
Kaynak: www.flickr.com
Çalık Holding, 16 Mart 2007’de ihaleye çıkan Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm projesi kapsamında projenin birinci ayağı olan 278 tarihi binayı rehabilite edecek. Bina sahiplerine %42 ile en iyi teklifi veren firma olan Çalık Holding’in inşaat işlerini yürüten GAP İnşaat tarafından, projenin dönüşüm değil bir “yenileme” projesi olduğunun altı çiziliyor.
Kent merkezinde bulunan bu tür alanlara özel çıkarılan 5366 sayılı kanun kapsamında Bakanlar Kurulu tarafından belediyelere özel yetkiler veriliyor. Tarlabaşı bölgesi için de geçerli olan yenileme alanı ile ilgili kanun belediyelere vatandaş adına karar verip, bu tür bölgelere toptan proje yapma ve eğer vatandaşın yeterli maddi gücü yoksa, buraya yatırımcı davet etme ve bu yatırımcı ile oradaki maliyetleri bir masaya oturtup anlaştırma yetkisi veriyor. Aynı kanun, anlaşamayanların yerlerini de hızlı şekilde kamulaştırıp, mallarını belediyenin almasına imkan tanıyor.
GAP İnşaat Tarlabaşı’nın ardından 20 Nisan 2007 tarihinde ise Fatih Belediyesi'nin açtığı Fener - Ayvansaray Sahil Kesimi Yenileme Alanı ihalesini de aldı. 30 ay sürmesi öngörülen proje, yenilenecek alan Ayvansaray'dan başlayarak Fener iskelesine kadar olan sahil bölgesini kapsıyor.
GAP İnşaat yetkilileri proje aşamasında danışmanlarını belirledikten sonra projeyi kentin sorunlarını çok iyi bilen, bu sorunlardan nasiplerini almış ve bunları çözmek için yıllardır emek veren Türk mimarlar tarafından yapılmasını ve tasarlanmasını istediklerini belirtiyorlar. Bu alanlarda çalışma yapan mimarların birarada olduğu ve danışma kurullarının birebir iştirak ettiği bir toplantılar silsilesinden sonra projeyi oluşturduklarını belirten yetkililer ilk 1 – 2 ay kimsenin eline kağıt – kalem almadığını vurguluyor.
İstanbul'a özel bu alanlarda deneme yöntemiyle yeni bir “yenileme” formülü üretilmeye çalışılırken, 40 – 50 kişiden oluşan atölye çalışmalarında, projelerin şekillendirilip üst ölçekli kararların alındığı, daha sonra mimari grupların kendi mimari çözümlerini üretmeye başladıkları belirtiliyor.Bölgede restorasyonu yapılacak binalar için belirlenen restorasyon yöntemi ise şöyle tanımlanıyor; önce sağlıklı bir bina envanteri, ardından binaların statik durum raporu ve binalarda varolan olumsuz koşullar belirleniyor, sonrasında ise alandaki mevcut morfolojiyi, dokuyu, gabarileri muhafaza etmek koşuluyla yeni bir formül üretiliyor.
Tarlabaşı ve Fener – Balat bölgelerinde parsel bazında farklı mimari gruplarla çalışılıyor. GAP İnşaat, üslup çeşitliliklerini olumlu bir etkiye dönüştürmek için ise atölye çalışmaları esnasında mimari ekiplerin birbirlerinin projelerine sundukları katkılar yoluyla sağlandığını belirtti.
