Dumankaya

GazetePARC E-Bülteni

 
E-Bülten Arşivi
Emek Sinemasi

Söyleşi

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Modern Yaşamın Karmaşasında Derin Bir Nefes


Modern yaşamın yükünün giderek arttığı, zaman kavramının hız ile özdeşleştiği bir dönemde yaşadığımızı dile getiren Soyak Holding CEO'su Emre Çamlıbel'e göre bu karmaşanın panzehiri fonksiyonelliği ön plana çıkaran, doğa dostu uygulamalarla sürdürülebilir yaşamı destekleyen, mimari estetiği konforla buluşturan kaliteli yaşam alanları. Bu vizyonla harekete geçen Soyak "Sürdürülebilir Yaşam" anlayışıyla yeni projeler üretmeye devam ediyor.

Özlem Duygu Çil: Soyak'ın doğumundan bugüne dek yaptıklarını hatırlatmak amacıyla sorarsak markanız ülkemizde nerelere, hangi boyutlarda imzasını attı?

Emre Çamlıbel: Soyak, yaklaşık 50 yıldır Gayrimenkul alanında, "Sürdürülebilir Yaşam" anlayışıyla sürdürdüğü yenilikçi faaliyetleriyle kaliteli yaşamın öncüsü oldu. Site anlayışını topluma kazandıran ilk şirketlerden biri olarak, 25 yıl önce gerçekleştirdiği 1.536 konutluk Soyak Göztepe Sitesi ile sektörde farklılık yarattı. Bugüne kadar 50 bin aileyi ev sahibi yapan Soyak, ülkenin ve toplumun geleceğine yatırım yapma anlayışıyla faaliyetlerini sürdürürken, kalite ve güveni ön planda tutarak müşteri memnuniyetinde de sürdürülebilir başarıyı hedefledi. Bu süreçte giderek ivme kazanan teknolojik yeniliklerden maksimum düzeyde yararlanan Soyak, projelerinde olduğu gibi müşteri hizmetleri alanında da öncü uygulamalara imza attı. Bunun en güzel örneklerinden biri de gayrimenkul alanında internet üzerinden "ilk" satışı gerçekleştirmesi oldu.

İş süreçlerindeki mükemmeliyetçi anlayışın göstergesi olarak, 2003 ve 2005 yılları arasında ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Belgelerini aldı. 2005 yılında konut sektöründe bir ilke daha imza atarak, Superbrands tarafından Türkiye'nin "Süper Markaları Kataloğu"na dahil edildi.

Kurum olarak, bu süreçte kurumsal sorumluluklarımızı en iyi şekilde yerine getirmeyi hedefleyerek, iş yapış biçimlerinde verimliliği önde tutan, sürekli gelişimi hedefleyen uygulamalara ağırlık verdik. 2007 yılında gayrimenkul sektöründe ilk ve tek olarak "Ulusal Kalite Başarı Ödülü"nün sahibi olduk. 2009 yılında sektöre model teşkil eden ve müşteri memnuniyetinde mükemmeliyeti hedefleyen teknoloji odaklı uygularımızın başarısı, ödüllerle tescillendi. Bu alanda, Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği'nin "En İyi Mobil Kampanya" ödülü ve 5. İstanbul Çağrı Merkezi Konferansı "En Övgüye Değer Performans Gelişimi" Ödülü'nü kazandık. Bu yıl ise, Türk Patent Enstitüsü tarafından da uluslararası arenada "Tanınmış Marka" statüsüne sahip olarak bir kez daha tescillenmiş olduk.

