Birbirinden kopuk disiplinler oldukları hakkında tartışmaların süregeldiği kentsel planlama ve mimarlık alanlarını bir araya getiren bu kanun hükmünün bir kısmı anayasal öngörülerin ötesine geçememiş olsa da, bir kısmına oluşturulan çeşitli kurumlarla karşılık bulunmaya çalışıldı.
1984 yılında Türkiye'de konut üretim sektörünün teşvik edilmesi, sosyal konuta yönelik artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanmasını sağlamak yönünde genel idare dışında Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı’nın kurulması da esasen bu anayasal yükümlülüğün bir sonucuydu.
Kuruluşundan bu yana başta 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile özerk ve esnek hareket etme imkanı sağlanan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)’nın yetkilerindeki artış hakkında dikkatleri üzerinde toplayan en son gelişme ise 2008 Ağustos ayı başlarında 5793 sayılı kanunun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve Özelleştirme İdaresi’ne (ÖİB) geniş imar yetkileri verilmesiydi.
Kanun uyarınca, 2003 yılından bu yana konut üretiminde atağa geçen TOKİ tarafından yapılan tüm imar planlarının, belediyelere veya valiliğe intikal ettirildiği tarihten itibaren 3 ay içinde onaylanması, bu süre zarfında onaylanmayan planların ise TOKİ tarafından resen onaylanması mümkün kılınıyor.
Ayrıca kanun, üzerinde tartışmaların yoğunlaştığı Türkiye’deki konut üretimi artık neredeyse tamamen devletin bir kurumu olan merkezi bir aktöre mi devrediliyor sorusunu akıllara getiriyor. Bugün gitgide derinleşerek toplumsal bir sorun haline gelen sosyal konut ihtiyacını karşılamak esas amacıyla kurulan TOKİ’nin dünden bugüne kadar geçen süreçte konut ve kentleşme sorunlarının çözümüne yönelik önceliklerinde değişiklikler olduğu görülüyor. TOKİ faaliyetlerinde görülen çeşitlenmeler arasında konut üretimine yönelik kutuplaşma (standart konutlar-lüks konutlar), son dönemde gündeme gelen alışveriş merkezi ve park inşaatları, kurumun ekonomik beklenti ve ekonomik kaygılar ışığında şekillenenen, piyasa taleplerine cevap veren bir yapıya büründüğü yönündeki tartışmaları tetikliyor.

Fotoğraflar: Arkitera Mimarlık Merkezi
Tam bu tür tatışmalar süregelirken, Ağustos ayının başından itibaren yolu Karaköy’den geçen, Rıhtım Caddesi’ne veya Karaköy Vapur İskelesi’ne düşenler, etrafı kapatılmış bir binanın önünde, restorasyon çalışması olduğunu belirten büyük bir tabela ile karşılaşıyorlar. Tabelada dikkati çeken esas nokta ise binada bir restorasyon çalışması olduğu ibaresinin altında yer alan isim: TOKİ.
Restore edildiği belirtilen yapı, Sağlık Bakanlığı’nın Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Karaköy Sahil Sağlık Denetleme Merkezi” binası. Yapım yılı ve mimarı hakkında bilgi edinemediğimiz Sahil Sağlık Denetleme Merkezi binasında bu çalışmalar başlamadan önce, Türk Boğazları’ndan geçecek gemilerin geçişlerine izin verilmesi için yetkili acenteleri aracılığıyla seyir, gemi ve personel bilgilerini içeren bir dilekçe ile başvurarak sağlık izinleri verilmesi faaliyetleri yürütülüyordu.

Karaköy’de devam eden bu restorasyon faaliyetleri ile ilgili olarak TOKİ Krediler Şube Müdürü Lokman Tuncer ile yaptığımız görüşmeler sonucunda, bina ile kendilerinin birebir alakalı olmadıkları ve kendilerine bağlı bir şirket olan Vakıf İnşaat’ın sorumluluğunda yürütülen bir çalışma olduğu, TOKİ’nin restorasyonu yapmakla değil, sadece restorasyon kredisi vermekle alakalı bir kurum olarak adının geçtiği bilgisine ulaştık.