Projeler için bir diğer tartışılan konu olan bölgedeki yapıların işlevlerinin ne olacağı sorusuna verilen yanıt ise şu; “Yeni bir işlev önermiyoruz, sadece proje alanı içerisinde bütün işlevleri doğru bir şekilde harmanlamaya çalışıyoruz. Bölgede yine konut olacak, yine insanlar burada yaşayacak, cadde üzerinde kimi noktalarda konaklama birimleri ve ticaret alanları olacak. Yani Nazım Plan Kararları’nın öngördüğü kararlar aynı şekilde devam ediyor.“
Bölgenin ulaşım şeması tekrar ele alınırken İBB tarafından kabul edilmiş Ulaşım Master Planı’na sadık kalan yetkililer proje üretirken bütün Master Planı tekrar sorgulamak yerine ona nasıl entegre olabiliriz diye kafa yorduklarını belirttiler. Hazırlanan projede bölgenin insanlarının ulaşabileceği bir mekân olmasını hedefleyen yetkililer, yaya ve araç ulaşımını yeniden kurgulayarak danışman hocaların da katkılarıyla proje alanının çevresiyle kurduğu ilişkiler anlamında doğru bir ulaşım şemasına kavuştuğunu düşünüyor.
Yenileme alanlarına çok inandıkları için bu ihalelere katıldıklarını söyleyen yetkililer bölgede oluşacak olan dinamiğin etrafını da etkileyeceğini düşündüklerini ve mal sahipleri ve yatırımcıların zamanla kentin bu terkedilmiş alanlarına dönmeleri gerektiğinin de altını çiziyorlar.
Tarlabaşı Projesi’nde Görev Alan Mimari Gruplar ve Danışmanlar
Projelere başlarken öncelikle Danışma Kurulu’nu oluşturan GAP İnşaat çalıştığı mimari grupları seçerken dikkate aldığı özellikleri ise şöyle sıralıyor; restorasyon ve renovasyon deneyimleri olması, yeni bina deneyimleri olması ve modern mimariyi çok iyi uygulayabilir olmaları.
Danışmanlar
Beykent Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Sercan Özgencil Yıldırım, Dr. Sinan Genim, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehircilik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Güzin Konuk, Prof.Dr. Haluk Gerçek ve Orhan Demir.
Mimari Gruplar
Tülin Hadi – Cem İlhan (TE – CE Mimarlık), Mehmet Alper (TURES Mimarlık), Hasan Çalışlar – Kerem Erginoğlu (Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık), Yavuz Selim Sepin (Sepin Mimarlık), Han Tümertekin (Mimarlar Tasarım), Hasan Kıvırcık (MTM Mimarlık) ve Nuran Karakaş (Duru Mimarlık).

Fener – Balat Projesi
Binlerce yıldır yaşamın devam ettiği alanlardan olan Fener – Balat bölgesi ele alınırken dikkat edilmesi gereken hususların farkında olduklarını belirten yetkililer bu bölgede yeraltındaki katmanlara zarar vermeden ve surlarla ilişki kurarak yeni bir formül üretmeleri gerektiğini söylediler. Bölgedeki bir diğer sorun ise Haliç’e arkasını dönmüş olan yaşamı Haliç’e döndürerek kıyıdaki yeşil alanla ilişkiyi en doğru şekilde sağlamak.
Fener – Balat Projesi’nde Görev Alan Mimari Gruplar ve Danışmanlar
Danışmanlar
Yrd.Doç.Dr. Zeynep Kuban, Dr. Sinan Genim, Prof.Dr. Güzin Konuk, Prof.Dr. Sercan Özgencil Yıldırım, Prof.Dr. Murat Güvenç , Prof.Dr. Hülya Turgut, Arife Deniz Oktaç.
Mimari Gruplar
Sevim Aslan, Deniz Aslan, Arda İnceoğlu, İpek Yürekli (Trafo Mimarlık) , Yılmaz Kuyumcu (Net Mimarlık), Can Çinici (Çinici Mimarlık), Yakup Hazan (Hazan Mimarlık), Yavuz Selim Sepin (Sepin Mimarlık), Mehmet Kütükçüoğlu - Ertuğ Uçar (Teğet Mimarlık), HF Mimarlık ve Serhan Sarıpınar (Ütopya Mimarlık).
