama onu açıklamayalım. Spekülatörlere fırsat vermeyelim. Üçüncü köprü ve onun güzergahı, mevcut köprülerin daha kuzeyinde olacak o kesin. Ama nokta olarak şu anda ifade etmemizin bir yararı yok" diye konuştu.

Tüm bu tartışmaların sonucuna bakıldığında, hangi dönem ya da hangi hükümet iktidarda olursa olsun hep aynı şeyler yazılıp, çiziliyor.

Hatta şimdileri, 1997'den bugüne dek uzayan 3. Boğaz Köprüsü konusu bazı karikatür dergilerine kapak bile olmuş durumda.










YorumlarYorum Sayısı: 58

Yazan: metesarikaya3'üncü köprü yeni modelle daha kârlı oldu Çin'den de teklif gelir Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 3'ncü köprü için 5 Nisan'da yapılacak yeni ihaleye teklif geleceği konusunda ümitli olduklarını söyledi. ... http://www.arkitera.com/haber/index/detay/3uncu-kopru-yeni-modelle-daha-k%C3%A2rli-oldu-cinden-de-teklif-gelir/6596[B][/B]

Yazan: metesarikayaZaman gazetesinden,Selim Kuvel'in haberine göre; İstanbul Boğazı'na 3. köprü yapımını da içeren 414 kilometrelik Kuzey Marmara Otoyolu Projesi'nin 'özel sektör eliyle mi' yoksa 'öz kaynakla mı' yapılacağı yönündeki tartışmalara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son noktayı koydu. 3. Boğaz köprüsü ile 60-65 kilometrelik bağlantı yolları yap-işlet-devret (YİD) modeliyle, özel sektör eliyle yapılacak. Geriye kalan 350 kilometrelik otoyol ise öz kaynakla inşa edilecek. 18 firmanın şartname aldığı ancak teklifin gelmediği ihale sonrasında köprünün 'öz kaynakla mı' yoksa 'şartların revize edilerek mi' yapılacağı konusu gündemi meşgul etmişti. Konu önceki gün, AK Parti Genel Merkezi'nde yapılan toplantıda karara bağlandı. Başbakan Erdoğan'ın başkanlığındaki toplantıya, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek katıldı. Edinilen bilgilere göre görüşmede, Bakan Yıldırım, özel sektörün 5 milyar dolarlık ihalenin ikiye bölünmesini istediğini belirterek, "Özel sektör daha çok köprü ve bağlantı yolları ile ilgileniyor. 350 kilometrelik otoyolun hem maliyetinin hem de maliyetin geri dönüşünün yıllar alacağı endişesini yaşıyor." bilgisini verdi. Babacan ve Şimşek'in de bütçe disiplini açısından ihalenin ikiye bölünerek ilk kısmının özel sektör eliyle yapılmasına sıcak bakmasının ardından Başbakan da kararını özel sektörden yana verdi.

Yazan: Omer Yilmazinşallah 7-8 köprü daha yapılır .Bu mesajı ve ekindeki reklam linklerini gönderen forum kullanıcısı -gönderdiği başka benzer reklam mesajları nedeniyle- banlandı ve mesajları silindi. Yorumların anlamsız hale gelmemesi için buraya not düşüyorum.

Yazan: s_yinşallah 7-8 köprü daha yapılır . :) Yeni yapılacak köprünün malzemelerini sizden alacakmış RTE merak etmeyin. Bu reklamdan sonra ben de gelmeyi düşünüyorum, bakın iki kişiyi ikna ettiniz bile.

Yazan: Cemil GönülalanMesajınızı sadece linklerin reklamını yapmak için gönderdiğinizi düşünüyorum.Keşke böyle şeylere gerek duymasanız.Hatta mesajlarınızda link yer almasa.

Yazan: BirmimarYıl 1995; üçüncü köprü tartışmaları gündeme alınmış durumda. Geçmiş tartışmaları anısatan notlarım şöyle:


Çocukluğumuzda biz de suyla oynamaya bayılırdık. Önce, yol kenarından akan suyun önüne toprak set yapar, sonra setin bir noktasında açtığımız yarıktan suyu bırakır, biraz ötedeki başka bir sete kadar gitmesine izin veriridik. Önündeki engeller kalktıkça su yokuş aşağı ilerlerdi. Biz de doğaya -kendi çapımızda- hükmetmenin tadını çıkarırdık.

