Is GYO

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Ubatuba'da Ev

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Bütün Dünya Alternatif Enerji Arayışında

Tarih: 23 Haziran 2008 Kaynak: Ecogeek, EİE, Inbabitat.com, Treehugger, Wikipedia Derleyen: Emine Merdim Yılmaz

Küresel iklim değişikliği, petrol kaynaklarının giderek azalması, petrol fiyatlarındaki artış ve artan nüfusa paralel olarak gelişen enerji ihtiyacı sebebiyle bütün dünya alternatif enerji kaynakları peşinde. BP, General Electric, Sharp ve Shell gibi büyük ölçekli şirketler alternatif enerji sektörüne yatırım yapmaya başladılar. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin liderleri karbondioksit salınımını azaltmak 2020 yılına kadar ulusal enerjilerinin %20’sini alternatif enerji kaynaklarından üretmek için 2007 Mart ayında bir sözleşme imzaladılar.


*GWth
**Milyar litre/yıl

Alternatif enerji kaynakları bu kadar popüler olmasına karşın bir yandan da gerçekten ne kadar temiz oldukları sürekli tartışılıyor. Özellikle, biyoyakıtların üretiminde hammadde olarak tahılların kullanılması ve üretim için verilen desteğin az gelişmiş ülkelerde açlığa yol açtığı yönünde iddialar var. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Yeryüzü Politikası Başkanı ve “çevreci hareketinin gurusu” olarak da tanınan Lester Brown Taraf gazetesine verdiği röportajda tam da bu konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapıyor:

“Geçen birkaç yılda gördüğümüz şu ki; dünya tahıl talebi ikiye katlanmış durumda. Bunun nedeni de ABD’de büyük miktarda tahılın otomobillerde yakıt olarak kullanılmak üzere üretilmesi. Bu olay potansiyel olarak çok tehlikeli bir durum, tahılın fiyatı yakıtın fiyatına bağımlı hale geliyor. Yani, yakıt fiyatları arttıkça tahıl fiyatları da bunu izliyor. Tahılın fiyatı da düşük olduğu için, tahıl enerji sektöründe kullanılıyor. Bu nedenle biyoyakıt üretimi sürdükçe tahıl ve yakıt fiyatları birbirine bağlı bir şekilde artış gösterecek ve buradaki risk de gelişmekte olan ile tahıl ithal eden ülkelerde siyasi istikrarsızlığa sürükleyecek olması. Bu ülkeler umutsuz hale gelecek ve umutsuz insanlar her kötülüğü yapabilir.”

Tartışılan, Dünya’da büyük bir pazar oluşturan ve fosil yakıtlara alternatif olarak sunulan enerji kaynakları nedir peki? Tanımına ve çeşitlerine kısaca göz atmak gerekirse:

Alternatif ya da Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Alternatif enerji kaynakları, fosil yakıtlara alternatif olarak sunulan bazı enerji çeşitleri için kullanılan bir terim. Çoğunlukla, geleneksel olmayan ve çevreye etkisi az olan enerji türleri için kullanılıyor. Alternatif kelimesi bazı kaynaklarda, fosil yakıtlara karşıt olacak şekilde kullanılırken, bazı kaynaklarda “yenilenebilir enerji” kavramı ile değişerek kullanılıyor.

Yenilenebilir enerji ise güneş, rüzgar, yağmur, gel-git ve jeotermal ısı gibi doğal kaynaklar için kullanılan bir terim. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin güneş ışığı, rüzgar gücü, hidroelektrik/micro hidro, biyoyakıt gibi farklı çeşitleri bulunuyor.

Biyoyakıt
Bitkiler büyümek için fotosentez yapar ve atık üretirler. Bu atıklar direkt yakıt olarak ya da likit biyoyakıt üretiminde kullanılıyor. Bu atıklardan biyodizel, ethanol ve yakılabilen küspe üretiliyor.

Bazı bölgelerde likit biyodizel yakıtların üretimi için mısır, mısır sapı, şeker kamışı üretiliyor. Bunun yanında atık ya da saf bitkisel yağlar; hayvansal yağ ve lipidleri de biyodizel yakıtlara dönüştürülüyor. İnek gübresi gibi katı atıklar, kağıt, şeker üretiminde ve arıtma sistemlerinde açığa çıkan gazlarda biyoyakıt üretiminde kullanılıyor.

