
Semra ve Özcan Uygur tarafından tasarlanan proje
2008 yılında "Mülkiyeliler Birliği Derneği"nin Konur Sokak'taki mevcut tesislerinin yerine yaptırılacak yapılar konusunda "Sınırlı Mimari Proje Yarışması" düzenlenmiş ve Ziya Tanalı, Abdi Güzer, ve Yakup Hazan'dan oluşan jüri Semra ve Özcan Uygur tarafından tasarlanan projeyi birinci seçmişti.
Yarışmayla ilgili Türk Serbest Mimarlar Derneği'nin web sitesinde Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Ünal'ın imzasıyla yer alan açıklamada, bu süreci düzenleyen Yönetim Kurulu dışındaki bazı Birlik üyelerinin projenin uygulanmasına karşı çıktıkları ve bir başka proje hazırlatılarak uygulanması için karar alındığı yazıyor. Açıklama şu şekilde devam ediyor
"Yönetim Kurulumuz, bir iç mimar tarafından hazırlanan aynı aileden bir mimarın imzaladığı projeyi; yetersiz olumsuz ve eklektik yapısı nedeniyle uygulanmasının önüne geçilmesi zorunlu bir durum olarak değerlendirmiştir.
Bu nedenle önce Mülkiyeliler Birliği Başkanı Ali Çolak ile sonra da üyemiz Semra Uygur ile görüşmüştür.
Yarışma sonrası, bitişik parseldeki programın küçültülmesini yeni bir çalışma konusu olarak değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi ile Başkan Ali Çolak ile ikinci kez görüşülmüş, üyelerimiz Uygur'larla yeni konsept için düzenleme yapmaları konusunda anlaşmaya varılmıştır.
Üyemiz Semra ve Özcan Uygur'un çalışmaya başladıklarını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz. Ayrıca açılmış bir yarışmanın sonuçsuz kalmaması ve Konur Sokak başlangıcında çağdaş bir yapının yer alacak olmasını mesleğimiz adına son derece olumlu bir adım olarak görüyoruz."
- Arkitera Yarışma Projeleri'nde Mülkiyeliler Birliği Vakfı Mülkiye Sitesi Merkez Binası Çağrılı YarışmasıARKİV'de Semra UygurARKİV'de Özcan Uygur
Yazan: MEHMET İHSAN GİRİTLİOĞLUSevgili Aslı,
Mülkiyeliler binası(lokali)yıkılması konusunda kabul edilebilir tartışma korumacılık ya da karşıtı görüşler arasında olabilirdi ya da olmalıydı. Ancak bu aşama çoktan geçilmiş durumda. Mimarlar odası Ankara şube Mülkiye'ti bizimdir yazısını 3 yıl önce henüz sürecin başında iken yapsa idi bir anlam taşıyabilrdi.
Oysa oda ne yaptığını bilmediğini söyleyebileceğim bir yönetim kadrosunun elinde. Bu senin çekinceni anlaşılabilir kılmıyor. Seçimlere yakın bu beceriksizliği vurgulamak ayıp mı olur diyorsun. Peki vurmayalımda ne yapalım. Ayıbın boyutu çuvalı deldi.
Mimdapta konu her tarafın açıklamalarıyla yayınlandı-yorumlandı. Burada (arkitera forum) insanlar hala müellifin adını soruyor.
Ankara şube yönetim kurulu İki ayrı ve ciddi suçlamayla karşı karşıya.
1-İçinde biz var isek yıkım ve yeni işaat kabul edilebilir yok isek "MÜLKİYE'ti BİZİMDİR" valsi.
2-Projeye ya da inşaata talip olan yönetim kurulu üyelerinin emelleri gerçekleşmeyince "MÜLKİYE'ti BİZİMDİR" valsi.
Bu Argümanlardan 2. sine emin olun inanmak istemiyorum. Hatta inanmıyorum. Bu kadarını beklemiyorum. Eğer gerçekse Mimarlar odası dahili ve harici camiası ağır bir zan altında kalır. Bir daha hiç bir dediğine itibar edilmez.
1.argüman için ise bunların ne ilk ne de son kabahati deyip geçiştirilemez.
Bir diğer başlık ise Elde edilen projeye ilişkin. Ankara şube projenin elde ediliş sürecinin Ulusal yarışma olmayışı nedeni ile çekildiğini beyan eden 2. bir yazı sirküle etti.
