
Kanada, Calgary’de açılan ülkenin en büyük camisini kutluyor.
Artık Kanada’nın Calgary şehri, Başbakan Stephen Harper’ın “mimarlık hazinesi” olarak tanımladığı, Kuzey Amerika’nın en büyük camisine ev sahipliği yapıyor.
Baitun Nur Camisi’nin büyük, çelik bir kubbesi ve 30 metre yüksekliğinde çelik alemi olan bir minaresi var. Caminin dış duvarlarında ise Allah’ın Arapça 99 adı yazılı.
![]() Giriş kat planı |
![]() 1. kat planı |
Kanada’nın en büyük camisi 4.300 metrekare alan kaplıyor. Kadınlar ve erkekler için ayrı namaz bölümlerinin olduğu camide, ayrıca çok amaçlı salon, kütüphane, kitapçı, televizyon stüdyosu, derslikler, ofisler ve çocuk oyun alanı bulunuyor.
1.500 kişilik ana salonda 50.000 Dolar değerinde, 400 kg ağırlığında gösterişli bir avize yer alıyor.
15 milyon Dolar’lık inşaat maliyetinin büyük bir kısmı şehirdeki Müslüman Ahmediye Derneği’nin bağışlarıyla karşılandı.
İslam’ın mezheplerinden biri olan Ahmediye, 1889 yılında Hindistan’da ortaya çıktı. Calgary’de 2.000 – 3.000 kişi civarında Ahmediye cemaatine mensup Müslüman yaşıyor.

Calgary’deki cami, 1992 yılında tamamlanan Toronto camisinin de mimarı olan Naseer Ahmad tarafından tasarlanan 7. Ahmediye Camisi.
Ahmad’a yerel mimarlık ofislerinden Manu Chugh Architects ve Kanada’nın en büyük inşaat şirketlerinden biri olan EllisDon bu projede destek verdi.
5 Temmuz’da caminin açılışında konuşan Başbakan Harper, “Bu camide İslam’ın sevgisini ve yardımseverliğini görüyoruz. Ahmediler Kanada’yı, Kanada da sizleri kucaklıyor,” dedi.
Calgary Belediye Başkanı ise, “Caminiz Calgary silüeti içinde yeni bir gurur simgesi” diyerek düşüncelerini dile getirdi.
Yazan: Faruk Özgökçehttp://www.haberturk.com/polemik/haber/742912-iste-taksim-camii-galeri Bir Ahmet Vefik Alp klasiği...
Yazan: ont2,5 hafta önce, Ankara'da oturduğum evin yakınındaki camide yangın çıktı. Ki arkadaş topluluğu ziyareti için giderken yol üstünde haberim olmuştu (İlgili haber);
![[image]](http://farm8.staticflickr.com/7146/6458348337_59c3237656_z.jpg)
![[image]](http://farm8.staticflickr.com/7016/6458350457_2a019b0308_z.jpg)
Yangından sonra;
![[image]](http://farm8.staticflickr.com/7032/6551626289_cc7df9456f_z.jpg)
![[image]](http://farm8.staticflickr.com/7010/6551627313_a788085e40_z.jpg)
Yazan: ayasofyahttp://www.camigor.com Artık yeni bir sitemiz var. Katkılarınızı bekliyorum efendim.
Yazan: Faruk ÖzgökçeArapların genelde bizden geri olduklarını düşünmedim ama "kutsal sayılanlara değer kazandırmak" üzerine bize oranla daha modern işleri çıkartmalarının altında bizim oturttuğumuz cami temellerini düşünmemiz gerekir. Osmanlı döneminde kişiler kendi adlarına cami yaptırır , çevrede küçük küçük birçok cami olurdu. Ve bir de büyük bir Cuma camisi. Yeşil Cami , Emir Sultan , Yıldırım ve daha birçoğu halka dinlenecek boşlukar sunarlar. O devirde bakış modern. Yapılan iş modern. İnsanı huzura sevk edecek alanlar had safhada. şimdi büyük yapalım da cemaat karşılar zaten diyen cami derneği , altına da dükkan yapar kiraya veririz derken huzuru ön planda tutmak yerien kapitalzm bakış açısıyla camiye yaklaşınca istersek mükmmel modern bir iş yapalım. Acaba o mekandan yine Bursa'daki dört tarafı ,hatta üstünden dahi yol geçen Veled-i Saray camiinin avlusunda oturup aldığım zevkten daha fazlası alınabilir mi?