GAP İnşaat yetkilerinin verdiği bilgilere göre; Tarlabaşı Projesi şu anda Yenileme Kurulu’nun onayını bekliyor ve onay alındıktan sonra mülkiyet görüşmeleri başlayacak, ardından da uygulama projeleri çizilmeye başlanacak. Fener – Balat Projesi’nin ise 1,5 – 2 ay sonra kurula sunulması bekleniyor.Konuyla İlgili Linkler
- Arkiv'de Dr. Sinan GenimArkiv'de Tülin Hadi - Cem İlhan MimarlıkArkiv'de Kerem ErginoğluArkiv'de Hasan ÇalışlarArkiv'de Yavuz Selim SepinArkiv'de Han TümertekinArkiv'de Deniz AslanArkiv'de Sevim AslanArkiv'de Arda İnceoğluArkiv'de İpek YürekliArkiv'de Can ÇiniciArkiv'de Yakup HazanArkiv'de Mehmet KütükçüoğluArkiv'de Ertuğ Açar
Yazan: ybdAşağıdaki basın açıklaması gösteriyor ki rank birilerini fena halde kudurtuyor ve insanları artık ne polis ne itfaiye ne zabıta zoruyla, artık silah zoruyla susturmaya çalışıyorlar.
Fener-Balat Ayvansaray Projesi'nin müteahhiti de, belediye de, oradan mal toplayan belli şahıslar da sanık durumundadır artık. Umarım 'terörle mücadele' ekiplerinin soruşturması bir yere ulaşır.
FEBAYDER BAŞKANI HASAN ACAR’IN EVİNE SİLAHLI SALDIRI…
18 Ekim 2010
14 Ekim 2010 Perşembe gece saat 11.37’de Derneğimizin başkanı Hasan Acar’ın evine yüzü maskeli bir grup tarafından ateş açıldı. Vodina caddesinden gelerek apartmanın alt dükkanına önce silahla ateş açan maskeli grup sonra taşlarla camları kırdı. Bu arada oturduğu dairenin altında ofisi olan Hasan Acar, ofisteki kamera kayıtlarına bakmak ve saldırganları teşhis etmek için bir ara alt kata indi ve kamera kayıtlarını incelemeye başladı. Bu esnada olayın üstünden daha 15 dakika bile geçmemişti ki saldırganlar tekrar döndüler ve bu kez de apartmanın dış kapısını tekmelemeye başladılar… Bir süre sonra olay yerine terör masasından, asayişten değişik masalardan 30 kadar polis geldi ve Hasan Acar ve ailesinin, ayrıca aynı binada oturan yine FEBAYDER Yönetim Kurulu Üyesi olan Meriç Küçükvar’ın ifadesini aldı… Bu olayın sebepleri şu an polis tarafından soruşturuluyor ve eninde sonunda suçluların yakalacağına da şüphemiz yok. Ama buradaki temel sorun suçluların yakalanması değil, bir dernek başkanının ve yönetim kurulu üyesinin ve dolaysıyla da yaşadığı mahallede birileri tarafından tehdit edilmesi ve mahalle sakinlerinin huzurunun birileri tarafından kaçırılması… Merak ediyoruz o birileri kimdir ve Hasan Acar ve Meriç küçükvardan ne istemektedir; bunun Fatih belediyesinin Temmuz 2007’den itibaren Kentsel dönüşüm adı altında uygulamak istediği Fener-Balat-Ayvansaray Yenileme Projesi ve FEBAYDER’in buna karşı verdiği mücadele ile bir ilgisi var mıdır?! Eğer varsa uzlaşma anlaşma yerine yıldırma, kaba kuvvet kullanma, hatta silahlı saldırı yoluyla mahalleliyi canından bezdirme yoluyla bu projeleri uygulamaya çalışmak hangi kamu vicdanına ve hukuk devleti anlayışına