Mülkiyeliler de sanırım bu aşamada bir hala kızına :) proje hazırlatmışlar. Hatta bu kişi iç mimar imiş de sonradan Mimar babası imzalamış falan... Ama bundan vazgeçilmiş. Davetiyeli yarışma yöntemi ile bir proje elde edilmiş. Oda, elde edilen Projenin kalitesi ile ilgili bir söylem içinde olmamakla beraber proje ulusal bir yarışma ile elde edilmedi diye çıngar koparıyor.Katılımcıların yeterliliği ile ilgili ya da elde edile projenin yeterliliği ile ilgili, ya da yarışma jürisiile ilgili bir söylemleri mi var bilemiyoruz. (Benim yok)
M.İhsan Giritlioğlu
Yazan: MEHMET İHSAN GİRİTLİOĞLUSevgili Aslı,
Mülkiyeliler binası(lokali)yıkılması konusunda kabul edilebilir tartışma korumacılık ya da karşıtı görüşler arasında olabilirdi ya da olmalıydı. Ancak bu aşama çoktan geçilmiş durumda. Mimarlar odası Ankara şube Mülkiye'ti bizimdir yazısını 3 yıl önce henüz sürecin başında iken yapsa idi bir anlam taşıyabilrdi.
Oysa oda ne yaptığını bilmediğini söyleyebileceğim bir yönetim kadrosunun elinde. Bu senin çekinceni anlaşılabilir kılmıyor. Seçimlere yakın bu beceriksizliği vurgulamak ayıp mı olur diyorsun. Peki vurmayalımda ne yapalım. Ayıbın boyutu çuvalı deldi.
Mimdapta konu her tarafın açıklamalarıyla yayınlandı-yorumlandı. Burada (arkitera forum) insanlar hala müellifin adını soruyor.
Ankara şube yönetim kurulu İki ayrı ve ciddi suçlamayla karşı karşıya.
1-İçinde biz var isek yıkım ve yeni işaat kabul edilebilir yok isek "MÜLKİYE'ti BİZİMDİR" valsi.
2-Projeye ya da inşaata talip olan yönetim kurulu üyelerinin emelleri gerçekleşmeyince "MÜLKİYE'ti BİZİMDİR" valsi.
Bu Argümanlardan 2. sine emin olun inanmak istemiyorum. Hatta inanmıyorum. Bu kadarını beklemiyorum. Eğer gerçekse Mimarlar odası dahili ve harici camiası ağır bir zan altında kalır. Bir daha hiç bir dediğine itibar edilmez.
1.argüman için ise bunların ne ilk ne de son kabahati deyip geçiştirilemez.
Bir diğer başlık ise Elde edilen projeye ilişkin. Ankara şube projenin elde ediliş sürecinin Ulusal yarışma olmayışı nedeni ile çekildiğini beyan eden 2. bir yazı sirküle etti.
Mülkiyeliler de sanırım bu aşamada bir hala kızına :) proje hazırlatmışlar. Hatta bu kişi iç mimar imiş de sonradan Mimar babası imzalamış falan... Ama bundan vazgeçilmiş. Davetiyeli yarışma yöntemi ile bir proje elde edilmiş. Oda, elde edilen Projenin kalitesi ile ilgili bir söylem içinde olmamakla beraber proje ulusal bir yarışma ile elde edilmedi diye çıngar koparıyor.Katılımcıların yeterliliği ile ilgili ya da elde edile projenin yeterliliği ile ilgili, ya da yarışma jürisiile ilgili bir söylemleri mi var bilemiyoruz.
M.İhsan Giritlioğlu
Yazan: Emine MerdimŞu anda yapılan projenin mimarı kim acaba? Proje Uygur Mimarlık'a ait.
