İMÇ, 1960’da İstanbul Belediyesi tarafından, tüm sektörleri biraraya getiren bir alışveriş merkezi olarak tasarlanır. Proje için açılan yarışmayı ünlü mimarlar Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler kazanır. Ve son dönemde İstanbul’un dört bir yanında mantar gibi biten alışveriş merkezlerinin, erken dönem örneği olarak 1967’de tamamlanır.
Tasarlanırken çevresindeki kentsel koşullarla ilişkisi ön planda tutulan İMÇ, eski şehir ile kent merkezi arasında canlı, akıcı bir köprü oluşturan, günlük hayatın içinde olan modernist bir yapıdır.
Kuzgun Acar, Bedri Rahmi
6 bloktan oluşan ve 2300 işyerini barındıran çarşı, açık alanlarda 60’lı yılların sanatsal üretimini yansıtan 9 sanat eserine de ev sahipliği yapar. Ünlü sanatçılarımız Kuzgun Acar‘ın duvar heykeli, Füreya Koral‘ın seramik panosu, Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun 2 mozaik panosu, Eren Eyüboğlu‘nun mozaik panosu, Yavuz Görey‘in dekoratif havuz-çeşmesi, Ali Teoman Germaner‘in duvar rölyefi, Sadi Diren‘in seramik panosu ve Nedim Günsur‘un mozaik panosu, İMÇ açıldığından beri açık alanda halkla iç içedir.
Biliyorsunuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi İMÇ’yi yıkmak ve yerine Osmanlı mimarisiyle 50 adet ahşap villa yapmayı planlanıyor. (Villaları Kiptaş yapacak) İMÇ yetkilileri, yürütmenin durdurulması için dava açmış, Danıştay 6. Dairesi de yürütmeyi durdurmuştu. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, geçtiğimiz ay bu kararı bozdu ve yürütmenin durdurulmasını kaldırdı. Şimdi Danıştay 6. Dairesi, Yıldız Üniversitesi’nden 3 profesörün hazırladığı bilirkişi raporunu da dikkate alarak dosyayı yeniden inceleyecek ve İMÇ’nin geleceği için karar verecek.
Bu işe gönül koyunca...
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı Başkanı Faruk Pekin, işte tam bu noktada İMÇ’de açık havada sergilenen bu 9 eserin İstanbullu gönüllü sanatseverlerce temizlendiği haberini verdi. Önceki gün İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı’nın da katıldığı bir açılış yapıldı.
Vakfın İMÇ Yönetimi ve gönüllü Tangram Ekibi’yle yürüttüğü ortak proje sonucunda, açık havada 40 yıldır duran 9 eser uzman bir restoratörün denetiminde temizlenmiş, tahrip olmuş ufak parçalar tamamlanmış. İlaveten hangi eserin kime ait olduğunu belirten bilgilendirme levhaları konulmuş. Böylelikle 40 yıldır sessiz sedasız sergilenen eserlerin kime ait olduğu da artık ilk bakışta bilinecek.
Faruk Pekin’e göre “İstanbul’da bu kadar değerli eserin açık havada birarada bulunduğu başka bir örnek yok.” Projeyi sırtlayan gönüllü Tangram ekibinden Emre Eryüksel “Bizler bilmeyenlere bu eserleri anlatmak, bilenlere de hatırlatmak istedik. Büyük ustaların bu eserlerine dokunabilmek bile unutulmayacak bir deneyimdi,” diyor.
İMÇ’nin sadece mimarisiyle değil, içinde barındırdığı eserlerle de gerek mimarlık gerekse sanat tarihimizde önemli bir yeri olduğunu bizlere yeniden hatırlattılar.
Sağolsunlar.Konuyla İlgili Linkler
Yazan: AZMİ AÇIKDİLİMÇ'nin Tarihçesine baktığımızda, projenin yakın çevresinde ki İstanbul Tarihi ve Eserleri açısından onca önemli yapılara karşı saygın duruşuna dikkat etmemiz gerekir.
