
8 Ocak 2008 Salı günü Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “Sulukule, Yeniden Şekillenecek” başlıklı haberde, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın soru önergesini yanıtlayan açıklamalarına yer verildi. Proje kapsamında yıkılması öngörülen yapıların yerine bitişik nizamda, 7 ana mimari üslupta toplam 21 yapı tipinin tasarlandığını belirten Günay, bu konutların dışında konaklama tesisi ile ticaret ve kültür tesisi olarak 2 yapının da avan projede yer aldığını ifade ediyor.
Projenin, Yard.Doç.Dr. Mehmet Ali Yüzer, Yard.Doç.Dr. Selim Velioğlu, Doç.Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller ve Dr. Aras Neftçi'nin danışmanlığında hazırlandığını söyleyen Günay, İstanbul Yenileme Alanı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 2 Kasım 2007 tarihli kararıyla uygun bulunan yenileme avan projesinin, kurul gündeminde yaklaşık 3 ay süreyle"tescilli yapılar, sur koruma bandı, bölgenin silüeti ve koruma mevzuatı" gözönüne alınarak değerlendirildiğini belirtiyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın, Sulukule yenileme projesiyle ilgili açıklamalarının kafalardaki sorulara bir cevap olmadığını, tam tersine daha büyük endişelere mahal verecek sözler olduğunu belirten Sulukule Platformu, tepkilerini şu sözlerle dile getiriyorlar:
Tarih
1. Dünyada binlerce yıllık kent olarak adlandırılabilecek iki yerleşim alanından biri olan İstanbul'un merkezinde, Tarihi Yarımada'da sürdürülen yenileme projelerinin her biri mimarlık skandalı niteliğinde.
Örneğin Süleymaniye'de, Kiptaş tarafından insanlardan arındırılan ve yeni sahiplerinin yatırım ihtiyacını karşılamak için yıktırılan sapasağlam tescilli binalar, İstanbul gibi bir kentin nasıl bir inşaatçı mantığına teslim edildiğini ortaya koyuyor. Süleymaniye Projesi'ni onaylayan Koruma Kurulu bile, bu yıkımlar konusunda suç duyurusunda bulundu, ama ne yazık ki, iş işten geçtikten sonra!.. Ya suça daha fazla iştirak etmemek için, ya da tarihi bina katliamı gerçekten onların bile yüreğini sızlattığı için. Çünkü malum, kurullar, "koruma"dan çok, "yıkıp yenileme" amacına hizmet ediyorlar...
Bölgelerde tescilli binaların bile yıkılarak yerine, UNESCO'nun uyarılarına aldırış edilmeden taklit Osmanlı evleri yapılması, konutların yeni sahipler için yapıldığının göstergesi. Çünkü, buraların değerleneceği bilgisini "içeriden" alıp yatırım yapan "müşteriler" eski binaları tercih etmiyor.
Nitekim Sulukule Projesi'nde de, tescilli sivil mimari örneği sayısının düşük gösterilmesi, tıpatıp aynı nitelikte onlarca başka evin es geçilmesi de bunu gösteriyor.
Kültürle ilgili en üst düzeydeki kamu görevlisi olan Sayın Bakan, neden kültürü yok sayan bir inşaatçı mantığı ile yalnızca fiziksel mekanı dönüştürmeyi hedefleyen bu ilkel mimarlık uygulamasını destekliyor?

Fotoğraf: Cihat Ak
2. Sultanahmet otel inşaatında yaşanan skandal bu kez de Sulukule'de tekrarlanmak üzere. Projede, evlerin altı bütünüyle otopark olarak öngörülmüş. Oysa, mahallenin, Bizans ve Osmanlı zamanlarında çok önemli bir yerleşim alanı olduğu biliniyor. Türkiye'nin 1982'de imzalamış olduğu UNESCO Konvansiyonu, yer altındaki arkeolojik varlıklar araştırılmadan yeni inşaat yapılamaz diyor.
Ayrıca surların bulunduğu bölgede yapılacak inşaat faaliyetlerinin de bu konvansiyona göre DKMK ile haberleşerek yürütülmesi gerekiyor. Dahası, TC yasaları uluslararası normların dikkate alınmasını gerektiriyor.
Oysa, bölgedeki kalıntılar hiç bir zaman araştırılmadı. Bazı kaynaklara göre, 569-570 yıllarında inşa edilen Deuteron Sarayı'nın, Sulukule'de olması yüksek bir olasılık.