Yaşlar ilerledikçe, ölçek ve malzeme değişti ve oyun çeşitlilik kazandı. Bazılarımız sel gibi akan arabalarla oyunu sürdürdü: önce yollar genişletilip daha fazlasının akması sağlandı; kavşaklarda birikme arttıkça çok katlı geçişler inşa edildi. Ama amaç hep bir sonraki kavşağa kadar akıtmaktı. Araba sürüsü aktı aktı, geldi suya dayandı; biraz duraladı; �çoban� kavalını çalmaya başladı ve sürü karşıya geçti.

Bir taksiye bindim. Sürücü ilk kavşakta otuz saniye kadar beklemek zorunda kalınca, hemen çözüm getirdi: �Abi şuraya bir köprü yapacaksın, kimse beklemeyecek�. Kafasındaki çözüm, herhalde şöyle bir şey: önden bir istihkam birliği gidecek, her tıkanmada bir köprü kuracak; o geçtikten sonra köprüyü toplayacak. Bunu biraz lüks buluyor olmalı ki önermedi.

Teknolojinin en son olanakları da kullanılsa, �sorunu bir sonraki kavşağa kadar çözme� ilkesi hiç terk edilmedi. Terk edilmeyen bir başka ilke de �içindekileri değil arbaları taşımak� idi; sanki bilinmeyen bir nedenle yerden araba fışkırıyor ve bunlar yerçekimi ile bir yerlere doğru akıyordu, elden gelen bu akışı hızlandırmak idi. İçindekilerin bu akışa ivme kazandırmakta hiç rolü olmadığı söylenemez elbette. Çünkü araba sahibi olmak önceleri tek başına prestij sağlarken, giderek insanların gücü arabalarını hangi noktaya kadar götürebildikleri ile ölçülmeye başlandı: önceleri evinin kapısının önünden işinin kapısının önüne kadar gidenlerin bir bölümü, artık yataklarının yanından büro masalarının yanına gitmeye çalışıyorlardı. Trafik keşmekeşinin artması, güç gösterme yarışının önemini de arttırdı.

Boğaz�a köprü fikrinin ortaya çıkışında, özel araba sahipliğini özendirmek tek etken değildi şüphesiz. Atları, arabaları, insanları, herhangi bir engelle karşılaşıldığında bekletmeden karşıya geçirmek, tarihin her döneminde bir güç gösterisi olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, hem yöneticilere, hem de gerçekleştirecek firmalara kazandıracağı prestij nedeniyle, Osmanlı döneminden başlayarak, ileri teknolojiye sahip ülkelerden zaman zaman Boğaz�a köprü önerileri gelmiş olması doğaldır. Doğal olmayan, bu önerilerin 1960�lara kadar geri çevrilmiş olmasıdır. Şaşılacak bir başka gelişme de, bir Amerikan firmasının Abdülhamit�e önerdiği ve her ayağında birer �cami� bulunan köprü projesi dururken, İngiliz ve Japon firmalarının tasarladığı ve kültürümüzle yakın-uzak bir ilgisi bulunmayan (!) iki köprünün inşa edilmiş olmasıdır. Ama henüz Boğaz�ın üzeri köprülerle kapanmadığına göre, �camili proje� de şansını yitirmiş sayılmaz.

BOŞUNA MI TARTIŞTIK?

Boğaz�a 70�lerde birinci köprünün yapılmasını sağlayanların gerçekleştirdiği en önemli toplumsal katkı, belki de, köprüler üzerine yoğun bir tartışmayı başlatmış oluşlarıdır, bir teşekkürü hak ediyorlar doğrusu. 60�ların sonlarından başlayarak, Köprü�nün açılmasına dek süren bu tartışma ortamı, belli bir çevrenin siyasi yelpazedeki yerini belirlemesinde ve toplumsal olaylara bakış açısını gözden geçirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ama ortaya atılan görüşlerin sıradan insanların kafasında bıraktığı tortu konusunda iyimser olmak için bir neden bulunduğu söylenemez.