Onca seramik ve mozaik ustasının bu değerli projeye yaptıkları panolar dahi tarihi eser değerinde.
Projeye dolayısıyla yapıya saygımız yok, hiç olmazsa bu ustalara ki çoğu ebediyede göçmüş saygımız olsun, onlar için bu yapıyı ayakta tutalım.
Yakın zamanda, (Denizli Hükümet Konağı Yarışması) tarihi mi, değil mi diye tartıştığımız Denizli'nin iki binasının yanına yapacağımız yarışma projesinde dahi ne yapacağımızı bilemeyen bizler, İMÇ'yi hangi kafa ve değerlere bağlı kalarak koruyabiliriz ki ?
Mimarlığımıza ve değerlerimize sahiplenmemizin hatta Arkiv'de projelerini incelediğimiz ustalarımıza gösterdiğmiz saygı bu mu ?
Ört de öleyim.
Yazan: Ömer KanıpakArkitekt dergilerine baktığımızda bir yazım hatası var. Proje altındaki metinlere göre 3.proje Tekeli-Sisa-Hepgüler üçlüsüne ait gibi görünüyor. Oysa 89.sayfadaki proje kazanan proje ve Tekeli-Sisa-Hepgüler üçlüsüne ait. Bu arada 2.olan proje de oldukça ilginçmiş. Detayları bulunabilse çok iyi olurdu.
Yazan: Ömer KanıpakBu da Tekeli-Sisa'nın kitabından alınmış, nihai vaziyet planı.
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/imc.jpg)
Yazan: Ömer KanıpakBu sayfalar da Arkitekt dergisinin 1958 yılında yarışma jüri raporuna dair sayfalarından.
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/87_resize.jpg)
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/88_resize.jpg)
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/89_resize.jpg)
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/90_resize.jpg)
![[image]](http://forum.arkitera.com/images/upload/IMC/91_resize.jpg)
Yazan: Ömer KanıpakAynı siteden İMÇ ile ilgili genel bilgiler: Çevrede yoğun bir şekilde Bizans ve Osmanlı eserleri bulunmaktadır. Üst tarafta Bozdoğan su kemerleri ve Şehzadebaşı Camii, arka kısımda Süleymaniye Külliyesini, arada Vefa ve kilise camileri, Fatih?in sancaktarı Şeyh Ebul Vefa Hazretlerinin türbesi ve Camii şerifi yine üçüncü blok önünde İstanbul?un fethinin ardından Fatih tarafından İstanbul?a ilk Belediye başkanı olarak atanan Hızır Bey Çelebinin haziresi ve bu hazirenin ön tarafında ünlü Türk ilim adamı Katip Çelebi ve Divan şairi Necati?nin kabirleri bulunmaktadır. Blokların karşısında Bizans ordusunda bulunan fillerin barınağı, fil ahırları bulunmaktadır. Fil ahırlarının üst kısmında Bizans?tan kalma ve fetihten sonra camiye çevrilen Molla Zeyrek Camii (Pantokrator Kilisesi), Molla Zeyrek Caminin ön tarafında Mehmed Emin Tokadi Hz.Türbesi, Ağa Khan (Zeyrek) mimari ödülüne sahip SSK binaları ve bu binaların arka tarafında Padişah II.Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim zamanında Şeyhülislamlık yapmış Zembilli Ali Efendinin Türbesi bulunmaktadır. Çarşıya ait arsanın ortasında I.Abdülhamid?in dördüncü eşi Fatma Hatun tarafından yaptırılan Şeb Sefa Hatun Camii bulunmaktadır. (Caminin yapıldığı yerde Akşam Sefası çiçeklerin çokluğuna münhasıran camiye bu isim verilmiştir. Yapı programı 820-90 m2 büyüklükte, yerlerine göre kıymetleri, değişen dört tip halinde 1117 mağazayı, mağazalarla ilişkili depolar, yer yer katlı bürolar,lokanta ve büfeler açık ve kapalı otoparklar, Güvenlik noktası gibi işlevleri içermektedir. Bugün İMÇ çarşısında Türkiye?nin herbir tarafına hitap edecek perakende mamuller mevcuttur. Bloklar aşağıdaki şekilde belli piyasalardan oluşmaktadır. Bunlar 1. Blok: Döşemelik ve perdelik kumaş, kadife, halı ve mefruşat, tıbbi cihazlar, çadır, tente ve branda vs. 2. Blok: Sanayi dikiş makineleri, halı ve duvar kağıdı, tül perde ve mefruşat, döşemelik kumaş, iş elbiseleri vs. 3. Blok: Büro katlarının bulunduğu kısım 4. Blok: Sanayi dikiş makineleri, halı ve mefruşat vs. 5. Blok: Tessettür giyim, pardesü ve konfeksiyon, sanayi dikiş makineleri, müzik yapımcıları, halı ve muşamba vs. 6. Blok: Müzik yapımcıları, kaset ve CD?den ibarettir. [FONT="][/FONT]
Yazan: Ömer KanıpakYine aynı siteden, İstanbul Bienali vesilesi ile yazılan sayfadan. İnsanlık tarihinde, dünya savaşları sonrasındaki en önemli gelişme, birçok ülkede eşzamanlı olarak başlayan yoğun nüfus ve kentleşme hareketleridir. Tüm bu gelişmeler, doğal olarak pek çok ülkede eski kentlerin yenilenmesini zorunlu hale getirmiştir. Çok sayıda kent merkezi yenilenirken, eski merkezlerin çevresinde yeni yerleşim merkezleri, alışveriş ya da iş merkezleri oluşturulmuştur. ??İstanbul, Batı?daki benzerlerinden farklı olarak modernleşme sürecini hem oldukça geç hem de bir modernist projenin sahip olması gereken bütüncül iradeden yoksun olarak parçalı bir şekilde yaşamıştır. Bu parçalı ve geç modernleşme hareketlerinin İstanbul?daki önemli izlerinden biri de 1940?ta açılan ve Yenikapı?yı Beyoğlu?na bağlamayı amaçlayan Atatürk Bulvarı?dır. İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı (İMÇ) bundan yaklaşık yirmi yıl sonra (1961-1967) bulvarın ortaya çıkardığı olanağın yansıması olarak inşa edilmiştir.?? İMÇ, bugün kentin metropol alanlarında görmeye alıştığımız büyük alışveriş merkezlerininTürkiye?deki erken örneklerinden biridir. Sultanhamam?ın sıkışıklığından kurtulmak isteyen manifatura ve kumaş toptancı tüccarları, önemli bir sermaye grubu olarak, yeni bir çarşı oluşturmak için kooperatif kurduklarında; dönemin siyasi mekanizmalarının yönlendirmesi ve desteğiyle İMÇ projesini gerçekleştirmişlerdir. İçinde bulunduğu tarihi şehir dokusunun ölçeğine yabancı düşmeden oluşturulan bu proje; aynı zamanda modernist kent önermesine (yaşama, çalışma, dinlenme ve ulaşımın birbirinden ayrı olarak ele alınması) karşı, ??dantel kentsellik-mat urbanism?? alternatifini çok başarılı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Site İnşaat Mimarlık Bürosunun (Doğan Tekeli, Sami Sisa, Metin Hepgüler) yapıtı olan bu büyük uygulamada, o dönemde üretilen sanat yapıtlarına da yer verilmiştir. Çarşıda, I.Blokta Kuzgun Acar?ın Duvar Heykeli I. Blokta Füreya Koral?