Jeotermal Enerji
Jeotermal enerji, Dünya yüzeyinin altında depolanan ya da atmosferdeki, okyanuslardaki ısının kullanılarak enerjiye dönüştürülmesine deniyor. Dünya’da ilk jeotermal jeneratör 1904 yılında İtalya’da kurulmuş. Dünya’daki en büyük jeotermal enerji tesisi Kaliforniya’da yer alıyor.

2007 yılındaki verilere göre Dünya’daki enerji ihtiyacının %1’den azı jeotermal kaynaklardan karşılanıyor.

Jeotermal enerji açısından Türkiye’ye bakıldığı zaman bilinen 1.000 dolayında sıcak su ve mineralli su kaynağı ile jeotermal kuyu mevcut. Jeotermal bölgesel ısıtma sistemleri, Gönen (Balıkesir), Simav (Kütahya), Kızılcahamam (Ankara), Balçova (İzmir), Narlıdere (İzmir), Sandıklı (Afyon), Kırşehir, Afyon, Kozaklı (Nevşehir) ve Diyadin'de (Ağrı) kurulmuş durumda. Muhtemel jeotermal potansiyelin kullanımının getirebileceği ekonomik kazanım TÜBİTAK tarafından 9 milyar $/yıl olarak öngörülüyor.

Güneş Enerjisi
Güneşin ışıyan sıcaklığının ve ışığının enerji şeklinde kullanılmasıdır. Güneş gücü ise gün ışığının fotovoltaikler ile elektriğe dönüşmesini ifade eder. Güneş enerjisi günümüzde evlerde aydınlatmada, ısınmada, tarımda, deniz suyundan içilebilir temiz su elde edilmesinde ve ulaşım araçlarında kullanılıyor.

Türkiye’de özellikle Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki şehirlerde banyo ve mutfaklarda kullanılan sıcak su üretimi çatıya yerleştirilen güneş kollektörleri ile sağlanıyor. Aşağıdaki tabloda bütün bölgelerdeki toplam güneş enerjisi ve güneşlenme süreleri görülebilir. Türkiye birçok ülkeye göre şanslı durumda olmasına rağmen bu değerler, Türkiye’nin gerçek potansiyelinin oldukça altında.


Kaynak: EİE (Elektrik İşleri Etüd Dairesi)

Rüzgar Enerjisi
Rüzgar enerjisi, rüzgar türbinlerinin kullanılarak rüzgardan alınan enerjinin kullanılabilir bir enerji türüne örneğin elektriğe dönüştürülmesidir. Rüzgar enerjisi küresel iklim değişikliğinin önlemesinde önemli bir role sahip. Halen Dünya’da en hızlı büyüyen sektörlerden biri ve diğer geleneksel güç santrallerine oranla çok daha çabuk kurulabiliyor.

2007 verilerine bakıldığı zaman, Dünya çapındaki elektrik ihtiyacının %1’i rüzgar enerjisinden üretiliyor. Avrupa’daki ülkelere baktığımız zaman ise Danimarka’nın %19, İspanya ve Portekiz’in %9, Almanya ve İrlanda’nın elektrik ihtiyacının %6’sı rüzgar enerjisinden sağlanıyor.

Türkiye rüzgar enerjisi bakımından şanslı olan ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Buna rağmen yapılan yatırımlar oldukça yetersiz. ABD’de rüzgar santrallerinin kurulumu 1930 ve 1940’lı yıllara dayanmasına rağmen Türkiye’de ilk olarak 1998 yılında Çeşme’de kuruldu.


Kaynak: EİE (Elektrik İşleri Etüd Dairesi)

Su Enerjisi ya da Hidro Enerji
Suyun hareketinden ve sıcaklık farklılıklarından faydalanarak enerji üretilmesidir. Sudan enerji üretmek için, hidroelektrik enerji, micro hidro, barajsız hidro sistemler, dalga enerjisi, okyanus sıcaklık farkından faydalanarak kurulan sistemler, gel-git sistemleri gibi pek çok farklı yöntem bulunuyor.