Vakıf İnşaat’ın TOKİ’ye bağlı olarak restorasyon işleri yapan tek firma olduğunun vurgulandığı görüşmelerde şirketin bugün Karaköy dışında Gaziantep, Elazığ’daki kamu hizmetine bağlı binalarda da restorasyon çalışmalarında bulunduğu belirtildi.

Restorasyon çalışmaları dahilinde, binanın zemin iyileştime ve kolon imalat işlerini yürüten Temeltaş İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’de görevli inşaat mühendisi Tamer Kadiroğlu, çalışmaların Eylül 2008 sonu itibariyle tamamlanacağını belirtti. Binanın restorasyon sonrası aynı fonksiyonla devam edip etmeyeceği ya da nasıl bir amaca hizmet edeceği ise soru işareti olarak duruyor.
TOKİ, restorasyon, kredi üçlüsü arasında yapılan araştırmalar sonucu şöyle bir tablo ile karşılaşılıyor: 2003 yılında 4966 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonucu 2985 Sayılı Kanunla tanımlanan görevler dışında yeni görev üstleniyor. Bu yeni görevler arasında konu ile ilgili olarak şu iki madde dikkati çekiyor:
- Konut sektörüyle ilgili şirketler kurmak veya kurulmuş şirketlere iştirak etmek,
- Ferdi ve toplu konut kredisi vermek, köy mimarisinin geliştirilmesine, gecekondu alanlarının dönüşümüne, tarihi doku ve yöresel mimarinin korunup yenilenmesine yönelik projeleri kredilendirmek ve gerektiğinde tüm bu kredilerde faiz sübvansiyonu yapmak.
Yukarıda verilen ilk madde Vakıf İnşaat gibi iştiraklerin oluşumunu desteklerken, ikinci maddede yer alan tarihi dokuya yönelik kredilendirme yapma ibaresi tarihi bir değer olan Sahil Sağlık Denetleme Merkezi binasının restorasyon faaliyetlerinin kredilendirilmesini yasal bir zemine oturtuyor.
TOKİ’nin restorasyon faaliyetlerine yönelik kredilendirme çalışmaları 2003 yılında yürürlülüğe konan 4966 Sayılı Kanun ve 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanması ve Katkı Payı” başlıklı 12. maddesine eklenen 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu uyarınca verilecek kredilerin en az %10’u tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu işlemlerine kullanılmasına ilişkin maddeyi esas alarak 2005 yılında başvurularda kullandırılmaya başlanıyor.
Bu kapsamda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nca öncelikli olarak belirlenen projeler, özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli tescilli taşınmaz kültür varlıklarının, bakımı, onarımı ve restorasyonu için Toplu Konut İdaresi tarafından kredilendiriliyor.
Krediden yararlanarak mülkiyetindeki tescilli taşınmaz kültür varlığının bakım, onarım ve restorasyonunu yaptırmak isteyen gayrimenkul sahibinin Toplu Konut İdaresi’ne yazılı olarak ve onarılacak eserin Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu tarafından onaylanmış rölöve ve restorasyon projeleri ve restorasyon raporu ile başvuruda bulunması gerekiyor. Sonrasında ise Bayındırlık Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın birim fiyatlarına göre keşif raporu hazırlanıyor.
