Astay Yatirim

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
8 House

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Şanslısınız, rüzgârınız var

Tarih: 23 Haziran 2008 Kaynak: Taraf Yazan: Berfin Varışlı
Washington Post onu “Dünyanın en etkili düşünce insanları” arasında gösteriyor. Telegraph’a göre ise, o “çevreci hareketinin gurusu.” Lester Brown, kariyerine New Jersey’in güneyinde bir çiftlikte domates yetiştirerek başladı. Ziraat okudu, Hindistan’a giderek gıda ve nüfüs üzerine araştırmalar yaptı. 1974 yılında küresel çevre sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen Worldwatch Institute’ü kurdu ve uzun yıllar bu kurumun Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüttü. 2001 yılında ise kar amacı gütmeyen ve disiplinlerarası bir araştırma örgütü olan Yeryüzü Politikası Enstitüsü’nü (Earth Policy Institute) hayata geçirdi ve halen bu örgütün başkanlığını yürütüyor. 40 dile çevrilmiş yaklaşık 50 kitap yazmış, sayısız ödül kazanmış 74 yaşındaki delikanlıyla, TEMA Vakfı’nın davetlisi olarak geldiği İstanbul’da Türkiye ve dünyanın geleceği üzerine konuştuk. Brown Taraf’ın sorularını yanıtladı.

ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere, dünya biyoyakıt üretmek hammadde olarak tahılları kullanmaya başladı. Ayrıca biyoyakıt için verilen desteklerin az gelişmiş ülkelerde açlığa yol açtığı öne sürüldü. Sizce de öyle mi?
Geçen birkaç yılda gördüğümüz şu ki; dünya tahıl talebi ikiye katlanmış durumda. Bunun nedeni de ABD’de büyük miktarda tahılın otomobillerde yakıt olarak kullanılmak üzere üretilmesi. Bu olay potansiyel olarak çok tehlikeli bir durum, tahılın fiyatı yakıtın fiyatına bağımlı hale geliyor. Yani, yakıt fiyatları arttıkça tahıl fiyatları da bunu izliyor. Tahılın fiyatı da düşük olduğu için, tahıl enerji sektöründe kullanılıyor. Bu nedenle biyoyakıt üretimi sürdükçe tahıl ve yakıt fiyatları birbirine bağlı bir şekilde artış gösterecek ve buradaki risk de gelişmekte olan ile tahıl ithal eden ülkelerde siyasi istikrarsızlığa sürükleyecek olması. Bu ülkeler umutsuz hale gelecek ve umutsuz insanlar her kötülüğü yapabilir.

Bunu biraz açar mısınız?
Siyasi istikrarsızlık sonucu, güvenlik sorunları baş gösterebilir ve bu durum ülkeleri dönüşü olmayan yollara itebilir.

Bugün Türkiye’de bulunma sebebiniz, enerji tasarruffuna tüm dünyanın dikkatini çekmek. Devlet ve hükümet yetkilileriyle de görüştünüz. Türkiye’nin çevre kirliliği ve özellikle yenilenebilir enerji konusunda alıdığı önlemler sizi tatmin etti mi?
Bütün dünyayı gezen biriyim ve gittiğim ülkelerde görüştüğüm politikacıların çok azı çevreyle ilgili acil önlemler almış durumda. Bugünkü sorunu çözmek için yapılacak çok şey var. Bunların en önemlisi de yenilenebilir enerji kaynakları. Türkiye ve ABD bu konuda çok şanslı, çünkü bunlar rüzgârın bol olduğu ülkeler. Rüzgâr gücünü kolaylıkla enerjiye çevirebiliriz. Rüzgâr enerjisinin heyecanlı tarafı da kimse rüzgâra ambargo koyamaz ve kimse fiyatlarıyla oynayamaz. Bu yüzden daha güvenli bir enerji kaynağı istiyorsak, rüzgârı kullanmalıyız.