Örnekler
Yukarıda kısaca sözünü ettiğimiz yenilenebilir enerji kaynakları sadece bilim adamlarının değil tasarımcı ve mimarların da gündeminde. Bu enerji kaynaklarının bildiğimiz kullanım şekilleri ve formları tasarımcı ve mimarların elinde farklı şekillere bürünüyorlar. Bunlara örnek olabilecek yüzlerce hatta binlerce örnek arasından birkaç tanesini aşağıda sıraladık. Bu örneklerin çoğu henüz tasarım ya da prototip halinde.

Teatro Del Agua

Grimshaw Architects tarafından tasarlanan, bir performans sanatları merkezi olan, Teatro Del Agua aynı zamanda deniz suyunu arıtma tesisi olarak kullanılacak. Tesis, İspanya Kanarya Adaları’nda inşa edilecek.

No Man’s Land

Ölüdeniz Bölgesi’ndeki İsrail, Ürdün ve Filistin gibi ülkeler için suyun kontrol edilmesi bir siyasi karmaşa kaynağı ve ekolojik olarak içinden çıkılmaz bir durum. Bu sorun aynı zamanda bölgede yaşayan insanların içme su kaynağını tehdit ediyor. New York’lu Phu Hoang’ın geliştirdiği “No Man’s Island” projesi bu sorunu çözmek için tasarlanmış. Projede yer alan yapay adalarda, rekreasyon alanı, konaklama, alışveriş gibi turistik aktiviteler, yenilenebilir enerji ve temiz içme suyu üretecek tesisler bulunacak. Yapay adalardan bir tanesi deniz suyunun içme suyu haline getirilmesinde, bir tanesi denizden enerji üretilmesinde, bir tanesi ise turistik aktiviteler için kullanılacak.

Güneş Balonları

Geotectura’dan Joseph Cory tarafından geliştirilen “Güneş Balonları” projesi, güneş enerjisini gökyüzüne çıkararak uçuruyor. Uzay Mühendisi Dr. Pini Gurfil ile birlikte geliştirdikleri balonlar fotovoltaik güneş enerjisi hücreleri ile kaplı kumaştan yapılan ve içi helyum dolu platformlardan oluşuyor.

Cory ve Gurfil bir ya da iki balonun bir evin, bir araya bağlanmış pek çok balonun ise apartmanların ve toplulukların elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini tahmin ediyor.

AeroCam


AeroCam, rüzgar enerjisini kullanarak yüksek katlı her binayı potansiyel bir enerji istasyonuna çevirebilen bir sistem. Bu sistem, mevcut devasa, gürültülü rüzgar enerji sistemlerinin aksine yüksek katlı binaların, ticari binaların ve park alanlarının tepesine yerleştirilecek kadar kullanışlı ve ufak.

Festival Şarj Çadırı


Cep telefonu şebeke şirketi Orange ve yenilenebilir teknoloji şirketi Got Wind İngiltere’deki bir festivalde telefonları şarj etmek için bir çadır kurdular. Bu şarj çadırının özelliği, elektriğin rüzgar enerjisinden sağlanmasıydı. Çadır 1 saatte 100 telefonu şarj edebilecek kadar enerji üretebiliyordu.

Ekolojik Dans Kulüpleri


İngiltere’deki ilk ekolojik enerji kulübü popüler olmaya aday. İlk olarak ekolojik gece kulübüne küresel ısınmayı durdurmaya yönelik çalışmalar yaptığınızı ispat etmeden giremiyorsunuz. Yaya olarak, bisiklet ya da toplu taşıma ile geldiyseniz ücretsiz olarak içeri alındıktan sonra polikarbon kaplarda organik içki ikram ediliyor, tuvalatlerde geri dönüşümlü su kullanılıyor.

Esas bundan sonrası kulübün en ilginç kısmı. Binanın enerjisinin %60’ı dans pistinden sağlanıyor. Pistte dans edildikçe kurulan sistem ile piller doluyor ve elektrik üretiliyor. Rotterdam’da Club4Climate organizasyonun bir parçası olarak bu çoktan yapılmaya başlandı. Bu girişimci, New York, Cape Town ve Rio de Jenerio’da da bu kulüplerden açmayı planlıyor. Hepsinin ortak fikri “Dünya’yı kurtarmak için dans etmek zorundasınız!”

