Arkitera Mimarlık Merkezi olarak, Metin Hepgüler'le bir söyleşi gerçekleştirmiş ve bu söyleşiyi geçtiğimiz günlerde yayına açmıştık. Söyleşide ismi geçen, Site Kollektif'in kurucu ortaklarından Dr. Yüksek Mühendis Mimar Doğan Tekeli, kendisiyle ilgili iddialara cevap veren bir yazı gönderdi. Yazı elimize ulaştıktan sonra bir yayın kurulu toplantısı düzenleyerek, tarafsızlığımızı koruyabilmek adına bu yazıyı ne şekilde yayınlamamız gerektiğini uzun süre tartıştık. Fakat hem tarafsızlığımızı korumak hem de söz konusu iddialara cevap hakkı doğduğu için yazıyı ana sayfada yayınlamayı uygun gördük. Doğan Tekeli'nin konuyla ilgili sözleri şu şekilde:"Sahibi bulunduğunuz Arkitera Mimarlık portalında eski ortağımız Metin Hepgüler’le yapılmış bir mülakat yayınlandı.
Yeni haberdar olduğum bu yayında, Metin Hepgüler, 5 yılını İsviçre’de Dr. Rohn bürosunda geçirdiği, ama hukuken yaklaşık 10 yıl süren kollektif şirket ortaklığımızla ilgili olaylar anlatmış, bilgiler vermiş. Bu olaylarla ilgili hemen hemen hiçbir şahit kalmadığı için, gerçeğin ne olduğunu anlatıp ispat etmek, bugün artık kolay değil. Bununla beraber, ortaklığımızla ilgili olayları kayıt altına alan bu tek yönlü anlatımı olduğu gibi kabul etmek de doğru olmayacaktı. Bu nedenle ortaklığımızın nasıl başlayıp bittiğini anlatmayı ve bunu kayda geçirmeyi gerekli gördüm.
Öncelikle, Zeynep Güney’in ön yazısında Site Mimarlık Bürosu'nun Metin Hepgüler tarafından kurulduğu iddiasını düzeltmek istiyorum.
Biz, 1952’de Metin Hepgüler’den bir yıl önce İTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirmiş ve askerlik görevimizi yaptıktan sonra, her ikimizin soyadlarının ilk hecelerinden oluşan SİTE, Doğan Tekeli - Sami Sisa Mimarlık Kollektif Şirketi'ni kurmuş, Tünel’de iki odalı bir küçük dairede çalışmaya başlamıştık. Bu süre içinde birkaç özel iş yanında Sakarya Hükümet Konağı yarışmasında ikinci ödülü, sonra da İzmir Konak Sitesi Kentsel Tasarım Yarışması'nda birinci ödülü, (rahmetli Tekin Aydın’ın katkısı ile) kazanmıştık. İzmir Belediyesi'nde de danışman olarak çalışıyorduk. Bu başarılardan sonra, bizden bir sınıf küçük olan ve fakülteden tanıdığımız Metin Hepgüler bizi ziyarete başladı, giderek ziyaretlerini sıklaştırdı. Kendisinin de başarılı bir öğrenci, başarılı bir mimar olduğunu söylüyor, birlikte bir proje yarışmasına girmemiz için ısrar ediyordu.
Bu arada, annesi ve ablası da bizi bir iki defa ziyaret etmiş, Metin’in bizi çok takdir ettiğini, onu yalnız bırakmamamızı istemişlerdi. Bu ısrarlardan neredeyse bunaldığımız sırada, Konya Belediye Binası Yarışması ilan edildi. Biz de küçük bir yarışma olduğu için, bu yarışmaya birlikte girmeye, nasıl olsa birincilik pek az bir ihtimal olduğu için, böylece bu ısrarlardan kurtulmaya karar verdik. Gerçekten bizim büroda yarışmayı yaptık ve birinci ödülü kazandık. Metin'le beraber, Konya’ya gidip gelmeye başladık. Konya Belediyesi ile maceramız bambaşka bir hikayedir ve ayrıca anlatılmaya değer. Ama bu birincilik ve başarı bizi ister istemez daha yaklaştırdı. Metin Hepgüler artık büroya kendi bürosu gibi gidip geliyordu. Bir gün bir küçük inşaatımızın kontrolüne Sami ile birlikte gidip büroya döndüğümüzde, bürodaki arka odaya, bilmiyorum neredeki bürosunun eşyalarını taşımış olarak bulduk. O zaman 200 Lira olan kiramızın 70 Lira'sını vererek arka odayı kiralamak istediğini söylüyordu. Teklifini kabul etmedik. Kira istemediğimizi, müsait bir fırsatta eşyalarını almasını söyledik. Ama, büroyu boşalttıramadık. Bu arada, kendisinin, annesinin, ablasının iyi niyetli, bizi övücü sözlerine, ısrarlarına daha fazla direnemedik. İyi halini de göz önünde tutarak, kendisini 3. ortak olarak almaya karar verdik. Böylece şirketin adı, Site, Doğan Tekeli - Sami Sisa - Metin Hepgüler Kollektif Şirketi oldu ve kendisi ile gerçekte 5 yıl sürecek, oldukça verimli olacak bir ortaklığa başlamış olduk. Görüldüğü gibi Site’yi Metin Hepgüler kurmamış, sonradan bize katılmıştır.