Kredi verilecek projelerin belirlenmesinde aşağıdaki kriterler dikkate alınıyor:
- Tarihi kent dokularının sağlıklaştırılmasına yönelik olan ve yerel yönetimler vb. kurumların öncülüğü ve koordinasyonu ile gerçekleştirilecek projelerin öncelik taşıması,
- Kullandırılacak kredilerde, bakım, onarım ve restorasyon işlemleri yapılacak taşınmaz kültür varlığının; mimari ve kültürel değeri, fiziki durumu, bulunduğu çevrenin özellikleri, kullanım amacı gözönünde bulundurulması,
- Taşınmaz kültür varlığının bakımı, onarımı ve restorasyonu için yapılacak işlemlerin; yapının kültür varlığı niteliğinin devamını sağlaması, gerekirse sağlıklaştırılması ve işlev kazandırılması amacına yönelik olması.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yapılan başvuruları değerlendirme aşamasında, görevlendireceği uzmanlar tarafından taşınmaz kültür varlığının yerinde görülüp incelemesini ve değerlendirme raporları oluşturulması ile İdare tarafından kullandırılacak kredinin miktarı belirleniyor. Projenin keşif bedelinin en fazla %70’i oranında 2008 yılı için 80.000 YTL’yi geçemeyen değerde oluyor. Bu miktar, kullandırılacak kredinin üst limiti, finansman imkanları dikkate alınarak her yıl idare tarafından yeniden belirleniyor.
Kredi verilen projelerin uygulama aşamasındaki denetimi TOKİ tarafından görevlendirilen uzmanlar ile Bakanlık tarafından görevlendirilecek ilgili Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü uzmanları tarafından müştereken yapılıyor.
Yazan: psyhkeBu arada ben TOKİ ve Projeleri konusundaki mesaja cevap olarak yazmıştım ancak ayrı bir konu açılmış her nasıl olduysa. :) Not: Gerektiği takdirde konu silinebilir.
Yazan: psyhkeÜzerinden biraz zaman geçmiş ancak İzmit'te bahsi geçen 3 yeni üstgeçidin yapımı bitti. Birkaç aydır da kulanımda. En kısa zamanda fotoğraflarını çekip eklemeye çalışacağım. Köprülerin konumlarını neye göre tayin ettiklerini bilmiyorum ancak; olmamış bence. Hele ortadaki büyük köprü (Mimar Sinan Köprüsü olarak geçiyor adı) Mimar Sinan'ın eseri olan Yeni Cuma Camii'ni ezip geçmiş. Sanırım bunun özrü olarak koymuşlar bu ismi!.. Köprüler duraklarla alakasız yerlerle ilişkilendirilmiş, köprüden geçerken (Kocaeli Fuarı'nın önündeki) 20 dakikada bir geçen otobüsünüz geçip gidiyor ve yakalamanız imkansız gibi. Önce uzun bir yürüyüşle merdivene ulaşacaksın, oradan merdivenleri koşarak inmeye çalışacaksın, en sonunda da otobüs durağına koşmak zorundasın çünkü indiğin yerden durağa kadar demirlerle yolu ayırmışlar. Halkevi'ndeki durakta da tel örgü var ancak vatandaş kestirmeden teli kesmiş aradan geçip gidiyor. :) (Konumuzla biraz alakasız oldu ama yeri gelmişken söylemek istedim.)
Yazan: Emine MerdimErdoğan Bayraktar'dan itiraflar: Bugüne kadar 30 milyar lira tutarında 3 bin 500 ihale yaptıklarını belirten TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, 'Ama yanlış yapmıyor muyuz? Çok yanlış da yapıyoruz. Bilimsel kriterler, şehircilik kriterleri manasında, mimari tarzda çok yanlışlarımız, eksiklerimiz var' diye konuştu. Haberin devamı: TOKİ Başkanı: 400 bin konuta ulaştık ama mimari yanlışlıklarımız da oldu
Yazan: mina_lavinCem Yılmaz'ın sözü çok manidar gerçekten. Diyor ya " İnsan yiyecek bunu " diye. Burada insan oturacak ama nasıl? Ev aldım diye tvlerde dan dan verilen ağlayan insan portreleri Toki'nin muhteşem başarısı diye halka pompalanırken halk ne yapsın? Kiralar uçmuş, kredi borcu, kredi kartı extreleri vs.. Bunlarla boğuşurken borçlanalım ama iki oda bir salon evimize derken. Kime neyi,nasıl anlatacaksınız?