Diğer yenilenebilir kaynaklar?
Türkiye Akdeniz ülkesi. İklimi gereği çok güneş alan bir ülke. Jeotermal enerjide de şanslısınız. Bu potansiyelinizi kullanmalısınız.

Ziyaretinizde TBMM’de de görüşmeler yaptınız. Türkiye bu zenginliklerini kullanmak için çalışmalar yapıyor mu?
Türk hükümetleri, yenilenebilir enerji kaynakları kullanma konusunda bugüne kadar çok yavaş davrandı. Tam olarak nedenini bilmiyorum ama Türkiye AB’ye katılmak isteyen bir ülke. AB de bu konuda çok hızlı. Mesela Danimarka, elektiriğinin yüzde 20’sini rüzgârdan, Almanya yüzde 30’unu rüzgârdan üretiyor. Türkiye ise yenilenebilir enerjide hidro elektrik hariç fazla bir şey yapmış değil.

Kyoto Protokolü hakkında düşünceleriniz neler? Türkiye protokolü imzalayacağını açıkladı ve sanayicilerimiz de destek verdi. Sizce küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği soruna bu protokol çözüm getirebilir mi?
Türkiye Kyoto Protokolü’nü imzalamakta geç kaldı. ABD daha da geç kalmış durumda ama dürüstçe konuşmak gerekirse, Kyoto Protokolü çok fazla bir şey değiştirmeyecek. Çevre hakkındaki sorunlar o kadar çabuk büyüyor ki; bu uluslararası anlaşmalar sonucu alınacak önlemler, büyümenin çok gerisinde kalıyor.

Kitabınızda “Karbon salımını 2020’ye kadar yüzde 80 azaltmalıyız” diyorsunuz. Bunun için de bir öneriniz yeme alışkanlığının değişmesi. Yeme alışkanlığımızı değiştirerek karbon salımını nasıl azaltabiliriz?
Amerikan tipi ve kırmızı et ağırlıklı bir beslenme türü ve bu gıdaları elde etmek için gerekli olan enerji, tek bir kişinin ulaşımda kullandığı enerjiyle eşdeğer. Dolayısıyla sebze ağırlıklı beslenme biçimine geçebilirsek, bu gıdalara ulaşmak için kullan-dığımız enerjiyi de azaltırız. Aynı şey tahılda da geçerli. Daha az tahıl tüketilirse, bu durum toprak ve su kaynaklarını rahatlatır. Karbon salımını azaltmak istiyorsak, bunun bir yolu da gıda alışkanlıklarımızı değiştirerek enerji tasarrufu yapmak. Gelecek kasımda ülkenizde seçimler var.

Hangi adayın kazanması durumunda çevre ve enerjiyle ilgili ABD’nin politikaları konusunda ilerleme sağlanabilir?
İki aday da George W. Bush yönetimine göre iklim değişikliğine daha ilgili görünüyor. Yine de Demokratik Parti adayı Barack Obama, özellikle karbon salımının azaltılmasında Cumhuriyetçi aday John McCain’e göre daha azimli ve kararlı çizgide. Obama’nın “Küresel İklim Hareketi” adında planı var ve bunu kasımdaki seçim öncesi başlatmayı planlıyor. Bu da onun konunun ciddiyet ve aciliyetini farkettiğinin kanıtı.

Sizce Obama’nın ABD Başkanı seçilmesi, çevre konuları açısından dünyanın yararına olacak bir durum mu olur?
Bu konuda hiç şüphem yok. Obama iklim değişikliği ve çevresel konularda daha güçlü diye demiyorum bunu; genel olarak onun dünyaya bakışı açısından da bunu söyleyebiliyorum ve inanıyorum ki seçildiğinde, ABD’nın enerji, çevre, iklim konusundaki dünya liderliği statüsünü geri kazandıracaktır. ABD bu konularda liderlik etmeye yeniden başlarsa, tüm dünya da onu takip edecektir.