Sulukule'ye tarihi adını veren "su"yun, yani bir zamanlar Bayrampaşa sırtlarından kopup gelen Lycos deresinin suyunu toplayan Bizans sarnıcının üzerine, iki yıl kadar önce inşa edilen yüzme havuzu kompleksi ise başka bir skandal... Bu kompleksin inşası ne tesadüftür ki, Sulukule'nin yenileme alanı ilan edildiği günlere rastlamıştır!.. Yatırımcıların ilgisini çekmek, bölgenin değerini artırmak ve proje sayesinde yerlerinden edilecek Romanların yerine mahalleye yeni yerleşecek olanlara bir cazibe merkezi oluşturmak için... Yanına bir de alışveriş merkezi ve otel inşa ettiniz mi, işte kültür, işte "çağdaş" yenileme!... Üstelik de "sosyal"!..
Fatih Belediyesi'ne ve tabi ortaya çıkan projeye göre, arkeolojik kazıya şimdilik gerek yok. Ama, inşaat kazıları sırasında, dozerlere, ekskavatörlere tarihi bir şeyler takılırsa, ne yapılması gerektiğine o zaman karar verilecek!
Yoksa, aynı Sultanahmet örneğinde olduğu gibi, bölgenin etrafı perdelerle çevrilip, kalıntılar rahat rahat yok mu edilecek?
Sosyal, Ekonomik, Kültürel Sorunlar
3. Yüzlerce yıldır Sulukule'de yaşayan insanları zararlı yaratıklar gibi gösteren:
- Onları, "siyah ve esmer vatandaşlar" olarak niteleyen ve hem savcı hem yargıçmış gibi "kötü şeyler yapıyorlar" yargısında bulunan zihniyetle (TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, bkz. Ekonomist Dergisi 12 Kasım 2007).
- Projenin mahalle sakinlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla, mahallelilerin ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleşmesi için mücadele veren STK'ları, "daha fazla istifade etmek isteyen provokatör ve kışkırtıcılar" olarak tanımlayan anlayışla (AKP Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in basın toplantısı, bkz. Yeni Şafak 27 Aralık 2007).
- Yine STK'ların yenileme projelerine muhalefetini, "uyuşturucu ve kadın satıcılarının" kendi çıkarlarını korumak için harekete geçmesi olarak kamuoyuna sunmaya çalışan kamu şirketi yöneticisiyle (yine TOKİ Başkanı, bkz. Milliyet 18 Kasım 2007).
- Sulukule'nin, Osmanlı orta ve üst tabakasının ikamet ettiği bir mahalle olduğunu, bütün tarihi verilere rağmen ispatlamaya çalışarak sürgün ve yıkımları doğrulama uğraşına giren; mahallelinin Sulukule adıyla anılmaktan "aşırı derecede rahatsız" olduğunu iddia ederek hem tarihten gelen bu adı, hem de orada yaşayanları aşağıladığının ayırdına bile varmayan Fatih Belediyesi'yle (bkz. TC Fatih Belediyesi Resmi Web Sitesi).
Ve daha saymakla bitmez gaflarla, bilgisizlik veya çarpıtmayla oluşturulan "sosyal" projenin, insanları sürmesinden, yaşam biçim ve çevrelerini değiştirmeye zorlamasından ve oradaki kültürü yok etmeye çalışmasından başka bir şey beklenebilir mi?

4. Bölgede yaşam ekonomisi de altüst ediliyor, orada bir arada yaşamaktan doğan iş kaynaklarının yanı sıra, kültürlerini yeniden üretme yolları da kesiliyor. İnsanların evlerini satmaya, kiracıların yer değiştirmeye zorlanması yaşama, barınma ve insan haklarına aykırıdır. İnsanların yaşam biçimlerine müdahale eden, birlikte ve dayanışma içinde yaşamaları sayesinde sürdürebildikleri Roman kültürünü, bölünerek ve dağıtılarak uzun süre sürdüremeyecekleri açıktır. Bu uygulama açıkça ayrımcılık ve asimilasyondur.
Bir kültür bakanı, bu ayırımcılığı ve en az bin yıl öncesine dayanan bir kültürün yok edilmesini nasıl destekleyebilir?
5. Öte yandan, bölgeyi yenileme alanı ilan edenler de, projeyle ilgili karar organlarında yer alanlar da , bölgeye yatırım yapanlar da, ya aynı kişiler ya da onların yakınları olan partililerdir. Hatta aralarında rant için kavgalar bile çıkmıştır (bkz. Haber Fatih).