Yazan: Emine MerdimMehmet Onur Yılmaz konuyla ilgili görüşlerini ve süreci "Odada Saltanata Son" başlıklı yazısında şu şekilde aktarıyor: Ayfer Hanım’ın 2002’den bu yana Ankara Şube’de yapılanları daha kabul edilebilir bir üslupla ifade etmesi daha iyi olmaz mıydı? Böylece asıl söylemeye çalıştığı duyulur kimse üsluba takılmazdı. Çünkü açık ki sonradan kendisinin de onaylamadığı tarzı ve ardından Yasemin’in kişileri “tehlikeli” ilan edilen cevabı bizi tartışmamız gerekenin uzağına düşürüyor. Öncelikle, kişileri “tehlikeli” ilan etmenin kendisinin özellikle tehlikeli olduğunu düşünüyorum. En büyük endişem de şekil tartışmalarının, üzerinde konuşmamız gereken konunun önüne geçmesi ve sorunun kişisel bir şeymiş gibi gösterilmesi. Oysa durum Mimarlar Odası’nın Ankara’daki varlığı, toplum nezrindeki konumu ve meşruiyeti açısından çok ciddi sorunları barındırıyor. Öncelikle o kadar belge, bilgi kirliliği ve Şube'nin sessizliği içinden gerçeği ayıklamakta zorlanacaklar için Ayfer Hanım’ın tepkisine neden olan son durumun özetini yaparak başlamak istiyorum: 1-[SIZE=1] [/SIZE]Mimarlar Odası Ankara Şubesi bundan üç yıl önce Mülkiyeliler Birliği’nin binalarını yenilemek istediğinden haberdar olur. Birlik ile iletişime geçer ve birlikte çalışmayı teklif eder. 2-[SIZE=1] [/SIZE]Birlik bu öneriyi kabul eder ve 3-4 ay sürecek olan bir çalışma başlar. Bu konuda çalışmak üzere Bina Komisyonu adıyla bir komisyon kurulur. Bu komisyonda Şubeyi temsilen 4 yönetim kurulu üyesi, bir mimar ve şubenin o dönem görevli avukatı bulunmaktadır. Mülkiyeliler Birliği ise komisyonda biri avukat olmak üzere 5 kişi tarafından temsil edilmektedir. 3-[SIZE=1] [/SIZE]Bu komisyon yürüttüğü çalışma sonunda Birliğe ve Şubeye bir rapor sunar. Raporda ortak yapılması planlanan yeni Mülkiyeliler Birliği binalarının program taslağı, protokole esas prensipler ve binanın paylaşım esasları bulunmaktadır. Buna göre; a.[SIZE=1] [/SIZE]Yeni binaların toplam kullanım alanı 7004,80 m2 olması öngörülmektedir. b.[SIZE=1] [/SIZE]Mülkiyeliler Birliği bu binaların % 68’ine (net 3709 m2 ) sahip olacaktır. c.[SIZE=1] [/SIZE]Mimarlar Odası Ankara Şubesi ise %32’sine (net 1189 m2 ) sahip olacaktır. d.[SIZE=1] [/SIZE]Bina inşaatları için Mimarlar Odası Ankara Şubesi yaklaşık 2.168.000 TL ödeyecektir. e.[SIZE=1] [/SIZE]Mülkiyeliler Birliği ise arsa ve 843.000 TL katkı koyacaktır. 4-[SIZE=1] [/SIZE]Bu aşamadan sonra avukatların uyarısı ile vakfa bağışlanan malların mülkiyet devri yasal olarak mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durumda Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne mülkiyet devri yerine uzun süre kullanım hakkı sunulmuştur. Yasal üst sınır olan 20 yıl kullanım hakkı (uzatma ilke kararı ile) üzerinde anlaşma sağlanmıştır. 5-[SIZE=1] [/SIZE]Bu haliyle protokol taslağı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Mimarlar Odası Merkezi’ne sunulmuştur. Ancak MYK mülkiyet devri olmadığı ve bahsi geçen miktarın uzun süreli kullanım için çok yüksek bulunması sebebiyle protokolü onaylamamıştır. 6-[SIZE=1] [/SIZE]Bu karar üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve Mülkiyeliler Birliği arasındaki karşılıklı görüşmeler kesilmiştir. Mülkiyeliler Birliği’nin birkaç görüşme ve projeler üzerinde uzman incelemesi talebi Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından reddedilmiş ya da cevapsız bırakılmıştır. 