ın Seramik Panosu I. Blokta Bedri Rahmi Eyüboğlu?nun Mozaik Panosu I. Blokta Eren Eyüboğlu?nun Mozaik Panosu II. Blokta Bedri Rahmi Eyüboğlu?nun Mozaik Panosu II. Blokta Yavuz Görey?in Çeşme / Heykeli V. Blokta Ali Teoman Germaner?in Duvar Rölyefi V. Blokta Sadi Diren?in Seramik Panosu VI. Blokta Nedim Günsür?ün Mozaik Panosu yer almaktadır. 1950?li yıllarda çok partili döneme geçişle birlikte sanat alanında da yeni açılımların önü açılmıştı. Plastik Sanatlar alanında otuz yılı aşkın süre yenilenme, özgürleşme çabası, figüratif ve soyut denilebilecek başlıca iki üslup çizgisinde çeşitlenmekteydi. Bu çeşitliliğin yansıması olarak ortaya çıkan yukarıdaki yapıtlar, ne yazık ki yeterince tanınmıyor ve korunmuyorlar. Gerek sanat alanında gerek zanaat alanında üretilen yapıtlar tarih sürecinde güncel önemlerini yitirirler. Sanat yapıtları geçmişin kanıtı olarak varlıklarını gelecek kuşaklara kolayca aktaramamaktadır. Türkiye?de en çok özlemini duyduğumuz konulardan biri de sürekliliktir. Geçmişte yaratılmış yapıtlar, titizlikle korunmamaktadır. Oysa, Derrida?nın dediği gibi, ??ileri gitmek, geçmişi anımsamakla birlikte olur.?? Bilindiği gibi, ??kentler, sadece ekonomik ve ticari olanın takas yeri değildir. Onlar, arzuların, anıların ve bilumum insani değerlerin de takas yerleridir. Aynı zamanda geçmiş, bugün ve geleceğinde takas edildiği, iç içe geçtiği yerlerdir.?? 2005 yılında Belediye Meclisleri ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu?nca onaylanan ??Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım Uygulama İmar Planı?nda, İMÇ blokları,?prestij konut alanı? olarak ilan edildi. Bunun üzerine İMÇ Kat Malikleri Yönetim Kurulu, bu kararın iptali için İstanbul I. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme itirazı haklı buldu ve yürütmeyi durdurma kararı verdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı?nın karara itirazı nedeniyle halen dava Danıştay 6. Dairesi?nde devam etmektedir. İstanbul?un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesinin ardından hız kazanan ??kentsel dönüşüm projeleri?nde Tarlabaşı ve Sulukule gibi adı geçen İMÇ, Mimarlar Odası?nın da dile getirdiği gibi bir dönemin başarılı mimari ve kentsel uygulamalarından biri olarak koruma altına alınmalıdır. Yukarıda adı geçen yapıtlara da aynı duyarlılıkla sahip çıkılmalıdır. Aslolan kültürlerin katmanlar halinde varlığıdır. Bu çerçevede ??iâde-i i?tibâr adıyla önerdiğim proje, 10.Uluslararası İstanbul Bienali?ni izlemek için İMÇ?ye gelen izleyicilere, 1960?lı yıllardaki sanatsal üretimin örnekleri olan yukarıda adı geçen yapıtları tanıtmayı ve İMÇ?nin de bir sanat yapıtı olarak bu yapıtlarla birlikte koruma altına alınması gerekliliğine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Cengiz Bektaş?ın vurguladığı gibi, ?kentin, kentliliğin okulu olma işlevi, bugün her çağdakinden daha çok önem kazanmışken? eskilerle yenileri buluşturmanın, iletişime sokmanın önemini vurgulamak ?iade-i i?tibar? adlı bu projenin çıkış noktasıdır. Bienali İzlemeye gelen sizlere yukarıda belirttiğimiz yapıtları da görmenizi öneriyoruz.