Bir kültür bakanı, sokaklardan saraylara koca bir imparatorluğu nağmeleriyle dolduran, uluslararası kabul görmüş müziğiyle dünyada tek olan, dünyaca ünlü müzisyenler yetiştiren bu mahallenin, nasıl olur da rant için yok edilmesine göz yumabilir?
Buranın, insanlarıyla birlikte yaşaması ve yaşatılması için, bir kültür ve turizm merkezi haline getirilip sakinleriyle birlikte kalkınması için nasıl olur da fikir beyan etmez, kavgasını vermez?
Yenilemek veya "nezihleştirmek" için değil de "iyileştirmek" için bir proje yapılmasını talep etmez?
Mimari
6. Bakan, kurul çalışmalarında surların gabari olarak dikkate alındığını söylüyor. Böyle bir yaklaşım kültürle ilgili bir konuda yeterli olabilir mi?
Surlara bir yönetim alanı olarak bakılması gerekli. İstanbul'un Kara Surları, Dünya'da tarihsel topografyasını, bostanları, anıtları, mahalleleri ile koruyabilmiş tek örnek.
Tarihi mirasa, basit bir toplu konut şirketi yöntemi ile, iş merkezi, tatil köyü, rezidanslar gibi, tek tip yani homojenleştirici bir mimarlık ve şehircilik mantığı ile yaklaşılamaz. Oysa, Sulukule projesi, buraya yama gibi bir toplu konut sitesini sığdırmayı öngörüyor.
7. Bakan'ın açıklamasında yer alan Osmanlı mimarisi tarzı ne demektir? Sulukule için hangi dönemin Osmanlı tarzı esas alınmaktadır? Bir kültür bakanı mimarlık ve kentsel tasarımla ilgili bir fikri bu şekilde sorgulamadan, kamusal işlevini yok sayacak bir biçimde kullanabilir mi?
"Surlara uyumlu konutlar" başlığı altında mimari düşünce ve sorgulama alanını kapatan, "ben yaptım oldu" mantığıyla üretilen projelerin nasıl bir sonuç vereceği ortada. İstanbul gibi bir kentin böylesine dar bir perspektiften, homojenleştirici inşaatçı mantığı ile yönetim planı olmadan, uluslararası normları, yasaları çiğneyerek, katılımcılığı kale almadan, yaratıcı fikirlere açılmadan dönüştürülmeye çalışılması, geçmişteki tepeden inmeci uygulamalarda olduğu gibi yalnızca küçük bir azınlığı zengin etmekten başka bir sonuç yaratmayacak.
Oysa gelişmiş dünya, sonuçların hep aynı olduğunu görerek bu yöntemleri çoktan geride bıraktı.
Projelerin insanlar için yapılması dileğiyle...Konuyla İlgili Linkler
Yazan: ybdTescil konusu bambaşka bir tartışma. Benim şahsi görüşüm tescilin birçok yapının yok olmasına yol açtığı. Çivi çakılmaz dedikodusu, devletin evi tescilleyip terk etmesi, nasıl müdahale edebileceğini, nasıl günümüz koşullarına uyarlayabileceğini anlatmaması evlerin terki, kendi hallerine veya dış müdahale ile yıkılmalarını hızlandırıyor. Bir de tam tersi, tescilli ama 50 sene önce yok olmuş yapıalr, hatta tesci kararı olmamasına rağmen, 100 sene önceki fotoğraflar gösterilip olmayan yapılar tescil edilip imar-teşvik-vs. imkanlarından faydalanıp sıfırdan yapılıyor.
Bu yapı ve bu gibi çok nitelikli olmasa da düzgün oranlarda, o bölgeye kimliğini veren yapılar tescile gerek kalmadan rehabilite edilmeli. Yapılacak yeni planlamanın ana hatlarını bu gibi yapılar belirlemeli. (Biçimsel olarak değil)
Bir başka şey de Fatih Belediye Başkanı kendisi 'yanlışlıkla' 2 tescilli eseri yktıklarını belirtmişti, ki oldukça nitelikli yapılardı. Haber: Radikal-�evrimi�i / T�rkiye / 'Sulukule'de yanl��l�kla y�k�m var'
Burada içinde yaşayan kişiyi de yok sayıp, sosyal meseleyi de gözardı edip tartışacaksak da, karşımıza hukuk çıkıyor, ki bugün beni en çok hayrete düşüren ve konunun mesele bu.
