İstanbul 2010'a devredilen AKM'nin restorasyon projesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, AKM yönetimi, sanatçılar ve STK'larla birlikte yürütülüyor. Restorasyon başlarken bir tanıtım sergisi düzenlenecek ve Ekim 2010'da da açılış töreni var.
AKM yapıldığı tarihte bir ilkti. İstanbul'un tarihinde ilk defa kamu kapsamlı bir kültür merkezi gerçekleştiriyordu. 19. yüzyıl kapitalizminin dönüştürdüğü Pera'da gerçekleştirililen özel eğlence mekânlarına, sinema ve tiyatro salonlarına karşılık Cumhuriyet döneminde İstanbul'da ilk defa bir kamusal kültür yapısı inşa ediliyordu. Bugün aradan geçen yaklaşık 40 yılın ve yıktırma-yıktırmama tartışmalarının ertesinde AKM'nin yenilenmesi de gene bence bir ilki oluşturuyor. İlk defa, simgesel değeri olan bir modern mimarlık eseri önemli bir mimar eliyle restore ediliyor. Türkiye'nin en kapsamlı kültür merkezi özelleştirilmeden, yıkılmadan, nitelik kaybetmeden, bir işlev değişikliği yaşanmadan geleceğe taşınıyor. Bu olumlu gelişmenin nedeni, katılımcıları arasında tanınmış mimarların da yer aldığı bir sivil girişimin sürecin başından beri sorumluluk üslenmesi. Proje İstanbul 2010'a devredildi ve bir çalışma komitesi oluşturuldu. Bu tür bir yöntem Türkiye'de bir kamu yapısının onarımı için ilk defa uygulanıyor. Katılımcı bir yöntemle toplumsal belleğimizin önemli bir parçası olan AKM geleceğe taşınıyor. Böylece binanın performansı güncellenmiş oluyor ve mimari program yeni ihtiyaçlara göre geliştiriliyor. AKM de güncel ihtiyaçlar ve altyapı ile ilgili gereken düzenlemeler yapılarak kısa bir sürede bakımdan geçirilecek ve kentin kültür hayatına yeniden kazandırılacak.
İşbirliği modeli örnek olmalı
Modern kültür merkezleri, binadan çok bir makineye benzetilebilir. Buralarda, içindeki etkinliklere cevap veren çok gelişmiş elektronik, elektromekânik sahneleme sistemleri kullanılır. Bu sistemlerin ömrüyle yapılarınki farklıdır. Örneğin evinizi her 30-40 senede bir yıkıp yeniden inşa etmezsiniz. Ama bilgisayarınızı, müzik setinizi çok daha kısa zaman aralıklarıyla yenilemeniz gerekebilir. Hatta şofbeninizi, musluklarınızı, sigorta tesisatınızı... AKM'de de durum böyle. Havalandırma çalışmıyor, elektrik tesisatı eskimiş, kalorifer kazanları çürümüş ama bina hâlâ niteliklerini koruyor. Üstelik de bu müstesna yapı Cumhuriyet döneminin simgelerinden biri. Bu önemli binanın işe yaramaz hale gelmemesi için bazı çalışmaların yapılması gerekiyor. Ancak bu çalışmaların yalnızca mimari veya mühendislikle ilgili teknik bir iş olduğunu zanneden yanılıyor. Olup bitenleri yakından takip etme fırsatı bulamayanlar haklı olarak binayı korumaya çalışan mimarlara şunu söyleyebilirler: "Siz mimarlar binanın özelliklerini öne çıkarıyorsunuz ve onu korumak için proje hazırlıyorsunuz. Oysa bina kadar kullanıcılar, etkinliklerle ilgili ihtiyaçlar önemli..." Elbette ki bu iş mimarların, mühendislerin ilgisiyle sınırlı değil. Zaten bugüne kadar yapılan toplantılara bakılsa, katılımcıların binayı kullanan sanatçılar, kültür yöneticileri olduğu görülüyor. Örneğin bugün prova salonları ve dekor atölyeleri yöneticileri ile toplantılar yapılıyor. Yani mimarlar, yalnızca mimarlarla toplantılar yapıp binayı mühendislerle projelendirmiyor.