Konya Belediyesi Yarışması sırasında yaşadığımızı anlattığı olaylar ise tümüyle gerçek dışıdır. Başlangıçtan beri tek proje üzerinde müştereken çalışıldı. Jüri ile yazışma gibi olaylar hayal ürünüdür. Esasen jüriye yarışmacılar yazamazlar. Birlikte girdiğimiz yarışmalarda ayrı ayrı çalışarak, sonra farklı etütleri, bürodaki arkadaşlara göstererek seçtirdiğimiz, %90 Metin Hepgüler’in etütlerinin beğenildiği de gerçek dışıdır. Esasen, Metin Hepgüler’in İsviçre’de bulunduğu sırada büroca girdiğimiz ve 1. ödülü kazandığımız yarışmaların bir bölümünde, Metin Hepgüler’in katkısı da olamamıştır. Ama biz ortak olduğumuz için ismini ve imzasını koymuştuk.
Metin Hepgüler’in yurtdışında çalışmaları ile ilgili olarak anlattıkları da şaşırtıcıdır. Metin Hepgüler, kollektif şirketimize eşit hisseli 3. ortak olarak alındıktan yaklaşık 15 gün sonra beni, Pandeli’de bir yemeğe davet etmiş ve orada Sami’ye neden eşit hisse verdiğimizi, güçlü ortakların onunla benim olduğunu söylemişti. Çok etik dışı bulduğum bu teklifi, derhal reddettiğim gibi, yıllarca Sami’ye anlatamadım.
Ortaklığımızın galiba 5. yılında, Metin Hepgüler, İsviçre’de çalışmaktan bahsetmeye başladı. Plan şöyle idi: O, İsviçre’de bir büroda bir süre çalışacak, çevreyi tanıdıktan sonra da, birlikte İsviçre’de bir mimarlık bürosu kuracaktık. Metin Hepgüler, gerçekten 4 ya da 5 yıl İsviçre’de bulundu. Bu süre içinde Metin Hepgüler, kazancının 1/3’ünü muntazaman biriktirecek, biz de buradaki kazancımızın 1/3’ünü yani eşit hissesini ailesine verecek, ya da adına biriktirecektik. Biz dediklerimizi aynen yaptık. Metin Hepgüler ise yaklaşık 5 yıl sonra İsviçre’den döndüğünde, bize galiba 10’ar Cumhuriyet altını ve İsviçre’de iken üçümüzün adına biriktirdiğimiz paralarla, başladığımız yapının kapısında kullanılmak üzere şık bir tutamak getirdi. Hepgüler’in İsviçre’deki kazancından payımıza düşen bu olmuştur. Bir yılbaşında önümüze para keseleri koyduğu hayal ürünüdür. Adımıza biriktirdiği paraları, uzun ikametinden sonra İsviçre hükümeti kendisini askere almak istediği için bir şekilde kullanmak zorunda kalmış, o nedenle birikmiş para kalmamış ve yurda dönmüş.
