Is GYO

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Vakko Moda ve Power Medya Merkezi

Haberler

Forumda tartışYazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Madra küresel felaketin kitabını yazdı

Tarih: 11 Ekim 2007 Kaynak: NTVMSNBC Yazan: Ayça Aydoğdu
Gazeteci, yazar ve radyo programcısı Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı kitabında küresel felaketin bugünkü ve gelecekteki sonuçlarını yazdı.

Yazar, gazeteci ve radyo programcısı Ömer Madra, ‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı bir kitap çıkardı. Kitabını İTÜ’de gerçekleşen TTDM’nin küresel ısınma seminerinde tanıtan Madra, küresel ısınmanın dünyayı nasıl etkilediğini farklı örnekler vererek anlattı; “Eskimolar ilk defa buzdolabı ve klima satın aldılar. Bu bir fıkra değil, çok üzücü bir durum” dedi.

‘Küresel Isınma ve İklim Krizi’ adlı kitap Ömer Madra ile çevreci Dr. Ümit Şahin’in 26 saatlik söyleşilerinden oluşturulmuş. Şahin’in sorularına, Madra yanıt vermiş.

Küresel Isınma ve İklim Krizi adlı kitap, çevreci Dr. Ümit Şahin ile Ömer Madra'nın 26 saatlik söyleşilerinden derlenerek hazırlandı.

Kitap, küresel ısınmanın tespitlerini, kanıtlarını ekolojik perspektif bakışıyla izliyor ve iklim krizinin siyasal sorunlarını yanıtlıyor. Küresel ısınmanın sadece dünyada yaratacağı etkisine değil, siyasal ve psikolojik derinliği de anlatılıyor ve neden hâlâ önlem alınmadığına dair farklı tahminlerde bulunuluyor. Madra, “Akdeniz Bölgesi’nde, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve bütün kıtalarda aynı anda bütün buzların erimesiyle, gezegenin tarihinde gördüğü en büyük felaketlerinden birine doğru çok büyük bir hızla sürüklendiğini görüyoruz. Bu süreç Endüstri Devrimi’ne kadar uzanmaktadır” diyor.

Madra küresel ısınmanın sonunda yaşanacakları çarpıcı örneklerle anlatıyor: “Grönland’da buzlar eridikten sonra, petrol ve doğalgaz çıkartabileceklerini umuyorlar, öte yandan ‘kutup hayvanları hayvanat bahçelerinde korunmak zorunda kalacaklar. Kuzey Kutubu’nda sıcaklık 22 dereceyi buldu, yağmur yağdı. Bu dünya tarihinde görülmemiş bir sıcaklık.”

Kitaptan Alıntılar
* Yakın gelecek üzerine...

Derken dünyada petrol talebinin ve ona bağlı olarak bütün tüketim şehvetinin daha da büyük bir hızla yükselmeye devam edeceğini, uçak seferlerinin yakın gelecekte kat be kat artıp dünya semalarını karbonla kaplayacağını, Hindistan gibi ‘gelişmekte olan’ ülkelerin de yüz milyonları ucuz araba sahibi yapacağını öğrendik. Eh gene mood’umuz değişti, yeni bir mood’a girdik ve kitabın adını da değiştirtik: “Bütün eller havaya-küresel ısınma buraya!”

* Endüstri devrimi üzerine...
Küresel ısınma çağdaş endüstri medeniyetinin bir sonucu aslında. Endüstri devrimine kadar geri götürebileceğimiz bir olay. Enerji, sanayi, ulaşım, tarım, ticaret ve ısınma için tüketilen yakıtların bir sonucu.

"Yalnız 1980’deki makalede bile fosil yakıt kullanımının sıcaklıkları 21. yüzyılın sonlarına doğru 2,5 derece arttıcağını, bunun da dünyayı bu hesaba göre milyonlarca yıl öncekinden daha sıcak bir duruma sokacağını ve mesozoik çağ da denen dinozorlar çağından bile daha sıcak hale getireceğini söylemişler."