Yazan: aycaerincBiri Türkiye'de yapılamamış, diğeri Birleşik Arap Emirliklerinde yapılacak (genelde Arap dünyasının bizden daha geri ve muhafazakar olduğunu düşünürüz ama "kutsal sayılanlara" değer kazandırmak konusunda bizden ilericiler) bir diğeri de Bangladeş'te yapılmış modern camiler. http://mitademo.com/category/mimarlik/ibadet-yapilari/ Biz ne yapıyoruz, başkaları ne yapıyorlar diye de bakmak lazım diye düşünüyorum. Bir de Göztepe'deki cami olayının hatırlattığı bir konuyu da yazmak istiyorum. Etiler, Uçaksavar yakınındaki büyük bir yeşil arsada da "Göztepe parkında cami yapılacak haberi" benzeri bir haber çıkmıştı. Etiler'in bu alanında cami yapılmaması, gerekli olmadığı söyledi. (Kentsel donatı-ihtiyaç şeklinde bakıldığında doğru bir söylemdi) Arkasından bu alanda Polat'ın villaları olacağı anlaşıldı, herkes bir "oh" dedi. Aslında bu gibi durumlarda olay bu rant getiren yerlere başka şeyler yapmak, cami diyerek ortalık bulandırmak ve yeşil alanları ranta çevirmek. Gerek cami yaparken gerek ibadet yapılarını kentsel donatı olarak planlarken hatalar içindeyiz diye düşünüyorum. Örneğin bir cami altında dükkanlar olan kocaman bir kütle yerine hizmet edeceği nüfusa uygun büyüklükte, yeşil bir alanla, tuvaletler, dinlenme yerleri, bahçelerle çevrili bir sosyal donatı olmalıdır. Bursa'da Yeşil Cami'nin bahçesine bir gittiniz mi mesela?
Yazan: dijitalbaskiBir zamanlar gözetepe parkınada camii yapılması için çalışmalar olmuştu. Allahtan yapılmadı
Yazan: architurkArkiv'den: http://arkiv.arkitera.com/p10614-yayla-camisi.html Türkiye'de Çağdaş Cami mimarisi üzerine yaptığım tez çalışmaları sırasında, Ankara Diyanet işleri kütüphanesinde bulduğum 1973 Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı basımı "Albüm: Elli Yılda Dini Yapılar" kitabında, birbirine benzer onlarca cami arasından ufak farklılıkları ile sıyrılan bu camiye de rastlamıştım. Arkiv'den farklı olarak bu kitapta ismi "Karabilal camisi" olarak geçmekte ve Tuncay Öz isimli bir mühendise atfedilmekteydi. Yapım tarihi olarak da 1963-1965 verilmekteydi. İşin ilginç tarafı bu kitap içerisinde bu camiye çok benzeyen iki cami daha vardı; biri Bolu'daki "Camlı Cami" ki bu cami Y. Mim. Ruhi Kaygısız ve Orhan Bilen'e atfedilmekteydi ve yapım tarihi de 1971 olarak verilmişti (şeffaf minareli olan). Diğeri ise Burdur Ağlasun'daki, 1967 yılında Halis kalfa tarafından yapıldığı belirtilen "Merkez Kemalettin Camisi"ydi (minaresi tam olarak kadraja sığmamış olan). Bu çalışmadan 40 sene sonra bugün benzer bir çalışma yapılsa (Diyanet İşleri Başkanlığı"nın elinde bugün böyle bir veri tabanı var mıdır bilmiyorum ama fotoğraf çekme imkanlarının bu kadar geniş olduğu bu iletişim çağında bilgi toplanması çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum) kim bilir üzerinde tartışılabilecek ne kadar çok malzeme çıkacaktır bizlere. dipnot: ilgilenenlere 2000 yılında verdiğim tezimin ilgili kısmını ya da tümünü gönderebilirim.
Yazan: murathacialiogluBen açıkçası Minareyi şart koşmayın, gerekirse minare olmayabilir dedim.
Rahatlık yoktu. Ama rahatsızlık yaratmış belli ki.