Yazan: Ömer KanıpakİMÇ'nin web sitesinden alınan bilgilere göre İMÇ'nin kısa hikayesi. http://www.imc.org.tr/ İMÇ'nin Tarihçesi 1950?li yıllarda Toptancı Manifatura ve Kumaşçılar piyasası Sultanhamam ve civarında yayılmış ve çoğunlukta 19.asırdan kalma ari faaliyet bakımından yetersiz kalmaktaydı. O yıllarda başlayan imar hareketleri yanında günden güne daha çok sıkışan şehir trafiği çalışma şartlarını büsbütün güçleştirmişti.[/FONT] [FONT="]Bu güçlükleri en fazla hisseden Manifatura ve Kumaşçılar Toptancı Tüccarları, kendilerine birer mağaza inşa ettirmek ve böylelikle yepyeni bir çarşı ve Manifatura- Kumaş piyasası meydana getirmek için 1954 yılında ?Sınırlı Sorumlu İstanbul Manifatura ve Kumaşçılar Çarşısı Yapı Kooperatifi?ni kurmuşlardır.[/FONT] [FONT="]Kuruluşun ardından çok kısa bir süre içinde umulanın üstünde rağbet gören ve mali güce erişen kooperatif, gayesi olan çarşıyı inşa etmek için, lüzumlu arsanın temini işini derhal ele almıştır. İlk anda şehir içinde lüzumlu arsayı temin etme güçlükleri çarşının Haydarpaşa?da kurulması akla getirmiştir.[/FONT] [FONT="]Burada nakliye imkanlarının daha müsait olacağı Anadolu ile Ticari ilişkilerin daha kolayca kurulacağı, gerekli büyüklükteki arsanın kolayca ve ucuza bulunabileceği düşünülerek buna göre hazırlıklara başlanmıştır.[/FONT] [FONT="]Bu sırada İstanbul?da başlayan İmar hareketlerinin gerektirdiği istimlakler, esasen kıt olan Belediye mali imkanlarını güçleştirmiş ve yeni kaynaklar aramaya zorlamıştır.[/FONT] [FONT="]Zamanın valisi Prof.Dr. Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul?un geri kalmış semti olan Bozdoğan su kemeri ile Unkapanı arasında Atatürk Bulvarı?nın bir yanını, baştan başa kaplayan sahayı, Manifatura ve Kumaşçılar Çarşısı için uygun görerek buranın imarında kooperatiften yararlanmayı düşünmüştür.[/FONT] [FONT="]Kooperatifin Belediyeye yardımcı olması halinde, bu sahayı istimlak ederek, çarşının burada kurulması için kooperatife tahsisine çalışacağını söylemiş ve bu hususta geniş yardımlarda bulunmuştur.[/FONT] [FONT="]Arsa bedelinin tasarlanandan daha yüksek olacağı ve istimlak için arsa bedelinin peşin olarak istenmesi konularında ortakların görüş ve kararını almak üzere Sn.Gökay?ın da bulunduğu 01.09.1955 tarihinde olağan üstü genel kurul toplantısı yapılmıştır.[/FONT] [FONT="]Genel kurul çarşının bu sahada kurulması için Belediyenin çıkardığı tahvillerden 30 milyon liralık kısmını kooperatif tarafından alınması suretiyle gereken yardımın yapılmasını oy birliği ile kararlaştırılmıştır.[/FONT] [FONT="]4,5 yıllık çalışmadan sonra bugün çarşının bulunduğu yüzlerce parselden oluşan alan 06.08.1959 tarihinde A Blok sahası hariç Belediyece istimlak edilerek kooperatife satılmıştır. Çarşı yerinin bu şekilde seçilmesi ile birlikte bu bölgenin imar planının bulunmaması veya burada çarşı kurulması düşünülmemiş olması ve dolayısıyla istimlak hudutlarının tespiti bakımından belediyenin isteği ile kooperatifçe bir Mevzii imar planı yarışması düzenlenmiş, 27.08.1958 tarihinde düzenlenen bu yarışmaya katılan 14 proje arasından jüri, Y.Mim.Cihan Fındıkoğlu, Y.Mim.Kemal Bayur, Y.Mim.Tarık Aka, Y.Müh. Niyazı Durunay, Y.Mim. Özdemir Akverdi?nin müşterek hazırladığı projeyi birinci seçmiştir. Bu proje sonradan Belediye şehircilik danışmanı Prof.Piccinato?nun da katkısı ile geliştirilerek Mevzi İmar planı haline getirilmiştir.