Çevre sorunlarına karşı bireysel önerileriniz nedir?
Gazetelerin geri dönüşümü gibi bireysel önlemlerden bahsetmeyeceğim artık. Acil ve etkili bir çözüm bulmamız gerekli. Bu da küresel enerji ekonomisini baştan şekillendirerek sistemi değiştirmekle olacak. Bunun için de çok hızlı olmamız lazım. Yani, birey olarak yapmamız gereken en önemli şey; bu hareketlere katılmak. Medyanın bu konuda daha duyarlı olması ve toplum bilincini artırması gerekiyor. İnsanların çoğu henüz tehlikenin farkında değil.
YorumlarYorum Sayısı: 33

Yazan: EmreEBu vb. görseller tabii ki yok ortalıkta... Bunu ben yaptım. Bina taşyapının sitesindeki görsel. Biraz daha yüksek ya da alçak olabilir...Önündeki Beyazıt-Eston binasıyla kat sayıları üzerinden oranlayınca yükseklik kabaca bu civarda olmalı...Haritadan da görülebileceği gibi fotoğraf Bostancı açıklarından çekildiği için sahil ve proje tam karşılanmadı. Resimde sağa doğru binaların daha büyük gözükmesinin nedeni bu perspektif kaçışı... İstanbul'un yeni gökdelen bölgesi Selamiçeşme oluyor herhalde...

Yazan: EmreEKadıköy Belediyesi'nden gelen (ikinci başvurum üzerine) yeni cevap; bilginize:

"Söz konusu meteoroloji alanı olarak bilinen yere ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 09.03.2005 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli plan ile maliye hazinesine ait yerde Maliye Bakanlığı ile taş yapı şirketi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Kadıköy Belediyemizce anılan planın iptali için dava açılmış, ve inşaatın yapımı verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu uzunca bir süre durdurulmuştur.Ancak İstanbul 4. idare mahkemesi 19.09.2008 tarih ve 2006/2769 esas ve 2008/1810 sayılı karar ile davamızı reddettiğinden mahkeme kararı gereği inşaatın devamına izin verilmiştir.Bu karar Belediyemizce Danıştay nezninde temyiz edilmiştir.İnşaatın devamında yasal bir engel yoktur.Maliye hazinesi bu inşaatın en büyük hissedarı ve ortağıdır.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz.

Saygılarımızla"

Yazan: AZMİ AÇIKDİLTevfik Fikret'in HAN-I YAĞMA şiirinden konuya uygun olan dörtlükler

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Yazan: Omer YilmazArkitera sadece Kadıköylü değil aynı zamanda proje arsasının bulunduğu yere 500m mesafede. Ayrıca evim de buraya 300m mesafede. Özgürlük Parkı'nı spor yapmak için ve çocuk gezdirmek için oldukça yoğun kullanıyorum. Bu arsa Özgürlük Parkı ile birleştirilmeli ve parkın bir uzantısı olmalıydı. Bu kadar basit. Herhangi bir şekilde burada meteorolojiye ait tesisler bulunması ya da gelir elde edilecek diye satılması düpedüz akılsızlık. Akılsız işleri de çokça yaptığımız için normal olan şu an karşımızda duruyor... Kamu bu arsayı neden satıyor? Yapmak istedikleri bazı projelere gelir sağlamak amacıyla: yol yapılacak, hastane yapılacak, belediyelere kaynak aktarılacak ve elbette toplumun kullanımı için parklar yapılacak. Özgürlük Parkı örneği hiç mi ders olmaz bu politikacılara? Topluma niteliği iyi bir yeşil alan sunulduğunda nasıl da hakkını vererek kullandığını görmemek için kör olmak lazım. Her gün binlerce hafta sonu belki onbinlerce insanı ağırlıyor Özgürlük Parkı. Ve ne yazık ki Özgürlük Parkı gibi parkların sayısı çok değil İstanbul'da. Bunu büyütme, geliştirme fırsatı varken, sat gitsin... Sahrayı Cedid Mahallesi'nde Meteoroloji arazisinin yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir boş arazi var. Sanırım orası kamu mülkiyetinde değil. Kamu adam olsun da bu tip arazileri satmayı bırakıp bahsettiğim araziyi kamulaştırıp o bölgenin yeşil alan ihtiyacını karşılasın.