Köprüye ilişkin tutumumuzun genelde �olumsuz� olduğunu anımsayan, ama nedenini hiç bir zaman kavrayamamış bulunan ileri yaşlardaki çok saygı duyduğum bir komşu teyze, trafiğin açık, havanın güzel olduğu bir gün, araba ile birlikte karşıya geçerken dönüp �belki o zaman savlarınızda haklı idiniz ama Köprü ne büyük kolaylık oldu değil mi?� dedi ve ekledi: �üstelik o kadar da çirkin değil, ne dersin?�. Sadece yutkunup, belli belirsiz bir şeyler mırıldandım. Zaten onun da kulağı pek iyi duymuyordu; böylece anlaştık ve �havanın� güzelliği de sürdü. Ama köprü tartışmalarını, kafamın içinde bir kez daha dolaştırma gereğini duydum.

O zamanlar �plan�a fazla bel bağlanıyordu; bir şey planlı olursa yurt çıkarına ve halk yararına olurmuş gibi geliyordu. Sanki bir ülke planlı bir biçimde satılamaz, bir halk planlı bir biçimde perişan edilemezdi. Kısacası plan �olumlu� bir kavramdı ve köprüye karşı çıkanlar, bunun plansız, programsız bir yatırım oluşunu eleştiriyorlardı. Sadece ulusal planda değil, kentin nazım planında öngörülmemişti; plana sonradan �emrivaki� olarak eklenmiş, ancak bu kez de uygulama planına yansıtılmadığı için, hem köprü inşaatı �ruhsatsız� başlatılmış, hem de çevre yollarının kamulaştırılması yasal dayanağa oturtulmamıştı.

Böylece plansızlığa bir de yasa dışılık ekleniyordu. Yasanın ve anayasanın içinde kalmak da o sıralar �olumlu� davranış olarak niteleniyordu. 80�leri ve 90�ları yaşadıktan sonra görüldü ki, gereğinde bir gecede, kişiye özel yasalar bile çıkarılabilmekte ve bunlarda toplum yararı aranmamaktaydı.

Köprü ile ilgili etütlerin ve projelerin �yabancılara�, üstelik �gizli� olarak hazırlatılması, Türkiye�deki bilim çevrelerinin tartışmasına açılmamış olması da eleştirilmişti. Oysa daha sonra, tüm toplumsal ahlaksızlıkların açıkça ve öğünerek yapıldığı ve giderek bu tutumun yeni ve olumlu bir ahlak anlayışı olarak yerleştiği bir dönem yaşanmaya başlanınca, bu eleştirinin de önemi azldı. Bir işi yabancıya yaptırıyor olmak ise bir övünç aracı oldu.

GÜZELLİK Mİ? ÇİRKİNLİK Mİ?

Köprü ile ilgili ana tartışma konularından biri de, güzel mi çirkin mi olduğu idi. Körü�nün güzelim Boğaziçi�ne layık şık bir gerdanlık olduğunu söyleyenlere karşı, kamu oyunu ikna edici estetik savlar ileri sürmek oldukça zordu. Dalokay, Ankara�dan imdada yetişti ve bir basın toplantısında şu iki noktayı vurguladı:

� �Köprü, görünüş olarak, insan psikolojisi olark, yaşama nizamları olarak Boğaziçi�ni küçültecektir.�
� �Köprü Boğaz kıyılarında yoğun iskanı teşvik edecek, bu baskıya imar planları ile karşı konamayacaktır. Yüksek binalarla dolduğunda, torunlarımızın bir Türk Boğaziçi�nin varolmuş olduğunu bilemeyeceklerini düşünmek, ürküntü vericidir.�

Dalokay, tartışmayı, �güzellik-çirkinlik� oyunu olmaktan çıkarıp, kültür ve tarih bilinci alanına kaydırmaya çalışıyordu. Sonunda, �köprücüler� her ayağında birer cami bulunan Amerikan projesini de aşarak, ayaklarının biri Ortaköy Camisi�nin, öteki Beylerbeyi Sarayı�nın yanına basan bir köprü gerçekleştirip, �Türk Boğaziçi�ne çağdaş bir katkı yaptılar ve ulusal kültür ile bütünleşmeyi de böylece sağladılar. Üstelik yeni iki cami inşa etme masrafından da kurtuldular.