[/FONT] [FONT="]Mevzi imar planının 1960 yılında İmar İskan Bakanlığınca tasdikinden sonra mimari projenin yapılmasına geçilmiştir. Arsa satın alma işlerinin tamamlanması ve imar durumunun belli olmasından sonra, sıra mimari projenin tanzimine gelmiştir. Arsaya kurulacak çarşı mimari projesi için kooperatif ihtiyacını karşılayacak, aynı zamanda şehrin geniş bir sahasını ve tarihi çerçevesinin imarını sağlayacak, en iyi çözümü bulmak amacıyla kooperatif tekrar bir yarışma düzenlemiştir.[/FONT] [FONT="]19 Şubat 1960 tarihinde düzenlenen bu proje yarışmasına 11 proje katılmıştır. [/FONT] [FONT="]Bu yarışmaya günün önemli mimarlık bürolarından Prof.Emin Onat, Prof.Orhan Safa, Prof.K.Ahmet Aru ve arkadaşları, Melih Bilsel, Haluk Baysal, Rana Zapçı, Affan Kırımlı, Orhan Bolak, Gazanfer Beken, Orhan Bozkurt, Cihat Fındıkoğlu, Kamil Bayur ve arkadaşları, İMA Mimarlık Bürosu, Doğan Tekeli-Sami Sisa-Metin Hepgüler yarışmaya katılmışlardır.[/FONT] [FONT="]Yarışma Jürisinde İst.Belediye Başkanı Kemal Aygün, Rıfat Edin, İmar müd. Y.Mim. Faruk Akçer, Beld.İmar müşaviri Y.Mim.Cevat Erbil, Prof.Dr.Mukbil Gökdoğan, Prof. Mustafa İnan, Y.Mim.Sedat Hakkı Eldem, Y.Mim.Asım Mutlu, Y.Mim. Sadık Sever, Y.Müh. İsmail İşmen, Y.Müh.Mim. Ali Rıza Ünsal ve Kooperatif ilgilileri bulunuyordu.[/FONT] [FONT="]Jüri çalışmaları sonunda Site mimarlık Bürosu Y.Mim.Doğan Tekeli-Y.Mim.Sami Sisa-Y.Mim. Metin Hepgüler?in projesi jüri tarafından birinciliğe layık görülmüştür. Düzenlenen yarışma sonunda yapılacak çarşının avan projesi elde edilmiştir. Tatbikat projeleri tanziminden önce lüzumlu zemin sondajları ve temel etütleri yaptırılmak suretiyle proje ve keşiflerin tatbikat sırasında değişikliğe meydan verilmeden tatbikine çalışılmıştır.[/FONT] [FONT="]Kazanan proje jüri raporunda şöyle değerlendirilmiştir. ?Heyetimiz tarafından Manifaturacılar için bütün projeler arasında en uygun olarak seçilen bu projede, Bozdoğan su kemeri ile Şeb Sefa Hatun camii arasındaki kısmın kompozisyonu, gerek şehircilik gerek mimari bakımdan güzel bulunmuş, fakat Şeb Sefa Hatun camii ile Atatürk Köprüsü arasındaki kısımda yukarıdakine benzer bir ifadenin devamı kısmen görülmekle beraber, burada yerleştirilmiş olan üç yüksek büro bloğu yerleri aşırı irtifalar dolayısıyla uygun görülmemiştir? [/FONT] [FONT="]Diğer taraftan istenilen dükkan sayısı bu projede tam olmakla beraber genişlikleri yeterli bulunmamıştır. Fakat projedeki elastikiyet bu noksanlığı izale edecek durumdadır.[/FONT] [FONT="]İnşaata müsait olan Hıfzısıhha Enstitüsü ile Şeb Sefa Hatun Camii arasındaki birinci kısım kaba inşaat halinde 15.03.1961 tarihinde en müsait teklifte bulunan Eti Yapı Ltd.