7-[SIZE=1] [/SIZE]Karşılıklı görüşmelerin kesilmesinin üzerinden geçen iki yılı aşkın zamanda Mülkiyeliler Birliği proje ve ihale çalışmasını sonlandırmıştır. Tam bu aşamada 2009’un son günlerinde, yerel seçimler döneminde Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından kurulan ve desteklenen “Belediye Yönetimlerinde Saltanata Son” kampanya grubu “Mülkiye’ti Bizimdir!” sloganı ile Ankara kamuoyuna bir kampanya-toplantı çağrısı yapmıştır. Önce 5 Ocak 2010 saat 18.30 olarak belirlenen toplantı zamanı toplantıdan bir gün önce alelacele 16.30’a alınmıştır. 8-[SIZE=1] [/SIZE]Ancak aynı gün ve saatte Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nce, bina projelerini odaya sunmak isteyen Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu’na da randevu verilmiştir. 9-[SIZE=1] [/SIZE]5 Ocakta gerçekleşen toplantıda Mimarlar Odası Ankara Şubesi daha sonra basına da gönderilen açıklamada yer alan tezlerini sunup, Mülkiyeliler Birliği’nin yıkılmasına neden karşı olduklarını anlatırken toplantıya dahil olan Mülkiyeliler Birliği Başkanı Ali Çolak yukarıda bahsi geçen komisyon çalışmasını da hatırlatarak sormuştur: a.[SIZE=1] [/SIZE]O günden bu güne ne değişmiştir ki Mimarlar Odası Ankara Şubesi yeni binaların metrekare paylaşımı konusunda bile anlaştığı komisyon çalışması ortadayken şimdi Mülkiyeliler Birliği’nin yıkımına karşı çıkmaktadır? b.[SIZE=1] [/SIZE]Ortak komisyon çalışmalarında da yer alan biri Yönetim Kurulu üyesi olan iki mimarın ihale sürecine dahil edilmemesinin Odanın bu tavır değişikliğinde rolü var mıdır? 10-[SIZE=1] [/SIZE]Bu tablo üzerine toplantıya katılan pek çok kentli, mimar ve mülkiyeli Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ni protesto ederek toplantıyı terk etmiştir. Buraya kadar yazdıklarım şimdiye kadar olanların içinden kişi isimlerinin çıkarılmış halidir. Elbette ki merak edenler bu isimleri öğrenebilir ancak önemli olan öncelikle kişiler değil Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin nasıl bu hale düşürüldüğüdür. Bu süreçte Oda tarafından yapılan birden çok yanlış vardır. Ancak şu anda da süren en büyük yanlış yukarıdaki hataların kabul edilmeyip inkâr edilmekte ısrar edilmesidir. Odayı kamuoyu nezrinde en çok yaralayacak olan budur. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu’nu yukarıdaki soruları net bir şekilde cevaplamaya çağırıyorum. Yukarıdaki sorulara ek olarak cevaplanması gereken iki soru daha var? -[SIZE=1] [/SIZE]Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile Mülkiyeliler Birliği arasında bu olaylar gelişirken Mülkiyeliler Birliği binalarının yapımı ihalesine teklif veren/ihaleye müdahil olmaya çalışan komisyon üyeleri bunu Yönetim Kurulu’nun bilgisi dahilinde mi yapmıştır? -[SIZE=1] [/SIZE]İlgili Komisyon üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi Onur Kurulu’na sevk edilmişler midir? Mimarlar Odası Ankara Şubesi 40. Dönem Yönetim Kurulu bir an önce ilgili Komisyon Üyesini ve Yönetim Kurulu üyesini Onur Kurulu’na sevk ederek kamuoyundan açıkça özür dilemelidir. Mevcut yönetim söz konusu özür ve Onur Kurulu’na sevk işlemini bir sonraki yönetime bırakmayacak basireti ve sorumluluğu göstermelidir.
Yazan: mayarogluŞu anda yapılan projenin mimarı kim acaba? Mimdap sitesinde ve HaberTürk gazetesinde çıkan haberde foruma da eklenen görsellerin Uygur Mimarlık tarafından hazırlanan son projeye ait olduğu belirtiliyor. Mülkiyeliler Birliği web sitesinde daha fazla görsele ulaşılabiliyor fakat orada projenin kime ait olduğune ilişkin ekstra bir bilgi yok.