Yapay Enerji Adaları


Okyanus dalgaları yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanılıyor bunun haricinde denizdeki sıcaklık farklılıkları yeni bir enerji kaynağı olarak kullanılabilir. “Yapay Enerji Adaları” projesi, rüzgar, dalga ve güneş enerjisi toplamak için tropik bölgeye kurulacak yüzen adalar ile denizin devasa bir enerji kollektörü olarak kullanılmasını kapsıyor. Adalar, Fransız fizikçi Jacques-Arsène d’Arsonval’dan esinlenerek, mimar, mühendis Dominic Michaelis ve oğlu mimar Alex Michaelin tarafından geliştirilmiş.

Güneş Nilüferleri


ZM Architecture’dan Peter Richardson tarafından geliştirilen projede, Glasgow Nehri üzerinde yüzen “Güneş Nilüferleri” aracılığıyla güneş enerjisinin en verimli şekilde toplanması ve toplanan bu enerjiden kentin faydalanması öngörülüyor. Proje, suyun üzerinde serbestçe hareket eden ama kökleri toprağa bağlı nilüfer çiçeklerinden esinlenerek oluşturulmuş. Benzer şekilde nehir tabanına bağlanan bu dairesel güneş plakları da nehir yüzeyinde hareket ettirilebiliyor ve parça parça sökülüp eklenebiliyor. Güneş plaklarının gün boyunca güneşe en uygun açıyla yönlenmesini sağlamak üzere sistemde motorlar yer alıyor. “Güneş Nilüferleri” aracılığıyla gün boyunca toplanan bu enerjinin kolaylıkla elektrik enerjisine dönüştürülebileceğini ve şehrin raylı sistemine aktarılarak kullanılabileceğini söyleyen Richardson, böylelikle kentin karbon salınımının da azaltılabileceğini belirtiyor.

Konuyla İlgili Linkler

YorumlarYorum Sayısı: 33

Yazan: EmreEBu vb. görseller tabii ki yok ortalıkta... Bunu ben yaptım. Bina taşyapının sitesindeki görsel. Biraz daha yüksek ya da alçak olabilir...Önündeki Beyazıt-Eston binasıyla kat sayıları üzerinden oranlayınca yükseklik kabaca bu civarda olmalı...Haritadan da görülebileceği gibi fotoğraf Bostancı açıklarından çekildiği için sahil ve proje tam karşılanmadı. Resimde sağa doğru binaların daha büyük gözükmesinin nedeni bu perspektif kaçışı... İstanbul'un yeni gökdelen bölgesi Selamiçeşme oluyor herhalde...

Yazan: EmreEKadıköy Belediyesi'nden gelen (ikinci başvurum üzerine) yeni cevap; bilginize:

"Söz konusu meteoroloji alanı olarak bilinen yere ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 09.03.2005 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli plan ile maliye hazinesine ait yerde Maliye Bakanlığı ile taş yapı şirketi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Kadıköy Belediyemizce anılan planın iptali için dava açılmış, ve inşaatın yapımı verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu uzunca bir süre durdurulmuştur.Ancak İstanbul 4. idare mahkemesi 19.09.2008 tarih ve 2006/2769 esas ve 2008/1810 sayılı karar ile davamızı reddettiğinden mahkeme kararı gereği inşaatın devamına izin verilmiştir.Bu karar Belediyemizce Danıştay nezninde temyiz edilmiştir.İnşaatın devamında yasal bir engel yoktur.Maliye hazinesi bu inşaatın en büyük hissedarı ve ortağıdır.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz.

Saygılarımızla"

Yazan: AZMİ AÇIKDİLTevfik Fikret'in HAN-I YAĞMA şiirinden konuya uygun olan dörtlükler