Çevre Dostu Yeşil Binalar (ÇEDBİK) Derneği'nin de kurucu üyelerinden biri olarak, kamuoyunun çevre konusundaki bilincini artırmak ve sektördeki uygulamaların yaygınlaşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2007 yılında şirketlerimizden Soyak Yapı'nın AR-GE çalışmaları kapsamında ilk "Sürdürülebilir Yaşam Raporu"nu hazırlayarak sektör uzmanlarının da yararlanması amacıyla yayınladık. Sosyal sorumluluk alanında da "Bugün Artık Yarın" sloganıyla, dünyanın geleceğini doğrudan şekillendirecek olan çevre konusunu seçmiş olmamız bu kararlılığımızın bir göstergesi.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında 2007 yılında başlattığımız "Geleceğe Bir Damla Sakla" projesinin amacı, genç nesillerin su tasarrufu bilincini yaygınlaştıran elçiler olarak yetişmesine katkıda bulunmak ve okullardan başlayarak geniş kitleleri su tasarrufuna teşvik etmekti. Çiğli, Bostancı ve Karaköy Rotary kulüpleri ile birlikte gerçekleştirilen projenin sonuçları, katedilen mesafeyi açıkça ortaya koyuyor: İstanbul ve İzmir'de belirlenen 33 okulda su tüketim kanallarının tasarruf sağlayıcı düzenlemelerle yenilenmesi ve bilinçlendirme faaliyetleriyle, okullarda elde edilen yüzde 60 tasarruf miktarıyla, 1950 ton su tasarrufu sağlandı. Bilinçlendirme çalışmaları ile 34.000 İzmirli ve İstanbullu aileye ve yaklaşık 102.000 kişiye ulaşıldı. Bu kurumsal sosyal sorumluluk projesiyle 2008 yılında "2440.Bölge Uluslararası Rotary 1. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödülü"ne layık görüldük. 2009 yılında aynı projemiz; Dünya Araştırmacılar Birliği ESOMAR'ın İsviçre'de gerçekleştirilen 61. Yıllık Kongresi'ne Türkiye'yi temsilen katılan "tek bildiri" oldu ve 2010 yılında Enerji sektöründe "Altın Voltaj" Ödülüne layık görüldü.

Soyak kurum kültürünün bir parçası haline gelmiş olan "Sürdürülebilirlik"in yansıması, gayrimenkul alanındaki projelerde de görülüyor. "Sürdürülebilir yaşam" anlayışıyla oluşturduğumuz projeler, çevre dostu tasarım ve mimariyle planlanıyor. İzmir Karşıyaka'da satışları hızla devam etmekte olan Soyak Siesta projesinin enerji verimliliği ve tasarruf sağlayan uygulamaları ile ısınma ve aydınlatma masrafları konusunda da avantaj sağlaması hedefleniyor. Yeşil çatı uygulaması bulunan Soyak Siesta'da salonlardaki dimerli aydınlatma sistemleri; daire içlerinde kullanılan armatürlerdeki tasarruflu ampüller kullanılıyor. Çevre aydınlatmada tasarruflu (LED'li) aydınlatma sistemleri; ortak sosyal alanlarda sıcak suyu ısıtmada güneş paneli ile yapılıyor. Dairelerde 2 kademeli (3-6 litre) rezervuarlı klozet sistemleri ile kişilere su kullanımının dengeli tüketimi teşvik ediliyor. Özellikle doğru yapılan mantolama uygulamaları ile yaklaşık yüzde 35-50 oranında tasarruf sağlanması hedefleniyor.

ÖDÇ: Soyak markası "gayrimenkul sektörünün genel resminden" çıkartılsa, sektör neyi, hangi değerleri yitirmis olurdu?

EÇ: Sektörde faaliyet gösteren her şirketin farklı bir değeri var. Yaklaşık 50 yıldır bu sektörde faaliyet gösteren bir kurum olarak faaliyetlerimizi kalite standartları çerçevesinde yürütüyor ve çevre dostu uygulamalar kapsamındaki sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Kurum kültürümüzün bir parçası olarak benimsediğimiz sürdürülebilirlik anlayışımız gereği, sadece konut projelerimizde değil, yakın çevrelerinin de yaşam kalitesinin yükselmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bu bilincin sektörde yaygınlaşması için de gerek özel sektör olarak gerekse sivil toplum kuruluşları içerisinde aktif görev alarak çaba harcıyoruz. Bu anlayışa paralel olarak en yüksek kaliteyi en uygun fiyatlarla sunmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizin projelerimize göstermiş olduğu yoğun ilgi ve beğeni, yılların getirdiği güçlü bağların ve güvenin doğal bir sonucu. Bu yüzden Soyak markasını, uzmanlık, kurumsallık, çevreye duyarlılık ve liderlik değerleri ile örtüştürebiliriz.

