EPOS

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Emek Sinemasi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Batı ile Gelenek Arasında: Tahran

Tarih: 8 Eylül 2008 Kaynak: Iran Chamber Society, Vikipedi Çeviren: Gizem Kahraman Derleyen: Derya Karadağ
İran’ın başkenti ve aynı zamanda en büyük kenti olan Tahran, endüstrinin de merkezi. Kentte otomobil, elektrik, askeri silahlanma, tekstil, şeker, çimento ve kimyasal ürün endüstrisinin merkezleri yer alıyor. Bunun yanı sıra, halıcılık ve mobilya üretimi de ekonomiyi etkileyen sektörler.

Elbruz Dağı'nın eteklerinde geniş bir alana yayılan kent, ülkenin tren yollarının merkezi olma özelliğinde. İsfahan, Şiraz ve Tebriz gibi kentlerle kıyaslandığında yeni bir kent olarak düşünülebilen Tahran’da, sayısız büyük müzeler, kültür ve sanat merkezleri ve saray kompleksleri bulunuyor.

20. yy’da Tahran, İran’ın tüm bölgelerinden yoğun göç aldı. Günümüzde kent, farklı kültür ve dinlerden vatandaşları barındırıyor. Tahran’da pek çok cami, kilise, sinagog ve zerdüşt ateş tapınakları bulunuyor.


Tahran

Tahran nispeten eski bir kent ve kendine özgü bir mimarisi var. Arkeolojik araştırmalar ve hafriyatlar gösteriyor ki bu bölgenin yerleşimleri İÖ 6000 yıllarına dayanıyor. Tarihinin büyük bir bölümünde yalnızca küçük bir köy olan kentin 19. yy’da İran’ın başkenti olmasıyla mimari açıdan kayda değer yapılar ortaya çıkmaya başladı. Katar döneminde meydana gelen depremlere rağmen, kentte hala İlkçağ'dan kalma eserler bulunuyor. Günümüzde İran’ın başkenti olan Tahran, ülkenin en iyi altyapısına sahip.

Azadi Kulesi

Fotoğraflar: Wikipedia

Tahran'ın modern mimarisinden bahsedildiğinde akla gelen ilk yapılardan birisi olan Azadi Kulesi, aynı zamanda kentin uzun süredir ayakta duran sembolü. Mimarisi İslamiyet öncesi Sasani İmparatorluğu'nun mimarisi ile İslamiyet sonrası mimarisinin bir karışımı. Orijinal adı Shahyad Kulesi olan yapı, Pers İmparatorluğu'nun anısına inşa edildi. İran Devrimi'nden sonra “özgürlük” anlamına gelen “azadi“ adını aldı. Kulenin inşası için İsfahan'dan getirtilen mermerlerin boyutları, özel bir bilgisayar programı ile hesaplanarak uygulanmış.

Milad Kulesi
Geçtiğimiz senelerde inşa edilen Milad Kulesi ise Tahran’ın yeni sembolü olarak Azadi Kulesi’nin yerini aldı. Dünyanın 4. büyük kulesi olan Milad, pek çok lokanta, 5 yıldızlı otel, bir konferans salonu ve dünya ticaret merkeziyle büyük bir kompleks. Tahran'ı ziyaret eden turistlerin yoğun ilgisini çeken tarihi “Grand Bazaar”, 2005 senesinin Ekim ayından itibaren pek çok otel inşasına sahne oldu.











İran Ulusal Kütüphanesi

Tahran'da yer alan İran Ulusal Kütüphanesi, pek çok küçük çaplı kütüphanenin bünyesindeki kitapların bir yapıda toplanmasına vesile olmuş. Şimdiki kütüphane binası, Ortadoğu'nun en büyük kütüphane kampüsü içerisinde yer alıyor.




Tahran Kulesi
Tahran, sismik hareketlerin yoğun olarak gözlemlendiği bir bölgede. Buna rağmen sürekli olarak artan nüfusu, çok katlı modern yapılara duyulan ihtiyacı da beraberinde getiriyor. Youssef Abad Bölgesi’nde yer alan 54 katlı Uluslararası Tahran Kulesi, İran’ın konut olarak kullanılan en yüksek binası. Kule, mimari olarak Las Vegas’taki Mandalay Bay Resort’a benziyor.







İran Halı Müzesi

Son İran Şahı Mohammad Reza Pahlavi'nin “Ecole Speciale d'Architecture” mezunu eşi Farah Pahlavi tarafından tasarlanan ve 1976 senesinde açılan İran Halı Müzesi, Tahran'da Laleh Parkı yakınında yer alıyor.




Müzenin dış cephesinde halı dokuma tezgahını andıran ikincil strüktür, bölgenin sıcak hava şartlarına karşı da koruma sağlıyor. Müzede, İran'ın çeşitli bölgelerinden gelen halılar sergileniyor. Bununla birlikte müzede halıcılık eğitimlerinin verildiği sınıflar yer alıyor.