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

Yazan: Omer YilmazArkitera sadece Kadıköylü değil aynı zamanda proje arsasının bulunduğu yere 500m mesafede. Ayrıca evim de buraya 300m mesafede. Özgürlük Parkı'nı spor yapmak için ve çocuk gezdirmek için oldukça yoğun kullanıyorum. Bu arsa Özgürlük Parkı ile birleştirilmeli ve parkın bir uzantısı olmalıydı. Bu kadar basit. Herhangi bir şekilde burada meteorolojiye ait tesisler bulunması ya da gelir elde edilecek diye satılması düpedüz akılsızlık. Akılsız işleri de çokça yaptığımız için normal olan şu an karşımızda duruyor... Kamu bu arsayı neden satıyor? Yapmak istedikleri bazı projelere gelir sağlamak amacıyla: yol yapılacak, hastane yapılacak, belediyelere kaynak aktarılacak ve elbette toplumun kullanımı için parklar yapılacak. Özgürlük Parkı örneği hiç mi ders olmaz bu politikacılara? Topluma niteliği iyi bir yeşil alan sunulduğunda nasıl da hakkını vererek kullandığını görmemek için kör olmak lazım. Her gün binlerce hafta sonu belki onbinlerce insanı ağırlıyor Özgürlük Parkı. Ve ne yazık ki Özgürlük Parkı gibi parkların sayısı çok değil İstanbul'da. Bunu büyütme, geliştirme fırsatı varken, sat gitsin... Sahrayı Cedid Mahallesi'nde Meteoroloji arazisinin yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir boş arazi var. Sanırım orası kamu mülkiyetinde değil. Kamu adam olsun da bu tip arazileri satmayı bırakıp bahsettiğim araziyi kamulaştırıp o bölgenin yeşil alan ihtiyacını karşılasın.