Yazan: Emine MerdimKonuyla ilgili Mülkiyeliler Birliği'nin açıklaması aşağıda ve yazıda sözü geçen danışma kurulu konuşma metni ile komisyon raporu ise ekte. Bilindiği gibi Mülkiyeliler Birliği Vakfı binalarının yenilenmesi sürecinde Mimarlar Odası’nın talebi üzerine ortak hareket etme kararı alınmıştı. Yürütülen çalışmalarda alan paylaşımları ve finansman yükümlülükleri konusunda anlaşılmış, ancak Mimarlar Odası Genel Merkezi mülkiyet devri yapılamadığı gerekçesiyle gerekli finansmanı sağlamamış ve görüşmeler sona ermişti. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin biz varsak proje doğrudur, biz yoksak değildir” ya da “dün dündür, bugün bugündür” şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşım içerisine girerek binalarımıza ilişkin Mülkiyeliler Birliği’ni dışlayan bir girişime kalkışmasını etik dışı bulduğumuzu ifade etmek durumundayız. Bu girişimin arkasında Mülkiye Topluluğunu bölünmüş, parçalanmış gösteren bir kampanyayı basın üzerinden yürütmekle yetinmeyen pek çok konuda ortak hareket ettiğimiz ve dayanışma içinde olduğumuz örgütlerin iradesini Mülkiyeliler Birliği’nin kurumsal işleyişi ve iradesinin önüne geçirmeye çalışan ve örgütler arasında çatışma çıkaran kimi üyelerimizin bulunması da ayrıca düşündürücüdür. Mülkiyeliler Birliği’nin her türlü sorununun çözümü Mülkiyeliler Birliği içerisindedir. Bu çözümün kurum dışında aranması ancak Mülkiye geleneğinden bihaber olmakla açıklanabilir. Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile Mülkiyeliler Birliği binalarının ortak yapımı konusunda Genel Başkan Ali Çolak’ın 06.11.2007 tarihindeki Danışma Kurulu’nda yaptığı konuşmanın metni ile Mimarlar Odası Ankara Şubesi Bina Komisyonu Raporu ve Habertürk Gazetesinin konuyla ilgili haberini üyelerimizin bilgisine sunarız.
Yazan: Omer YilmazŞu anda yapılan projenin mimarı kim acaba?
Yazan: mvm34[ATTACH=CONFIG]19508[/ATTACH][ATTACH=CONFIG]19509[/ATTACH][ATTACH=CONFIG]19510[/ATTACH][ATTACH=CONFIG]19511[/ATTACH] Bu sitede yuruyen imaj bazlı tartısmalara binayen verilen linken yapılması planlanan hatta belki de şu anda yapılan projenin son halini eklemek istedim. Aslında mimarlarlığı diğer disiplinlerden beslendiğini düşündüğümüzde salt resimleri düşünmek, söyleme ve söylemin hitap ettiği Mülkiyeliler birliği Merkez Binası yarışmasına,yani bağlama haksızlık etmek gibi oluyor. Ancak özellikle yarışma süreci ve son ürün düşünüldüğünde de bu imajlarda kurgulanan binaların özellikle malzeme ve kütle tercihleri bakımından genel kanı olarak kapitalizmin yapı bilimindeki temsilcileri olmasının böyle bir duruma temel etkenlerden biri olduğunu düşünüyorumr. Tabii başka önemli bir sebep ise ek olarak yapılan binanın dışarıdan kullanıma açık olması,kamusallaşması, Mülkiyelilerin özelinin bozulması konusu. Yarışmaya giren ve burada tartışılan projelerde ise bu tartışmayı hiçbir zaman göremedim. Buna ise alan kısıtlarının sebep olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bence tartışılması gereken iki önemli konu çıkıyor; -Ankara'nın böyle sosyal bir yerinde kendilerini etrafa kapamaya ve öyle yada böyle sınırlı bir alana Mülkiyelilerin ihtiyacı var mı? Bu kadar faşizanlığa karşı çıkan sevgili Mülkiyeliler neden bu kadar yoğun bir yerde kendilerine özel bir mülkleri olsun istiyorlar, neden başkalarını sınırlı bir şekilde kucaklıyorlar? -Dış çevrelerinden ve günümüz mimari akımlarından oldukça etkilendiklerini düşündüğümüz mimarlar, neden bağlam içerisinde bu tip malzeme ve kütle oyunlarıyla farklılaşmanın kaygısındalar?
Yazan: mayarogluKonuyla ilgili olarak mimdap.org'da detaylı bir yazı yayınlandı: http://www.mimdap.org/w/?p=30558 Şimdiye kadar ki gelişmeleri özetleyen ve Ankara Şube'den Ali Hakkan ile yapılan bir röportajı içeriyor bu yazı. Mimarlar Odası'nın her zamanki "Mutlak Muhalefet" anlayışı bu konuda da baş rolü oynuyor gibi görünüyor. Aslı Özbay'ın belirttiği gibi Ankara Şube'nin kısa bir süre önce söz konusu yapı ile ilgili bir ortaklığa girmesi görüşülürken şimdi bakış açılarını tamamen değiştirip "anıların", "değerlerin" koruyucusu olmaları da ayrıca garip! Resmi olmayan tepkilerden bir tanesi de facebook'da kurulan bir grup: Mülkiyelileri Faşistlere Yem ettirmeyeceğiz!!! - http://www.facebook.com/group.php?gid=403683055190 Grup açıklamasında verilen bilgiler ne kadar doğru ne kadar kurmaca bilemiyorum tabi ki ama şayet gerçeklik içeriyorsa tartışmanın bir tarafında rant kavgası olduğu da kesin. Sorun ve tartışmanın tarafları ne olursa olsun esas problem şu ki; yine ne yazık ki mimarlık tartışılmıyor. Mimarlar Odası esas odağı olan mimarlığı bıkarıp yine farklı gündemler yaratıyor.