Şti?ye ihale edilmiş ve zamanın Vali ve Belediye Reisi General Refik Tulga tarafından temeli atılarak fiilen inşaata başlanmıştır. Bundan sonra durum müsait olduğu ve inşaat sırası geldiğinde 28.06.1961 tarihinde ikinci kısım kaba inşaatı Şevket Alptekin ve Bayındırlık İşleri A.Ş.?ne ihale edilmiştir.[/FONT] [FONT="]1967 yılında birinci kısım, 1968 yılında ikinci kısım inşaatı tamamlanmıştır.[/FONT] [FONT="]Araziye intibakı ve toprağa gömülü az miktarda alınan avlular ve arka servis yoluna açılmalar suretiyle havalandırılması, projede en canlı bir şekilde çözümlenmiştir.[/FONT] [FONT="]Yarışma projesi, sonradan yapılan birçok değişikliğe rağmen uygulanan projenin ana fikirlerini taşımaktaydı. Jüri tarafından yarışma projesindeki üç yüksek bloğun, bire indirilmesi tavsiye edilmesine rağmen, zeminin olağanüstü kaygan ve çürük olmasının sonradan anlaşılması üzerine, yüksek büro fikrinden tamamen vazgeçildi.[/FONT] [FONT="]Belediyenin bu projeyi onaylayacak kurulu, çoğu yarışmacı, yada jüri üyesi olarak konunun içinde olduğu ve bu noktaya kadar gelmesine katkıda bulundukları halde, projenin onaylanması yaklaşık bir yıllık uzun tartışmalar ve proje değişikliklerini gerektirmiştir.[/FONT] [FONT="]Projede dükkanlar, bulvara göre bir açı teşkil ederek Süleymaniye yönünde görüş sağlayan avlular çevresinde ve yaya alanları üzerinde akıcı bir yaya ulaşımı sağlayacak biçimde yerleştirilmiştir. Yaya ulaşımı, bulvarın yoğun taşıt trafiğinden ayrılmıştır. Arkada bulvara paralel olarak düzenlenen bir yol, servis ulaşımını sağlamakta, otopark girişleri bu yola bağlanmaktadır. Dükkanları çevresinde yer aldığı avlular değişik mekan etkileri ile bulvar boyunca gene iç yaya yolları ile bağlanarak sıralanmaktadır.[/FONT] [FONT="]Arsanın tüm uzunluğunca devam eden eğimde yararlanılarak bütün katlara yollardan düzayak çekici girişler sağlanmıştır. Yapıların birlikte algıladığı Süleymaniye?nin kubbe çapının sadece 27 m. Olduğu Süleymaniye?deki ihtişamın çevre yapılarının küçük kubbeleri ve diğer elemanları ile sağlandığı göz önünde tutulmuş, çarşı kitlelerinin içinde bulundukları tarihi şehir parçasındaki gibi küçük cumbalar, balkonlar, üst katlarda geri çekilmesiyle ölçülü bir hareketlilik kazandırılmıştır. Bu hali ile çarşının Atatürk Bulvarından görüşünüşünde [/FONT] [FONT="]Süleymaniye Külliyesinin etkisini bozmadığı, hatta ona uygun bir çerçeve sağladığı [/FONT] [FONT="]söylenebilir.[/FONT] [FONT="] Kullanılan malzemenin seçiminde önce çevre ile uyum sağlama ve dayanıklılık, sonrada ekonomi ve uygulama kolaylığı aranmıştır. Çok sayıda ve farklı malzeme kullanılmaktan kaçınılmıştır.[/FONT] [FONT="] Bütün bu dolgu duvarlar, beyaz traverten kaplanmış, yatay taşıyıcılar (döşemeler), korkuluklar brüt beton bırakılmıştır. Üst katlardaki dükkanların dışa bakan arka cephelerinin büyük kısmı prefabriko bir kafes elemanla kaplanmıştır.[/FONT] [FONT="] Dükkanlar 15-20 m.gibi derinliklerde olduğu için her iki ceplerden tam ışık almaları gerekmekteydi. Dışa bakan cephelerin bu tür bir kafesle kapanması, hem ışık almayı sağlamış, hemde mimari bütünlüğün sağlanmasında yararlı olmuştur. Bu büyük kompleksin günün Türk plastik sanatlarından örnekler taşıması, bunlarında yapı mimarisi ile bütünleşmesi için özel çaba gösterilmiştir.