* Türkiye’deki dağlar üzerine...
Ağrı, Cilo, Süphan ve Kaşgar dağlarının çok az bir kısmında kar kalmış. Erciyes ve Aladağ’larda tamamen yok olmuş. Bu haberde tek kelime küresel iklim değişikliğinden bahsedilmiyor, biliyor musunuz? Gazetelerde Türkiye’de buzulların eridiğine ilişkin koskoca bir haber yapılıyor ve hiçbir bağlantı kurulmuyor.

* Küresel felakette ilk yok olacak ada Tuvalu üzerine...
Daha 1978’de sömürgecilikten kurtulmuş, ama dünyanın en kısa ömürlü demokrasilerinden biri olacağa benziyor Tuvalu. Lynas’a o şarkıları çeviren adam da aslında adanın ilk başbakanı Toaripi imiş. Hatta biliyor musun demiş, bilge Toaripi, ben Kyoto Konferansı’na da gittim. Bilimciler bu salımları anlattılar, ben de eğer dünyayı bu hale getiriyorsa, benim adamı da batırıyorsa, e durdursunlar o zaman dedim. Ama durdurmadılar. İnsanlarımız, gelenekleri, kültürleri, örf ve adetleriyle birlikte taşınsınlar o zaman demiş çözüm olarak da..... Ama ben bu adada kalıp Tuvalu’yla birlikte denizin dibine gitmeyi düşünüyorum, fikrim budur diyor ilk başbakan. Çok acıklı, değil mi?

* Bush yönetiminin tavrı üzerine...
Amerikan bilim dernekleri, tehdit altındayken bile insanların fosil yakıtlar ve petrol kullanarak küresel ısınmayı yarattığını söylüyor. Bush yönetimiyse söylenenleri bilimsel değildir diye reddediyor ve önemli iklim kuruluşlarının başındaki insanları değiştiriyor.

James Hansen gibi önemli bazı bilimciler çıkıp, Bush yönetimi baskı yapıyor, konuşma bunları halkla paylaşma diyor, bu kadarı ancak Nazi ve Stalin yönetimlerinde oluyordu, diyorlar

* Nükleer silahlar üzerine...
Amerika’nın toplam 3 bin yerde nükleer silahı var. On binlerce nükleer başlık geliştiriliyor ve binden fazla deneme yapmış, bunun çevre üzerinde etkilerini incelemek lazım. Washington eyaletinde, Batı’da yani, Columbia nehrinin çevresinde uçsuz bucaksız kurak yerleri var, orada Manhattan projesi sırasında açılan ve Hanford Site denen muazzam bir bomba fabrikası var, İkinci Dünya Savaşı’nda açılmış. Nagasaki’ye atılan bomba da orada yapılmış. 1945 yılından 1995’e kadar plütonyum üretilmiş, 50 yıl boyunca milyarlarca galon radyoaktif suyu Columbia nehrine akıtmış, Allah bilir sonucunu.

* ABD’nin Kyoto Protokolü’nü imzalamaması üzerine...
Gazetelerde evlerin ısıtılmasından tutun da, yazlıklara ya da turistik seyahatlere gidilmesine kadar her şeyin küresel ısınmayı arttırdığına dair haberler verilse bile, bütün bunların arkasında yatan faaliyetleri ortaya çıkarmaya yönelik bir yayın yapılmıyor. Neden? Reklam gelirleri düşünüldüğü için. Dolayısıyla, medyanın da aynı derecede ağır bir sorumluluğu olduğu çıkıyor ortaya. Çünkü medya bütün bu gerçekleri sessizlik içinde geçiştirmeyi tercih ediyor. Büyük ölçüde Amerikan endüstrisini temsil eden bir kuruluş olan ABD Ulusal İmalatçılar Birliği, 2001’de George Bush’a bir mektup yazmış, “14 bin üye şirketimiz ve bunların 18 milyon çalışanı adına, yani Amerika’da imalat yapan işçiler adına, Kyoto Protokolü’ne karşı çıktığınız için size teşekkürlerimizi bildiririz, çünkü Kyoto’yu imzalamanız ABD ekonomisine ağır zarar verecekti” demişti.