ÖDÇ: Müsterilerinize sunduğunuz konutlarla yaşamlarında nasıl bir donuşum yapmayı hedefliyorsunuz? Soyak projeleri diğer projelerle rekabette hangi noktalarda güçlu?

EÇ: Soyak olarak, tüm projelerimizi müşterilerimizin yaşamlarını kolaylaştıracak ve sürdürülebilir yaşam niteliğine uygun tasarlıyoruz. Yeni nesil yaşam alanlarıyla, teknolojiden peyzaj tasarımına ve çevreci uygulamalara kadar pek çok alanda beklentilere uygun bir anlayışı hayata geçiriyoruz. Projelerimizi, ulaşımın kolay olduğu merkezi bölgelere inşa ederek, müşterilerimizin şehirden uzaklaşmadan keyifli bir yaşam sürmelerini sağlıyoruz. Tüm bunların yanında, daire sahiplerinin tasarruflu bir yaşama adım atmalarını sağlayacak özellikteki donanımları projelerimizde kullanıyoruz.

Özellikle son projemiz olan Soyak Siesta'ta Akdeniz kültürünü yansıtan peyzaj tasarımı, doğayı günlük yaşamın bir parçası haline getirirken, enerji verimliliği ve tasarruf sağlayan uygulamalar, ısınma ve aydınlatma masrafları konusunda önemli avantajlar sağlayacak. Peyzaj tasarımında da sürdürülebilirlik anlayışını devam ettiren projede, kaktüs bahçeleri, palmiye, zeytin ağaçları, İzmir mimozası gibi renkli bitki örtüsü yer alıyor. Yeni nesil aydınlatma sistemlerinde LED teknolojisi kullanılıyor. Soyak Siesta terasındaki çim alan ise, sakinlerin güneşlenmesi ve sosyal kullanım amaçlı planlandı. Projede planlanan ticaret merkezi, sakinlere günlük ihtiyaçlarını karşılama imkanı sunarken spor alanları, yüzme havuzları, çocuk oyun alanları, sosyal tesisler, açık ve kapalı otoparklar ise yaşam kalitesine destek olan unsurlar olarak yer alıyor. Soyak Siesta, İzmir çevre yoluna direkt bağlantı, metro ve alışveriş merkezlerine yakınlığı ile de daire sahiplerinin yaşamlarını kolaylaştırıyor.

ÖDÇ: Satış sonrasında Soyak müşterileri ile bağlantılarını ne şekilde koruyor ve geliştiriyor? Soyak söz konusu olduğunda müşteri sadakati ne düzeyde?

EÇ: Satış sonrasında çağrı merkezimiz aracılığıyla müşterilerimiz ile bağlantılarımızı devam ettiriyoruz. Çağrı merkezimizin Müşteri Hizmetleri tarafında müşterilerimize iki yönlü hizmet verilmektedir. Birincisi, satış sonrası müşteri hizmetleridir. Bu hizmetimiz, satış sözleşmesinin imzalanmasından hemen sonra devreye giren ve teknik konular dışında tüm konularla ilgili müşterilerimizin bilgilendirilmesini içerir.

İkincisi ise, teslim sonrası müşteri hizmetleridir. Bu hizmetimiz ile daire teslimlerinden sonra müşterilerimize teknik konularda hizmet verilir.