[/FONT] [FONT="] Mimaride belirlenen yüzler için açılan yarışmada kazanan sanatçıların, seramik ve mozaik panoları, Bas-reliefleri yapıya katkıda bulunmuştur. Bunlar Füreya Karal ve Sadi Diren?in seramik, eren Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Nedim Günsür?ün mozaik panoları, Yavuz Görey?in dekoratif havuz plastiği, Kuzgun Acar ve Ali Teoman Germaner?in Baş-reliefleridir.[/FONT] [FONT="] Arsa bulvar boyunca ve bulvara dik olarak iki yönde %3 ile %8 arasında değişen eğimleri olan 45.000 m2 yüz ölçümlü ve bulvar boyunca 800 m uzunluğunda dar bir şerittir. Arsanın arka sınırı imar planının hayali kitlelerine göre tespit edilmiştir.[/FONT] [FONT="] Daha önce açılan şehircilik yarışmasında kazanan projeye, Belediye müşaviri Prof. Piccinato?nun katkısı Şeb Şefa Hatun Cami?nin alt ve üst yanlarındaki kitlelerin, bulvardan Süleymaniye yönünde görüş sağlayacak şekilde döndürülmesi olmuş ve bu fikir mimari proje yarışmasına İmar durumu olarak verilmiştir.
Yazan: Arda Moltay
Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir.
Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.
İMÇ'ye şöhret hayali ile gelip de hayallerini yakalamış ya da yakalayamamış müzisyen adayları anısına bir Türkiye "POP" Kültürü müzesi belki de...
Yazan: AZMİ AÇIKDİLİMÇ Bloklarının yıkılması haberleri üzerine projenin müelliflerinden olan Doğan Tekeli ve Metin Hepgüler ile Mimarlar Odası eski başkanı Oktay Ekinci’den görüşlerini istedik. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz. Bu haberin üzerinden 13 ay geçmiş, bilirkişi raporları mahkeme neticesi ne olmuş bilmiyorum. Araştırılsa bulunabilir de, Arkitera'dan başka güvenilir haber platformu tanımıyorum. Ancak Arkitera'dan da ses yok.Bilirkişiler yani Emre Aysu, Hakkı Önel Yıldız'dan hocalarımdı. Mesleklerin de hem başarılı, hem deneyimli, hem de çok dürüsttürler. Doğru raporu vereceklerinden eminim. Vermişlerdir de zaten. Süleymaniye sırtlarında ki bu çarşı tarihi doku düşünülerek çizilmiş ve yarışmayı kazanmış. Ayrıca mimarlık tarihi için de bir kazanım. Fener,Balat,Süleymaniye,SSK binaları, Unkapanı,Zeyrek,devamında Aksaray Valide Camii, Belediye Binası, Yenikapı. Doku'ya bakın. Haliç'den Yenikapı'ya. İstanbul Tarih de korursan tarih. İşte Kültür Başkenti. Çarşı'nın yıkılması değil tahrip olan kısımlarının tadil edilip ilk projesine uygun haline getirmek doğru olanıdır. Aksi takdirde, Kültür Başkenti derken kültür mantarına benzetiriz İstanbul'umuzu. (Yarımada için söylüyorum). Belki havanda su döğüyor olabilirim,mahkeme o günden bu güne kararını vermiş olabilir. Koruyalım sonra içerisine bir fonksiyon koyarız. Aman AVM demeyin midem kalkıyor.
Yazan: OKAYmimarlar odası web sitesinde yer alan hürriyet gazetesinde çıkan bir haber,
ilginç bir tartışmayı başlatabilr
http://www.mimarlarodasi.org.tr/index.cfm?sayfa=Belge&Sub=detail&RecID=1282
Bütün yorumları forumda okuyun!