sığmaktadır? Hatırlanırsa bu Dernek başkanımız Hasan Acar’ın evine yapılan ilk saldırı da değildir. ‘Evime Dokunma’ yazılı afişimizi Hasan Acar’ın evinden sarkıttığımızda da benzer bir saldırı gerçekleşmiş ve kaba kuvvet ve güç kullanma yoluyla afişler sayın Acar’ın binasından itfaye yolu ile indirilmişti. Bir mahalleli evinde, mahallesinde huzur içinde, dayanışma içinde yaşarken birilerinin aklına bir proje esiyor ve ‘buralar çok değerlendi ne güzel lüks binalar yapalım, bu halkı burdan gönderip parası olana satalım’ diye birileri karar veriyor ve bir anda bütün mahallede hayat değişiyor; o günden sonra bütün mahalleli her gün evlerini kaybetme endişesi içinde yaşamaya başlıyor; mahalle de yabancılara karşı bir kuşku, tepki oluşuyor zamanla; çünkü kendilerinin yerine sırf daha çok paraları var diye başkalarının buralara getirilecek olmasını hazmedemiyor mahalleli… Belediye en küçük faaliyette terör estiriyor, dernek başkanının kapıları tekmeleniyor, silahlar çekiliyor… İnsaf ya burası neresi, orman kanunları ile yönetilen eski çağ devletlerinden biri mi? Orada bile insanların evlerine ve mahallelerine el koymak için bu tür kaba yöntemlere, işkencelere başvurulmazdı emin olun… Halka bu şekilde eziyet edilmezdi…
Fener-Balat-Ayvansaray halkı olarak son sözümüz şudur; baskılar, saldırılar, caydırma politikaları hiçbir şey bizleri burada, mahallemizde, evlerimizde yaşamaktan vaz geçiremiyecektir.Mücadelemize her koşulda devam edeceğiz…
FEBAYDER YÖNETİM KURULU…
Yazan: ferdi ihatırlarsanzı projenin maketininde yapıp beyoğlu belediyesine koymuşlardı 1-2 ay kaldı ancak. sonra hemen kaldırdılar tepkiler görülünce. ne güzel bir öneridir o; cepheperi korur gibi yapıp mevcut herşeyi yıkmak, istiklale açılan kapılar ama tarlabaşı tarafına açılmayan sahte kapılar...
bu projeleri yapanlar da mimar ...
etik filan nerdeee,iktidar-para nerde hemen orya koşulur tabi.. koşmayan istemezükçü olur.
Yazan: ybdYbd notlar için teşekkürler!
Sunumda Kerem Erginoğlu yok muydu? O yorum yaptı mı? Yoksa sadece Hasan Çalışlar mı vardı?
Durumu daha iyi anlamak için soruyorum.
Kerem Erginoğlu da vardı, ama özellikle Tarlabaşı Projesini Hasan Çalışlar sundu. Hatta Kerem Bey sunmak istemiyor ve yorum yapmak istemiyor gibiydi. Hasan Bey ise kaç zamandır gelen eleştirilere kimse soru sormadan cevap vererek içini dökmek istedi sanırım. : )
'Proje sürecinde bölgeye giremedik, 'garip' bir topluluk yaşadığı için binaları analiz edemedik daha sonra kolluk kuvvetleri yardımıyla rölöve aldık' sözlerini de Kerem Bey söylemişti yanlış hatırlamıyorsam, bir önceki mesajımda Hasan Bey söyledi gibi anlaşılıyor.
Yazan: saitali köknarYbd notlar için teşekkürler! Sunumda Kerem Erginoğlu yok muydu? O yorum yaptı mı? Yoksa sadece Hasan Çalışlar mı vardı? Durumu daha iyi anlamak için soruyorum.