Tahran Modern Sanatlar Müzesi




Tahran Modern Sanatlar Müzesi, geleneksel motifleri kullanması ile bilinen İranlı mimar Kamran Diba tarafından tasarlandı. Müze Laleh Parkı yakınlarında yer alıyor. Müzede, Amerika ve Avrupa'dan getirtilmiş çok geniş ve değerli sanat eserleri bulunuyor. Müze, Claude Monet, Camille Pissarro, Jules Pascin, Andy Warhol, Van Gogh, James Ensor, Pablo Picasso, Marcel Duchamp ve daha pek çok ünlü sanatçının eserlerine ev sahipliği yapıyor.

Modern Mimari
Modern mimari, İran’la 60 yıl önce tanıştı. Şimdi dördüncü nesil İranlı mimarlara tanıklık ediliyor. Bu dönemde önemli bir gelişmenin kaydedildiği ise kabul edilen bir gerçek. Günümüzde en azından bürokratik açıdan bakılırsa, birçok bina mühendisler tarafından inşa ediliyor ve mimarlık bölümü mezunlarının sayısı artıyor. Ancak sanatsal açıdan bakılacak olursa ve ele alınan binaların özellikle kültürel ilerlemeyi ifade etmesi istenirse, son dönemlerden kusursuz bir örnek gösterilemiyor. Mimarlıktaki kültürel gelişme, inşa edilen bina sayısıyla veya genç mimarların zevklerindeki ve trendlerdeki değişimle aynı anlama gelmiyor.

Tahran’da sanatsal değerleri ve mimarlık konsepti göz önünde bulundurulursa, birçok durumda hala “batı mı, yoksa gelenek mi?” sorusuyla karşılaşılıyor. Architect Dergisi’nin ilk yayınında Vartan, İran mimarisinin görünümüyle ilgili yazısında: “Neticede, batıda eğitim gören mimarlar, iki farklı bakış açısıyla karşılaşıyor; kişi geçmişi taklit ederek o zamanın değerli çalışmalarını yeniden mi yaratmalı, yoksa geleceğe bakıp mimari tasarımı modern yaşama uyarlamalı mı?”

Vartan’ın analizinden ve makalesinden yarım yüzyıl sonra, günümüz mimarının başlıca endişesi çalışmasına bir yer bulmak. Hiçbiri zaman ve mekan açısından günümüz koşullarına cevap vermese de “batıya ait akımlarla mı, yoksa İran’a ait olanlarla mı tanımlanacak?” sorusuna bir cevap bulunması bekleniyor. Buna karşı iki itirazda bulunulabiliyor. Birincisi, Batı Mimarisi'yle İran mimarisinin birbirinin zıttı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bu batının benzer, tekdüze bir kültüre sahip olduğu fikrini destekliyor. İkinci itiraz, İran ve dolayısıyla Tahran’ın kimliğinin yanında mevcutla uyumlu olmayan ve büyük ölçüde halka yabancı olgularla aranılıyor olması. Bu itirazlar ve sorular, Tahran’da mimarların gündemini meşgul ediyor. Mimarlık eleştirmenleri, İran'da mimarlık gündemine oturan bu tartışmaların yerine mimarlığın kendisinin tartışılması gerektiği düşüncesinde birleşiyorlar. Geçmişte ortaya çıkan örnekler de batıdan etkilenmiş olmasına rağmen bugün ortaya çıkanlara göre bölgenin kültürünü daha çok yansıtıyor.

Tahran'da kendi müşterileri ve buna göre de üslupları bulunan birbirinden tamamen farklı ticari yapılar bulunuyor. Genellikle müşteriler, üslubunu bildikleri ve kendilerine uygun düşünce tarzındaki mimarların çalışmalarını tercih ediyorlar. Dini binalarda katı bir geleneksel üslup kullanılırken, ticari yapılarda geleneksel mimariye ait izler görülüyor. Bunların yanı sıra bazı kültür merkezlerini, ticari yapılardan ayırt etmek zor görünüyor. Son zamanlarda, ticari binaların önemli bir kısmı 70'lerin uluslararası üslubundan ilham alırken, diğerleri devrim öncesi tasarımların birebir taklidi olarak karşımıza çıkıyor.

Rasyonalizm ile Neo-brutalizm'in İran mimarisiyle birleşmesi geleneksel akılcı mimari ürünlerin ortaya konulmasına neden oldu. Ardalan tarafından tasarlanan İran Müzik Merkezi ve Kamran Diba'nın Tahran Çağdaş Sanatlar Müzesi, bu akımın eski örnekleri.

