EPOS

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
ARKITERA KARIYER

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Rus milyarder, Antalya’ya “Çakma İstanbul” yapıyor

Tarih: 10 Eylül 2008 Kaynak: Taraf Yazan: Pelin Cengiz
Antalya sahillerindeki tematik otel akımının son örneğinde sınır tanınmadı. Sahip olduğu servetle dünyanın sayılı zenginlerinden Rus işadamı Roman Abramovich’in sahibi olduğu ve lüks kavramına yeni bir boyut getiren mimarisiyle dikkat çeken Antalya’daki Mardan İstanbul Palace, ekimde açılıyor. Boğaz silüeti, Kız Kulesi ve Dolmabahçe Sarayı ile ‘İstanbul’un kopyası’ olmakla da adından çokça söz ettirecek gibi görünüyor. Tabii yapımında kullanılan altınları saymazsak.

Temalı otellerin bulunduğu Kundu’da yer alan ve Akdeniz’in en lüks oteli olacak Mardan İstanbul Palace’ın 400 milyon dolara malolduğu belirtiliyor. Bu haliyle otel, sadece Akdeniz’in değil, dünyanın en lüks oteli olma yolunda hızla ilerliyor.

Golf Sahası Yapılacak
Osmanlı mimarisinden esinlenerek yapılan ve ana konseptinde İstanbul’u simgeleyen öğelerin yer aldığı otelin giriş kapısı Dolmabahçe Sarayı’nın kapısının aynısı olarak inşa edildi. Otelin havuzunun tam ortasında ise Kız Kulesi’nin birebir boyutunda olan bir örneği yapıldı. Bu arada, otelin yanındaki araziye 18 delikli bir golf sahası yapılması planlanıyor. Jack Nicklaus imzalı golf sahasının 2009’da açılması hedefleniyor.

Bir Yanı Avrupa Biri Asya
Abramovich, 2006 başlarında Kundu’da Zafer İnşaatı’ın sahibi olduğu ve yapımı süren Safisa İstanbul adlı oteli satın aldı. Satın almanın ardından 160 bin metrekarelik alanda hummalı bir çalışma başlatıldı. Topkapı Palace’a komşu olan ve Antalya’da İstanbul’u aratmayan otelin dışında 2 kilometrelik altın yaldızlı bahçe duvarları bulunuyor. Dolmabahçe Sarayı’nın kapısından içeri girdikten sonra Boğaz silüeti, Galata Kulesi, Beşiktaş İskelesi, Haydarpaşa Limanı, Kuleli Askeri Lisesi ve Kız Kulesi, gelenleri karşılıyor.

24 bin metrekare büyüklüğündeki havuzun bir yakası Avrupa’yı diğeri Asya’yı oluşturuyor. Avrupa ile Asya arasındaki ulaşım saltanat kayıklarıyla yapılacak. Dolmabahçe adlı 2800 metrekarelik lobinin 21 metrelik tavan süslemeleri tamamen Osmanlı’dan esinlenmiş. Lobiye Dolmabahçe Sarayı’nın altın yazmalı el işlemeleri, tavan süsleri, sarayın girişindeki altın varaklı büyük merdivenin benzeri konmuş. Otelle ilgili olarak para harcama konusunda öylesine sınır tanınmamış ki, sadece çatal bıçak takımlarına 17 milyon dolar harcanmış. Otel lobisinde yer alacak bir antika koltuğa 80 bin avro ödenmiş. Oteldeki musluklar altından, farklı yerlerde kullanılan sarı görünümlü materyaller ise altın varakla kaplanarak yerleştirilmiş.

Her Odaya Özel Personel
Tüm odalar geniş interaktif multimedya sistemleriyle donatılmış. Her oda için 24 saat sadece o odaya hizmet edecek personel mevcut. Oteldeki 565 odanın 16 adedi Dolmabahçe adı verilen delüks oda. Grand Hamam adlı odaların her birinde Türk Hamamı var. Presidental Suit denilen iki adet kral dairesinin her biri 600 metrekare yüzme havuzuna sahip. Her türlü çılgınlığın yer aldığı otelde, 7500 metrekarelik bir de spa merkezi bulunuyor. 22 restoran ve barın bulunacağı oteldeki en iddialı restoran Kız Kulesi’nin içinde hizmet verecek. Beş akvaryumda, farklı beş denizin balıkları sergilenecek. Standart oda fiyatı kişi başı 350 avro olacak.