Yenileme çalışmasının kapsamında AKM'nin geliştirilmesi, daha iyi hizmet verebilir hale getirilmesi ve izolasyon konusunda diğer kamu yapılarına örnek olacak bir biçimde enerji etkin hale getirilmesi amaçlanıyor. Bir de elbette ki binanın daha iyi hizmet verebilmesi için günümüzde ihtiyaç duyulan elektromekânik sistemlerin yenilenmesi. Bu açıdan AKM'de dünyanın en iyi ekipleri çalışıyor. Bunların hepsini uygulama projesi bitmeden görme fırsatı olacak. AKM restorasyonu başlarken, binanın içinde çok ilginç bir sergi açılacak ve bu sergide projenin nelere cevap getirdiği, bütün ayrıntıları, yenilikleri ile İstanbullulara tanıtılacak. Sonuçta AKM 24 saat yaşayan bir bina olacak. Taksim'in merkezinde herkesin içine kolaylıkla gireceği, serbestçe etkinlikleri izleyebileceği bir kamusal alan olacak. AKM projesini gerçekleştiren mimarlar Melkan ve Murat Tabanlıoğlu'nun söyledikleri gibi, yeni "AKM insanları içine davet edecek". Binanın kapasite kullanımının geliştirilmesi amaçlanıyor. Örneğin seans sayılarının artırılması, başka mekânlara uzanan etkinliklerin yapılması, bazı ana hacimlerin daha iyi kullanılması için tasarımların geliştirilmesi, galerinin sanat yönetimine kavuşması gibi. Proje her aşamada Çalışma Komitesi toplantılarında tartışılıyor, nihai kullanıcılar kültür yöneticileriyle birlikte ihtiyaçlar saptanıyor. Şu anda avan proje tamamlandı, koruma kuruluna iletildi. Koruma kurulu da 24 Aralık'ta bu projeyi onayladı. Şimdi takvim şöyle: Bir ay içinde uygulama projeleri hazırlanacak. Muhtemelen Mart başında da ihale edilecek. Ekim 2009'da bazı bölümleri kullanılabilir hale gelecek. 2010'da tam kapasite kullanılmaya başlanacak, kültürle ilgili programlar da tamamlanarak Ekim 2010'da açılış töreni yapılacak.
Melkan ve Murat Tabanlıoğlu
Binanın işlevlerinde bir değişiklik olmayacak. Yalnızca konser salonunun daha esnek bir kullanıma kavuşturulması öngörülüyor. Bir de çocuk tiyatrosu, cep sineması, oda tiyatrosu gibi salonlar daha iyi kullanılır hale gelecek. Ayrıca binanın içinde İstanbul'un en iyi kitapçısının, kültür yayınları satış noktasının olması, en iyi dinlence alanının, kafe-restoranın da olması hedefleniyor. Binanın yenileme programını oluşturmak için kullanıcıların, yöneticilerin görüşleri alınıyor, ilişki kurularak mimari düzenlemeler yapılıyor. Bu açılış programının geliştirilmesi de aynı şekilde desteklenecek.
Proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı, AKM yönetimi, sanatçılar ve STK'larla birlikte yürütülüyor. Burada İstanbul 2010 kapasite geliştirici aktör olarak çalışıyor, yani kullanıcılar, söz sahibi kuruluşların ihtiyaçlarının daha kolay karşılanmasını sağlıyor. Bu ilk defa uygulanan çok aktörlü bir yönetim modeli. Mevcut kurumsal yapı, 2010'un açık yapılı işlevleri ile destekleniyor. Ancak bir kamu kuruluşu olarak 2010'un farkı şurada: 2010'un ayrı bir kurum olarak çalışması söz konusu değil. Ajans kamusal bir işlevin sürdürülebilir şekilde yönetimini sağlıyor. Özelleştirmek yerine katılımcı hale getiriyor. Bu model birçok kamu yapısı, işlevi için örnek oluşturabilir. Dikkat ederseniz kamunun en önemli kültür merkezi, kamusal bir fonla elden geçiriliyor, özel şirketlerle, sponsorlarla değil. Diğer taraftan da sadece maliyeti düşürmek amacıyla değil, daha nitelikli bir proje yapmak için katkısı olabilecek bütün kuruluşların desteği alınmaya çalışılıyor. Bu yeni işbirliği modeli, kentteki bütün kamu kuruluşlarına, müzelerine, kültür merkezlerine örnek olabilir. Proje için geniş bir seferberlik yaratıldı ve sonunda başarıya ulaşıldı. Bu başarıda AKM'nin yıkılmaması için çaba gösteren bütün STK'ların ve binaya gönüllü olarak sahip çıkan Melkan ve Murat Tabanlıoğlu'nun önemli payları var.