Ulusal bütünleşme bağlamında bir başka tartışma daha anımsanmaya değer. Köprüye karşı savlar arasında, yabancı gemilerin geçişini engelleyerek Montreux Andlaşması�na ters düşüleceği görüşü de vardı. Gerçi bu konu, sonunda, köprünün yüksekliği tartışmasına dönüştü ama, bu gün olsa, sırf Batılılar�ın dayattığı bir andlaşmaya karşı bir tutum sergilemek için bile, böyle bir köprü yapılmasını savunarak tabanını genişletmeye çalışan siyasi görüşler ortaya çıkabilirdi. Böylece iki yakayı bir araya getirmenin yanısıra, tüm milleti bir araya getirmeye katkısı olurdu Köprü�nün (!).

DELİ DUMRUL�UN VE FİRAVUNLARIN KÖPRÜSÜ

İki yakayı biraraya getirme konusnda �karşı� takım, hem �ulusal� bazda, hem de �firma� bazında eleştiriler getiriyor, finansmanın ekonomiye getireceği yükü tartışıyorlardı. Köprü�nün son yıllarda giderek artan geliri dikkate alındığında, köprünün �firma bazında� �feasible� olmadığından artık kimse söz edemiyordur. Buna karşılık, �toplumsal maliyeti yüksek, toplumsal yararı düşük ve önceliği olmayan bir yatırım� olduğunu savunanlar Köprü�ye çeşitli adlar taktılar. Kimi �Deli Dumrul�un köprüsü� dedi, geçenden bir akçe, geçmeyenden döve döve iki akçe alındığını açıklayarak, daha çok üst gelir grubu kullanırken, orta ve alt gelir grubuna ödetildiği için. Kimi �çağdaş firavunların piramiti� olduğunu ileri öne sürdü, halka yarar sağlamayan, sadece yönetenlerin isteği ile yapılan büyük bir yatırım olmasını neden göstererek. Kimi ise, otomobil sahiplerinin kullanacağı dev bir oyuncak olarak niteledi; oysa zaman içinde görüldü ki, koşucular, intihar etmek isteyenler, klasik mehtap yerine �çağdaş lineer mehtap�seyretmeyi yeğleyen yeni romantikler de Köprü�den yararlanıyorlardı. Giderek Boğaz�da taşınmaz mal değerlerini belirlemede de kullanılır oldu; pazarlanacak konutların �kaç köprü gördüğü� de önem kazandı.

Köprü ve çevre yollarının maliyeti ve yaratılacak rantın mertebesi konusunda çok değişik rakamlar dolaştı ağızlarda. Maliyet birbuçuk ila sekiz milyar arasında öngörülürken, rantın seksen ila yüz milyar arasında olacağı öne sürüldü. O yıllarda ulusal gelirden kişi başına düşen 3000 lira, ortalama maaş 1000 lira, kentin nüfusu ikibuçuk milyon, Çemberlitaş�taki Nazım Plan bürosunun duvarına asılan nazım plan 14,5x 4.5 metre, tüm kentin kanalizasyonun yapma bedeli 700 milyon, Boğaz�daki en pahalı daire bir milyon lira idi.

Yatırım önceliği tartışmaları kapsamında, bu parayla, Ankara�nın konut sorununun, ya da İstanbul�un kanalizasyon sorununun çözülebileceğini, veya bilmem şu kadar okul inşa edilebileceğini ileri sürenlere başbakanın yanıtı yeterince açıktı; yabancılar bu parayı okul yapmamız için değil, köprü yapmamız için veriyorlardı. Parayı aldılar ve Köprüyü yaptılar.