Yazan: Omer YilmazHürriyet, 27 Temmuz 2010 2 milyar dolarlık 5 projede bürokrasiyi 3 yılda aşabildi İstanbul başta olmak üzere 25 yıldır altyapı, Mashattan, Almond Hill, Novus Residence gibi lüks konut projeleriyle dikkat çeken Taşyapı’nın patronu Emrullah Turanlı, “3 yıldır 5 projede çeşitli engellerle karşılaştık. Belediyeler iş yapanlara engel olmasın” dedi. TAŞYAPI, İstanbul’da toplam portföy değeri 2 milyar doları bulacak yeni projeleri peşpeşe açıklıyor. Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, “Özellikle 3 konut projemiz ses getirecek. Hepsi iyi lokasyonda” dedi. Toplam 5 projede karşılaştıkları engelleri anlatan Emrullah Turanlı, Göztepe’deki Four Wings projesi için, “Ruhsatı 2007’de aldık, hafriyata başladık. Kadıköy belediyesi geçici olarak durdurmuştu. Belediye ile sorunu yaşayan ben değilim, arazi sahibi Milli Emlak... Fakat fatura bana çıktı. Yüklenici biziz, mağdur biziz” diye konuştu. 44’er katlı 4 blok Emrullah Turanlı, şöyle devam etti: “Arazi için yüzde 60 kat karşılığı anlaştık, 3 yıldır engeller var. Belediye ile engelleri yeni çözdük, temeli attık. Meteoroloji’ye ait bir araziydi. Projenin değeri 700 milyon doları bulacak. 44 dönümlük arazi, Bağdat Caddesi’ne bir parsel mesafede. 44’er katlı 4 blok yapıyoruz. 200 milyon dolarlık inşaat yapacağız. 110 bin metrekare satılabilir alanın bize ait yüzde 40’ının metrekaresi 6 bin 500 dolardan başlayacak, 9 bin dolara çıkacak. Arazi, 200 dönümlük Göztepe parkının yanında. Müthiş deniz manzaralı. Taşyapı olarak 250-300 milyon dolar hasılat bekliyoruz. Arsa karşılığında, Meteoroloji için 20 milyon liralık bina yapıp teslim ettik.” Seyrantepe’ye 70 kat Seyrantepe’da, 150 gecekondu ve iş yeri sahibiyle 4-5 yıl önce yüzde 43 kat karşılığı anlaşan ve 28 dönümlük araziye 65-70 katlı gökdelen dikmek isteyen Emrullah Turanlı, burada da sonuca yaklaştı. Turanlı, ‘Çintemani’ adı verilecak proje için, “Hakan Kıran ve Serdar İnan ile şartlı olarak yaptığım anlaşma ruhsat alınınca devreye girecek. Fakat 150 kişiyi biraraya getirip, gecekonduları yıkmak kolay değil. 2 ay içinde problem çözülür, 2011’de Nisan-Mayıs gibi satışa çıkarız. 140 bin metrekare inşaat yapacağız. Projede otel, ofis, rezidans olacak. Metrekare fiyatları 6 bin dolardan başlar. 200 milyon dolarlık inşaat, 800 milyon dolar değerinde proje ortaya çıkacak” dedi. Fazla ‘yeşil’e engel çıktı Selçuklu İnşaat ile yüzde 50-50 ortak olarak aldıkları 30 dönümlük Altunizade arazisinde de, 400 milyon dolar değerinde proje ortaya çıkacağını bildiren Emrullah Turanlı, “Arsayı 5 yıl önce aldık. Yine belediye kaynaklı sorun çıktı. Birçok problem çözüldü. İnşaata bu yıl başlarız. Metrekaresi 7-8 bin dolardan satışa başlayacağız” dedi. Turanlı, yaşanan sorunu şöyle özetledi: “50 bin metrekare konut alanı, bir o kadar otopark-sosyal tesis yapacağız. Bina oturum alanı yüzde 35 idi, yüzde 18’e düşürüp yeşil alanı artırmak ve 5 kat yerine, 6-8 kat yapmak istedik. Her daireye 1 yerine 3 araçlık otopark olsun istedik, yıllar sonra çözüme yaklaştık.” 50’den 20 kata indirdiler İstanbul Gayrettepe’ye 20 milyon dolara otopark, Haydarpaşa sahiline 140 milyon dolara otel yapmak isteyen, iki projede engellere takılan Emrullah Turanlı, “Otopark için 3 yıldır uğraşıyoruz, inşaata yeni başladık. 600 odalı, 50 katlı oteli ise önce 30, sonra 20 kata indirdiler. İnşaat metrekaresi aynı, oturum alanı büyüyecek” diye konuştu. Dedikoduya kızdım 400 milyon doları erken ödedim TAŞYAPI’nın bazı projelerde, çıkan engeller üzerine şirket hakkında dedikoduların ortaya atıldığını söyleyen Emrullah Turanlı, “Yalanlara kızdım. 2011’de veya 2012 yılında ödemem gereken kredi borçlarını erken kapattım. 2 yılda 400 milyon dolar kredi geri ödemesi yaptım” dedi. Turanlı, şöyle devam etti: “Paramızla arsa alıp, anlaşma yapıp proje üretiyoruz. Ufak tefek hatalar herkeste vardır. Bizde de vardır belki. Elimde 20 yıllık arazi stoku var. Proje yapıyoruz. Belediyelere götürüyoruz. Haklı oldukları kısımlar var ama belediyelerden ricamız bize zulüm etmesinler.” Yurtdışında 1.2 milyar dolarlık ihale aldı SON 3 yıl Türkiye’deki projelerde çıkan engeller, proje değişikliği talepleri ve lüks konut satışlarının yavaşlaması yüzünden yurt dışındaki iş imkanlarını kovaladığını ve 6 ülkede iş aldığını söyleyen Emrullah Turanlı, “Bugüne kadar yurt dışında aldığım işlerin büyüklüğü 1.2 milyar dolar. Bu sene sonuna kadar da, yurt dışındaki iş hacmim 2 milyar dolara çıkacak. En çok Libya ve Türkmenistan’da çalışıyoruz. Körfez ülkelerinde, elimizdeki işler bitti, yeni anlaşmalar yapmak üzereyiz” dedi. İnşaatçılar, merkezi semtlerde 3-4 yıl bürokrasiyle uğraşıyor TAŞYAPI’nın 5 projeye yıllarca kazma vuramadığını hatırlatan Emrullah Turanlı, “Merkezi bölgelerde inşaatçılar bürokrasiyle 3-4 yıldan aşağı uğraşmıyor. Bütün inşaatçılar sıkıntılı. Kimimiz az, kimimiz biraz daha fazla uğraşıyoruz. Bürokrasi çok” diye sitem etti. İnşaatçıların kendilerini anlatmakta ve ifade etmekte zorluk çektiğini söyleyen Emrullah Turanlı, “Belediyeler iş yapmak isteyene engel çıkarmasın. Biz sadece konut üretmiyoruz. Arazileri, hangi ihtiyaca cevap verecekse ona göre projelendiriyoruz. İnşaat firması gibi görülüyoruz ama biz ‘developer’, yani geliştiriciyiz. İşler gecikince ekonominin lokomotifi inşaat duruyor” dedi.