Müşteri profilimizin sadık müşterilerden oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Örneğin, İstanbul'daki Soyak Yenişehir projemizden veya İzmir'deki Soyak Mavişehir'den daire sahibi olan bir müşterimizin yine İzmir'deki Soyak Siesta projemizden yatırım amaçlı daire aldığını da görüyoruz. Buradaki temel nokta, müşterilerimizin yıllardır bildiği ve bizzat yaşadığı Soyak kalitesine güvenmesidir. Yarattığımız çağdaş yaşam alanlarıyla, yaklaşık 50 yıldır sektördeki kalite anlayışımız, kazandığımız güven ve beğeni önümüzdeki projeler için en büyük motivasyon kaynağımız.

ÖDÇ: Genelde İstanbul ve İzmir'de üretimde bulunan Soyak farklı şehirlere ve lokasyonlara odaklanmayı düşünüyor mu?

EÇ: İzmir'de konut projesi geliştirmeye, İstanbul dışına çıkmak üzere yaptırdığımız araştırmalara dayanarak başladık. Soyak'ın Anadolu'ya açılmasıyla ilgili çalışmaları İzmir ile sınırlı kalmayacak. Yatırım imkanlarını araştırdığımız şehirler arasında Eskişehir, Gaziantep, Denizli, Bursa, İzmit, Antalya ve Malatya gibi şehirler de yer alıyor.

ÖDÇ: Soyak ofis projelerinde getirmek istediğiniz yenilikler ve hedefler neler?

EÇ: Türkiye'de ofis piyasası denilince daha çok akla İstanbul ofis piyasası geliyor. İstanbul ofis piyasasında da bile sınırlı arz bulunmaktadır ki dünya standartlarında A sınıfı ofis kabul edilebilecek olanlar daha da sınırlı. Bu nokta da Soyak olarak dünya standartlarında A sınıfının da ötesinde kabul edilebilecek bir ofis yatırımları yapmaya hazırlanıyoruz. Profesyonel mülk yönetimi ve işletme yönetimi ile şirketlere 5 yıldızlı hizmetlerin sunulacağı böylelikle, şirketlerin kendi profesyonel işlerine odaklanma imkanı sunmayı hedefliyoruz. Çalışanların mutlu ve rahat bir çalışma ortamında çalışmalarına yönelik olarak ofis projelerinde bir takım ayrıcalıklar planlamaktayız: kafeterya alanları, dinlenme ve toplantı alanları, modern ekipmanlarla donatılmış spor salonu, kuaför, seyahat acentesi, kuru temizleme gibi günlük ihtiyaçların karşılandığı alanlar ile iş yaparken kullanılacak olan üstün hizmetler de planlanıyor. Örneğin, son teknolojiyi kullanan toplantı ve konferans salonları ve ofis alt yapısı, verimli kullanılabilen kat planları, kosiyeraj servisi, yemek ve oda servisi, medikal servisler, araç yıkama ve vale park sistemi gibi.

Ayrıca ofis projelerimizde çevrenin korunmasına ve enerji tasarrufuna yönelik olarak; su gereksinimini, minimize etmek, yenilenebilir enerji kaynağı kullanımı da dahil olmak üzere enerji verimliliği, iç mekanların hava kalitesinde iyileştirmeler, atık miktarının azaltılması ve atık yönetimi ve toplu taşıma araçlarının kullanımına yönelik çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Levent'te yapmayı planladığımız ofis projesi için LEED Silver ön sertifikasını almış durumdayız.

ÖDÇ: Gayrimenkul sektorü dısındaki diger faaliyet alanlarınızla (enerji, çimento ve döküm) nasıl bir sinerji oluşturuyorsunuz? Diger alanlarda da faaliyette bulunmanız gayrimenkul bacagını nasıl güclendiriyor?

