Agaoglu My Office 212

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Arkiv Belgeliyor

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Haydarpaşa Projesi 'Kurul'da

Tarih: 29 Temmuz 2005 Kaynak: Sabah Yazan: Mahmut Övür

Hükümetin önem verdiği, toplumun dikkatle izlediği Haydarpaşa Projesi nihayet Anıtlar Kurulu'nun gündemine geldi. İlginç tartışmaların yaşandığı kurul toplantısı geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapıldı.
İşin bir başka ilginç noktası da proje için 2 nolu Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu ile 3 nolu Kurul'un bir araya gelmesiydi.

Proje kamuoyuna yansıdığı gibi çok katlı binalardan oluşuyor.
Ancak bir kurul üyesi küçük bir fark olduğunu belirtiyor ve onu da şöyle açıklıyor: "Gökdelenler 70 değil, 68 kattan oluşuyor." Bu küçük fark bir yana aslında projede önemli yeni unsurlar da var. Bunlar arasında ise en dikkat çekici olanı yeni yat limanı kurulması. Ayrıca mendirek içinde yeni bir alanın oluşturulması. Haydarpaşa Lisesi'nin ' prestij yapı' olarak değerlendirilmesi ve Haydarpaşa Gar binasının ise ' devlet misafirhanesi' olarak hizmete sokulması düşünülüyor.
Anıtlar Kurulu toplantısında ana tartışma ise projenin ' kent silueti'ni ve ' topografyası'nı bozup bozmadığı konusunda yapıldı. İki kurul üyesi bu gerekçelerle projeye karşı çıktı.

Kurul üyelerinden biri ise itirazlara ve tartışmalara rağmen projenin onaylanamayacağını belirterek şöyle diyor: " Kurullar üzerinde çok baskı var . Hem hükümet hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu konuda kararlı. 10 milyar dolar gelir bekliyorlar. Bizi ikna etmek için buradan gelen paranın sadece hızlı tren projesine aktarılacağını bile söylüyorlar." İstanbullu bir kez daha ' kent tarihi' ile ' rant' arasında sıkıştı.
Ya iradesini koyup tarihe sahip çıkacak ya da ranttan payına düşeni alıp susacak.
Acaba hangisi galip gelecek?

Konuyla İlgili Linkler

YorumlarYorum Sayısı: 59

Yazan: Omer YilmazBu metni yeni gördüm. Neden metnin sonunda şirket adi verdiginizi bilemiyorum. Gönderdiğiniz metin bence saçmalık denebilecek durumda. Yüksek yapı tartismasını yapabilirsiniz ama bunun yapılma yeri Haydarpaşa değildir. (null)

Yazan: metesarikaya"Haydarpaşa, tren garı olarak devam edecek" Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Haydarpaşa'nın tren garı olarak muhafaza edileceğini belirterek, ''Onlar bizim gururumuz. Bu eserlere gözümüz gibi bakmak, yaşatmak, en önemli görevlerimiz arasındadır'' dedi. [ATTACH=CONFIG]22811[/ATTACH] http://www.arkitera.com/haber/index/detay/haydarpasa-tren-gari-olarak-devam-edecek/6578

Yazan: metesarikayaHaydarpaşa’da arkeolojik kriz kapıda Otel olacak mı olmayacak mı diye yıllardır tartışılan Haydarpaşa Garı sonunda kapandı. İki yıl sonra Haydarpaşa Port'un bir parçası olarak hizmet vermeye başlayacak tarihî garın ne olacağıyla ilgili tartışmalarsa hala devam ediyor. Devamı için Arkitera.com http://www.arkitera.com/haber/index/detay/haydarpasa-da-arkeolojik-kriz-kapida/6445

Yazan: metesarikayaAnadolu'nun İstanbul'a açılan kapısı Haydarpaşa Garı'ndan dün gece saat 23:30'da son tren seferi yapıldı. 2010 yılında yangına maruz kalan bu tarihi gar artık yolcularına ev sahipliği yapamayacak. Haydarpaşa Garı'nın Sosyal Medyada Yankıları;Arkitera.com'da http://www.arkitera.com/haber/index/detay/haydarpasa-garinda-son-yolculuk/6370

Yazan: aysel say[LEFT] BİR MİMARDAN TURFEA GÖZÜYLE HAYDARPAŞA GARI
[/LEFT]