Yazan: Omer YilmazHürriyet, 27 Temmuz 2010 2 milyar dolarlık 5 projede bürokrasiyi 3 yılda aşabildi İstanbul başta olmak üzere 25 yıldır altyapı, Mashattan, Almond Hill, Novus Residence gibi lüks konut projeleriyle dikkat çeken Taşyapı’nın patronu Emrullah Turanlı, “3 yıldır 5 projede çeşitli engellerle karşılaştık. Belediyeler iş yapanlara engel olmasın” dedi. TAŞYAPI, İstanbul’da toplam portföy değeri 2 milyar doları bulacak yeni projeleri peşpeşe açıklıyor. Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, “Özellikle 3 konut projemiz ses getirecek. Hepsi iyi lokasyonda” dedi. Toplam 5 projede karşılaştıkları engelleri anlatan Emrullah Turanlı, Göztepe’deki Four Wings projesi için, “Ruhsatı 2007’de aldık, hafriyata başladık. Kadıköy belediyesi geçici olarak durdurmuştu. Belediye ile sorunu yaşayan ben değilim, arazi sahibi Milli Emlak... Fakat fatura bana çıktı. Yüklenici biziz, mağdur biziz” diye konuştu. 44’er katlı 4 blok Emrullah Turanlı, şöyle devam etti: “Arazi için yüzde 60 kat karşılığı anlaştık, 3 yıldır engeller var. Belediye ile engelleri yeni çözdük, temeli attık. Meteoroloji’ye ait bir araziydi. Projenin değeri 700 milyon doları bulacak. 44 dönümlük arazi, Bağdat Caddesi’ne bir parsel mesafede. 44’er katlı 4 blok yapıyoruz. 200 milyon dolarlık inşaat yapacağız. 110 bin metrekare satılabilir alanın bize ait yüzde 40’ının metrekaresi 6 bin 500 dolardan başlayacak, 9 bin dolara çıkacak. Arazi, 200 dönümlük Göztepe parkının yanında. Müthiş deniz manzaralı. Taşyapı olarak 250-300 milyon dolar hasılat bekliyoruz. Arsa karşılığında, Meteoroloji için 20 milyon liralık bina yapıp teslim ettik.” Seyrantepe’ye 70 kat Seyrantepe’da, 150 gecekondu ve iş yeri sahibiyle 4-5 yıl önce yüzde 43 kat karşılığı anlaşan ve 28 dönümlük araziye 65-70 katlı gökdelen dikmek isteyen Emrullah Turanlı, burada da sonuca yaklaştı. Turanlı, ‘Çintemani’ adı verilecak proje için, “Hakan Kıran ve Serdar İnan ile şartlı olarak yaptığım anlaşma ruhsat alınınca devreye girecek. Fakat 150 kişiyi biraraya getirip, gecekonduları yıkmak kolay değil. 2 ay içinde problem çözülür, 2011’de Nisan-Mayıs gibi satışa çıkarız. 140 bin metrekare inşaat yapacağız. Projede otel, ofis, rezidans olacak. Metrekare fiyatları 6 bin dolardan başlar. 200 milyon dolarlık inşaat, 800 milyon dolar değerinde proje ortaya çıkacak” dedi. Fazla ‘yeşil’e engel çıktı Selçuklu İnşaat ile yüzde 50-50 ortak olarak aldıkları 30 dönümlük Altunizade arazisinde de, 400 milyon dolar değerinde proje ortaya çıkacağını bildiren Emrullah Turanlı, “Arsayı 5 yıl önce aldık. Yine belediye kaynaklı sorun çıktı. Birçok problem çözüldü. İnşaata bu yıl başlarız. Metrekaresi 7-8 bin dolardan satışa başlayacağız” dedi. Turanlı, yaşanan sorunu şöyle özetledi: “50 bin metrekare konut alanı, bir o kadar otopark-sosyal tesis yapacağız. Bina oturum alanı yüzde 35 idi, yüzde 18’e düşürüp yeşil alanı artırmak ve 5 kat yerine, 6-8 kat yapmak istedik. Her daireye 1 yerine 3 araçlık otopark olsun istedik, yıllar sonra çözüme yaklaştık.” 50’den 20 kata indirdiler İstanbul Gayrettepe’ye 20 milyon dolara otopark, Haydarpaşa sahiline 140 milyon dolara otel yapmak isteyen, iki projede engellere takılan Emrullah Turanlı, “Otopark için 3 yıldır uğraşıyoruz, inşaata yeni başladık. 600 odalı, 50 katlı oteli ise önce 30, sonra 20 kata indirdiler. İnşaat metrekaresi aynı, oturum alanı büyüyecek” diye konuştu. Dedikoduya kızdım 400 milyon doları erken ödedim TAŞYAPI’nın bazı projelerde, çıkan engeller üzerine şirket hakkında dedikoduların ortaya atıldığını söyleyen Emrullah Turanlı, “Yalanlara kızdım. 2011’de veya 2012 yılında ödemem gereken kredi borçlarını erken kapattım. 2 yılda 400 milyon dolar kredi geri ödemesi yaptım” dedi. Turanlı, şöyle devam etti: “Paramızla arsa alıp, anlaşma yapıp proje üretiyoruz. Ufak tefek hatalar herkeste vardır. Bizde de vardır belki. Elimde 20 yıllık arazi stoku var. Proje yapıyoruz. Belediyelere götürüyoruz. Haklı oldukları kısımlar var ama belediyelerden ricamız bize zulüm etmesinler.” Yurtdışında 1.2 milyar dolarlık ihale aldı SON 3 yıl Türkiye’deki projelerde çıkan engeller, proje değişikliği talepleri ve lüks konut satışlarının yavaşlaması yüzünden yurt dışındaki iş imkanlarını kovaladığını ve 6 ülkede iş aldığını söyleyen Emrullah Turanlı, “Bugüne kadar yurt dışında aldığım işlerin büyüklüğü 1.2 milyar dolar. Bu sene sonuna kadar da, yurt dışındaki iş hacmim 2 milyar dolara çıkacak. En çok Libya ve Türkmenistan’da çalışıyoruz. Körfez ülkelerinde, elimizdeki işler bitti, yeni anlaşmalar yapmak üzereyiz” dedi. İnşaatçılar, merkezi semtlerde 3-4 yıl bürokrasiyle uğraşıyor TAŞYAPI’nın 5 projeye yıllarca kazma vuramadığını hatırlatan Emrullah Turanlı, “Merkezi bölgelerde inşaatçılar bürokrasiyle 3-4 yıldan aşağı uğraşmıyor. Bütün inşaatçılar sıkıntılı. Kimimiz az, kimimiz biraz daha fazla uğraşıyoruz. Bürokrasi çok” diye sitem etti. İnşaatçıların kendilerini anlatmakta ve ifade etmekte zorluk çektiğini söyleyen Emrullah Turanlı, “Belediyeler iş yapmak isteyene engel çıkarmasın. Biz sadece konut üretmiyoruz. Arazileri, hangi ihtiyaca cevap verecekse ona göre projelendiriyoruz. İnşaat firması gibi görülüyoruz ama biz ‘developer’, yani geliştiriciyiz. İşler gecikince ekonominin lokomotifi inşaat duruyor” dedi.