KÖPRÜYÜ AÇ, ODALARI KAPA

Köprüye karşı olanlar, üretebildikleri karşı tezlari, bazan yeterince tartmadan, kamu oyuna iletiyorlardı. Örneğin Köprü�nün kent içi trafiğe etmeyeceği söyleniyordu; keşke etmeseydi. �Köprü yapılır ama çevre yolları tamamlanamaz� deniyordu; keşke tamamlanmasaydı. Köprü savunucuları da anında bunları çürütmeyi amaçlayan görüşler açıklıyorlardı. Her ne ise, iki yılın sonunda kutuplaşma arttı; giderek Köprü, �karşı takım� için, yanlış yatırım politikalarının, dışa bağımlılığın, kent yağmacılığının simgesi oldu; �Köprücüler� için ise, karşı çıkılan olumlu işlerin simgesi. Sonunda karşı çıkanlar �komünist� olmakla suçlandı ve �onların eline geçen meslek odalarının kapatılması gerektiği� savunuldu. Meslek odalarının birinde, geçtiğimiz aylarda yapılan bir �geçmişi anma� toplantısında, �Boğaz Köprüsü mücadelesi�nden söz edilirken, ilginç bir yorum yapıldı:

�Oda�nın hazırladığı bilimsel rapora, o dönemin sol görüşlü siyasi kuruluşlarının sahip çıkıp kendi savlarını da ekleyerek savunmuş olmaları, Oda�nın bu konudaki görüşünün kamu oyunca benimsenmesini engellemişti. Ne olurdu sanki bu bilimsel görüşlere dönemin başbakanınca sahip çıkılsa?�

Aradan 25 yıl, triyonlarca liralık kentsel yağma ve ikinci bir köprü geçti. �Köprüler tuzağı�nın ürünü olan ikinci köprü, birinciye göre öyle sessiz sedasız geçti ki, neredeyse kimse duymadı. Tartışma, birinci köprü ile birlikte bitmiş, olan olmuş, Boğaziçi�nin �genç kızlık� dönemi kapanmıştı sanki. Bundan sonra kaç tane daha yapılsa farketmezdi.

..............................................................................................................

Aradan bir 15 yıl daha geçti. Artık İstanbulun başına neler geleceği açıça ortada; ama bu güzeller güzeli, bir kez kötü yola düştü mü "Allah kurtarsın" demekten başka çare kalmıyor, bu örgütsüz toplumda.

Yazan: ferhathttp://www.mimarlikuzerine.com/2011/03/ucuncu-kopruye-ihtiyacimiz-olmadigini-gosteren-5-gecerli-sebep/

Yazan: ncc3'te yetmez 4 tane... http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/558254-3-de-yetmez-4-tane-kopru

Yazan: Derya Yazman3. Köprü Yerine Yaşam Platformu'nun yapmış olduğu eylem çağrısı: [SIZE=3] [/SIZE] [LEFT][LEFT][SIZE=3]"3. Köprü Yerine Yaşam Platformu, 3. Köprü projesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi gündemine girmesi üzerine 16 Haziran Çarşamba günü saat 19.30’da OMO İstanbul Şubesinde toplandı. [/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Geçtiğimiz günlerde basından 3. Köprü Projesinin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin Bayındırlık ve İmar Komisyonuna iletildiği öğrenildi. Bugün (16.06.2010) Bayındırlık ve İmar Komisyonu tarafından görüşülmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi gündemine getirilen köprü projesi bugünkü meclis gündeminde oylanarak karara bağlanacak.[/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Platform toplantısında tüm bu gelişmeler değerlendirilerek 17.06.2010 Perşembe saat 13.00’te mümkün olan en geniş katılımla İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde buluşulup bu rant köprüsüne dur demek için demokratik tepkimizi gösterme kararı alınmıştır. [/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]Bilimin, doğanın ve halkın sesine kulaklarını tıkayarak, bu cinayet projesini oylamaya kalkanlara izin vermemek için tüm duyarlı İstanbul halkını ve platform bileşenlerini bugün saat 13.00’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde yaşamı savunmaya çağırıyoruz."[/SIZE][/LEFT] [/LEFT] [LEFT][LEFT][SIZE=3]3. KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU[/SIZE][/LEFT] [/LEFT]

Yazan: sweetboyzyapılmamalı bence 3 köprü o güzelim mnzarayı 3 köprüyü kaldırmaz

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.