Yazan: Aslı Özbaybu forum konusunun bu kadar ilgi görmemesi ne garip ! oysa ankara'da birkaç gündür bu konuyla ilgili yoğun bir mail trafiği yaşanıyor. ankara şube'den ardarda "mülkiyeti bizimdir" başlıklı bir basın duyurusunu defaten aldık... (yazıyı üyelere yolladılar ama daha kendi web sitelerine koymamışlar, link veremedim) yazının uslubu, benim yıllardır katılmadığım, yakıştırmadığım birçok unsuru barındırıyordu yine. ama daha önemlisi içeriği, 7 ocak'da gazetelere de yansıyan ve mülkiye idaresini isyan ettiren tutarsızlıklar taşıyordu. (eminim forum yöneticileri meraklıları için onları da buraya ekleyeceklerdir.) oda seçimlerine az kaldı. bu ve benzeri konularda söylenecek herşeyin spekülatif algılanacağı ve mesajın doğru anlaşılamayacağı kanısındayım. ama yine de bu konuyu ve bu forumu katkısız bırakmamak gerektiğini hissediyorum : mülkiyeliler lokali'nin benim de hayatımda önemli bir yeri var yıllarca güzel bahçesinde çok keyifli, yemekli sohbetler yaptığımız bu mekanın yıkılmasını ben de istemem aslında. üstelik ankara'nın ilk merkez yapılarının bugüne kalabilmiş nadir örneklerindendir o arsadaki 2 bina. her ne kadar içleri tadilat-dekorasyon adına katledilmişse de, dışarıdan hala niteliklerini, kalitelerini korurlar. ama diğer yandan mülkiye yönetimini de anlıyorum çünkü o binalara yıllardır sığamıyorlar. idari kadro konforla, çağdaşlıkla uzak-yakın alakası olmayan, berbat odalarda çalışmak zorunda kalıyor. kapalı lokanta mekanları da sorunlu ve yetersiz ama 2-3 saatliğine o sorunu yaşamaya "anılarımız adına" katlandık yıllarca. dolayısıyla mülkiye yönetimlerinin daha geniş ve çağdaş mekanlarda çalışmak istemelerinden doğal birşey olamaz. bunun için "rantçılıkla" suçlanmaları da büyük haksızlık! eğer bu mekanların korunmasının "kamu yararı" gereği olduğunda uzlaşılıyorsa, o zaman mülkiyelilere ihtiyaçlarını giderebilecekleri alternatif alanlar gösterilebilir, yollar önerilebilir. yok, eğer "kızılayın göbeğinde çok kıymetli bir arsadasınız, böyle kalın, ne haliniz varsa görün" deniyorsa, onların da durumu düzeltmek için yasal haklarını kullanmalarını anlamak gerek. kaldı ki raporlar, buraya 3 yıl önce içinde ankara şube mekanlarının da yer alacağı yeni bir bina yapılması konusunda oda yönetimi ile anlaşıldığını belgeliyor. daha sonra genel merkez ankara şube'ye izin vermediği için bu anlaşma yarıda kalıyor. mülkiyeliler de iyi bir yola giriyorlar ve buraya yapılacak binanın projelendirmesi işini sınırlı bir yarışmayla elde ediyorlar. sonrası forumda da var zaten. şimdi... süreç ve belgeler bu kadar açık ortada iken, şube yönetiminin böyle bir metnin altına "tam kadro" imza atmasını anlamak çok zor. biz oda yönetimlerinin zigzaglarına alışığız aslında ama bu kadar simge değeri yüksek "yerler" ve kurumlar sözkonusu olduğunda bile bu sorumsuzluğu sergilemek artık biraz fazla geliyor. yine kendimi tutamadım galiba :U
Bütün yorumları forumda okuyun!