Yazan: EmreEKulelerin birbirine mesafesi dışında olağandışı durum gözükmüyor ama planlarını görmeden konuşmanın alemi yok renderdan proje değerlendirilmez sonuçta müteahhitler onaylı projeden çok daha farklı şeyler sunabiliyorlar bazen. Bana da her şey olağan dışıymış gibi gözüküyor...Bu noktada TAKS/KAKS, imar ve inşaat yönetmelikleri düzeyine inmeye bile gerek yok...Kent hacminde bu kadar büyük yer kaplayan, içinde bulunduğu çevredeki yapıların hepsinden kat kat büyük, kışın gölgesi Özgürlük Parkı'nın kuzey ucuna kadar düşecek, koca bir metropolün güney görünüşüne "damgasını vuracak" bir proje yapmak istiyorsanız yani milyonlarca kişinin hayatına farklı duyusal ve yaşamsal kanallardan etki edecek ve onlarca yıl da o şekilde kalacak bir şey yapmak istiyorsanız (hem de yaptığınız yer İstanbul gibi bir şehirse) bunu uzlaşarak yapmalısınız (anayasa gibi). Taşyapı bu proje için ulusal ya da uluslararası bir yarışma açsaydı, süreci tüm ilgili partilerle işbirliği içinde yürütseydi, projenin kente kazandıracaklarını arttırmak için stratejiler geliştirseydi, kendi enerjisini üreten, pisliğini arıtan vb. çevresel ve ekolojik şartlara uygun bir tasarımla karşımıza çıksaydı...Ancak o zaman...Böyle bir projenin olurunu ancak o zaman tartışabilirdik. Şu anda kulelerin kendi aralarındaki mesafe yerine projenin aklın güncel gerçekliğiyle arasındaki mesafeye baksak sanıyorum daha doğru olur.