Yine belirteyim: tapu üzerinde ev sahibi Gülsüm Bitirmiş'in 40 sene önce ölen dedesi Hakkı Bey ve ninesi Saniye Hanım. Gülsüm Bitirmiş'i Fatih Belediye'si ve Sulukule Projesi'nin sorumluları çok iyi tanımasına rağmen Nisan 2009'da ölmüş kişiler adına kamulaştırma davası açılmış ve paranın bu kişilere ödenmesi kararı verilmiş. Aşağıda dava kararı.
Temmuz 2009'da Zabıta evi yıkmaya kalktı. Yine Zabıta'nın hazırladığı tebellüğ ilmuhaberinde ölmüş Hakkı ve Saniye'ye 'evin İstanbul Büyükşehir Belediyesi malı olduğu ve yıkılacağı' belirtiliyor. Hakkı ve Saniye 'imza etmemiştir' yazıyor. O da aşağıda.
Tüm bunlar mahkemenin Temmuz 2007'de ölmüş Hakkı ve Saniye'nin veraset kararı almış olmasına rağmen yapılıyor (Birçok insanın ismi geçtiği için bu belgeyi buraya koymadım). Bu duruma karşı hakkını korumak için dava açan Gülsüm Bitirmiş'in bugün (12 Kasım 2009) 10:30'da konu hakkında davası Fatih Adliyesi'nde görülecekken, bir gün önceden zabıta gelip 'yarın yıkacağız' diyor ve duruşmadan yarım saat evvel evi yıkıyor.
Yıkım ekibine yıkımın hukuken imkansız olduğunu anlatan avukata 'Biz şimdi yıkalım, siz dava açarsınız' deniliyor.
Belediye istediği yeri yıkma ve 'siz isterseniz sonradan dava açın' deme cüretini, bu hukuksuz uygulamanın gücünü nereden alıyor?
Avukat Hilal Küey’in bir ay önce Radikal 2’de yazdığı yazı: Her �ey kitab�na uygun / Radikal 2 / Radikal �nternet
Yazan: Omer Yilmaz100 yıllık, ahşap ve nitelikli olmasına rağmen tescillenmemiş, tescil başvurusu sonuçlanmamış bu yapının...Varsayalım bu yapıda oturanların sosyal durumlarını hep birlikte unuttuk. Öyle ya yapı üzerinden de konuşabilmeliyiz mimarlar olarak. Bu durumda bu yapı tescillenmeli mi sizce?
Yazan: ybdAğustos 2008'de Gülsüm Teyze alt katını Sulukule Çocuk Atölyesi'ne açtığında çekilmiş fotoğraflar.
Açılışta yıkayıp astığı bembeyaz kaneviçelerini asan da Gülsüm Bitirmiş.
Yazan: ybdbulmaya çalışıyorum. yıkım fotoğrafları da bu akşam gelir.
Yazan: Omer YilmazŞu anda alanda direnen son evlerden birisi yıkılıyor! Ev sahibi Gülsüm Bitirmiş direnişin sembollerinden bence. Her toplantıya katıldı, meclise kadar gitti. 'Ben 2 göz evimden mutluyum, beni kutuların içine koymasınlar, komşularımdan etmesinler.' dedi yıllardır. Evinin alt katını çocuk atölyesine açtı. 100 yıllık, ahşap ve nitelikli olmasına rağmen tescillenmemiş, tescil başvurusu sonuçlanmamış bu yapının sahibi olarak Gülsüm Teyze'nin 40 yıl önce ölen dedesi ve ninesine kamulaştırma bedeli ödendi. Tabi ki mezardan kalkıp paralarını alamadılar ve belediye bu evi 'bedava' kamulaştırdı. Şimdi tam da 3 dakika sonra, 10:30'da Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde duruşması var. Ama onlar, Fatih Belediyesi, duruşmaya yarım saat kala ev içindeki eşyaları ve insanları zorla kapıya atarak yıkıma başladılar. Bu bir insanlık suçudur!Bahsi geçen evin fotoğrafları var mı elinizde? Foruma yüklemeniz mümkün mü eğer varsa?