Yazan: ybdErginoğlu-Çalışlar bugün (8 Mart 2010) İTÜ'de bir sunum yaptı. (http://www.arkitera.com/e3338-erginoglu-&-calislar-konferansi.html) Sunumun sonuna yaklaşırken Hasan Çalışlar 'Hadi biraz tartışalım' diyerek Tarlabaşı projelerini sunmaya başladı. Kendisi de projenin avan proje olduğunu, kurul kararlarıyla değiştiğini ve kendilerinin de ofiste projeyi çok tartıştıklarını söyledi. Soru-cevap bölümünü bitirirken de 'Bugün bunu yaptık, ama 10 yıl sonra şartlar daha uygunlaştığında başka türlü yaklaşabiliriz' demelerinden projeden kendilerinin de tamamen tatmin olmadıklarını ve çeşitli baskılar altında olduklarını (kurul, belediye, yüklenici, yatırımcı, stk'lar, vs.) anlıyorum. Projelerini tartışmaya açmaları dahi beni memnun etti. Sunum boyunca 'buranın hakiki sahipleri bu insanlar değil' sözünü en az 20 kere kullandılar. Buranın 'hakiki' gayrimüslim sahiplerinin 55'lerde gittiğini, yerine günümüzde PKK yanlısı, çingene, uyuşturucu satıcısı insanların yerleştiğini söylediler. (Proje sonası yerleşecek sahiplerin 'hakikilik' değerini soracaktım, soramadım.) 'Tek tek bina restore etmeye kalksaydık otopark ve diğer fonksiyonları yerleştiremeyecektik. Bu da bizi korumamaya itti' dedi Hasan çalışlar. Bunun için tescilli yapıların cephelerini koruduklarını, askıya alacaklarını, cepheyi bir bütün olarak yenilediklerini anlattı. Herhangi dikdörtgen, avlulu bir toplukonut tipinin cephesine korunuyormuş gibi yapılarak, veya pazarlanabilirlik değerini artırmak için korunarak yapıştırılan tarihi cepheleri korumasalar da olabileceğini söyledi bir izleyici. :] Burada oturan mahalleye yürüyerek gelemeyen jipli yeni sakin otoparka girip, oradan evine çıkacak, iç avlusuna bakarak yaşayacak, karşı cephedeki dönüşmemiş binalara bakan pencerelerini sıkı sıkı kapayacak, o 'korunmuş' cephedeki kapılar aslında kullanılmadığı için o kapılardan çıkıp bakkala gidemeyecek... Hasan Çalışlar'ın dediği gibi bölgenin kent için oluşturduğu büyüüük suç potansiyelini yok etmeye yardım etmekten çok bu kadar çevresi ile tezat ve radikal bir müdahale ile daha büyük gerilimler yaratacak. Hasan Bey cevap olarak özetle projenin bağlamdan kopuklaştığının doğru olduğunu, tarihi cephelerdeki kapıların bir kısmının ticari birimlere giriş olacağını, kurulun avan proje sonrası elde edilen rölövelerle birçok yapının plan şemasının da korunması kararı aldığını, projenin değişeceğini, dönüşüm bölgesinde olmayan sokakların da proje ile kendiliğinden pahalılaşacağını ve 'işgalci, son 3-5 yılda gelmiş' kesimin burayı terk edeceğini, aradaki uçurumun azalarak bu bölgelerin de belki 10 yıl sonra benzer projelerle dönüştürüleceğini söyledi. O zaman yaptıkları projenin bağlamını bulacağını ve belki o zaman başka bir ada için proje üretmeleri istense daha farklı yaklaşabileceklerini söyledi. Ha, bir de 'orada yaşayan insanlar binalara odalar eklemiş, çatıyı değiştirmiş, cepheyi sıvamış, içinde yaşayabilmek için binaları mahvetmişler. Bu şekilde durmalarındansa sadece cephelerinin korunması yeterlidir' dediler ki sesimi çıkaramadım. Gık dedim. Tüm bunları söylerken araya sıkıştırdıkları '3-5 yılda gelmiş işgalcinin hakkını mı koruyalım malsahibinin hakkını mı koruyalım? Türkiye'de zaten bugüne kadar devlet hep zenginleri ezdi, vergiyi hep İstanbullular'dan aldı, işgalciler istediği yeri çevirip binasını dikti.' gibi not alamadığım onlarca cümle projenin sosyal-ekonomik boyutları hakkında soru sorma isteğimden vazgeçirdi beni. Cevaplarını önceden verdi. Son bir not da proje sürecinde bölgeye giremediklerini, 'garip' bir topluluk yaşadığı için binaları analiz edemediklerini, daha sonra 'kolluk kuvvetleri' yardımıyla rölöve aldıklarını söyledi. Ben girebiliyorum vallahi kolluk kuvvetsiz. Belki de 'güç' irite ediyordur mahalleliyi.