Yazan: EmreEKulelerin birbirine mesafesi dışında olağandışı durum gözükmüyor ama planlarını görmeden konuşmanın alemi yok renderdan proje değerlendirilmez sonuçta müteahhitler onaylı projeden çok daha farklı şeyler sunabiliyorlar bazen. Bana da her şey olağan dışıymış gibi gözüküyor...Bu noktada TAKS/KAKS, imar ve inşaat yönetmelikleri düzeyine inmeye bile gerek yok...Kent hacminde bu kadar büyük yer kaplayan, içinde bulunduğu çevredeki yapıların hepsinden kat kat büyük, kışın gölgesi Özgürlük Parkı'nın kuzey ucuna kadar düşecek, koca bir metropolün güney görünüşüne "damgasını vuracak" bir proje yapmak istiyorsanız yani milyonlarca kişinin hayatına farklı duyusal ve yaşamsal kanallardan etki edecek ve onlarca yıl da o şekilde kalacak bir şey yapmak istiyorsanız (hem de yaptığınız yer İstanbul gibi bir şehirse) bunu uzlaşarak yapmalısınız (anayasa gibi). Taşyapı bu proje için ulusal ya da uluslararası bir yarışma açsaydı, süreci tüm ilgili partilerle işbirliği içinde yürütseydi, projenin kente kazandıracaklarını arttırmak için stratejiler geliştirseydi, kendi enerjisini üreten, pisliğini arıtan vb. çevresel ve ekolojik şartlara uygun bir tasarımla karşımıza çıksaydı...Ancak o zaman...Böyle bir projenin olurunu ancak o zaman tartışabilirdik. Şu anda kulelerin kendi aralarındaki mesafe yerine projenin aklın güncel gerçekliğiyle arasındaki mesafeye baksak sanıyorum daha doğru olur.

Yazan: ZulkarneynBu projeyle ilgili Kadıköy Belediyesi mavi masasına yazdığım ve projenin güncel hukuki durumunu, belediye olarak projenin engellenmesi için bir şeylerin yapılıp yapılmadığını sorduğum başvuruma aşağıdaki acayip cevap geldi...

"Söz konusu Göztepe Mah. 151 pafta, 421 ada, 285 parsel, sayılı yer, 11.05.2006 t.t.li 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı ve 23.05.2008 t.t.li 1/5000 ölçekli Nazim İmar Planı Tadilatı ile max TAKS=0.30, maX KAKS=2,07 h=serbest "Konut Alanı"nda kalmakta iken önce İst.8.İdare Mahkemesince 23.05.2008 onaylı 1/5000 ölçeklidir.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz."

"h=serbest" kısmı bana biraz ilginç geldi...Büyük arazi alabilene sky is the limit mi demek istenmiş? Mesela meteorolojinin parseli yerine Özgürlük Parkı özelleştirilmiş olsaydı demek ki Kadıköy, Burj Halife'den daha yüksek bir Taşyapı şaheserini görebilecekti. Yazık oldu, kaçırdık bu fırsatı...

Her neyse, benim merak ettiğim, bu projeyle ilgili Arkitera'dan ya da kullanıcılarından güncel durumla ilgili bilgisi olan olup olmadığı. Hukuki süreç ne durumda, Mimarlar Odası ya da Şehir Plancıları Odası'nın bir çalışması var mı, Arkitera bir mimarlık merkezi olarak (hem de Kadıköylü :)) bu konuda bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?...

Bu rezilliği izleyecek miyiz?...

Proje sona erer ya da ermez ama süreçte ne kadar çok reaksiyon gösterilirse ve gidişat uygulayıcılar için ne kadar zorlaştırılırsa sıradaki ucube öneriler en azından taşyapı için daha zorlaşabilir...