Yazan: ninlilToki işlerinden sadece Mimarlar şikayetçi değil, İnşaat Mühendisleri Odası da Valiliğe resmen şikayetçi olmuş... Toki yapıları gerçekten; ne mimari kurallara ne inşaat yapma kurallarına ne de şehircilik kurallarına uygun oluyor. Kurallara uymadan yapılanların sonuçları 1999 yılında görüldü. Aynı hatalar tekrarlanmasa keşke! Bir de insanların ev sahibi olma istekleri sömürülüyor! Üstelik. İnşaat Mühendisleri Odası Yönetimi, TOKİ’nin Bursa genelinde inşa ettiği binlerce konutta çok sulu ve kalitesiz beton kullanıldığı, beton numunelerinin yalnızca üretici firmalar tarafından alındığı ve laboratuar incelemesinin sağlıklı yapılamadığı ve en önemlisi, kamu adına denetim mekanizmasının çalıştırılamadığı iddiasıyla, Bursa Valiliği’ne resmi bir yazıyla başvurdu. Endişelerin, deprem ve diğer doğal afetlerle pekiştirildiği şikayet dilekçesi, Bursa Valiliği tarafından işleme konularak Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’ne havale edildi. Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü de Vali Şahabettin Harput’un bilgisi dahilinde, B.09.04 İLM.4.16.00.12/ 4132 sayılı ve 23 Eylül 2008 tarihli bir yazıyla durumu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne bildirdi. ANAYASA’YI ÇİĞNİYORLAR Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın şikayet başvurusunun ardından nasıl bir adım atacağı merakla beklenirken, İMO Bursa Şube Başkanı Necati Şahin, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ni Anayasa’ya aykırı faaliyette bulunmakla suçladı. TOKİ’nin 3194 Sayılı İmar Kanunu’nu, Büyükşehir ve Belediyeler Kanunu ve Yapı Denetim Kanunu başta olmak üzere birçok yasayı çiğneyerek suç işlediğini savunan Necati Şahin, “Her şeyden önemlisi ise TOKİ yönetimi, kendisini yerel yönetim iradesinin üstünde tutuyor. Ne plan tanıyor, ne hukuk. Orantısız ve kontrolsüz güç kullanıyor. Bursa’da olduğu gibi şehirlerin anayasasını çiğniyor” dedi. TOKİ yüzünden inşaat sektörünün büyük bir yara aldığını ve günümüz ekonomi politikalarına aykırı olarak sektörün devletleştirildiğini ileri süren Şahin, şunları kaydetti:“Bu tablo bize eski demir perde ülkelerini anımsatıyor. Üstelik belediyeleri de yapsatçı müteahhit haline getirdiler. Memleketin deresine tepesine yamacına nereye istiyorlarsa konut yapıyorlar ve bunu belediyelere sattırıyorlar. Kooperatifçiliği bitirdiler. Şehirlerin planları, doğası hiç umurlarında bile değil. Üstelik ucuz konut da imal etmiyorlar. TOKİ’ye sunulan imkanlar özel sektöre tanınsın konut fiyatları daha da düşer.” SORUMLU MÜHENDİS YOK TOKİ’nin konut üretiminde, asli görevinden uzaklaşarak ağırlıklı olarak lüks daire imalatı yaptığını iddia eden Necati Şahin, “Bizi endişelendiren en önemli konu ise, TOKİ konutlarının denetimden uzak kalması. Ne kullanılan betonun ne de demirin istenilen kalitede olduğuna inanmıyoruz. Çünkü bu konutları kamu adına denetleyen bir mühendis yok. Ortada adresi belli bir teknik sorumlu yok. Bu milletin gözünü boyuyorlar ve maalesef insanımıza sürü muamelesi yapıyorlar. TOKİ konut değil, mezar satıyor, vatandaş tedbirini alsın, hakkını arasın” şeklinde konuştu. Haberin Kaynağı: meydangazetesi Konu ile ilgili Eski İnşaat Mühendisleri Odası Başkanının Yazısı [FONT=Times New Roman][/FONT]
Yazan: luminaİTÜ'de Hüseyin Kahvecioğlu'nun verdiği bir ders kapsamında davet edildiğimde yaptığım bir sunum vardı. O sunumda kullandığım bazı resimler, madalyonun arka yüzüne ait fikir veriyor. Resimler çok net değiller, kendi çektiğim kareler de değiller; daha iyilerini arcem<007'den bekliyoruz.