Yazan: ZulkarneynBu projeyle ilgili Kadıköy Belediyesi mavi masasına yazdığım ve projenin güncel hukuki durumunu, belediye olarak projenin engellenmesi için bir şeylerin yapılıp yapılmadığını sorduğum başvuruma aşağıdaki acayip cevap geldi...

"Söz konusu Göztepe Mah. 151 pafta, 421 ada, 285 parsel, sayılı yer, 11.05.2006 t.t.li 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı ve 23.05.2008 t.t.li 1/5000 ölçekli Nazim İmar Planı Tadilatı ile max TAKS=0.30, maX KAKS=2,07 h=serbest "Konut Alanı"nda kalmakta iken önce İst.8.İdare Mahkemesince 23.05.2008 onaylı 1/5000 ölçeklidir.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz."

"h=serbest" kısmı bana biraz ilginç geldi...Büyük arazi alabilene sky is the limit mi demek istenmiş? Mesela meteorolojinin parseli yerine Özgürlük Parkı özelleştirilmiş olsaydı demek ki Kadıköy, Burj Halife'den daha yüksek bir Taşyapı şaheserini görebilecekti. Yazık oldu, kaçırdık bu fırsatı...

Her neyse, benim merak ettiğim, bu projeyle ilgili Arkitera'dan ya da kullanıcılarından güncel durumla ilgili bilgisi olan olup olmadığı. Hukuki süreç ne durumda, Mimarlar Odası ya da Şehir Plancıları Odası'nın bir çalışması var mı, Arkitera bir mimarlık merkezi olarak (hem de Kadıköylü :)) bu konuda bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?...

Bu rezilliği izleyecek miyiz?...

Proje sona erer ya da ermez ama süreçte ne kadar çok reaksiyon gösterilirse ve gidişat uygulayıcılar için ne kadar zorlaştırılırsa sıradaki ucube öneriler en azından taşyapı için daha zorlaşabilir...


Kadıköydeki birçok arsada durum böyle h serbesttir.Arsası büyükse binada emsal çok çıkıyor ve yükselebiliyor.İstisnasız bütün parseller için geçerli bir durum bu.Arsanın şeklide müsaitse baya yükselebilir isteyen herkes ama bu 14 katı geçemiyor çünkü yükseldikçe çekme mesafesi artıyor binayı kurmanız gerken alan daralıyor.
Bu arsa Kadıköy belediyesine kalsaydıda çok benzer olabilirdi ama görülüyorki büyükşehire geçmiş büyük arsaların parsasına büyükşehir bakıyor..
Onlar görülüyorki parsel bazlı plan tadilatı yapmışlar ve kendilerince onay vermişler.Kulelerin birbirine mesafesi dışında olağandışı durum gözükmüyor ama planlarını görmeden konuşmanın alemi yok renderdan proje değerlendirilmez sonuçta müteahhitler onaylı projeden çok daha farklı şeyler sunabiliyorlar bazen.