Yazan: hero49AKM yıkılırsa artık diğer tarihi eseleri yıkma alışkanlığı oluşur.Burda önemli olan bir şeyin tarihi eser ünvanını nasıl aldığıdır.Bunu bilirsek bu problemler yaşanmaz.Ama işin içine siyaset girdi.Bir tarafta kendini çok bilmiş zanneden, ülkede sadece kendilerinin aydın olduğunu zanneden, bazı kişilerin adından çok yararlanmış ve hala devam edenler, diğer tarafta ise dini siyasete alet eden, piyonluk yapanların düşünceleri arasında geçiyor.Bence çekilsinler ortadan yarın konu çözülür.
Yazan: semstAKM yi sıkıcı bulmanızı saygı ie karşılıyorum. Ancak bir de konuya yapının yapıldıgı tarihin Türkiye'si gözü ile bakarsanız görüşünüz değişecektir sanırım. Bu proje döneminde birçok yabancı dergide yeralmış, övgü ile konuşulan bir yapısı idi. Aradan geçen yaklaşık 40 yıla karşın benzer fonksiyondaki yapıların azlığı ve bezersizliğini de dikkate aldığınızda yapının korunması gerektiği gerçeği ile karşılaşırsınız. Ayrıca bir ülkede bir yapının korunması için illa tarih öncesinden mi kALMASI GERKİYOR ? Döneminin saygın eserleri de korunmayı haketmiyor mu? Antalya'da tarihi değeri olamyan cumhuriyet dönemi eserşerini acımadan yıktılar( 2 okul 1 doğumevi) hiç mi dönemleri anlatan eserlerimiz kalmasın? Ayrıca Hayati Tabanlıoğlu benim proje hocalarımdan birisi olması nedeni ile kendisini saygı ile anıyorum.
Yazan: Emine MerdimBeral Madra'nın Radikal'deki yazısı: http://www.arkitera.com/h55724-post-degil-kohne-modernizm.html
Yazan: Emine Merdimİstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM ile ilgili basın açıklaması. [SIZE=3]5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, İstanbul AKM’nin onarımına yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı Ajansımız arasında 8 Ekim 2008 tarihinde “İşbirliği Protokolü” imzalanmıştır. [/SIZE] [SIZE=3]Protokolün imzalanmasını takiben, Ajansımızca çalışmalara ivedilikle başlanarak, uygulamaya yönelik projeler hazırlanmış ve Koruma Kurulu’nca 29.05.2009 tarihinde onaylanmıştır. Böylelikle AKM gibi önemli bir yapının günümüz teknolojileri ile donatılması, depreme karşı güçlendirilmesi, sahne performanslarının artırılması, seyir imkanının yükseltilmesi için gerekli olan tüm projeleri görüş alma ve onay süreçleri de dahil olmak üzere 8 ayda tamamlanmıştır. Projelerin temini, araştırmalar ve danışmanlık hizmetleri için Ajansımızca yaklaşık 3.000.000 TL bütçe harcanmıştır.[/SIZE] [SIZE=3]Projelerin onayı ile uygulamaya yönelik ihale kararı alınarak “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Onarım, Güçlendirme ve Tesisat Sistemlerinin Yenilenmesi İşi” 29 Haziran 2009 tarihinde ihale edilmiştir. Teklif veren 14 firmadan, en avantajlı teklifi veren firma tespit edilerek, 22.07.2009 tarihinde sözleşme yapmak üzere davet edilmiştir.[/SIZE] [SIZE=3]Ancak Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası tarafından AKM’nin avan projelerinin onaylandığı Koruma Kurulu kararının iptali için Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açılan dava sonucu İstanbul 9. İdare Mahkemesince yürütmeyi durdurma kararı alındığının 27.07.2009 tarihinde Ajansımıza bildirilmesi üzerine sözleşmenin yapılması süreci durdurulmuştur. [/SIZE] [SIZE=3]Ajansımız AKM’nin İstanbul’un kültür sanat hayatındaki öneminin bilinciyle, bu mekanın 2010 Avrupa Kültür Başkenti süreci içinde sanat