Haydarpaşa.garı için konuşulanlar önce bir mimar olarak sonra bir insan olarak benimde ilgimi çekti. Haydarpaşa.garı yapıldığı tarih ve dönem itibarı ile turfealı bir bina olarak inşa edildi. Çok muhteşemdi planlaması, yapım tekniği kullanılan malzeme ve diğerleri Aradan 100 sene gibi bir zaman geçti. Bugünün turfealı binası hangisidir dersek burç Dubai diyebiliriz. Dünya turfealı binalara doğru gitmek zorunda mı ne? Nedir bu turfealı binalar derseniz. Ben de mimarlık ilminin gelecekte en son teknoloji ile yapacağı binalarıdır derim.Hangileridir Diye sorarsanız Turfealı binalardır Turfea çok yükseltilecek binalar demektir. Bu günün mimari ilminin ve teknolojisinin anlamak da zorlanacağı ama bugün yavaş yavaş temellerinin atabileceği binalardır turfealı binalar. Gelecek asırların mimarisidir Turfealı binalar Haydarpaşa garının yerine yapılacak proje her ne olursa olsun ama turfealı binaların bir başlangıcı olsun inşallah derim1900’ lerde Haydarpaşa garının temellerinin atıldığı o günlerde Türkiye’nin nüfusu 7-8 milyon du. Bugün 70 milyon 100 senede 10 kat artmış ve Haydarpaşa garı yanmasaydı hala bu artışa ragmen ihtiyaca cevap veriyor olacaktı. Turfealı bina geleceğe de hizmet eden binadır da diyebiliriz. Yani turfealı bina olma özelliğini o dönemin en görkemli binası olarak bu asra taşımak ve aynı ihtişam ile hizmete devam etmek, hakkında herkesi konuşturup gündemde olabilmek tir. Turfealı bina olmak . Acaba Türkiye nüfusu 100 sene sonra yine 10 kat daha artarsa ve 700 milyon olursa 2100’de Turfealı binası hangisi veya hangileri olur ve nasıl bir görkeme sahip olurlar acaba? Buğünün turfealı binaları hangisidir kim bilir. Şu bina derseniz Bugünkü ilgi alakayı 100 sene sonrada görebilecek mi. 200 sene sonra böyle artmaya devam ederse nüfusumuz 10 kat daha artarda 2200’de 7milyar olursa Türkiye Turfealı binaları bugünden inşa etmek lazım gelmez mi ? 200 sene sonraya hizmet edecek turfealı binalar görkemi cazibesi ve asra damgasını vurması ile turfealı bina olabilecekmi? Sanırım turfealı olması gündemde kalması cazip olması, makbuliyetileyde alakalı olacaktır. Haydarpaşa ne kadar hizmet vermiştir insanlığa ve verecektir de En mükemmel tarafı bu olsa gerek. Peki 200 sene sonra Türkiye nüfusu 7 milyar olursa o gün hangi turfealı binalar hizmet edecektir.Nüfusun artması demek tarım arazilerine olan ihtiyacın da artması demektir. Tarım arazilerinin üzerine bina yapmaya devam edersek insanlığı açlık gibi bir tehlike bekliyor demektir.bunun çareside tarım arazilerini koruyan EVRENSEL HUKUK OLMASIDIR Verimli tarım arazilerini korumak… Bunun içinde dünya devletlerinin katılımıyla evrensel bir metin hazırlanmalı tüm devletler bu metinleri imzalamalı Hiç değilse bundan sonra tarım arazilerini imara açılması engellenmeli evrensel hukuk dışına çıkan iş ve eylemler cezalandırılmalı tarım arazileri korunmalıdır.Evrensel hukuk yönüyle tarım arazilerini korurken iskan için arazi yetmeyeceğinden binalarımızı dikeyde yükseltmeli yani turfealı yapmak zorundayız . Turfealı binalar bir mimarın aradığı bütün soruların cevablarını verecek kadar büyük bir ilmi kapasiteye sahiptir. Umarım bu tartışmalar biterde insanlığın ihtiyacı olan ve kimsenin itiraz edemiyeceği kadar mükemmel olan turfealı binaların ilki olur Haydarpaşa garı . Kuranı Kerim 1432 sene önce tarımı korumak için gökdelenleri turfealı binaları işaret etti !

Nur suresi 36.ayet= O evlerde Allah izin verir. İrtifalı, terfili,yükseltilmelerine, çok yüksek inşa edilmelerine izin verir. O evlerde allah’ın isminin sabah akşam tesbih edilmesine Allah izin verir.



Aysel say
mimar

mail:turfea36@hotmail.com
facebook:TURFEA YÜKSEK YAPI
mail:ayselsay@hotmail.com
web:www.yuksekyapi.com

Yazan: Omer YilmazHaydar Karabey'in bugün Arkitera.com'da yayınlanan yazısı dikkate değer:

Haydarpaşa Garı'ndaki yangın onlarca toplantı, yazı ile çokça değerlendirildiği için kimi ayrıntılara girmeden "yanma", "yakma" konusuna kısaca değinerek geçeyim.