Yazan: mimarözgekesinlikle katılıyorum. :) Erginoğlu-Çalışlar Mimarın Mutfağı toplantısında şöyle bir yorum yapmış: ''Tarlabaşı Projesi'nde bulundukları için adlarının kötüye çıktığından bahseden Çalışlar, aslında burdaki sosyal ve fizikzel dokunun, kent için büyük suç potansiyeli taşıdığı ve bu durumu düzeltmeye katkıda bulunmak istediklerini söyledi. Tarlabaşı'nda bir yapı adasında çalışan ikili, tamamen yıkılacak, yenilenecek ve onarılacak binaları tespit ettiklerini ve çalışmalarının sürdüğünü belirttiler.'' "Türkiye'de Mimarlar Yapabilecekleri Kadar Çok Kaliteli Yapı Yapmalılar" Sosyal ve fiziksel dokunun kent için taşıdığı büyüüük suç potansiyeli mimarlık yolu ile düzeltilebilir mi? İnsanları şehir dışına itekleyip, bölgeyi üst gelir guruplarına pazarlayarak iteklenenleri gerçekten potansiyel suçlulara dönüştürmeye yardımcı olabilirsiniz belki. Tony Gatlif (yönetmen, müzisyen, tanrısal kişi) Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'i ziyaretinde şöyle demişti: ''İspanya'nın Sevilla kentinde romanlar yaşadıkları yerlerden alınarak belediye başkanı tarafından başka bir mahalleye taşındı. Bu mahallede öyle büyük sorunlar yaşandı ve suç oranları o kadar arttı ki, artık polis bile buraya giremez hale geldi. Romanya'da Çavuşesku döneminde de aynısı yapıldı ve ortamlarından başka bir yere taşındılar. Sonuç yine aynı oldu ve hapishaneler romanlarla doldu taştı.''
Yazan: ybdErginoğlu-Çalışlar Mimarın Mutfağı toplantısında şöyle bir yorum yapmış: ''Tarlabaşı Projesi'nde bulundukları için adlarının kötüye çıktığından bahseden Çalışlar, aslında burdaki sosyal ve fizikzel dokunun, kent için büyük suç potansiyeli taşıdığı ve bu durumu düzeltmeye katkıda bulunmak istediklerini söyledi. Tarlabaşı'nda bir yapı adasında çalışan ikili, tamamen yıkılacak, yenilenecek ve onarılacak binaları tespit ettiklerini ve çalışmalarının sürdüğünü belirttiler.'' "Türkiye'de Mimarlar Yapabilecekleri Kadar Çok Kaliteli Yapı Yapmalılar" Sosyal ve fiziksel dokunun kent için taşıdığı büyüüük suç potansiyeli mimarlık yolu ile düzeltilebilir mi? İnsanları şehir dışına itekleyip, bölgeyi üst gelir guruplarına pazarlayarak iteklenenleri gerçekten potansiyel suçlulara dönüştürmeye yardımcı olabilirsiniz belki. Tony Gatlif (yönetmen, müzisyen, tanrısal kişi) Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'i ziyaretinde şöyle demişti: ''İspanya'nın Sevilla kentinde romanlar yaşadıkları yerlerden alınarak belediye başkanı tarafından başka bir mahalleye taşındı. Bu mahallede öyle büyük sorunlar yaşandı ve suç oranları o kadar arttı ki, artık polis bile buraya giremez hale geldi. Romanya'da Çavuşesku döneminde de aynısı yapıldı ve ortamlarından başka bir yere taşındılar. Sonuç yine aynı oldu ve hapishaneler romanlarla doldu taştı.''