Döndükten sonra doğal olarak devam eden ortaklığımız kendini öne çıkarmak isteyen davranışları yüzünden sıkıntılı bir hale geldi. İsviçre’de doktora yaptığını söylüyor, Dr. ünvanı kullanıyordu. Sanıyorum 1965-66 yılları idi. Para sıkıntımız da vardı. Ama kendisi bizden çok daha rahat yaşıyor, bir yandan da örneğin kendisine güzel bir araba satın alabilmek için yeni borçlara girmemizi öneriyordu. Bu sıkıntılardan sonra, Metin Hepgüler’le artık birlikte, verimli bir çalışma ortamı kalmamıştı. Kendisini ayrılmaya razı etmek kolay olmadı. Ayrılmak için şartlar koymuştu. Ayrıldıktan sonra her birimiz ayrı ayrı çalışacak, biz Sami ile ortak olamayacaktık. Elimizdeki işleri paylaşacaktık. Paylaşma da şöyle olacaktı. İşlerin kalan kısımlarını diğer ortaklara en çok kar payı ödeyecek olan arkadaşımıza bırakacak şekilde aramızda arttırma yapacaktık. Metin Hepgüler yapılan arttırmada yapıları ile ilgili olmadığı mesleki kontrollüklerden, Manifaturacılar Çarşısı ile Neyir Fabrikası'nı bana ve Sami’ye bırakarak diğer tüm işleri arttırdı, üzerine aldı. Kararları müştereken bir deftere yazdık ve imzaladık. Aldığı projeler için ilgili idarelere feragat yazılarını yazdık ve fiilen ayrılmış olduk.
Metin Hepgüler karar defterine göre bize ödemesi gereken bedelleri ödemediği gibi kendisine bıraktığımız karar defterini de bir daha göremedik. Ortam iyice bozulduğu için, Hidivyal Palas’taki büromuzu, o yıllarda çok değerli olan telefonumuzu kendisine bırakarak ve bunların karşılığında da hiçbir şey almayarak ayrıldık. Hemen hemen işsiz, parasız, telefonsuz yeni mezun birer mimar gibi kalakaldık. Bu durumda ayrı ayrı büro açmaya da olanağımız olmadığı için zorunlu olarak Sami ile eski ortaklığımıza sıfırdan ve yeniden başladık. Borç-harç Taksim’de yeni bir büro tuttuk. Artık koyduğu şartlara göre Site ismini de kullanamıyorduk.
Şansımız oldu. Yeni büroda ilk aşamada, KTÜ Makine Elektrik Fakülteleri Yarışması'nda ve KTÜ Akademik Merkez Yarışması'nda birincilik ödüllerini kazanarak yeniden alıştığımız büro düzenine geçebildik ve bilindiği gibi bugünlere geldik.
Ayrıldığımızdan beri yaklaşık 42 yıl oldu. Aramızdaki bu olayları şimdiye kadar hiç açıklamadım. Doğrusu açıklanmasını da istemezdim. Bizden önce ve bizden sonraki mesleki yaşamında bizimle ölçülemeyecek kadar büyük başarılar kazandığını anlatan eski ortağımız, Profesör Metin Hepgüler’in 42 yıl sonra, çok eski olayları hem de bizi çok küçülterek gündeme getirmesini anlayamıyorum. Ama öğrenciliğinde 47 villa, 2 apartman yapmış, sonra 8,5 milyon metrekarede 550 yapı gerçekleştirmiş (biz sonraki 42 yılda sadece 90 kadar yapı gerçekleştirebildik), uluslararası şöhretli, üç ülkede bürosu olan bu büyük Türk Mimarı'nın hakkımızda anlattıklarını olduğu gibi kabul etmek de mümkün olamadı.
Arkitera Platformu'nun ve bugünkü genç ortaklarımın teşviki ile ilk ve son defa olarak bildiklerimi yazmayı zorunlu gördüm. Ancak; bu konuda yeni bir polemiğe girmeyeceğimi, Metin Hepgüler’in çok sevdiği tartışma ortamında yer almayacağımı da bildirmek istiyorum."Konuyla İlgili Linkler
- Arkitera Söyleşi'de Metin HepgülerArkiv'de Doğan TekeliArkiv'de Metin HepgülerArkiv'de Doğan Tekeli - Sami Sisa Mimarlık Ortaklığı
Yazan: RedRapsody"mesleki rekabet" bu yönde gelişmeyi tetikleyen bir durum olabilir fakat gördüğüm kadarıyla türkiyenin en "deneyimli" ve "başarılı" mimarları arasında "mesleki rekabet", "kişisel rekabet"e indirgenmiş. beklenen, bu tarz bir eleştiri yerine mimari dilde, mimarlık terminolojileri çerçevesinde yönlenen bir eleştiri aslında. Bunu onlar da aşamadıysa biz boşuna kürek çekiyoruz sanırım mimarların değil mimarlığın tartışıldığı ortamları hayal ederek...
