Is GYO

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Vakko Moda ve Power Medya Merkezi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Akdeniz’in Küçük New York’u Benidorm

Tarih: 2 Eylül 2008 Kaynak: Benidorm-spotlight, Independent, Wikipedia Derleyen: Emine Merdim Yılmaz

Türkiye’de pek çok tatil beldesinin hikayesi benzer cümleler ile başlar: “Küçük bir sahil kasabasıydı, nüfusu şu kadardı, balıkçılık ile geçimini sağlardı...” Küçük bir sahil kasabasından popüler bir tatil beldesine dönüştükten sonraki manzara ise hiç kimse için iç açıcı değildir: Yerleşim yerini bir ur gibi saran, dokuya uymayan evler, oteller, plajlara adım atmaya imkan vermeyen kalabalık... Türkiye’deki Alanya, Kuşadası, Didim bu şekilde dönüşen tatil bölgelerinin ilklerinden. Yılboyu bol güneş imkanı sunan bu yerleşim yerleri artık Türkler’den çok Almanlar ya da İngilizler tarafından tercih ediliyor. Avrupa’nın gözde tatil ülkelerinden İspanya’daki Benidorm da benzer dönüşüm geçirmiş yerlerden biri.

Nereden Nereye?
1950’li yılların başında Benidorm 3.000 kişilik nüfusu ile ton balığı üretimi için bir merkez konumundaydı. Çiftliklerde zeytin ve limon üretilirdi.

1954 yılında -daha sonra Benidorm’un genç belediye başkanı olan- Pedro Zaragoza Orts, Plan General de Ordenación (inşaat planı)’ı hazırladı. Plan General de Ordenación’un kompleks inşaat planına göre her bina kendi aktivite alanına sahip olmalıydı. Bu şekilde İspanya’nın diğer yerlerinde görülen fazla sıkışık inşaatların önüne geçilmiş olacaktı. Günümüzde İspanya’da bu kurala sıkı sıkıya bağlı olan tek şehir Benidorm. Sierra Helada’nın en tepesine tırmanınca, Rincon de Loix’nin en ucundan şehre bakıldığı zaman ne kadar yeşil ve dağa ne kadar yakın olduğu şaşırtıcı olabilir.



Benidorm’daki inşa edilmiş alan 1955-64 yılları arasında 146 kat büyüdü, ondan sonraki 20 sene içinde ise %760 artarak kent yılda 4 milyon turist çeken bir yer halini aldı. Kıyıyı bir set gibi kaplayan yüksek bloklar bazı insanlar tarafından herkese eşit derecede deniz manzarası sağladığı için demokratik olarak görülürken, bazıları için ise bir kentsel planlama felaketi olarak tanımlanıyor.

Bu yüksek binalar ve metrekareye düşen 1.593,56 kişilik nüfusu yüzünden yerel halk Benidorm’a “Küçük New York” ya da “Beniyork” isimlerini takmış. Öyle ki geçmişin bu küçük balıkçı kasabası 186 m’lik yüksekliği ile sadece İspanya’nın değil Avrupa’nın da en yüksek oteline ve İspanya’nın en yüksek konut binasına ev sahipliği yapıyor. 60’larda başlayan kitle turizm hareketi ile şu an Benidorm’da 38.000 yatak kapasitesine sahip 145 otel ve apartman bulunuyor. Bu sayı ile Madrid’den daha fazla yatak kapasitesine sahip, Avrupa’da ise sadece Paris ve Londra Benidorm ile yarışabilir durumda.



70.000’e yakın nüfusu olan şehrin, tatile gelenler ile nüfusu 110.000’in altına hiçbir zaman düşmüyor ve 300.000’den fazla kişinin aynı anda konakladığı oluyor. Özellikle Flaman, İngiliz ve Hollandalılar arasında oldukça popüler bir tatil yeri. Öyle ki Belçika’nın 11. eyaleti olarak da anılıyor. Orta sınıfın tercih ettiği Benidorm bu imajını silebilmek için son yıllarda atağa geçti.

Rekorları Kırmaya Aday Yeni Binalar


In Tempo

Dünyanın en yüksek katlı binalarının yer aldığı bu tatil bölgesinde yapımına başlanan ve Roberto Perez-Guerras tarafından tasarlanan In Tempo binası 2010 yılında tamamlandığında 52 katlı 200 metre yüksekliğinde olacak. Projenin 45 milyon Dolar’a tamamlanması bekleniyor. İki kuleden oluşan binanın tepesi 11 Mart 2004 tarihindeki Madrid tren bombalamasını ifade eden 11 ve M harfi ile birleştirilecek.

Lüks apartmanın penceresi Benidorm’un yaklaşık 5 km’lik plajı boyunca uzanan 325 gökdelenin üzerinden kuşbakışı bir manzara sunuyor.