EÇ: Soyak olarak, faaliyet gösterdiğimiz sektörler olan Gayrimenkul, Enerji, Çimento-Hazır Beton ve Döküm'de, yatırımlarımızı, üretimimizi ve hizmetlerimizi uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda sürdürmeye devam ediyoruz. Bu alanlarda sahip olduğumuz uzmanlık, gayrimenkul alanındaki çalışmalarımızda bize önemli avantajlar sağlıyor. Enerji alanında, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak üzere yapılanmış bulunuyoruz. Dengeli bir üretim portföyü oluşturup, 2014 yılına kadar 1 milyar USD'lik yatırımla ulusal piyasada en büyük oyunculardan biri olma vizyonuna sahip olarak çalışmalarımızı hayata geçirirken, bu alandaki birikimimizi gayrimenkul alanına da yansıtıyor, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu sağlayan uygulamalarla projelerimizi geliştiriyoruz. İstanbul'da Hadımköy'den Tuzla'ya uzanan bir coğrafyada, 6'sı Avrupa yakasında, 4'ü de Anadolu yakasında olmak üzere, toplam 10 adet hazır beton tesisine sahip bir kurum olarak, kalite hedeflerimiz doğrultusunda, AR-GE ve optimizasyon bölümümüzdeki arkadaşlarımız yeni hammaddeler, beton kimyasal katkıları ile ilgili araştırmalar yapmak suretiyle çalışıyor. Çimento alanında; yıllık 1,5 milyon ton satış gerçekleştirme hedefiyle ilerliyoruz. Bütün bu faaliyetler, kaliteli ve doğa dostu malzeme kullanımı konusunda da bizi ön sıralara taşıyor.

ÖDÇ: Konut üretimi sırasında arsanın yolunu, kanalizasyonunu, temiz suyunu, doğal gazını belediye yerine inşaat şirketleri üstleniyor. Maliyetlerin artmasıyla alıcıları da olumsuz etkileyen bu durum konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu yükün sizlerin üzerinden kalkması konut fiyatlarında ne kadarlık bir ucuzlamaya beraberinde getirir?

EÇ: Yol, kanalizasyon, yağmur suyu, içme suyu temini, elektrik, doğal gaz temini gibi işler; bu alt yapıyı yapması gereken ilgili idarelerin (Belediyeler, sular idaresi, elektrik, doğal gaz) sorumluluğunda olmasına rağmen, yatırım programlarında da olmaması nedeniyle inşaat şirketlerinin üzerinde kalıyor. 5 km'den enerji, 3 - 4 km'den su getirdiğimiz projemiz oldu. Proje çevresi yolları yapmak zorunda kaldığımız gibi, bu yollara ulaşan yollarında yapımlarını üstlendiğimiz projelerimiz var. Mevcut mevzuata görede bu yol, su, enerji ve doğal gaz tüm alt yapıları hazır arsalarda yapılan projelerde de daha önce yapılmış alt yapı için katılım bedelleri alınmak suretiyle bu maliyet yine inşaat şirketlerine yüklenmektedir.

Alt yapı maliyeti bu nedenlerle çok farklılık arzetmekte olup,küçük çaplı bir projede yol, kanalizasyon, su, elektrik, doğal gaz alt yapı işleri, asgari 35-40 TL /m2 maliyeti bulmaktadır.

ÖDÇ: İstanbul'a tepeden baktığınızda gördüğünüz manzara size ne anlatıyor? Size İstanbul'u dönüştürme yetkisi verilse şu anki manzaranın hangi detayları değişime uğrardı?

EÇ: İstanbul gibi binlerce yıllık kültür mirasına sahip, dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde konumlanmış bir kentte, şehir planlamacılarının, mimarların, merkezi otoritenin ve gayrimenkul şirketlerinin sorumluluğu bir kat daha artıyor. Kentin sağlıklı gelişimi için aldığı göçe paralel olarak sağlam bir altyapı ve ulaşım ağının oluşması çok önemli. Uzun vadeli planların bu eşsiz kentin geleceğinde hayati bir önemi var. Kentin kültürel değerlerini ve mimari estetiği korumaya odaklı bölgesel imar planlarıyla sağlıklı yapılaşma için gerekli şartlar oluşturulurken, doğanın dengesini gözeten, kenti bölgesel olarak mercek altına alacak emisyon planlarıyla, aşılamayacak emisyon miktarlarının belirlenmesi gibi yeni uygulamaların da standart hale gelmesi gerekiyor.