Yazan: ex Cathedra...Mimarlık eylemini ve bunun aktörü mimarları "karanlıklar prensi" gibi bir gölge içine yerleştirme beklentisine pek katılmadığımı belirtmek isterim... Merhaba, Ben mimarlık eylemi ile aktörünün farkını kastetmiştim. Mesleğimizin ürünü olan yapılı çevre ile ilgili onu üreten meslektaşlarımızın mesleki düşünceleri olmadan elbette ki karanlıkta kalır ve zorlanırız. Bu mesleğin aktörlerinin kendileri hakkındaki düşüncelerinin ne derece değerli olduğunu ise, onları örnek almayı tasarlayan gençlerin onlara verdiği değerden öğrenebiliriz. Saygılarımla.
Yazan: luminaMimarlık eylemini ve bunun aktörü mimarları "karanlıklar prensi" gibi bir gölge içine yerleştirme beklentisine pek katılmadığımı belirtmek isterim. Hele geleceğin ve genç nesillerin bu gölge vasıtasıyla aydınlatılacak öğrenciler olarak görülmesi konusundaki beklentiye keskin bir şüpheyle bakılması taraftarıyım. Bu argümanlar ise geçmiş kuşakların yaptıklarını, o öznelerin hayatlarını dikkate almamak anlamına gelmemekte. Tam tersi, onlar karşısında mutlak bir acz ve mürit davranışı içinde, anlamaktan ya da anlamaya çabalamaktan çok bellemek ve tekrar etmeye çalışmak kısırlığına, yaşantının dinamik akışkanlığı içinde statik ve yaşantıya temassız hantallıklara direnebilmek ve denemenin, başka türlü durumların olabilirliklerini araştırmaya sürüklenmek için gerekli gibi görünüyor; yani, güzergahsız dolayısıyla belirsiz yollar.
Yazan: ex CathedraEfendim, Saygıyla izlediğimiz ve, kendi kulvarımızda becerebildiğimiz kadarı ile, örnek almaya çalıştığımız büyüklerimizin küçüklerinden bu sözleri işitmeleri çok acıdır. Mimarlık Mesleği'nin ustalarının, tarihte olduğu gibi, karanlıkta kalmayı tercih etmeleri ve mesleklerinin ürünü olan eserleri aracılığı ile geleceği ve genç nesilleri aydınlatmaları beklenir. Saygılarımla.
Yazan: Aysegul Ugurlu OzberkAslı Özbay'ın sözlerine katılıyorum. Durumu çok güzel özetlemiş. Ayrıca Metin Bey'in Sami Sisa ile ilgili içinde biriktirip biriktirip Sami Bey'in ölümünden 8 yıl sonra açıklamalar yapmasını en kibar ifadeyle çok çirkin bulduğumu belirtmek isterim. Gençlere "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünü hatırlatan Metin Bey'in uzun uzun yazılar yazması ironik.
Yazan: voyageurvaktinde başarılı işler yapmış insanlar, ancak günümüz koşullarında artık düşüncelerinin ne kadar ileri gittiğini bilemiyorum. yeni projelere yeni tekniklere ne kadar hakim oldukları da ayrı birşey. burda eskide kalmış projeleri üzerinden yok bilmemkaç tane ödül kazandım, şu kadar puanla girdim diye tartışmalarla insanlar benim gibi oyalanıp bunları okuyup yazı yazıyor. Böyle eskide kalmış tartışmaları bırakıp yeni olanı, onların yaptıklarının üzerine koyacaklarımızı tasarlamamız lazım. Saçma konularla oyalanmaya gerek yok galiba.
Yazan: MrT Bunca yıl sonra, bu denli özel konulara cevap vermek zorunda kalmış olmalarının, kendilerine ne denli sıkıntı verdiğini tahmin etmek zor değil. Ama lütfen üzülmesinler... mimarlık dünyamızın son 50 yılını biraz dikkatle izleyenler, Doğan ve Sami beyleri severek saymayı sürdüreceklerdir. Gerisi boş laf! Bu sözlere aynen katıldığımı yazmak istedim.