Kadıköydeki birçok arsada durum böyle h serbesttir.Arsası büyükse binada emsal çok çıkıyor ve yükselebiliyor.İstisnasız bütün parseller için geçerli bir durum bu.Arsanın şeklide müsaitse baya yükselebilir isteyen herkes ama bu 14 katı geçemiyor çünkü yükseldikçe çekme mesafesi artıyor binayı kurmanız gerken alan daralıyor.
Bu arsa Kadıköy belediyesine kalsaydıda çok benzer olabilirdi ama görülüyorki büyükşehire geçmiş büyük arsaların parsasına büyükşehir bakıyor..
Onlar görülüyorki parsel bazlı plan tadilatı yapmışlar ve kendilerince onay vermişler.Kulelerin birbirine mesafesi dışında olağandışı durum gözükmüyor ama planlarını görmeden konuşmanın alemi yok renderdan proje değerlendirilmez sonuçta müteahhitler onaylı projeden çok daha farklı şeyler sunabiliyorlar bazen.

Yazan: EmreEBu projeyle ilgili Kadıköy Belediyesi mavi masasına yazdığım ve projenin güncel hukuki durumunu, belediye olarak projenin engellenmesi için bir şeylerin yapılıp yapılmadığını sorduğum başvuruma aşağıdaki acayip cevap geldi... "Söz konusu Göztepe Mah. 151 pafta, 421 ada, 285 parsel, sayılı yer, 11.05.2006 t.t.li 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı ve 23.05.2008 t.t.li 1/5000 ölçekli Nazim İmar Planı Tadilatı ile max TAKS=0.30, maX KAKS=2,07 h=serbest "Konut Alanı"nda kalmakta iken önce İst.8.İdare Mahkemesince 23.05.2008 onaylı 1/5000 ölçeklidir.İlginiz için teşekkür eder iyi günler dileriz." "h=serbest" kısmı bana biraz ilginç geldi...Büyük arazi alabilene sky is the limit mi demek istenmiş? Mesela meteorolojinin parseli yerine Özgürlük Parkı özelleştirilmiş olsaydı demek ki Kadıköy, Burj Halife'den daha yüksek bir Taşyapı şaheserini görebilecekti. Yazık oldu, kaçırdık bu fırsatı... Her neyse, benim merak ettiğim, bu projeyle ilgili Arkitera'dan ya da kullanıcılarından güncel durumla ilgili bilgisi olan olup olmadığı. Hukuki süreç ne durumda, Mimarlar Odası ya da Şehir Plancıları Odası'nın bir çalışması var mı, Arkitera bir mimarlık merkezi olarak (hem de Kadıköylü :)) bu konuda bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?... Bu rezilliği izleyecek miyiz?... Proje sona erer ya da ermez ama süreçte ne kadar çok reaksiyon gösterilirse ve gidişat uygulayıcılar için ne kadar zorlaştırılırsa sıradaki ucube öneriler en azından taşyapı için daha zorlaşabilir...

Yazan: Omer YilmazProjenin adı Four Winds, örnek daireler gezilebiliyor, yakında inşaat yeniden başlar. Tahsin Yücel'in Gökdelen romanındaki Temel Diker her Taşyapı haberinde aklıma geliyor. O roman bu ise gerçek. Yazık.

Yazan: bigarchGeçmişte, günümüzde ve gelecekte buna benzer haberleri duyduk, duyuyoruz ve duyacağız. Hepimizin bildiği gibi yolunu bulursanız en bedava kazanç gayrımenkulden sağlanmakta. Bir arsa üzerine tek blok da yapılabilir, birkaç blok da. Bu karar yetkisini ellerinde bulunduranlar aradaki ranttan paylarını (siyasi, ekonomik paylar) alabilirlerse siz aynı arsadan bir başkasının elde edeceğine göre iki, üç ya da daha fazla kazanç elde edebilirsiniz. Altın yumurtlayan tavuk misali gayrımenkul gibi getirisi adamına göre değişen (kanunlara göre değil) bir başka yatırım aracı yoktur. Göztepe'de yapılan da budur. Müstakil olayları değerlendirmek sorunu çözmeyecektir. Yarın bir benzeri muhakkak olacaktır. Rantiyeciliğin, haksız kazancın önüne geçmek açgözlü insanoğlunun doğası ile çatışmakta. O koltuklarda kimlerin oturduğunu sanıyorsunuz? "Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirtmem" diyenlerin ne yaptıklarını görüyoruz. Bu anlayış her yerde hatta deniz fenerinde!

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.