Yangın olayı, İstanbul kent tarihi açısından bakıldığında ilginç bir gerçekliktir. Nedense, bu kentte sorunlu bir yerleri fazla kaşıyınca orası yanıverir. AKM yanar, yalılar yanar, gereğinde köşkler ve konaklar da. Polisiye romanı severim ama detektiflikte pek yetkili sayılmam. Bu nedenle, yangının elektrik kontağından mı, prümüs (hürmüs değil!) alevinden mi çıktığı, yoksa bir sabotajın mı sözkonusu olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama yeterince yapı deneyimi olan bir mimar olarak şunu söyleyebilirim: Bir binanın çatı onarımı yapılırken yangın söndürücü konur bir kenara. Lütfen bunu ihmal etmeyiniz sevgili mimar, mühendis ve müteahhit arkadaşlar.

Şimdi izninizle biraz daha iyi bildiğim konular üzerinden konuşayım: Kent, coğrafya, toplum, kültür, İstanbul üzerinden.

Bugüne dek çokça söylenenleri tekrarlayarak başlayalım:

Haydarpaşa, tarih, doğa, siluet, kentsellik, çok işlevlilik, estetik, mekan deneyimi, ekonomik değer ve katma değer, çok kültürlülük, sanat (sinema, roman, şiir, fotoğraf, mimari...), kentsel bellek, endüstri mirası, demiryolu mirası, denizcilik kültürü açılarından çok nitelikli ve çok değerlidir.
Ama, ayrıca, naif bir biçimde hepimizin müthiş bir sevgi ve keyifle benimseyebileceğimiz bir şeyler daha vardır onda: Oyuncaklarımızın asılları vardır: trenler, römorklar, vinçler, vapurlar... Hangimiz oynamadık çocukluğumuzda bir kez bunlarla?

Haydarpaşa'da her şey var.

Ama, bunların karşısında duran ne var?

Yalnızca rant!

Yani "satıyoruz" deyince, maddi-manevi, hepsini birden satıyoruz yukarıdakilerin.

Böyle yerlere, zamanımızda, klasik işlevlerinden de uzaklaşınca "POTANSİYEL ARSA" gözüyle bakılıyor. Çok yakında belki Sirkeci Garı'nın da satışı gündeme gelebilir, aman yangına dikkat!

Kentlerin yaşayan, dönüşen organizmalar olduğu hep söylenir. Organizmanın kimi bölgelerinde de yıpranma, işlev yitimi doğaldır. Marmaray doğallıkla, bir terminal olarak Haydarpaşa Garı'nın, yapılabilecek başka bir tesis Harem Limanı'nın, çevre yolları yine Harem'deki otobüs terminali'nin görevlerini hafifletecek. Bu durumda hemen akıllara buraları değerlendirmek-satmak geliyor.

Küresel yatırımcının, alıcının önereceği işlere tahsis edip satmak, bu nedenle buralara yeni işlevler icad etmek, buraların imar haklarıyla oynamak pek kolaydır. Sihirli formülümüz ise hazırdır. Yeni moda "karma işlev". Yani: % 20 turizm + %20 ticaret + %20 ofis + %20 rezidans + %20 kültür. Kıyılarda veya tarihsel merkezde bir satış sözkonusu olduğunda ise pazara sunmanın en sağlam yolu "turizm" yaftası olacaktır. Bu ülkede adeta bir tapınma nesnesi olan turizmin sözü edildiğinde de hemen konsensus sağlanmış, iş bitmiştir. Burası için hazırlanan bir projede tüm Haydarpaşa kıyıları marinaya dönüştürülmüş, yetmemiş karadan içeriye kanallar açılmış, yetmemiş mendirekler karaya bağlanmış, marina devasa bir kapasite kazanmış. Benim hesabıma göre 6000-7000 yat alır. Türkiye'nin en büyük marinası Kalamış'ın kapasitesi 1000 tekne!
Turistik ilan edilen yerler, bu ülkede, Manhattan, Venedik, Paris, Hong-Kong, Singapur olmaya adaydır nedense. "Yahu, burası İstanbul olarak kalsa ne olur yani?" diyemezsiniz. Gelişmenin önünde duran bir vatan haini olarak suçlanırsınız.