Mimarlar dikey yükselen inşaatların gelecek yıllarda bütün dünyada daha da hızlanacağına inanıyor. 43 katlı Lugano binasının mimarı Adolfo Rodriguez “İnsanlar Benidorm modelini kötülüyorlar fakat bunun, en etkili, sürdürülebilir ve çevreye en saygılı kentsel tasarım modeli olduğu görülüyor,” diyor. Rodrigues aynı zamanda 260 metre yüksekliğindeki otel-kumarhane kompleksi üzerine de çalışmalarını sürdürüyor.

Benidorm temiz denizi, güneşli havası, herkese eşit olarak sunduğu deniz manzarası ile Kuzey Avrupalı turistlerin, “en yüksek” rekorlarını kırmaya devam eden binaları ve gerçeküstü atmosferi ile mimarların ve şehir plancılarının ilgisini çekmeye devam edeceğe benziyor. Fotoğraflarda görünen manzara karşısında “sonumuz benzemesin” demekten de insan kendini alamıyor.

İmaj Galerisi
YorumlarYorum Sayısı: 28

Yazan: Gökçe ArasSömürgecilik Dönemi Mimarisinden Moderne Bir Afrika Kenti: Cape Town Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üç başkentinden biri olan Cape Town, yaklaşık 2.000.000'luk nüfusuyla Afrika'nın en büyük ikinci yerleşim bölgesi. Afrika kıtasının Avrupa’ya en uzak ucunda konumlanan Cape Town, 1488'de Portekizli kaşifBartelemeu Dias tarafından keşfedildikten sonra sırasıyla Boerler ve İngilizler’in eline geçti. [image]
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yazan: Burcu KarabasYazi dizimizde bu hafta, sömürgecilik ideallerinin modern mimarlıkla şekillendirdiği Kazablanka'yı ele alıyoruz. Kentteki ilk toplu konut örnekleri, konut tarihinde ele alınan ilk kentlerden olan Londra, Paris gibi metropollerden çok daha önce inşa edildi ve bu anlayışın Avrupa'ya taşınmasının kaynağı oldu.

[image]


Habere ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Derya KaradağTahran'ı konu aldığımız habere ulaşmak için tıklayınız.

Yazan: Burcu KarabasYazı dizimizde bu hafta Benidorm'u ele alıyoruz. 1950'li yıllarda 3.000 kişilik bir nüfusu barındıran Benidorm'un geçirdiği değişim oldukça ilginç. Zaman zaman 300.000'den fazla kişinin konakladığı "tatil kenti" Benidorm, New York'a benzetiliyor.

[image]


Emine Merdim Yılmaz'ın haberine ulaşmak için tıklayın.

Yazan: Pınar SeyrekDoğal güzellikleriyle tanınan, İzlanda'nın, başkenti Reykjavik başta olmak pek çok yerinde rastlanabilen özgün mimarisi ile ilgili haberimize ulaşmak için tıklayın: "Dumanlı Körfez" Reykjavik [image]

Yazan: enestamtürkDeğerli paylaşımlarınız için çok teşekkürler.

Yazan: Burcu KarabasGenellikle tükenen ekonomik kaynaklar veya savaş gibi insan kaynaklı yıkımlar nedeniyle terkedilmiş yerleşkeler “hayalet kent” benzetmesiyle tanımlanıyor. Her ne kadar nüfus yoğunluğu geçmiş yıllara göre önemli ölçüde azalan veya içinde artık insanların yaşamadığı bazı bölgelerde bulunan kentler de bu kavramla nitelenebilse de, tamamen terkedilmiş bazı dünya kentleri gerek sosyal ve tarihi, gerekse de mimari ve kültürel anlamda oldukça dikkat çekici özelliklere sahip. "Uzak Coğrafyalarda Mimarlık" yazı dizisinin dışında hazırladığımız habere ulaşmak için tıklayın: Hayalet Kent Hikayeleri

Yazan: Burcu KarabasFarklı coğrafyalarda mimarlığı ele aldığımız yazı dizisinde bu hafta, ilk ve aynı zamanda da en sıradışı toplu tatil tesisi girişimlerinden birini konu aldık. Projenin Adolf Hitler'in ideallerinden biri olması, onu daha da ilgi çekici kılıyor.

[image]


Habere ulaşmak için tıklayın:

Hitler’in Kitle Turizmi Tesisi Rüyası: Prora

Yazan: muzehhercok guzel bır calısma...
calısmalarınızın devamını dılıyorum...

Yazan: Burcu OztaskinUzak Coğrafyalarda Mimarlık serisinin bu haftaki konusu "Viktorya Dönemi'ne Ait Dünyanın En İyi Gotik Kenti: Mumbai"

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.