Yazan: ybdGerçekten anlamadığınızı varsayarak anlatayım. GYODER, adı üzerinde gayrimenkul yatırımları üzerine kurulu bir dernek. Daha açıkça arsa üretimi, konut-gayrimenkul üretimi, fırsat geliştirme, gayrimenkul ve kent pazarlama gibi konular faaliyet alanları içinde. 5366 sayılı Yenileme Yasası hazırlayanların deyimiyle '40-50 m2 alanda birşey yapamıyoruz, bu eski binaların parsellerini birleştirip içini yıkalım, cephelerini koruyalım, bütün adayı yeraltı otoparkları ile birbütün olarak inşa edelim' mantığına dayalı. Dönüşüm Yasası belediyelerin elini bu konuda güçlendirmek, İmar Hakları Transferi Yönetmeliği de parselleri toplayıp birleştirmeyi kolaylaştırmak için yapılıyor. E bir de programa yeni fırsat alanları eklenmiş. Sonuç: Sevgili yatırımcılar, müteahhitler, mimarlar, sizlere yasalardaki incelikler ile bir bölgeyi hangi bahanelerle kentsel dönüşüm alanı ilan edip, parselleri nasıl toplayıp, adaları tek bir bütün haline getirip, tarihi yapıları yıkıp, içine 'tarihi cepheler' yapıştırılmış monobloklar yapabileceğinizi anlatacağız diyorlar. Sosyal boyuttan hiç bahsetmedim bile. Bunun neresinden memnun olayım? Hayır efendim illa tarihi yapıları yıkıp tek bir bina yapmak zorunda değiller, burda ne güzel yatırımcılara kentsel dönüşümün yasal boyutları ve fırsat alanları anlatılıyor, ne güzel insanalr artık eski-yeni çöküntü alanlarını düzeltmek için yatırıma teşvik ediliyor diyebilirsiniz. Fakat yatırımcı ve müteahhid inşaattan kazancını artırmak için maksimum yıkım, maksimum parsel birleştirme, maksimum kat çıkma, maksimum yeraltı otoparkı ister doğal olarak. Anlatılan yasa ve fırsat alanlarında da imar yönetmeliği ve planı dıişında bir sınırlama yok. Tarlabaşı ve Fener-Balat-Ayvansaray projelerini gördük. Tarihi yapıların sadece cepheleri 'korunuyor'. Planı kurul zoru ile korunan çok çok az yapı var. Cephedeki kat farklılıklarının oluşturduğu ritm, tüm yapıların (daha doğrusu yapı cephelerinin) üzerine gerektiğince eklenen katlar ile tek bir seviyeye çıkartılıyor. 2 katlı bir yapı da 4 katlı bir yapı da kat ilaveleri ile 5-6 katlı oluyor. Ben bu durumda iyimser olamıyorum :]
Yazan: Omer YilmazNe gibi bir kötümser tablo çıkıyor?
Yazan: ybdProgram
1- Yeni Kavramlar
o Kentsel Dönüşüm ve Yenileme
o Kentsel Gelişim Strateji Çerçevesi
o Uzlaşma Yönetimi
2- Yeni Yasal Düzenlemelerin Sunduğu Fırsatlar
o Yenileme Yasası (5366)
o Dönüşüm Yasa Taslağı
o İmar Hakları Transferi Yönetmelik Taslağı
3- İstanbul Metropolitan Merkezi (IMP) Planlama Çalışmaları ve Yeni Fırsat Alanları
o Yeni Fırsat Alanları
o Yeni Projeler
4- Uzlaşma Yönetimi Yapılan Örnek Projeler
o Tarlabaşı Yenileme Projesi
o Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi
5- Soru - Cevap
Yukarıdaki program ve GYODER (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği) yanyana gelince ortaya çok iyimser bir tablo çıkmıyor. Eğitim kimlere ve ne için veriliyor?
Bütün yorumları forumda okuyun!