Yazan: Aslı ÖzbayDoğan Tekeli ve Sami Sisa ikilisi, mimarlığımızın gurur kaynağı işlere imza atmış, çok değerli bir ekiptir. Sadece tasarımları ve uygulamalarıyla değil, zarif ve "hazımlı" tavırlarıyla, meslek ortamının sevgi ve saygısını kazanmayı başarmışlardır. "Türk Mimarlığını Dünyaya Tanıtmak" amacını, zaman zaman gazetelerde kendi üzerlerinden yayımlanmış "...enn başarılı Türk Mimarı..." türü, kerameti kendinden menkul ilanlarla gerçekleştirmeye yeltendiklerine hiç şahit olmadık. Aksine, bir yandan mimarlıklarını yaparken, diğer yandan mesleğin her alanına, olanca incelikleri ve tevazularıyla her dönem katkıda bulunduklarına, bizzat benim gibi pek çok meslekdaşım da yıllardır şahit olmuşlardır. Bunca yıl sonra, bu denli özel konulara cevap vermek zorunda kalmış olmalarının, kendilerine ne denli sıkıntı verdiğini tahmin etmek zor değil. Ama lütfen üzülmesinler... mimarlık dünyamızın son 50 yılını biraz dikkatle izleyenler, Doğan ve Sami beyleri severek saymayı sürdüreceklerdir. Gerisi boş laf!
Yazan: arcemartürkiye'nin önde gelen değerli 2 mimarının bu tarz tartışmaları maalesef çok üzücü ve sanırım biz genç mimarlara da kötü bir örnek teşkil etmekte. bu sığ tartışmalar bizi dünya mimarisinde nerde olduğumuz çok iyi göstermektedir...
Yazan: toprakliÇook üzücü hem de çook... Bence mimarlık çok tehlikeli bir meslek...bunca basarinin ardindan hala daha kendini ispatlama çabası...hala daha tatminsizlik hissi olmalı ki boyle mevzularla kalp kırılsın...kisisel basariyi degil takim basarisini one cikaran mesleklere imrenerek bakiyorum...bunca zaman icerisinde bir yapsat muteahhiti bu yasta cok saygı duydugumuz mimar buyuklerimizden maddi ve manevi tatmin acisindan cok onde olabiliyor...bkz.Agaoglu O yuzden zevk aldigimiz surece mimarlik yapalim yoksa mimarlarin yapabilecegi cok cesitli ilintili isler var...en azindan maddi tatmini saglayabilecek... Son olarak ihale sistemleri acisindan, mimarin kendi ozguveni acisindan, bir yol olarak yarisma projeleri çok önemli ama bakin seneler sonra yolun sonu nereye cikiyor...Cengiz Bektasin bir konusmasinda bahsettigi gibi...'taninip eline yeterince is gelen mimarlarin, surekli yarismalara girmesi tatminsizlik (ya da megolamani) belirtisidir' demisti... En iyi okullarda oku...kimsenin okumadigi kadar zor oku...kimsenin calismadigi kadar agir calis...ama hayat boyu tatminsiz ol...bir insana bundan guzel ceza olmaz bence bu dunyada...o da mimarlıkta var...Bazen dusunuyorumda keske hic bilmeden yanindan geceymisim bu bolumun de kesinlikle mimar olmayip, baska bir is uzerinde ayni cabayi harcayip, yeterince basarili olup, hep o imrenerek baktigimiz mimarlara is vermek uzere cagirsaymisim...Neyseki benim yapamadigimi bir hanutçu yapti...(bkz.fettah bey..sembol insaat...norman foster-tabanlioglu-astana, piramit bina)...Eline saglik diyorum Fettah Bey'e... Bu da bize buyuk ibret olsun diyorum...birakin bu yarismaymis kalp kirmaymis...deger mi yani bunca hırs yapmaya? Uzerinden seneler gecse mimar mimar olarak kaliyor ama baska bircok is surekli buyuyor...biz bu kisir catismalarla ilkokul cocuklari gibi ugrasirken dunya baska seylerle ugrasiyor... Yarisma projelerinin daimi savunucusu olan arkadaslarin da bu tartismaya dikkat etmelerini istiyorum. Meslegini iyi yapmaya calismak ile yarismak ne kadar ortusuyor...ne kadar ortusmuyor iyi kıyaslanmalı...iyi anlasilmali... Son olarak bu kadar luzumsuz evraki atmayip biriktiren sevgili buyuklerimizi kutluyor hayatlarinin kalaninda da benzer ugraslar icerisinde olmalarini umuyorum...sizin gibilere cok ihtiyac var zira... Selamlar, .toprakli.
Bütün yorumları forumda okuyun!