Da Vinci Köprüsü
İstanbul Boğazı şeklindeki havuzun iki yakasını birleştiren iki de köprü olacak. Köprülerin boğaz köprüleri yerine Da Vinci’nin Galata Köprüsü için çizdiği proje olmasına karar verilmiş.

Uçaktan Gördü Aynısını İstedi
Mardan İstanbul Palace’ta en hummalı hazırlığın ise Abramovich’in kendisi için otel arazisinin içinde yaptırdığı villada sürdüğü belirtiliyor. Haftasonu Antalya’da bulunan Abramovich’in villa yapımına sık sık müdahele ettiği, inşaatta beğenmediği yerleri yıktırarak tekrar yaptırdığı, bu nedenle çalışmanın bir türlü bitmediği öğrenildi. Otelin İstanbul’un mini kopyası şeklinde üretilmesinin öyüküsü ise şöyle anlatılıyor: “Abramovich, bir İstanbul ziyaretinde uçaktan kenti görür ve çok beğenir. Antalya’da kuracağı otelin İstanbul’un bir kopyası olmasına karar verir. Otel, bu istek üzerine bir tarafı Avrupa, diğer tarafı Anadolu yakası, girişi de Dolmabahçe Sarayı’nı anımsatacak şekilde yapılır.”Konuyla İlgili Linkler

YorumlarYorum Sayısı: 21

Yazan: pastelTürkiyede tematik adı altında yapılan oteller tematik değil başka bir yapının küçük bir kopyasını yapıp farklı bir işlevselliğe ve bunu rant haline getirme çabası vardır.

Yazan: elipsLara bolgesindeki 2-3 otel şimdiden satılık ve kiralık ilanı verdiler. Otel yapmak, otel sahibi olmak ve oteli işletebilmek farklı şeyler demekki. :))

Yazan: cnsplnböyle yapılar bana Ayn Rand'ın "hayatın kaynağı" adlı eserini anımsatıyor ve bu da beni sinirlenen bir mimarlık öğrencisi yapıyor..

Yazan: rip'çakma' istanbul oteli inanılır gibi değil.. şu anda ülkemizde böyle bir yapılar grubu (proje demeye gönlüm razı olmadı) inşa ediliyor olduğu için önce bir vatandaş sonra bir mimar olarak üzüntü duyuyorum.. işin mimari boyutu yeterince can sıkıcı.. fakat diğer bir boyut da oldukça çarpıcı.. bu oteller turist çekmekte olabilir fakat gelen turistlerin bölgeye hiçbir katkısının olmadığı artık bilinen bir gerçektir. gelen turist maalesef herşey dahil sisteminin de büyük etkisiyle otelden dışarı adımını atmamaktadır. antalyanın (ya da ege-akdeniz diyelim) doğal ve kültürel zenginlikleri bu otellerde konaklayan turistlerin ilgisini çekmemektedir.. aynı şekilde otellerin kazandığı para dışında bir turizm geliri de bu tür tatilcilerden elde edilememektedir. ayrıca son olarak bahsedildiği gibi doğanın yıpratılması, denizin kirlenmesi, yani çevresel dokuya zarar verilmesi bu tür yapılaşmanın en önemli problemidir benim için..

Yazan: alpartArkadaşlar Lara bölgesini çok iyi biliyorum,oraya ilk yapılan otellerde çalıştım.Bu bölgedeki yoğunluk,aşırı yüklenme denizi de kirletti,çok iyi deniz şimdi kirlendi.Bence en önemli konu bu.

Yazan: Gökçe ArasTemalı otellere bir yenisi daha ekleniyor,

Antalya sahillerindeki tematik otel akımının son örneğinde sınır tanınmadı. Sahip olduğu servetle dünyanın sayılı zenginlerinden Rus işadamı Roman Abramovich’in sahibi olduğu ve lüks kavramına yeni bir boyut getiren mimarisiyle dikkat çeken Antalya’daki Mardan İstanbul Palace, ekimde açılıyor. Boğaz silüeti, Kız Kulesi ve Dolmabahçe Sarayı ile ‘İstanbul’un kopyası’ olmakla da adından çokça söz ettirecek gibi görünüyor. Tabii yapımında kullanılan altınları saymazsak.