Haydi, bari hatırınıza, birazını müze yapalım diyenler de oluyor. Bu müze konusu da beni ürkütüyor. Bir yerleri müze yapıyoruz, sonra "Aa! burası müze gibi oldu, yaşamıyor nasıl yaşatsak?" diyebiliyoruz. Haydarpaşa, zaten bizim yaşadığımız, deneyimlediğimiz bir yer. Dolayısıyla zaten "yaşayan bir müze" değil mi?

Haydarpaşa, kimi ulaşım düğümleri gibi (örneğin havaalanı gibi) bir NO-PLACE (yok-yer) değil, bir GENIUS-LOCI (duyum-yer) alanıdır. Bunu anlayabilmek için, "Memleketimden İnsan Manzaraları" (Nazım Hikmet'in 20.000 mısralık destanı) bile yeterli değil mi? Filmler, öyküler, romanlar, şiirler yeterli değil mi? Gar lokantası, Mavi Tren, Anadolu Ekspresi yeterli değil mi? Turuncu pilot (kılavuz) gemileri, kara trenler, vinçler, tuhaf silolar... yeterli değil mi?

Gerçek bir metropol- kent olup olmadığı hala tartışmalı olan bu yerde, kentliler kendi günlük adacıkları üzerinde yaşayıp, kendi günlük koridorları üzerinde hareket ediyorlar. Ayrıca bu arada, tüm kentin ve kentlinin denizle ilişkisi birçok nedenle sistematik biçimde kesiliyor. Köprüler, bizi vapurlarımızdan, minibüsler trenlerimizden uzaklaştırdı. Haydarpaşa TAM ORADA ama, biraz gözden uzak. Tıpkı Galataport gibi.
Denizden algılanıyor, ama kimi yaşamlara, kimi yaşam çizgilerine öylesine uzak ki.
Bir zaman sonra şöyle dersek bize kimse inanmayacak: "İstanbul bir Liman Kenti idi"

Elbette, yaşam kimi ek işlevler ile de sürdürülebilir ki bunlara da aniden karar vermek çok tehlikelidir. AKM'nin girişine bir kitapçı, çatısına bir restoran önerince iş çözülmedi biliyorsunuz. Zaten bir yere "Proje geliştiriyoruz, yeniliyoruz, dönüştürüyoruz, kullanıma açıyoruz," denince artık insan dehşete düşüyor...

Keşifler ve icatlar diyorum ben bunlara. Örneğin Haliç'i Karadeniz'e bağlayıp Beyoğlu- Şişli- Sarıyer ilçelerini Manhattan yapmak, örneğin Marmara üzerinden köprü-otoyol yapmak... ani, mesnetsiz medyatik öneriler, inanılmaz!

Mallar Kimin?
Kamusal Alan diyoruz ama sonrasını getiremiyoruz. Birileri şöyle yanıtlıyor: "iyi ya satıp parasını kamu yararına işlerde kullanacağız".
Ama, devam edelim düşünmeye:

"KAMUSAL ALAN GEÇİCİ OLARAK YÖNETİCİLERE EMANET EDİLMİŞ" hepimize ait bir alandır.

"BU EMANET, TÜM ZAMANLAR BOYUNCA YALNIZCA KAMUSAL İŞLEVLER İÇİN KULLANILMAK ÜZERE" dönüştürülebilir.

Ama bu alanların konumları, büyüklükleri ağız sulandırıcıdır.

[ATTACH=CONFIG]22026[/ATTACH]

Galataport kıyı boyu 700 metredir, Karaköy rıhtımı da katılınca 1300 metreye çıkıyor (50-60 adet Boğaz yalısı kıyısı kadar). Haydarpaşa- Harem kıyı boyu ise şimdilik 3600 metre. Bu kıyı, buraya önerilen "Venedik" tipi projedeki gibi kimi manipülasyonlar ile 10.000 metrelere kadar çıkabiliyor. Yani paha biçilmez.
Marmaray'ın yapılması ile "açığa çıkacak" olan demiryolu bantına da dikkat çekmek isterim. Bu bant, Anadolu yakasında 30.000, Avrupa yakasında 150.000 metrekaredir. Kimi istasyonlardan şahane AVM'ler üretilebileceği de unutulmamalıdır.

Sorular Soralım
Kentsel kararlar böyle verilmez, tüm uygar kentlerde buralar için uzun zahmetli, ateşli toplantılar, görüşmeler yapılır. Dünyada böyle yerlere onlarca mimari, kentsel yarışmalar, uzmanlar ve STK'lar ile yıllarca süren tartışmalar sonrasında bir uzlaşma ile yaklaşılıyor.