"Muhafazarlık" konusuna gelince.
Muhafazarlık bir inanç değildir. Bir yaklaşım biçimidir. Korumacılık anlamına da gelir.
Minare şu an için bir temsil ya da süs fonksiyonundadır. Ezanı duyurmak için insan sesi değil elektronik güçlendiriciler kullanılıyor. O yüzden temsili bir ektir ibadet mekanına şu anda.
Çatısı olmayan yazlık bir cami olabilir dersem.
Denir ki ibadet yazın da yapılır kışın da. İbadet edenleri ve iç mekanı korumak gerekir.
Anlaşılır ve kabul edilebilirdir.
Ancak çatının kubbe olması şart değildir. Düz de olabilir. Kırma çatı da olabilir. Pekin Camisi örneğindeki gibi yerel etkilerde de olabilir. Bu tasarımcının inisiyatifindedir.
Hah ben de diyorum ki;
Minare olmayabilir. Tasarımcısı gerekirse koyar, istemezse koymaz. Bu onun yaptığını camilikten çıkarmaz dedim. Kimsenin muhafazkarlığı sorgulanmaz filan deniyor. Alakası yok.
Tekrarlıyoruz:
Cami tasarlanabilir. Tasarlanmalıdır.
Camide kubbe ve minare, binayı cami yapan tekil unsurlar sayılmayabilir.
Farklı düşüncede olanlar olabilir, amaç zaten farklı düşüncede olanların fikirlerini beyan etmesidir.
Tasarımda korumacılık (muhafazakarlık) yıkılması gereken bir olgudur. Hür ve gelişkin fikirleri baltalar. Ancak isteyen istediğini tasarlar. Ama kötü Osmanlı Camisi taklitleri bu forumda görselleri ile yer alacaktırlar. Tasarım unsuru olamayan binalar mimari açıdan çok değerli sayılmazlar. Bu forumda bunları göstermekten doğal bir şey de olamaz.
Birileri de der ki "Minaresi olmayan binaya cami demem ben" der.
Biz muhafazakarlık hür tasarımı baltalar deriz. O da size katılmıyorum der. Olur biter. Nedir bu hiddet?
Fikrilerinizi beyan ederken seviyenizi korumanızı rica edeceğiz. Eğer zor geliyorsa müdahil olmazsınız olur biter. Kimse kimseye katılmak zorunda değil. Eğer tartışmanın seviyesini düşürecekse tartışmaya dahil olmamayı seçebilir. Gönül ister ki herkes dahil olsun kimse kendini kısıtlanmış görmesin ama bir hiddetle veya "mat olmayacağım" takıntısı yüzünden tartışma baltalanmaktadır.
Dikkatinize sunarım.
Hocam bu yazınızı okuyunca bende 2 tane cami eklemek istedim. :)
Bu bizim köyün camisi. Yeni yapı değildir. Seferberlik öncesi başlanıp kurtuluş savaşı sonrası bitirilmiştir.
![[image]](http://img156.imageshack.us/img156/7451/turkellicami.jpg)
![[image]](http://img207.imageshack.us/img207/6645/turkellicami2.jpg)
Bu cami de Kadırga yaylasında bizim obadaki camidir. Yaklaşık 800 yaşındadır. Minareler hariç onlar en fazla 30 yıllık.
![[image]](http://img291.imageshack.us/img291/5963/kadrgacami.jpg)
![[image]](http://img199.imageshack.us/img199/3816/kadrgacami3.jpg)
Birde bu cami var. Beşikdüzü Fatih Camii. Son cemaate pvc kaplama yapmalarına rağmen o kadar GDO lu ayasofya arasında nefes alabiliyor.
![[image]](http://img137.imageshack.us/img137/3025/besikdzcamii.jpg)
Yazan: Omer YilmazArkiv'den: http://arkiv.arkitera.com/p10614-yayla-camisi.html
Yazan: Emine Merdim[ATTACH=CONFIG]21611[/ATTACH] Ataşehir'de Selimiye Cami'nin bir kopyası yapılması düşünülüyormuş. Konuyla ilgili Haber Türk'te çıkan haber http://www.arkitera.com/h57273-taklit-selimiye-tartismasi-.html
Bütün yorumları forumda okuyun!