Haberin devamı için,

Rus milyarder, Antalya’ya “Çakma İstanbul” yapıyor

Yazan: Emine Merdim2004 senesinde Hürriyet gazetesinde ve dolayısıyla bizde de yayınlanmış bir haber var. Burada esin kaynaklarını kendisi şu şekilde anlatıyor: Topkapı Sarayı ve Titanic’ten sonra şimdi de Concorde uçağı otel oluyor [LEFT][SIZE=3]Topkapı Sarayı ve Titanic'ten sonra şimdi de Concorde uçağı otel oluyor[/SIZE][/LEFT] Antalya'nın daha önce hiçbir turistik tesis yapılmayan Kundu köyünde otel inşa etmesi istendiğinde mimar Hasan Sökmen'in ilk aklına gelen Topkapı Sarayı'nı otele uyarlamak olmuştu. Hem mimarisiyle dikkat çekecek hem de 45 dakikalık bozuk köy yolundan geçip otele varan turistte beton yığını yerine sarayda kalma mutluluğu yaratacaktı. Topkapı Palace ilk oldu. Şimdi Sökmen temalı otellerin mimarı olarak ün kazandı. "Uğur getirmez" deyip projenin ismini değiştiren Karadenizli yatırımcı bile çevrede yarattığı etkiye bakıp otele yeniden "Titanic" tabelasını koyuyor. Turizmde artık sadece temiz deniz, kum, güneş yeterli değil. Sektör fantezi arayışına girdi. Ekstrem sporlar, ilginç turlar, cazip promosyonlardan sonra şimdi gözde trend "temalı oteller." Temalı oteller bu özellikleriyle rakipleri arasından sıyrılıp kısa sürede hafızalara kazınıyor. Fotoğrafı internette dolaşıyor, broşürleri elden ele geziyor. Bu işten belki de en çok çocuklar memnun. Saray, karaya yerleşmiş dev bir gemi ya da uçakta tatil yapıyorlar. Temalarda Sökmen imzası var Turizm camiasında temalı otel denince akla gelen isim mimar Hasan Sökmen. Modernizmle nostaljiyi buluşturan Sökmen ilk olarak, 1999'da Topkapı Sarayı'nın siluetini lüks otele uyarladı. Titanik Otel'i, Artemis Tapınağı görünümündeki otel izledi. Kremlin Palace'ın iç dekorasyonunu üstlendi. Şimdi süpersonik Concorde uçağının silüetinden otel yapmakla meşgul. Hayran kadar, düşman edindi bu oteller sayesinde. "Mesleki olarak kendisinden hiçbir şey katmıyor. Onun yaptığı kopyacılık" şeklindeki eleştirilere hiç kızmadan, soğukkanlılıkla cevap veriyor: "Benim yaptıklarım bir imaj. Ticari açıdan başarıları, doluluk oranları ortada. Concorde Oteli'nin inşaatı sürüyor. Bölgede 13 ayrı otel inşaatı var, herkes bizimkini konuşuyor. Yatırımcı, temanın pazarlamadaki önemini gördü." Sarayı gören devlet yol yaptı Sökmen'in söylediklerine bakılırsa otelde tema, turist çekmek kadar bürokrasiyi aşmakta da yatırımcının yardımcısı. "Antalya"nın Aksu ilçesi Kundu bölgesinde bir otel yapmamı istediler. Burada hiç otel yoktu. Açılacak tesisin tanıtımı zor olacaktı. Tema olarak Topkapı Sarayı'nın kullanılmasını teklif ettim. Bu fikri çok benimsediler. Patronumla sarayı gezdik. Hangi bölümleri örnek alacağımızı araştırdık. Projeyi çizip inşaatı tamamladım. Otelin yolu bile yoktu. Turistler köy yolundan geçiyordu. 45 dakikalık köy yolundan sonra vardıkları noktada beton yığını yerine sarayla karşılaşmalarının yorgunluklarını unutturacağını düşünmüştüm. Yani altyapı yokluğu beni yaratıcı olmaya zorladı. Haklı çıktım. Bir gün önce İstanbul'da hayranlıkla izlediği sarayın modelini gören mutlu oluyordu. Yolu olmayan yere saray kurduğumuzu görünce devlet yeni yol yaptı." Titatnic gemisi uğursuzdur olamaz Mimar Hasan Sökmen'in Antalya Lara bölgesinde geçen yıl yaptığı Titanic Oteli'nin bir hikayesi var. Sökmen gülerek anlatıyor: "Otelin uluslararası alanda kolay hatırlanması için şeklinin bir gemiye benzemesini, adının Titanic olmasını talep ettim. Otelin sahipleri Karadenizliydi. 'Yahu bu gemi battı. Bize uğursuzluk getirir' dediler. Bu yönü aklıma bile gelmemişti. Şantiyeye koyduğumuz Titanic Otel tabelasını kaldırdık. Yerine Aygün Oteli yazdık. Ancak çevredekiler yol tarif ederken, eski Titanic Oteli inşaatı diye tarif etmeye başladı. İsim etkisini kısa sürede göstermişti. Yeniden isim değiştirdik. Tekrar Titanic Otel oldu. Şimdi otel rakiplerine oranla şekli ve adı yüzünden iyi iş yapıyor. Patronlar da memnun ben de." Concord ile uçamadım ama orada kalacağım Tema seçiminde otelin arazisinin yapısı, konumu da etkili. "Katamaran şeklindeki otelin arsasının sahile doğru daralan bir konumu vardı. Burada bir gemi gövdesi şeklinde bina yapalım dedim. Kabul ettiler. Katamaran şeklinde bir otel yaptım. Şimdi de Concorde siluetinden bina yapıyorum. Çünkü bu uçaklar artık uçmuyor. Onları hatırlatmak için bu oteli yaptım. 2005 yılında hizmete açılacak. Uçakla uçamadım ama otelinde kaldım diyebilmek için gelecek turist olacaktır. Ayrıca Kemer Çamyuva'da Poseidon adında gemi temalı bir otel ile, Kıbrıs'da Artemis Tapınağı gibi bir tesis yapıyorum. Onlar da yeni yılda açılacak." Otel mimarı 1950 Ankara doğumlu. Ankara Devlet Mimarlık Akademisi'nden 1975'te mezun oldu. Bir süre Türkiye'de çalıştıktan sonra Akdeniz ülkelerini dolaştı. Cezayir'de Turizm Bakanlığı'nda 5 yıl yabancı uzman mimar sıfatıyla çalıştı. 1985'te Türkiye'ye döndü. Ankara Hilton Oteli'nin yapımında çalıştı, daha sonra kendi şirketini kurdu. İlk turistik otel projesi Ankara Pegasus Oteli. Daha sonra Antalya Kaleiçi'nde Argus Oteli, Belek'te Sirene Oteli, Antibel ve Zeugma Oteli'ni yaptı. Topkapı Palace ilk temalı oteliydi. Dünyadaki temalı oteller Dünyadaki ilk temalı otel 1950'de Las Vegas'ın çölünde Walt Disney kurdu. Çevrede müşterilerin ilgisini çekecek doğal, tarihi güzellik olmadığı için mimarların tüm dikkati otelin içine yöneldi. Görsel unsurlar, şovlar ön plana çıkarıldı. Bu sayede Disney'in oteli kumar turizmine yönelik otellerin arasından sıyrılmayı başardı. Las Vegas'ta tema akımı hálá sürüyor. Luxor piramidi şeklindeki cam otel, New York gökdelenlerinin kopyaları, San Marco Meydanı'na benzeyen Venedik Oteli büyük ilgi görüyor. Şimdilerde Titanic biçiminde bir otel inşa ediliyor. Dünyadaki temalı oteller içinde kuşkusuz en popüleri Burj El Arab. [SIZE=1]Hürriyet - Cahit Akyol[/SIZE]