Bu ülkede kentsel toprak üzerinden sermaye birikimi yaratma dönemini bitirmek gerek. Artık otomotiv, tekstil sanayilerimiz, kocaman bankalarımız var, biz hala toprakla oynuyoruz. Ama 20-30 milyar dolarların el değiştirme çabalarının esas nedeni bundan öte olmalı.

Sonuç olarak: "Kamusal alan, yöneticilere emanet edilmiş hepimize ait bir alandır" önermemi yineliyorum.

Yazan: ybdGeçici çatının inşaatı ihalenin hemen ardından başladı. Haydarpaşa iskelesi kapatılıp vinçle malzemeler taşınıyordu. Ahşap işleri de bitmek üzereymiş. Umarım bir daha yağmır başlamadan çatı kaplaması da tamamlanır.

Yazan: phinHaydarpaşa Garı'nda 28 Kasım 2010 tarihinde meydana gelen çatı yangını konusunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda, yangının elektrik tesisatında meydana gelen kısa devreden kaynaklandığı belirtildi. Konuya ilişkin İBB İtfaiye Müdürlüğü raporunda, Haydarpaşa Garı'nın çatı yangınının nedeninin elektrik tesisatında meydana gelen kısa devre olduğu bildirildi. Öte yandan TCDD Genel Müdürlüğü tarafından yangın sonrasında başlanan enkaz kaldırma ve genel temizlik çalışmaları tamamlanarak ve kış şartları göz önünde bulundurularak binanın olası hava şartlarından zarar görmemesi için geçici çatının yapımı 8 Aralık 2010'da ihale edildi. Çatının inşaa çalışmalarına 13 Aralık 2010 Pazartesi günü başlanacak ve onarım 20 gün içerisinde tamamlanacak. Geçici çatı için 5 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'dan (KTVKK) ve İBB Koruma Uygulama Denetim Başkanlığı'ndan (KUDEB) izin alındı. Diğer taraftan, yanan çatıda hasar görerek kullanılamaz hale gelen malzemeler, tek tek fotoğraflanarak İTÜ görevlilerince arşiv oluşturulacak. Haydarpaşa Gar binasının yeniden onarımı için başta TCDD Genel Müdürlüğü olmak üzere KTVKK ile İTÜ Mimarlık Fakültesi ile işbirliği çerçevesinde rölöve, restitüsyon ve restorasyon proje raporları ile binanın yapısal ve dış kabuk kapsamındaki raporlar hazırlanacak. Binanın giriş holü ve dış çevresine yönelik ''çekim merkezi'' alternatif projeleri geliştirilecek, uygulamalara yönelik proje ihale dosyaları ve idari şartnameler hazırlanacak ve binanın dış cephe aydınlatması yeniden yapılacak. http://www.haberler.com/haydarpasa-yangini-2407405-haberi/ Habere göre koruma çatısı imalatının geçen hafta başlamış olması gerekiyordu. Bir gelişme olup olmadığından haberi olan var mı acaba? Bu mevsimdeki yoğun yağış binaya yangın kadar zarar veriyor. Acilen yapının üstünün koruma çatısı ile kapatılması gerekir.

Yazan: bloomHic merak edilmesin Haydarpasa Gari aslina uygun olarak yeniden yapilacakmis...:))) [image]

Yazan: phinhttp://cep.haberturk.com/gundem/haber/576095-haydarpasadaki-yangina-ulastirma-bakanindan-aciklama "Onarımın yangınla ilgisi olup olmadığı yine incelemeden sonra ortaya çıkacak. Bir onarım olduğu doğrudur, detaylar da bellidir. Çatının muhtelif yerlerinde sızıntılar olduğu için açık olan noktalara köpük sıkılmış, pencerelerden su sızıntısını önlemek için branda kaplaması yapılmış, izolasyon malzemesi çatıda kullanılmış Onarım tarifi cok niteliksiz. Bu durum alınan önlemlerin de niteliği hakkında bir fikir veriyor. Bakan, çalışmanın izinsiz yapılıp yapılmadığı sorusu üzerine ise, elindeki izin belgesini göstererek şunları kaydetti: "Bazı yerlerde dile getirdiler bu iddiaları. Bu izin yazısıdır. Birinci grup koruma altında olan binadır, dolayısıyla Belediye tarafından değil, Tarihi ve Kültür Varlıklarını Koruma Vakfı tarafından verilir izin. 5. kurula bağlıdır burası, yazılı izin 2010'un 2. ayında 5. kuruldan alınmıştır" Sayın Bakan kurul izninin devamında belediyeden ruhsat alınması gerektiğinden habersiz!

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.