* Giderek artan sıcaklık üzerine...
Kuzey Buz Denizi’nde buzullar çözülünce 5 bin kilometrelik yeni bir ticaret yolu açılacak. Etrafından dolaşacağımıza ortasından geçeceğiz diye ve oradan bol bol petrol çıkaracağız... Yalnız 1980’deki makalede bile fosil yakıt kullanımının sıcaklıkları 21. yüzyılın sonlarına doğru 2,5 derece arttıcağını, bunun da dünyayı bu hesaba göre milyonlarca yıl öncekinden daha sıcak bir duruma sokacağını ve mesozoik çağ da denen dinozorlar çağından bile daha sıcak hale getireceğini söylemişler.
YorumlarYorum Sayısı: 33

Yazan: dekoroasyoninsanımızın duyarlı olması gerekliliği ortada ama devlet politikaları da insanları yönlendirici olmalı. Bakın bir çok devlet fabrikası çevreye zehir saçmakta.

Yazan: AZMİ AÇIKDİLTuvalu gibi bir cennet'te yaşamak, sizce herşeye değmez mi ?

Yazan: Zeynep Güney(...) Küresel ısınma nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi, başkenti deniz seviyesinden sadece 5 metre yüksekte olan Tuvalu için büyük bir tehdit oluşturuyor. İklim değişikliği sonucu sıcaklıklar arttıkça, adalardan oluşan ülke giderek sulara gömülüyor. Ülkenin 9 adasının 4'te 1'i, deniz seviyesinin yükselmesiyle şimdiden sular altında kaldı. Yılın bazı zamanlarında suların yükselmesiyle ada yollarını ve evleri şimdiden su basmaya başlamış. (...)

Haberin devamı için: Küresel Isınmanın İlk Kurbanı Tuvalu

Yazan: Zeynep GüneyÖnemli bir ilk adım olan Kyoto Protokolü, ne yazık ki tek başına yeterli değil. Protokolün bilimsel danışmanları işlevini üstlenen Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli uzmanları, Kyoto Protokolü'nün eksiksiz uygulanması halinde bile dünyaya en fazla 10 yıl zaman kazandırabileceğini ve küresel ısınmayı durdurabilmek için çok daha radikal önlemlere gerek olduğunu söylüyorlar.

Haberin devamı için: Kyoto Protokolü Çözüm Olacak mı?

Yazan: Zeynep Güneyİlkokuldayken iklimlerin bir takım resimler ve yazılarla anlatıldığı duvara asılı tabloları hatırlarsınız. Hani şu hemen altlarına paltolarımızı astığımız, “sonbahar, kış, ilkbahar, yaz” sırasıyla giden tablolar. Çocuklara daha anlamlı gelsin, belki de kendi hayatlarıyla bağlantı kursunlar diye mevsimler bu tabloda belirli senaryolar içerisinde anlatılırdı. Örneğin, kış mevsiminde bir oturma odası sergilenirdi. Bu odada baba gazete okurken, mutfağın aralık kapısından gözüken anne çay yapar, oğluyla-kızıyla yaşayan dede de huzur içerisinde torununa kitap okur (biz de o yaşta o torunla kendimizi özdeşleştirirdik), adının Sarman olduğunu tahmin ettiğim bir kedi de yünle oynardı. O esnada da pencereden dışarıda yağan kar gösterilirdi. Hava soğuk olmalı ki şömine de yanıyor olurdu.

İklimler değişiyor. Artık kışın o pencerede gördüğümüz kar yağmıyor ya da tam aksine, gündelik hayatı engelleyecek kadar çok yağıp felaketlere yol açıyor. Yazlar aşırı sıcak geçerken, iki iklim arasındaki geçiş kendini hissettirmiyor. Sonbahar ve ilkbahar yok oldu, dolayısıyla da bitki örtüsü yanlış bir döngü içerisine girdi.