Yazan: ayasofyaÖncelikle haber için teşekkürler. Durumun geneline bakarsak içlerinde iyi tasarım arayınca bulabiliyoruz belki. Ama daha çok Hasan Sökmen'in binalarına baktığımızda BİRİ BANA ANLATSIN diyorum neleri mi? 1- Bir fikir olarak Topkapı'nın, Kremlin'in Valencia'nın ya da Concorde gibi bir uçağın, Titanic gibi bir geminin ya da uzay mekiğinin (o da yoldadır geliyor) RESMEN şekil ve hal ile kopyalanması NE GİBİ BİR MİMARİ DEĞER İÇERİR Ne gibi bir pazarlama dehasıdır. Nasıl bir satış şekli şemalidir. "Cahillik mutluluktur. Cahil turiste mutluluk satıyoruz" mudur. Peki bu ülkede doğru dürüst MİMARİ TASRIM YAPILMIYOR. Bu tür büyük büyük hatta çok büyük binaları yatırımları, devlet teşviği ve genelde devletin tahsis ettiği arazilerde yapılan bu tür yatırımları böyle BASİT TAKLİTLERLE doldurmak ne gibi bir tasarım gücüne ne gibi bir DAHİYANE fikre dayanır. 2- Bir uçağı, bir uzay gemisini, bir transatlantiği BİNALAŞTIRMAK ne gibi bir ZEKA ürünüdür. Bu bir mimari ÇÖZÜM MÜDÜR? Mimarlık bu mudur. Otel binası böyle garip hale mi gelmelidir. 3- Bunu yaptıranlara da sormak gerekir. Bir keresinde 5. yıldızlı bir otelde rezervasyın yapmak istedik. Bir misafirimiz için. Ve belli ki kültür turzimi değil deniz güneş kum tatili istedi. Peki. Bir çok truzim tesisi konaklama satış ofisini aradık. WOW Otelleri'ndeki çok iyi satış yaptığını zannedip kendine güvenen hızlı konuşan memure, parayı pulu şartları filan konuşurken, Bodruymdaki otelini tercih ettiğimi söyledim. Otel gibi bir otel o tesis. Neyse ne işle meşgulsünüz dedi. Ben de mimarım demek gafletinde bulundum. Kurulmuş yay gibi bir mimarın Topkapı Palası görmesi gerekitğini yok efendim kremlini filan konuştu durdu. Öyle bir azarlamışım ki. Asıl tam tersi görmemem kendimi zehirlememem gerekir dedim. Kadına anlattım. Vazgeçti önersinden ama madem bana istemediğim leyleri anlattın ben de sana anlatacağım dedim. Ancak belli ki satış ofisinde bu tür ŞİŞİRMELERİN yapılması isteniyor. Daha yeni iddialı olduğumuz bir yarışlma projesinden elimiz boş çıktık. Maketi çalışmasıbilgisayarı yazılımı donanımı ciddi maddi zarardayız. Manevi zararı tarif bile edemem. Ama projemiz projeydi. Üzerinde düşünülmüş bir mimari projeydi. Ne jüri ne de başka biri bunu yadsıyamaz. Peki bu yukarıdaki kötü örnekler ne oluyor Mimari mi? harcanan oluk oluk milyon dolarları, truistlerden gelen parayı, malzemenin işçiliğin çok iyi olduğu, iç detayların iyi çözüldüğü safsatalarını bıraksınlar da bu tür binaların mimari olup olmadığını BİRİ BANA ANLATSIN.