hayatına kazandırılabilmesi için, itirazlara konu olan değişiklik taleplerini görüşmek ve tarafları uzlaştırmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Devlet Opera Balesi Genel Müdürü, yürütmeyi durdurma kararı aldıran Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası, İlgili meslek örgütleri temsilcileri, projeyi hazırlayan mimari büro temsilcilerini bir araya getirmiş ve uzlaşma sağlanmıştır. Bu doğrultuda revize edilen proje Kültür ve Turizm Bakanlığına onaylatılmış ve Koruma Kurulu’na sunulmuştur.[/SIZE] [SIZE=3]Daha sonra İstanbul 9. İdare Mahkemesi 16.12.2009 tarihli kararı ile projelerin onaylandığı Koruma Kurulu kararını iptal etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bu kararın temyiz hakkından feragat edildiği ilgili mahkemeye bildirilmiştir. [/SIZE] [SIZE=3]Koruma Kurulunca onaylı projeler üzerinde Sendikanın itiraz ettiği konularda revizyonlar yapılarak projeler Bakanlığa teslim edilmiştir. Bu süreç sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığınca Ajansımıza herhangi bir onaylı proje veya basit onarım uygulamalarına yönelik yaklaşık maliyet dosyası ulaştırılmamıştır. Ajansımızda konuya ilişkin bekleyen bir başvuru bulunmamaktadır. [/SIZE] [SIZE=3]Ayrıca bazı basın organlarında AKM için Ajansımıza 75 milyon dolar gibi bir ödeneğin gönderildiği, bunun AKM yerine başka projelerde kullanıldığı yönünde iddialar yer almaktadır. Ajansımıza AKM için özel olarak hiçbir ödenek tahsis edilmemiş olup, şu ana kadar proje yapımı için yapılan tüm harcamalar, Ajansın kendi bütçesinden yapılmıştır. [/SIZE] [SIZE=3]5706 sayılı Kanun’un 11. Maddesinde; AKM için gerekli olabilecek proje ve uygulama giderlerinin karşılanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca açılacak özel bir hesaba, Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermayesinden, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 44.Maddesinin 2. Fıkrasındaki özel hesaptan, İstanbul İl Özel İdaresi bütçesinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bütçesinden, Başbakanlık Tanıtma Fonundan ve Koordinasyon Kurulu tarafından kararlaştırılacak miktarda İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’ndan ödenek aktarılacağı belirtilmiştir.[/SIZE] [SIZE=3]Görüldüğü üzere, AKM’nin onarımı ve bu onarım için gerekli olan ödeneğin sağlanması sadece İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın sorumluluğunda değildir. Ajansımız tarafından AKM hesabına para aktarılabilmesi, Ajans Koordinasyon Kurulu kararına bağlı olup, bu husus Koordinasyon Kurulu’nun yetkisindedir.[/SIZE]
Yazan: Emine Merdim2010 Kültür Başkenti Ajansı'nın AKM süresi hakkında basın açıklaması: 5706 sayılı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı işbirliğinde, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin onarımına yönelik “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin Onarımına İlişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı İle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Arasında İşbirliği Protokolü” 8 Ekim 2008 tarihinde imzalanarak çalışmalara başlanmıştı. Bilabedel olarak hazırlanan avan projelerin 24 Aralık 2008 tarihinde Koruma Kurulu’nca onaylanmasının ardından makine, elektrik, tesisat projeleri, hizmet alımı yöntemi ile temin edilmiştir. Uygulamaya yönelik tüm projeler İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 29 Mayıs 2009 tarihinde onaylanmıştır. Onaylı projeler doğrultusunda Ajansımızca 5 Haziran 2009 tarihinde uygulamaya yönelik “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Onarım, Güçlendirme Ve Tesisat Sistemlerinin Yenilenmesi İşi”nin ihale ilanı yayınlanmış ve 29 Haziran 2009 tarihinde ihalesi yapılmıştır. Teklif veren 14 firmadan, yapılan değerlendirme sonucunda en avantajlı teklifi veren firma tespit edilerek, 21 Temmuz 2009 tarihinde ihale kararı onaylanarak, sözleşme yapılmak üzere 22 Temmuz 2009 tarih ve 368-586 sayılı yazımız ile bu firma davet edilmiştir. Ancak Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nin avan projelerinin onaylandığı İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24 Aralık 2008 tarih ve 2268 sayılı kararının iptali için Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açılan dava sonucu İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin 2009/79 E. Sayılı dosyası ile yürütmenin durdurulması kararı alındığının Ajansımıza bildirilmesi üzerine sözleşmenin yapılması süreci durdurulmuştur. Bu aşamada Ajansımızda, yürütmeyi durdurma kararı aldıran Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası, İlgili meslek örgütleri temsilcileri, Devlet Opera Balesi Genel Müdürü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Mimarı projeyi hazırlayan mimari büro temsilcileri ile bir dizi toplantı yapılmış ve tüm tarafların uzlaşacağı bir çözüm konusunda yapılan çalışmalar sonunda uzlaşı sağlanmıştır. Bu doğrultuda revize edilen proje Kültür ve Turizm Bakanlığına onaylatılmış ve İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na sunulmuştur. Bu aşamada üzerinde uzlaşılan projenin Kurulun değerlendirmesine alınması için, Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikasının yürütmeyi durdurma ile ilgili feragat vermesi gerekirken, bu adım anlaşılmayan bir sebepten dolayı atılmamış ve ifade edilen çalışma ve projenin gerçekleşme sürecinin önü açılmamıştır. Daha sonra İstanbul 9. İdare Mahkemesi 16 Aralık 2009 tarihli kararı ile projelerin onaylandığı Koruma Kurulu kararını iptal etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bu kararın temyiz hakkından feragat edildiği ilgili mahkemeye bildirilmiştir. Ajansımız, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapmış olduğu protokol kapsamındaki yaptırmakla sorumlu olduğu projelerini temin etmiş, Bakanlığın görüşüne sunmuş ve ilgili Koruma Kurulu’na onaylatmıştır. Projelerin onaylanmasının ardından Bakanlık tarafından talep edilmesi üzerine uygulama projelerinde yeniden bazı tadilatlar yapılmış ve uygun görüşleriniz ile Koruma Kurulu’nun onayına sunulmuştur. 5706 sayılı Kanunun 11. Maddesi, bu madde doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen Usul ve Esasların 8. Maddesindeki Atatürk Kültür Merkezinin onarımının bir protokol kapsamında Ajans tarafından yapılması hükmü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan protokol gereğince Ajansımız, uygulama projelerinin elde edilmesi ve yapım ihalesinin gerçekleştirilmesi konusunda tüm sorumluluklarını yerine getirmiştir. İdare Mahkemesi kararı sonrasında Ajansımızca yapılabilecek bir işlem kalmamıştır. Konu ile ilgili süreç Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yürütülmektedir.