Yazan: ybdŞu anda alanda direnen son evlerden birisi yıkılıyor! Ev sahibi Gülsüm Bitirmiş direnişin sembollerinden bence. Her toplantıya katıldı, meclise kadar gitti. 'Ben 2 göz evimden mutluyum, beni kutuların içine koymasınlar, komşularımdan etmesinler.' dedi yıllardır. Evinin alt katını çocuk atölyesine açtı. 100 yıllık, ahşap ve nitelikli olmasına rağmen tescillenmemiş, tescil başvurusu sonuçlanmamış bu yapının sahibi olarak Gülsüm Teyze'nin 40 yıl önce ölen dedesi ve ninesine kamulaştırma bedeli ödendi. Tabi ki mezardan kalkıp paralarını alamadılar ve belediye bu evi 'bedava' kamulaştırdı. Şimdi tam da 3 dakika sonra, 10:30'da Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde duruşması var. Ama onlar, Fatih Belediyesi, duruşmaya yarım saat kala ev içindeki eşyaları ve insanları zorla kapıya atarak yıkıma başladılar. Bu bir insanlık suçudur!
Yazan: ybdSULUKULE ATÖLYESİNDEN BASINA VE KAMUOYUNA DUYURU:
Deutsche Bank Urban Age Ödülüne Neden Başvurmadık?
ZORLA EV BOŞALTMALARA NEDEN OLANLAR, KENT ÖDÜLÜ VERMESİN
Bizler, Sulukule Atölyesi olarak, Urban Age Ödülü?ne, ödülü veren Deutsche Bank?ın (DB) hem küresel krizi tetikleyen mortgage krizinin baş aktörlerinden biri olması hem de kriz sonrası ABD?de evsizleştirmeye yol açan uygulamalarından dolayı başvurmadık.
Küresel kapitalizmin ?finansallaşma? oyununun önemli aktörlerinden biri olan DB, ödeme gücü sınırlı insanlara açılan ipotek kredilerinin karşılığı senetleri, krizin diğer müsebbipleri gibi, paketleyip fiyatlarını elden ele satıp şişirerek krizin patlamasına yol açmıştır. Bu balonun, bir süre sonra patlayarak, bedelinin ipotek sahiplerine ödetileceği belliydi. DB gibi finans fırsatçıları, bu akıbeti bildikleri halde, ?müzik çaldıkça dans ederiz, sonrası bizi ilgilendirmez? sorumsuzluğu nedeniyle G20 zirvelerinde bile eleştirilmektedirler. Bu sorumsuzluğun, Deutsche Bank Urban Age Ödülü gibi ?sosyal sorumluluk? projeleriyle maskelenmesine izin verilemez.
Amerika?da 2006 yılından bu yana, mortgage krizinin sonucunda yaklaşık 1 milyon aile evlerini kaybetti ve önümüzdeki birkaç yıl içinde bu sayıya 5 milyon ailenin daha eklenmesi bekleniyor . Deutsche Bank?ın kendi raporlarına göre, 2011 yılına kadar, 25 milyondan fazla ailenin ev kredi borçları evlerinin gerçek değerinden daha yüksek olacak . Mortgage krizinin baş aktörlerinden DB ve diğer bankalar, evlerin gerçek değerinden çok daha yüksek olan kredi borçlarında erteleme ve yeniden düzenlenme gibi talepleri de dikkate almıyor . Realty Trac şirketinin raporuna göre, bu bankalar sadece Temmuz 2009?da 360 bini aşkın gayrimenkule el koymak üzere harekete geçti. Bu süreçte mülk sahiplerinin dışında ipotek borçlu evlerde oturan, ama kirasını düzenli ödeyen kiracılar bile oturdukları evlerden kapı dışarı ediliyorlar.
Bizler, insanların zorla tahliye edilmesine karşı mücadele eden Sulukule Atölyesi olarak, milyonlarca ailenin evlerini kaybetmesine, binlercesinin çadırlarda ya da arabalarda barınma mücadelesi vermesine yol açan bir bankanın, bu ölümcül finans stratejisinden en ufak bir ödün vermediği halde, kurumsal-sosyal sorumluluk kapsamında ödül veriyor olmasını ikiyüzlü buluyoruz. Sulukule?de ve İstanbul?un başka bölgelerinde kentsel dönüşüm adı altında evlerinden ve mahallelerinden koparılan insanların nasıl bir yoksulluk sarmalına itildiklerini iyi biliyoruz. Tıpkı DB?ın, bu finans politikaları sonucunda, ABD?de milyonlarca ailenin evini kaybedeceğinin farkında olmamasına imkan bulunmadığını bildiğimiz gibi...