Yazan: Emine MerdimLara ve Kundu Bölgesi'ne detaylı bir bakış:

Lara ve Kundu’nun Gerçeküstü Dünyası

Yazan: Emine MerdimKültür ve Turizm Bakanlığı Topkapı Palace Oteli ile ilgili taklit davası açmaya hazırlanıyor.

Zaman gazetesindeki haber: http://www.arkitera.com/news.php?action=displayNewsItem&ID=14592

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Osmanlı mirasının en önemli eserlerinden Topkapı Sarayı'nı hem mimari açıdan hem de isim olarak taklit eden Topkapı Palace Oteli'ni dava etmek için girişimlere başladı.

Zaman'ın haberinin ardından harekete geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği'nden resmi yazıyla konuyla ilgili bilgi ve belgeleri istedi. Valilik de bakanlığın talebini Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü'ne iletti. Gerekli belgelerin Ankara'ya ulaşmasının ardından bakanlık, sarayın mimarisini ve isim hakkını taklit ederek 1997 yılında Antalya'da kurulan 'Topkapı Palace'a dava açacak. Mahkeme sürecinin önümüzdeki günlerde başlayacağı ve MNG Holding'e ait otelden, bugüne kadar Topkapı Sarayı'nın ismini kullandığı için yüz binlerce dolarlık tazminat talep edileceği belirtiliyor. Daha önce Topkapı Palace yönetimine 'tasarım ve marka tecavüzü yapıyorsunuz' diyerek ihtarname çeken avukat Bülent Gökçen, sürecin artık devletin inisiyatifinde yürüyeceğini söylüyor. İstanbul Topkapı Sarayı'nı Sevenler Derneği'nin 2. başkanlığını da yürüten Gökçen, "Söz konusu otel tarihî sarayın ismini ve mimarisini kullanarak yüz binlerce dolar kazanıyor. Fakat marka parası olarak tek kuruş ödemiyor. Biz konunun takipçisi olacağız." diyor.

'Topkapı Sarayı' markasını tescilli bir marka olarak kullanmak hukuken mümkün değil. Antalya'da bulunan Topkapı Palace Oteli'nin avukatı Ayhan Yılmaz ise ihtarname çeken Topkapı Sarayı'nı Sevenler Derneği'ni muhatap olarak kabul etmeyeceklerini söylemişti.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Turizm, Yabancı Yatırımcı, Yatırım, Yurtdışı Yatırım
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.