ÖDÇ: Özellikle bugün dar gelirli için fazla bir şey yapamayan gayrimenkul sektörünün onde gelen bir ismi olarak devlet - hükümetin gecekondu sorununa çare üretilememesinin nedenleri nelerdir? İstanbul'da 200 bini aşan sayıdaki gecekondulardan kurtulmanın maliyeti sizce nedir? Nasıl bir yöntem gelistirilebilir?

EÇ: Türkiye'nin içinde bulunduğu tabloya baktığımızda gayrimenkul alanında büyük eksikliklerle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. GYODER'in raporuna göre her yıl 600 bine yakın yeni konut ihtiyacının bulunduğu ülkemizde, sağlıklı konut politikalarının hayata geçirilmesi ve projelerin çağdaş yaşama uygun uluslararası çevre standartlarında gerçekleştirilmesi için özel sektörün, sektörel kuruluşlar ve merkezi yönetimin işbirliği büyük önem taşıyor.

Sektörün ihtiyacı olan uzun vadeli konut politikalarının vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi, ülkemiz için öncelikli bir konudur. Şehircilik ilkelerini gözeterek, imar planlama çalışmaları yaparak, kamu arazilerinin değerlendirmeye çalışılması gerekmektedir. Arsa payından ve malzemeden alınan KDV oranının düşürülmesi, ruhsat, iskan, tapu gibi harçlarda bir takım indirimlere gidilmesi, satış sözleşmesinden damga vergisi alınmaması gibi teşvikler de önem taşıyor.

Büyük şehirlerde gayrimenkul yatırımlarına olan talebi dikkate aldığımızda, uzun vadeli konut politikalarının sektörün gelişimi için gerekliliği daha da çok hissedilecek. Önümüzdeki yıllarda bu yönde kaydedilecek ilerleme, 50 yıl sonranın gayrimenkul atmosferinde de belirleyici olacak. Şehircilik ilkelerini gözeterek, imar planlama çalışmaları yaparak, kamu arazilerinin değerlendirmeye çalışılması öncelikli konudur. Bu kapsamda finansman maliyetlerinin azaltılması yönünde alternatif yöntemler geliştirip, iş gücü ve iş süreçlerini yeniden gözden geçirerek maliyet optimizasyonu sağlamak konusunda da çalışmaların bir taraftan yürütülmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Yine GYODER'in raporuna göre, ihtiyaç sahiplerinin ancak yüzde 20' sinin ev alabilecek maddi güce sahip olduğu göz önüne alınarak, dar ve orta gelirlilere yönelik projelerin hayata geçirilmesi için STK'lar, şehir planlamacıları, mimarlar, akademisyenler ve kamu ile özel sektör bir araya gelerek çalışmaları, yine ülkemizin kazancı olacaktır.

ÖDÇ: Konutların mimari ve peyzaj özelliklerinin insan yaşamında duygusal, zihinsel ve fiziksel etkileri sizce neler? Siz bir mekanda en çok neden etkilenirsiniz? Kendi yaşam alanlarınızı neye göre seçersiniz?

EÇ: Modern yaşamın yükünün giderek arttığı, zaman kavramının hız ile özdeşleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Fonksiyonelliği ön plana çıkaran, doğa dostu uygulamalarla sürdürülebilir yaşamı destekleyen, mimari estetiği konforla buluşturan kaliteli yaşam alanlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri tartışılmaz. Kendi yaşam alanlarımızda dikkat ettiğimiz bu özellikler, aynı zamanda Soyak'ın projelerinde ön plana çıkıyor. Yeni nesil yaşam anlayışının gerekliliklerini yerine getiren bu yaklaşımla, sektörde önemli bir misyona sahip çıkıyoruz.

Konuyla İlgili Linkler
  • Emre Çamlıbel ile Söyleşi

  • Söyleşi Arşivi
    Dönem içindeki gerçekleştirilen söyleşilerin listesi aşağıdadır. Ayrıtılarına ulaşmak istediğiniz söyleşiyi listeden seçiniz