Yazan: Emine MerdimHaber Türk'te bugün çıkan bir haber. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları: Muhteşem bir proje hazırladık. Çok spekülasyonu yapıldı bunun. Projeyi onaylattık, ihalesini yaptık. Kültür Emekçileri Sendikası yürütmeyi durdurma kararı aldı. Biz de şunu yaptık, yürütmeyi durdurma kararı alan tarafları masaya davet ettik. Toplantı sonrası her iki taraf kendi kırmızı çizgilerini koydu. Bir uzlaşma sağladık. Bu uzlaşma sonrası projemizi revize ettik. Revize edilmiş projeyi bakanlığa onaylattık. Anıtlar Kuruluna tekrar sunduk ama maalesef uzlaşma sağladığımız Kültür Emekçileri Sendikası bu uzlaşmanın gereğini yapmadı ve yürütmeyi durdurma kararından geri çekilmedi. AKM bizim çok canımızı acıtan bir proje. Para vardı, müteahhit vardı, irade vardı, proje vardı. Bütün bunlar varken AKM'nin şu an yapılamıyor olması İstanbul adına üzüntü verici. Açık ve net söylüyorum AKM'nin sorumlusu bu kararı alan ve daha sonra uzlaşmaya uygun davranmayan taraftır. "AKM'nin yapılamaması üzüntü verici"
Yazan: Omer YilmazDün Habertürk'teki köşesindeydi aşağıdaki Fatih Altaylı yazısı. Bir de maket fotoğrafı vardı ama internet sitesine o fotoğrafı koymamışlar. İlber Ortaylı da İBB binası yıkılmalı gibi bir şeyler demişti. Artık Murat Bardakçı'dan da bir yorum bekliyoruz. Taksim Opera Binası buydu TAKSİM'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılıp yerine İstanbul'a yakışır bir opera binası ve yanında da bir kültür merkezi yapılması gerektiğini söylüyorum ya. Enteller kızıyor. "Cumhuriyet'in sembollerinden biri nasıl yıkılır. AKP zihniyeti onun yerine alışveriş merkezi yapar" diye. Yapmaz, yapamaz. Bakın size biraz ders vereyim enteller. Sizin o çok bayıldığınız, bence karanlık ve işlevsiz bir bina olan AKM, Atatürk'ün adına yakışmadığı gibi aslına uygun yapılmış bir bina da değildir. İstanbul'un opera binası olması düşünülen binanın ilk halinin fotoğrafı aşağıda. 1940'lı yılların ilk yarısında projesi hazırlanmış, temeli İstanbul'un fethinin 493. yıldönümü olan 29 Mayıs 1946 günü atılmış olan Opera Binası, son derece şık bir eserdi. İki balkonu ve bir parteri vardı. Toplam 2705 izleyici kapasiteliydi. Ayrıca parterin altında bir de küçük konser salonu vardı. 7 ana kapıdan girilen, at nalı şeklindeki bir ana salona açılan çok geniş hollerin olduğu muhteşem bir projeydi. Meydanın hafifçe üzerinde olacak, Taksim Meydanı'na geniş merdivenlerle bağlanacaktı. Tam bir Avrupa projesiydi. O zamanki tahmini maliyeti 10 milyon liraydı. Alın bakın maketinin resmine. Türkiye ileri mi gidiyor geri mi, zevkimiz gelişiyor mu kötüleşiyor mu karar verin.
Yazan: Derya YazmanAtatürk Kültür Merkezi'nin yenileme projesine imza atan mimar Murat Tabanlıoğlu, Radikal'da yayınlanan bir haberde yenileme projesi ile ilgili bazı bilgiler verdi. Haberin devamı: 'Yapılmazsa AKM'ye yazık olur'
Yazan: Omer Yilmazöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar. dünyanın bütün müzelerinde lokanta var; hatta işletmecilik açısından çoktandır kabul edilen bir gerçek, müzelerin sergilerden ziyade hediyelik eşya ve lokantadan para kazanmaları. ama herhalde dünyanın hiçbir müzesinde, istanbul modern'de olduğu gibi araç amacı aşmıyor! Keşke bahsettiğiniz gibi lokantası çok iş yapan müzelerimiz olsa. Hatta müzeden kat be kat fazla iş yapan. Sonunda buralardan elde edilecek gelir o müzeye destek olmaktan başka bir işe yaramayacak. Bahsettiğimiz İstanbul Modern, İstanbul'un tek modern sanat müzesi. Sonuna kadar eleştirebiliriz ama bu eleştiriyi yaparken şunu hatırda tutmalıyız: bu tek müze özel sektör girişimi ile hayata geçirilebildi ancak. Dünyadaki benzerlerinin farkında olduğunuzu siz de belirtmişsiniz zaten ama vurgulamakta fayda var: sizin deyiminizle aracın amacı aştığı durumlar da bolca var, kimi müze kafeteryasında yer bulmanın imkanı dahi olmuyor Dünya'daki örneklerde. Lokantanın yapı içindeki önemi ve kapladığı alan ile kopartılan gürültü arasında dağlar kadar fark var. Elinizi vicdanınıza koyup şu lokantanın bina içinde ne kadar önemli olduğuna bir bakın derim. Sonunda bu lokantayı kullanacak olan en fazla yine binanın sahibi sanatçılar olacak. Herhalde çiğ köfte partileri verilmeyecek bu lokantada değil mi!