Yazan: EmreEBu projeyle ilgili Kadıköy Belediyesi mavi masasına yazdığım ve projenin güncel hukuki durumunu, belediye olarak projenin engellenmesi için bir şeylerin yapılıp yapılmadığını sorduğum başvuruma aşağıdaki acayip cevap geldi... "Söz konusu Göztepe Mah. 151 pafta, 421 ada, 285 parsel, sayılı yer, 11.05.2006 t.t.li 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı ve 23.05.2008 t.t.li 1/5000 ölçekli Nazim İmar Planı Tadilatı ile max TAKS=0.30, maX KAKS=2,07 h=serbest "Konut Alanı"nda kalmakta iken önce İst.8.İdare Mahkemesince 23.05.2008 onaylı 1/5000 ölçeklidir.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz." "h=serbest" kısmı bana biraz ilginç geldi...Büyük arazi alabilene sky is the limit mi demek istenmiş? Mesela meteorolojinin parseli yerine Özgürlük Parkı özelleştirilmiş olsaydı demek ki Kadıköy, Burj Halife'den daha yüksek bir Taşyapı şaheserini görebilecekti. Yazık oldu, kaçırdık bu fırsatı... Her neyse, benim merak ettiğim, bu projeyle ilgili Arkitera'dan ya da kullanıcılarından güncel durumla ilgili bilgisi olan olup olmadığı. Hukuki süreç ne durumda, Mimarlar Odası ya da Şehir Plancıları Odası'nın bir çalışması var mı, Arkitera bir mimarlık merkezi olarak (hem de Kadıköylü :)) bu konuda bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?... Bu rezilliği izleyecek miyiz?... Proje sona erer ya da ermez ama süreçte ne kadar çok reaksiyon gösterilirse ve gidişat uygulayıcılar için ne kadar zorlaştırılırsa sıradaki ucube öneriler en azından taşyapı için daha zorlaşabilir...

Yazan: Omer YilmazProjenin adı Four Winds, örnek daireler gezilebiliyor, yakında inşaat yeniden başlar. Tahsin Yücel'in Gökdelen romanındaki Temel Diker her Taşyapı haberinde aklıma geliyor. O roman bu ise gerçek. Yazık.

Yazan: bigarchGeçmişte, günümüzde ve gelecekte buna benzer haberleri duyduk, duyuyoruz ve duyacağız. Hepimizin bildiği gibi yolunu bulursanız en bedava kazanç gayrımenkulden sağlanmakta. Bir arsa üzerine tek blok da yapılabilir, birkaç blok da. Bu karar yetkisini ellerinde bulunduranlar aradaki ranttan paylarını (siyasi, ekonomik paylar) alabilirlerse siz aynı arsadan bir başkasının elde edeceğine göre iki, üç ya da daha fazla kazanç elde edebilirsiniz. Altın yumurtlayan tavuk misali gayrımenkul gibi getirisi adamına göre değişen (kanunlara göre değil) bir başka yatırım aracı yoktur. Göztepe'de yapılan da budur. Müstakil olayları değerlendirmek sorunu çözmeyecektir. Yarın bir benzeri muhakkak olacaktır. Rantiyeciliğin, haksız kazancın önüne geçmek açgözlü insanoğlunun doğası ile çatışmakta. O koltuklarda kimlerin oturduğunu sanıyorsunuz? "Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirtmem" diyenlerin ne yaptıklarını görüyoruz. Bu anlayış her yerde hatta deniz fenerinde!

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.