Tahran'ın geleneksel mimarisinde en önemli araçlardan birisi süsleme. Bu mekansal kaliteyi ve geçmiş dönem mimarisinin estetik algısını da büyük ölçüde etkiledi. Şimdiyse, yeni mimarlık ürünlerinde süslemenin yerini gelenekselcilik adı altında, geçmiş dönem ögelerinin kalıntıları olarak birkaç sivri kemer, üç santimlik tuğla cepheler ve eğimli bir geometri aldı. Son zamanlarda sunulan çalışmalar, eleştiri oklarını da üzerine çekiyor.

Büyük çaplı projelerin yaratıcı fikirlerle ortaya çıkabilmesi için, tutuculuğa karşı yarışmalarla proje seçilmesi, mimarlık eleştirmenleri tarafından destekleniyor. Yine geleceğe yönelik olarak, inşaat mühendisliğinin de mimariyle birlikte desteklenmesi gerektiği görüşü hakim. Sanatsal çalışmalar için, müşterilerin desteği, tasarımcının kapasitesi kadar önemli. İran ve dolayısıyla Tahran mimarisinin geçmişteki görkemli haline kavuşabilmesi, günün koşullarına uygun yeni üslupların ortaya çıkartılmasından geçiyor.
YorumlarYorum Sayısı: 28

Yazan: Gökçe ArasSömürgecilik Dönemi Mimarisinden Moderne Bir Afrika Kenti: Cape Town Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üç başkentinden biri olan Cape Town, yaklaşık 2.000.000'luk nüfusuyla Afrika'nın en büyük ikinci yerleşim bölgesi. Afrika kıtasının Avrupa’ya en uzak ucunda konumlanan Cape Town, 1488'de Portekizli kaşifBartelemeu Dias tarafından keşfedildikten sonra sırasıyla Boerler ve İngilizler’in eline geçti. [image]
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazan: Burcu KarabasYazi dizimizde bu hafta, sömürgecilik ideallerinin modern mimarlıkla şekillendirdiği Kazablanka'yı ele alıyoruz. Kentteki ilk toplu konut örnekleri, konut tarihinde ele alınan ilk kentlerden olan Londra, Paris gibi metropollerden çok daha önce inşa edildi ve bu anlayışın Avrupa'ya taşınmasının kaynağı oldu.

[image]


Habere ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Derya KaradağTahran'ı konu aldığımız habere ulaşmak için tıklayınız.

Yazan: Burcu KarabasYazı dizimizde bu hafta Benidorm'u ele alıyoruz. 1950'li yıllarda 3.000 kişilik bir nüfusu barındıran Benidorm'un geçirdiği değişim oldukça ilginç. Zaman zaman 300.000'den fazla kişinin konakladığı "tatil kenti" Benidorm, New York'a benzetiliyor.

[image]


Emine Merdim Yılmaz'ın haberine ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Pınar SeyrekDoğal güzellikleriyle tanınan, İzlanda'nın, başkenti Reykjavik başta olmak pek çok yerinde rastlanabilen özgün mimarisi ile ilgili haberimize ulaşmak için tıklayın: "Dumanlı Körfez" Reykjavik [image]

Yazan: enestamtürkDeğerli paylaşımlarınız için çok teşekkürler.

Yazan: Burcu KarabasGenellikle tükenen ekonomik kaynaklar veya savaş gibi insan kaynaklı yıkımlar nedeniyle terkedilmiş yerleşkeler “hayalet kent” benzetmesiyle tanımlanıyor. Her ne kadar nüfus yoğunluğu geçmiş yıllara göre önemli ölçüde azalan veya içinde artık insanların yaşamadığı bazı bölgelerde bulunan kentler de bu kavramla nitelenebilse de, tamamen terkedilmiş bazı dünya kentleri gerek sosyal ve tarihi, gerekse de mimari ve kültürel anlamda oldukça dikkat çekici özelliklere sahip. "Uzak Coğrafyalarda Mimarlık" yazı dizisinin dışında hazırladığımız habere ulaşmak için tıklayın: Hayalet Kent Hikayeleri

Yazan: Burcu KarabasFarklı coğrafyalarda mimarlığı ele aldığımız yazı dizisinde bu hafta, ilk ve aynı zamanda da en sıradışı toplu tatil tesisi girişimlerinden birini konu aldık. Projenin Adolf Hitler'in ideallerinden biri olması, onu daha da ilgi çekici kılıyor.

[image]


Habere ulaşmak için tıklayın:

Hitler’in Kitle Turizmi Tesisi Rüyası: Prora

Yazan: muzehhercok guzel bır calısma...
calısmalarınızın devamını dılıyorum...

Yazan: Burcu OztaskinUzak Coğrafyalarda Mimarlık serisinin bu haftaki konusu "Viktorya Dönemi'ne Ait Dünyanın En İyi Gotik Kenti: Mumbai"

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.