Yazan: arcem<007Bu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler. Bende zaten o odadan çektim:) Elimize makinalarımızı alıp İzmiti fotoğraflamaya çalışacağız yakın zamanda.Eğer bizden önce birileri paylaşmamış olursa,biz ekleriz mutlaka.Hele ki şu anda başlıyan üst geçit projelerini görseniz durumun bundan daha vahim olduğunu farkedersiniz.Ne yazık ki İzmit şu an geri dönüşü olmayan bir tecavüz hali içerisinde. Yalnız her ne kadar dert yansak da bu durumda üniversitenin de payı var.Belediyeyle daha iyi ilişkiler kurabilmek mesela!Üretilen projeleri onlarla paylaşmak mesela!Rant yaratabilen nitelikli bir projeye kolay kolay kimse hayır diyemez bence. Ama bizim tavrımız nedense hep "aman canım biz belediyeye gitsek sanki bizi dinlerler mi,kendi bildiklerini okurlar" hayıflanması üzerine!Elbette belediyenin üniversiteden talep etmesidir doğru olan,ancak madem onlar gelmiyo biz neden gitmiyoruz?Böyle böyle projelerimiz var bu kentin 3 tarafı su,dünyada böyle coğrafyaya sahip sayılı kent var,gelin beraber bu kenti kurtaralım demiyoruz?Neden sadece kentin içine ediyorlar diye kendi kendimize dedikodu yapıyoruz? Eğer onlarla konuşur ve dikkate alınmazsak,işte ozaman hayıflanma,isyan etme hakkımız olabilir diye düşünüyorum. Önemli bir tespitte bulunmak istiyorum.Bildiğim ve duyduğum kadarıyla son dönem belediyeleri içinde en borçlu belediye Kocaeli Büyükşehir Belediyesiymiş.Takip ettiğim kadarıyla da ortada inanılmaz bir çalışma var.Gerçekten inanılmaz paralar dökülüyor ve Belediye gerçekten çok çalışıyor.Buna rağmen yer yüzünde bu kadar para harcayıp bir kenti böylesine harap edebilecek bir başka güç var mıdır bilemiyorum.Burada sorun "yapma biçiminde".En basit örneği ise daha öncede bahsettiğim gibi; -8 şeritli yol yaptık. (ee karşıya geçemiyoruz kardeşim?) -120 METRE uzunluğunda üst geçit yaptık (ee adı üstünde geçit,kısa olsa da karşıya daha çabuk geçsek?) -14 km uzunluğunda yürüyüş yolu yaptık ( ee az daha uzatta İstanbula yürüyerek gidelim bari!) Yani zihniyet büyüklükler üzerinden çalışıyor.Çünkü seçmeninden,bir işi ne kadar büyük ne kadar çok yaptıysa o kadar çok oy alacağını zannediyor.Ne yazık ki seçmende yıllardır bunu böyle anladığı için,nitelik değil nicelikle kandırıldığı için alışmış. Ben yinede bunun sorumlusunun bizler olduğunu düşünüyorum.Yıllardır ürettiğimiz bahanelerin aksine; Kötü müşteri yoktur kötü Mimar vardır demek istiyorum.
Yazan: architect9Şehir katliamı denebilecek bir manzara...Şehir silueti mustarip.
Yazan: ayasofyaBu tepe hakkında Sayın Lumina ile görüşmüştük. Onun odasından da bu manzara görülebiliyordu. Kocaeli'ye sadece Üniversite'ye ablama ya da ona gittiğim zaman bir de Mimarlar Odası'na uğradığımdan açıkçası hiç diğer tarafa hiç gitmedim. Madalyonun diğer yüzüne bakamadım. Eğer fotoğraflayan olursa önemli bir belgeleme unsuru olduğundan göndermelerini rica edeceğim. Teşekkürler.
Yazan: luminaBu, tepenin görünen yüzü; bir de öteki yüzü var ki...
Bütün yorumları forumda okuyun!