Biz, evlerini kaybeden Amerikalıların ve Sulukule Atölyesi gibi mağdurlarla birlikte mücadele veren Amerikalı sivil girişimlerin seslerini duyuyor ve önemsiyoruz. Evet, bizim tam da Urban Age Ödülü için aranan ve benzeri pek de olmayan ?İstanbul?da yaşam ve çevre kalitesini arttırmayı hedefleyen, ortaklık ve işbirliği yoluyla gerçekleştirdiğimiz toplumsal bir projemiz? var. Ama ?kentlerde yaşayan nüfusun karşılaştığı sorunların fark edilmesini ve yaratıcı çözümlerin desteklenmesini? amaçlayan ödüle yukarıdaki sebeplerden dolayı başvurmadık. Bu ödülün finansmanını sağlayan Deutsche Bank?ı hakiki anlamda sosyal sorumluluk sahibi olmaya davet ediyor, Banka?ya bugün dünyanın neresinde olursa olsun kentlilerin karşılaştığı en temel sorunlardan biri olan barınma sorununda bu kirli oyunu durdurması ve insanların evsizleştirilmesine neden olan süreçleri tersine çevirecek yeni ve yaratıcı uygulamaları bir an önce hayata geçirmesi yönünde çağrıda bulunuyoruz. Bunu yaptığı takdirde, belki seneye Chicago?da düzenlenecek Urban Age Konferansı?nda, Amerikalı jüri, Deutsche Bank Urban Age Ödülü?nü Deutsche Bank?a vermeyi bile düşünebilir.
Saygılarımızla,
Sulukule Atölyesi*
*Kentsel yenileme projesi kapsamında yaklaşık 5000 kişinin yaşadığı tarihi Sulukule semtinden insanlar zorla tahliye edilmiş, evlerin neredeyse tamamına yakını yıkılmıştır. Sulukule?deki yerel topluluğun yerinden edilme süreçleri bir dizi yasal düzenleme, gündelik hayatın ve yaşama koşullarının kötüleşmesi, çeşitli spekülasyonlar, yıkımlar ve zorla tahliyelerle gerçekleşmiştir. Şu an semtte kalan yaklaşık 70 kişi, ya sonuna kadar direnmeye çalışanlar ya da gidebilecek hiçbir yeri olmayan, en mağdur semt sakinlerinden oluşmaktadır. Bütün bu yaşananlara rağmen uygulama henüz başlamadığı için Sulukulelilerin mahallelerine geri dönüşü, Sulukule?nin İstanbul?a yeniden kazandırılması, semtin korunarak yenilenmesi, Sulukule Kültürü?nün sürdürülmesi mümkün olabilir. Bunun mümkün olabileceğini göstermek için Sulukule Platformu, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği, Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP) ekibi ve sürece dâhil olan birçok yeni kişi ve kuruluş, Sulukule Atölyesi adı altında bir araya gelmiş, Sulukule için alternatif bir yerel gelişme programı hazırlamıştır.
Yazan: Gökçe ArasMimar, şehir planlamacıları ve sosyologların aralarında bulunduğu bir grup, Fatih'te ''Sulukule'' olarak bilinen bölgede Fatih Belediyesi'nce yürütülen yenileme projesine alternatif bir proje hazırladı. Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Yazan: Emine MerdimSulukule Guardian'da. Video: Oldest Roma settlement in Istanbul under threat | World news | guardian.co.uk
Yazan: RedRapsodyeee!! mezbelelik devam etsin o zaman :) Etmesin elbette, eğer konuyu yakından izliyorsanız Roman mahallesindeki alternatif çalışmalardan haberiniz vardır. Bir yerin rehabilitasyonu oranın tamamen yıkılıp, rant elde edip yeniden imarıyla sağlanamaz. Bu denenmiş, araştırılmış ,ortaya konmuş. Daha titiz,yavaş ve bilimsel bir rehabilitasyon süreci izlenmeliydi. Belediyeler heryeri güzelleştirmek adına çok hızlı yıkım-yapım yolunu izliyorlar. Kendilerince haklı nedenleri olabilir, fakat bu şekilde toplumun büyük çoğunluğunu psikolojik ve kültürel çöküntüye ittiklerini ileride anlayacaklar. Bu toplumu arındırma, temiz toplum yaratma kaygısı geri dönüşsüz bir şuursuzluk ve çöküntü yaratacak. Mutlu hissetmediğiniz şehir asla güzel olamaz. Plazadan gördüğünüz değil, sokakta yürürken yaşadığınız kenttir. Bunun yaşamayı sevmeyen, plaza-otomobil-ev üçgeni dışında bir yaşamı olmayanlar için bir anlam ifade etmesini beklemiyorum.
Bütün yorumları forumda okuyun!