Yazan: Mehmet K. Özelöyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kentin modern sanatlar müzesi'ne girerken güvenlik kulübesindekiler "nereye?" diye soruyorlar; "lokantaya mı, müzeye mi?" anlamında! demek ki, istanbul modern'in "işgal ettiği" antreponun tüketicilerinin çoğunluğu sanatseverler değil, boğaz kenarında topkapı sarayı'na nazır tıkınmak isteyen kent sakinleri; o kadar ki, müzenin içinden geçmeden (ve giriş ücreti ödemeden) hedeflerine ulaşabilsinler diye, dışarda, müzeden bağımsız işleyen bir asansöre yönlendiriliyorlar. dünyanın bütün müzelerinde lokanta var; hatta işletmecilik açısından çoktandır kabul edilen bir gerçek, müzelerin sergilerden ziyade hediyelik eşya ve lokantadan para kazanmaları. ama herhalde dünyanın hiçbir müzesinde, istanbul modern'de olduğu gibi araç amacı aşmıyor! bir yanım akm'nin "yenileme" adı altında bir ticari mekan haline getirilmemesi için dava açan kurumlardan yana, diğer yanım ise, günümüzde artık böyle bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu söylüyor. çünkü zihniyet değişti! yeter ki, bu dönüşümle elde edilecek gelir sanata geri dönsün. bu temennimin de çok naifce olduğunun farkındayım; koca topkapı sarayı'nın bilet gelirlerinin direkt olarak topkapı sarayı müzesinin kasasına girmediğini biliyorken! avrupa 2010 ajansının geçenlerde düzenlediği toplantıda ihsan bilgin'in slogan gibi lafı hala kulaklarda: "merdivenin nerede olacağına mahkeme karar vermesin!" tamam, bilgin çok haklı, mahkeme vermesin! peki, kim karar verecek? akm'nin yerleşik kurumlarının temsilcilerini göstermelik bir-iki toplantıya çağırıp da, "herkesin fikrini aldık" diyenler mi! alvar aalto'nun essen'deki -1959'da yarışma sonucu kazandığı, ancak 1988 yılında tamamlanan- opera binasına, yenileme projesi adı altında, yanındaki enfes parka açılan bir lokanta eklemeyi aklından geçiren var mıdır! akm'nin yenilenmeye ihtiyacı olan şeyleri: sahne teknolojisi, kışın çok ısıtan yazın hiç soğutmayan ısıtma-havalandırma sistemi, -2010 ajansının, yapının haziran 2008'de apartopar boşaltılmasına neden olarak gösterdiği- yangın tehlikesi yaratan elektrik tesisatı. akm'de yenilenecekse esas, büyük salona 8-10 yıl önce yerleştirilen rahatsız ve kişiliksiz "sinema koltukları" yenilenmeli ve yerlerine, yapının orjinalinde olan ve büyük ihtimalle hayati tabanlıoğlu'nun bizzat tasarladığı koltukların aynıları yaptırılıp konmalı! bir de temiz bir "badana boya yapsınlar", ben bir istanbullu sanatsever olarak razıyım. geçtim akm'nin 2010 etkinliklerine yetiştirilmesini, ben biran önce akm'mi geri istiyorum! çünkü, sanat fakiri bu mega-köyde bir senesi boşboşuna geçen ve tam bir şeyler yapılmaya başlanacak derken şimdi de bu dava yüzünden -gerçek geciktiricilere arkasına saklanacakları bir bahaneyi de altın tepside sunarak- daha da uzayan/uzatılan bu süreçte bir sanatsever olarak hayatım iyice kuraklaştı! istanbul'un barajları su dolu, ama en kapsamlı tek kültür yapısı 1.5 yıldır bomboş!
Bütün yorumları forumda okuyun!