Peki ne oldu da böyle oldu?..


Gülin Şenol'un hazırladığı Gündem Dosyası: Küresel Isınma

Yazan: Zeynep AlpayWikipedia'dan alıntıyla "1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi."

Her sene başka bir ülke Dünya Çevre Günü'ne ev sahipliği yapıyor.

Liste şöyle:

World Environment Day 2006 Algiers, Algeria
World Environment Day 2005 San Francisco, USA
World Environment Day 2004 Barcelona, Spain
World Environment Day 2003 Beirut, Lebanon
World Environment Day 2002 Shenzhen, People's Republic of China
World Environment Day 2001 Torino, Italy and Havana, Cuba
World Environment day 2000 Adelaide, Australia


2007'nin etkinlik sahibi ise Norveç'in Tromsø kenti. Tema, haberde de belirtildiği gibi "Sıcak Konu: Eriyen Buz". Buradan yapılan sergiler, yayınlanan raporlara ve fotoğraflar ulaşabilirsiniz.

World Environment Day 2007, Tromsø, Norveç

Yazan: Zeynep Güney"Dünya Çevre Günü bugün çeşitli etkinliklerle kutlanacak. BM, 2007 Çevre Günü'nün temasını "Eriyen buz: Sıcak bir konu" olarak belirledi."

Kutuplardaki buz tabakaları ısıyı uzaya yansıtarak gezegeni serinletiyormuş. Ancak buz tabakalarının erimesiyle küresel ısınma hızlanacak ve erime dünya çapında hissedilecek.

Bugün Milliyet'te yayınlanan habere ulaşmak için; En sıcak konu: Buz

2007 Dünya Çevre Günü'nüz kutlu olsun!

Yazan: Derya KaradağKüresel ısınmayı önlemenin yollarından bazıları, burada derlenmiş.

Yazan: Gökçe ArasDünyanın en büyük ikinci buz kütlesi olan Grönland'da, küresel ısınma yüzünden buzullar eriyince eskiden anakaraya bağlı olan bir kara parçası ada haline geldi.

Yazan: 3.boyutArkadaşlar bu konu daha yeni olan bir şey dünyamızın başına gelenler (başına getirdiklerimiz)1980 lere kadar dayanmakta ancak biz daha etkisini yeni eni görmekte olduğumuz için gündeme geldi. İnsanoğlu işte sonuna kadar kullanıp bitirmeden birşeylerin farkına varmıyor. Evet bizde sonuna kadar kullanıyoruz ve bitirmemize az kaldı. Kimi uzmanlara göre 2050 kimi uzmanlara göre 2015 yılından sonra insan ırkı hayatımımz tehlikeye girecek. Kimilerine görede çoktan geri dönülmez yola girdik. Bu küresel ısınmanın başlıca kaynağı endüstriyel tüketim toplumu(ları) başta ftürsuzca tüketen ortalama ağırlıklar 80 kilo olan hiç sevmediğim toplum olan Amerika. Sırayı avrupa alıyor. Aslında bizim çektiğimiz çekeceğimiz doğal afetler bu toplumlar yüzünden olacaktır. Daha çok konuşcak oknu var ama şimdilik vaktim yok. Bukonuda daha fazla bilgi ve yapılması gerekenlerle ilgili lütfen okuyun. Kendileri yaptılar şimdide şunu yapın bunu yapın diyorlar. Buyrun okuyun Uygunsuz Gerçek. Ama şuna eminimki geri dönüşü olmayan kıyamete girdik bile.

Bütün yorumları forumda okuyun!
Haber Arşivi
Haber Bölümleri
Etiketler
Aktörler
Haber Etiketleri
Bu haberde kullanılan etiketler:
Bu haberde etiket bulunmamaktadır.
Haber Aktörleri
Bu haberde adı geçen aktörler:
Takip ettiğimiz aktörlerin bu haber ile ilgisi bulunmamaktadır.